İçeriğe geç

7.4 · Seviye 2 · Zihnin Mekanizmaları

Hazırlama etkisi: Gerçekler, abartılar ve çöken deneyler

Bu dersin sonunda: hangi hazırlama bulgularının çöktüğünü ve neyin geçerli kaldığını ayırır.

İkna Psikolojisi Akademisi — Modül 7, Dikkat ve Ön-İkna · 1.834 kelime · ≈ 8 dk okuma · 12 dk dinleme · Kanıt: Çürütüldü

Daha önce görmüştük: 7.2 Ön-ikna: Mesajdan önceki an her şeyi değiştirir

Derslerdeki kişiler ve sahneler kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir.

Soğuk açılış

Belçika'da bir üniversite binası. Öğrenciler bir kelime alıştırması yapıyor; bazılarının listesinde yaşlılığı çağrıştıran kelimeler var. Alıştırma bitince koridordan yürüyüp çıkıyorlar. Koridorun iki ucunda, görünmeyen yerlerde iki kızılötesi algılayıcı duruyor ve yürüyüş süresini saniyenin yüzde biri hassasiyetle ölçüyor. Yüz yirmi öğrencinin sonuçları toplanıyor. Yaşlılık kelimeleri okuyanlar ile okumayanlar arasında yürüyüş süresinde fark yok. Sosyal psikolojinin en ünlü deneylerinden biri, kronometreyi bir insanın elinden alıp bir makineye verince ortadan kayboluyor.

Sahne

Kaan'ın planı tek cümlelik bir plandır: Necmi Bey'in geleceği toplantı küçük salonda yapılacak, salonun duvarları da hızı ve atılımı anlatan fotoğraflarla kaplanacaktır. Koşan atlar, otoyolda akan ışıklar, yükselen bir grafik. "Okudum," der Kaan, "insanlar yaşlılıkla ilgili kelimeler okuyunca daha yavaş yürüyormuş. Biz de tersini yapacağız. Necmi Bey odaya girdiği anda karar vermeye hazır olacak."

Deniz deneyi bir yerden hatırlar ama nereden hatırladığını çıkaramaz. O akşam aramaya başlar. Önce özgün çalışmayı bulur: John Bargh ve arkadaşlarının 1996 tarihli deneyi. Sonra, onu yeniden deneyen ekibin 2012 tarihli makalesini. Elif'e gönderir; veriyle uğraşan biri olarak Elif'in ilk sorusu yöntemle ilgilidir: "Özgün deneyde yürüyüşü kim ölçmüş, nasıl ölçmüş?"

Ertesi gün Deniz bunu Kaan'a anlatır. Belçikalı ekip yürüyüşü bir makineyle ölçtüğünde fark bulamamıştı. Ama ikinci bir deneyde, ölçümü yapan deneycilerin bir kısmına katılımcıların yavaşlayacağını söylemişlerdi; bu deneycilerin elle tuttuğu kronometre süreleri yavaşlama gösteriyordu. Etki, katılımcının zihninden çok ölçenin beklentisinden geliyor gibiydi.

Kaan bir süre susar. "Peki hiç mi işe yaramıyor?" Deniz'in cevabı ikiye ayrılır. Bir kelimenin, onunla ilgili başka kelimeleri tanımayı hızlandırdığı sağlam bir bulgudur. Bir soru sırasının hayat memnuniyeti cevabını kaydırdığını 7.3'te görmüşlerdi. Ama bir duvar fotoğrafının bir yöneticiyi fark ettirmeden daha hızlı karar verir hâle getirmesi, bu bulgulardan çok uzak bir iddiadır.

Toplantı salonunun duvarları boş kalır. Masanın üstüne Füsun Hanım için hazırlanan maliyet tablosu konur; Füsun Hanım ilk kez bu toplantıya katılacaktır.

Kavramın adı

Kaan'ın okuduğu deney ve Deniz'in ayrımı, bu dersin üç kavramını taşıyor.

Bu genel tanımın altında birbirinden çok farklı güçte iki iddia ailesi yaşıyor.

İlki bilişsel psikolojinin en sağlam bulgularından biridir; ikincisinin en ünlü örnekleri tekrarlarda çöktü. Kaan'ın hatası, ilkinin güvenilirliğini ikincisine ödünç vermekti. Ön-iknayı işlediğimiz 7.2, bir ayar düğmesi değil bir bakış açısı sunmuştu; nedeni buydu: o dersin vardığı yer, söze girişin dinleyiciyi bir yöne çevirdiğiydi; girişin dinleyiciyi kendisi bilmeden yönettiği iddiası ise bu dersin konusudur.

