İçeriğe geç

5.8 · Seviye 1 · Uyanış

İlkeler çatıştığında: Hangisi kazanır?

Bu dersin sonunda: iki ilkenin çatıştığı bir durumda hangisinin baskın çıkacağını tartışır.

İkna Psikolojisi Akademisi — Modül 5, Etkinin Yedi Evrensel İlkesi · 2.121 kelime · ≈ 10 dk okuma · 14 dk dinleme · Kanıt: Akademi

Daha önce görmüştük: 5.1 Karşılıklılık: Bedava kurabiyenin gizli bedeli, 5.2 Bağlılık ve tutarlılık: Küçük bir "evet" nasıl büyük bir "evet"e döner?, 5.3 Sosyal kanıt: Kalabalık nereye, biz oraya, 5.4 Otorite: Önlük, unvan ve üniformanın gücü, 5.5 Sevme: Sevdiğimiz insana "hayır" demek neden zor?, 5.6 Kıtlık: "Son 3 ürün" ve kaçırma korkusu, 5.7 Birlik: "Biz" duygusunun gücü

Derslerdeki kişiler ve sahneler kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir.

Soğuk açılış

Bir müzeye gitmeyi düşünüyorsun. Afişte iki ayrı cümleden biri yazıyor: "Her yıl bir milyondan fazla ziyaretçi" ya da "Yalnızca sınırlı bir süre için açık." Hangisi seni daha çok çeker? Bir araştırma ekibi bu soruyu sordu ve cevabın, afişe bakmadan hemen önce ne hissettiğine bağlı olduğunu buldu. Korku hisseden insanları kalabalık çekti; az bulunur olan onları itti. Romantik bir istek içindeki insanları ise az bulunur olan çekti; kalabalık onları itti. Aynı iki cümle, iki ayrı ruh hâlinde birbirinin tersi gibi çalıştı. İlkeler bir araç kutusu değil; birbirine karşı da işleyebilen kuvvetler.

Sahne

Mola özelliği için tasarım toplantısı çevrim içi yapılır. Ekranda Arif Usta, gece vardiyasından iki şoför, Ankara deposunun müdürü ve şirketten üç kişi vardır: Hülya Hanım, Deniz ve Kaan.

Şoförler ilk sözü alır. Gece vardiyasından genç bir şoför, anketteki açık uçlu cevapları sayar: "Kırk iki kişiden on dokuzu molayı kendi seçmek istiyor. Herkes aynı şeyi söylüyor." Arif Usta başını sallar.

Depo müdürü söz alır ve sakin bir sesle bir şey hatırlatır: ağır vasıta şoförleri için sürüş sürelerine ve zorunlu molalara dair yasal kurallar vardır. Belirli bir süre kesintisiz sürüşten sonra mola zorunludur ve bu kural, şoförün tercihine bırakılamaz. "Molayı tamamen şoförün seçmesine izin verirsek, bir denetimde ceza yeriz. Daha önemlisi, yorgun bir şoför kaza yapar."

Toplantıda gerilim yükselir. Şoförlerin çoğunluğu bir yöne, mevzuatı bilen tek kişi öbür yöne çekiyor. Kaan bir çözüm önerir: "Şoförlere 'Arif Usta da bu düzeni onaylıyor' dersek, itiraz etmezler." Arif Usta ekranda kaşlarını kaldırır; henüz hiçbir şeyi onaylamamıştır.

Deniz bir süre not alır ve sonra bir soru sorar: "Herkes neyi istiyor, tam olarak?" Konuşma açıldıkça bir şey ortaya çıkar. Şoförlerin istediği, molanın olup olmaması değildir; molanın öğlen sıcağında, trafiğin en yoğun saatinde ya da bir teslimatın ortasında denk gelmemesidir. Depo müdürünün söylediği ise molanın süresi ve sıklığıdır, saatin kendisi değil.

Hülya Hanım iki şeyi birleştirir: "Mevzuatın belirlediği aralıkları sistem zorunlu tutar. O aralık içinde molanın tam saatini şoför seçer." Depo müdürü bunun kurallara uygun olduğunu söyler. Şoförler kabul eder. Kaan'ın önerisi konuşulmadan kalır; Arif Usta toplantının sonunda kısaca ekler: "Benim adımı kimseye bir şey yaptırmak için kullanmayın. Ama bu düzeni gerçekten beğendim, isterseniz bunu söylerim."