Perde arkası

Bu çöküşün bir tanığı da hazırlama çalışmalarını en geniş kitleye taşıyan isimdir. Daniel Kahneman, Hızlı ve Yavaş Düşünme kitabının bir bölümünü bu çalışmalara ayırmıştı. 2012'de hazırlama araştırmacılarına yazdığı açık mektupta alanın büyük bir güven sorunuyla karşı karşıya olduğunu yazdı ve bağımsız tekrarlar istedi. Birkaç yıl sonra da, kitabındaki o bölümde küçük örneklemli çalışmalara gereğinden fazla güvendiğini kamuoyu önünde kabul etti. Bu krizin genel hikâyesi, yani neden bu kadar çok bulgunun tekrarlanamadığı, 34.4'te ele alınacak.

Yaygın yanılgı

Yaygın yanlış"Hazırlama çöktüyse, mesajdan önce yapılan hiçbir şeyin önemi yoktur."
Doğrusu

Bu, bir abartıdan öbür abartıya kaçmaktır. Çöken, bir duvar fotoğrafının ya da bir kelime listesinin karmaşık davranışları fark ettirmeden yönettiği iddiasıydı. Ayakta kalan, insanın o an aklında olanla yargıda bulunduğu gözlemidir; 7.3'teki soru sırası deneyi bunun bir örneğiydi. Ama orada akla getirilen şey, değerlendirilen konunun kendisiyle ilgiliydi ve kişi onun üzerine düşünüyordu. Söze girişin gücü, duvara asılan bir çağrışımdan değil, o anda konuşulan şeyin içeriğinden gelir.

"Bir deney ünlü bir dergide yayımlandıysa ve bir kitapta anlatıldıysa, sağlamdır." Yürüyüş deneyi bin dokuz yüz doksanlardan bu yana binlerce kez alıntılandı, ders kitaplarına ve popüler kitaplara girdi. Bunların hiçbiri onun bağımsız bir tekrardan geçtiği anlamına gelmiyordu. Bir bulgunun ne kadar ünlü olduğu ile ne kadar sağlam olduğu iki ayrı sorudur; ikincisinin cevabı, başka bir ekibin aynı sonucu bulup bulmadığına bakılarak verilir.

Hayatın içinden

Gölge ve kalkan

Hazırlamanın gölgesi, çöken bir bulgunun hâlâ satılmasıdır. Osman Bey'e gelen duvar paketi, Cengiz Bey'in eski slaytı, Emine'nin izlediği video ve Kaan'ın toplantı salonu fikri aynı kaynaktan besleniyordu: bir zamanlar etkileyici görünen, sonra tekrarlarda çöken deneylerden. Bu iddiaları satan kişi çoğu zaman kötü niyetli değildir; Kaan da Necmi Bey'i kandırmak istemiyordu. Ama bir dinleyiciyi fark ettirmeden yönlendirmeye çalışmak, işe yarasaydı bile dinleyicinin bilgisi dışında bir hamle olurdu; işe yaramadığında ise geriye yalnızca boşa harcanmış bir hazırlık ve zedelenmiş bir güven kalır.

Gölgenin daha ince bir biçimi de var: ikna eden kişinin kendini kandırması. Doyen ve arkadaşlarının ikinci deneyi, yavaşlama bekleyen deneycilerin yavaşlama gördüğünü gösterdi. Bir hilenin işe yaradığına inanan biri, onun işe yaradığı anları fark eder, yaramadığı anları unutur.

Kalkan, Ayşe Abla'nın defteridir: bir iddiayı denemeden önce neyin değişeceğini yazmak, sonra saymak. İkinci kalkan Cengiz Bey'in cümlesidir: bir bulguyu aktarmadan önce, başka bir ekibin onu bulup bulmadığına bakmak. Üçüncüsü Osman Bey'in sorusudur: "Bunun dayandığı araştırma nedir?" Cevap bir müşteri yorumuysa, bu bir araştırma değildir.

İKNA etiketi ve Ayna Testi

Kredi kapısı bu dersin kapısıdır, çünkü çöken bir bulguyu kullanmak, onu kullanan kişinin güvenilirliğini de yanında götürür. Cengiz Bey'in slaytını soran katılımcı, slayt düzeltilmeseydi eğitimin geri kalanına da şüpheyle bakacaktı. Slaytı düzeltip çöküşü anlatmak ise Cengiz Bey'in kredisini artırdı: dinleyiciler onun, kendi kullandığı bir örneği bile sorgulayabildiğini gördü. Toplantı salonuna Füsun Hanım'ın maliyet tablosunu koymak da aynı kapıdan geçer; bir finans müdürü, duvardaki fotoğrafları değil, tablodaki sayıları tartacaktır.

Ayna Testi Kaan'ın fikrini açıkça sınar. "Duvarlara hız çağrıştıran fotoğraflar astık, çünkü bunların sizi fark ettirmeden daha hızlı karar vermeye iteceğini düşündük" cümlesini Necmi Bey'e söylemek mümkün değildi; Kaan bunu duyunca kendisi de güldü. Masaya konan tablo ise tek cümleyle anlatılabilirdi: "Füsun Hanım'ın soracağı her şeyi önceden hesapladık."

Bugünün görevi

Kapanış

Üç cümlede

  1. Hazırlama etkisi, bir uyarıcının sonraki bir uyarıcının algılanmasını fark edilmeden etkilemesidir; ama bu başlığın altında çok farklı güçte iki iddia ailesi vardır.
  2. Anlamsal hazırlama yarım yüzyıldır tekrarlanan sağlam ama küçük bir etkidir; yaşlılık kelimelerinin yürüyüşü yavaşlattığı ya da para hatırlatmalarının siyasi görüşü değiştirdiği gibi davranışsal hazırlama iddiaları ise tekrarlarda çöktü.
  3. Kalkan, bir iddiayı aktarmadan önce bağımsız tekrarını aramak ve denemeden önce neyin değişeceğini yazıp saymaktır.

Mini test

  1. Doyen ve arkadaşlarının ilk deneyi, özgün yürüyüş deneyinden hangi ölçüm farkıyla ayrılıyordu ve ne buldu?
  2. Aynı ekibin ikinci deneyi, etkinin kaynağı hakkında neyi düşündürdü?
  3. Anlamsal hazırlama ile davranışsal hazırlama arasındaki fark nedir?
  4. Rohrer ve arkadaşlarının para hatırlatması tekrarları ne gösterdi?
  5. Kaan'ın toplantı salonu fikri Ayna Testi'nden neden geçemedi?

Yanıtlar

  1. Yürüyüş süresini bir insanın elindeki kronometreyle değil, koridorun iki ucundaki kızılötesi algılayıcılarla ölçtü ve yüz yirmi öğrenciyle çalıştı. Yaşlılık kelimeleri okuyan öğrencilerle okumayanlar arasında yürüyüş süresinde bir fark bulamadı.
  2. Deneycilerin bir kısmına katılımcıların yavaşlayacağı söylendiğinde, bu deneycilerin kronometreyle tuttuğu sürelerde yavaşlama görüldü. Bu, etkinin bir kısmının katılımcıların zihninden değil, deneyi yürüten ve ölçen kişinin beklentisinden geldiğini düşündürdü.
  3. Anlamsal hazırlama, bir kelimenin anlamca yakın kelimelerin daha hızlı tanınmasını sağlamasıdır; sağlamdır ama küçük ve kısa sürelidir. Davranışsal hazırlama, belli belirsiz bir kavramın karmaşık bir davranışı fark ettirmeden değiştirdiği iddiasıdır; en ünlü örnekleri tekrarlarda çöktü.
  4. Para hatırlatmasının eşitsizliğe ve serbest piyasaya desteği artırdığını bildiren dört etkiyi büyük örneklemlerle yeniden denediler ve hiçbirini bulamadılar. Aynı makalenin ilk deneyi, otuz altı laboratuvarlı bir ortak projede de yalnızca bir laboratuvarda çıktı.
  5. Çünkü fikir, Necmi Bey'e açıkça söylenemeyecek bir amaca dayanıyordu: onu fark ettirmeden daha hızlı karar vermeye itmek. Bunu açıklamak, hamlenin kendisini boşa çıkarırdı; masaya konan maliyet tablosu ise tek cümleyle ve olduğu gibi anlatılabiliyordu.

Merak kancası

Füsun Hanım'ın katıldığı toplantı Deniz'in beklediğinden kısa sürer. Füsun Hanım tabloyu inceler, iki soru sorar ve "Bir rakam eksik," der, "ama hangisi olduğunu Necmi Bey'le konuştuktan sonra söyleyeceğim." Toplantı biter; Deniz o gece eksik rakamın ne olduğunu düşünmekten uyuyamaz. Ertesi sabah Kaan aynı cümleyi bir satış e-postasının konu satırına koymayı önerir. 7.5'te merak boşluğuna bakacağız: bir bilginin eksik olduğunu bilmek, insanı neden o bilgiyi aramaya zorlar?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.