Kavramın adı

Toplantıda olan şey, bu modülün altı ders boyunca tek tek gördüğümüz ilkelerin bir anda karşı karşıya gelmesiydi:

Bu modülü tek tek ilkelerle kurduk: 5.1'de karşılıklılık, 5.2'de tutarlılık, 5.3'te sosyal kanıt, 5.4'te otorite, 5.5'te sevme, 5.6'da kıtlık, 5.7'de birlik. Ama gerçek hayatta ilkeler nadiren tek başına gelir. Mola toplantısında sosyal kanıt ile otorite çatıştı; Kaan'ın önerisi bu çatışmayı sevmeyle, yani Arif Usta'nın adına duyulan sevgiyle çözmeye çalıştı.

Bu dersin sorusu "hangisi kazanır?" Bu soruya genel bir cevap vermek mümkün değil ve dürüst olmak gerekirse, ilkeleri doğrudan karşı karşıya getiren araştırmalar azdır. Bu yüzden bu ders, araştırmaların gösterdiği bir şeyle ve akademinin önerdiği bir okuma biçimiyle ilerliyor. Araştırmaların gösterdiği şey şu: hangi ilkenin ağır basacağı, dinleyicinin o anki durumuna bağlıdır. Akademinin önerdiği okuma ise şu: her ilkeyi, o karar için taşıdığı bilgiye göre tart.

Mola toplantısında bu okuma işe yaradı. Kalabalığın sesi bir bilgi taşıyordu: şoförler hangi saatlerde molaya ihtiyaç duyduklarını en iyi bilen kişilerdi. Depo müdürünün sesi de bir bilgi taşıyordu: yasal sınırları ve güvenliği en iyi o biliyordu. İki ilke aynı soruya değil, iki ayrı soruya cevap veriyordu. Çatışma, sorular ayrıştırıldığında çözüldü. Kaan'ın önerdiği sevme ise hiçbir bilgi taşımıyordu; yalnızca bir adı kullanıyordu.

Perde arkası

Yazarlar bu sonucu evrimsel bir açıklamayla yorumladı. Korku, insanı kalabalığın içinde kalmaya, sürüden ayrılmamaya iter; tehlike anında başkalarının yaptığını yapmak güvenlidir. Romantik istek ise insanı öne çıkmaya, farklı olmaya iter; bu durumda herkesin sahip olduğu bir şey çekiciliğini yitirir, az bulunan bir şey ise öne çıkmanın aracı olur. Bu açıklamanın evrimsel kısmı tartışmaya açıktır; ama bulgunun kendisi bu ders için önemli bir şeyi gösterir: aynı ilke, dinleyicinin o anki durumuna göre güçlenebilir ya da ters tepebilir.

Mola toplantısında da dinleyicilerin durumu belirleyiciydi. Şoförler öğlen sıcağından ve denetim cezalarından endişeliydi; bu endişe onları birbirlerinin sesine, yani kalabalığa yöneltiyordu. Depo müdürünün uyarısı ise aynı endişeye başka bir yerden dokunuyordu: kaza ve ceza. İki ilke aynı duyguya iki ayrı yoldan seslendiği için birbirine karşı değil, yan yana durabildi.

İlkelerin hangisinin daha ağır basacağının kültürden kültüre de değişebildiği bilinir; bir kültürde sosyal kanıt, bir başkasında verilen sözle tutarlılık daha güçlü olabilir. Bu konu 34.1'de ele alınacak. Bu dersin önerdiği okuma biçimi ise, yani "her ilke bu karar için hangi bilgiyi taşıyor" sorusu, bir araştırma bulgusu değil, bu akademinin öğretim çerçevesidir.

Yaygın yanılgı

Yaygın yanlış"Yedi ilkenin bir sıralaması vardır; en güçlüsü her zaman kazanır."
Doğrusu

Bu inanç, ilkeleri bir güç sıralamasına koyma isteğinden doğar. Ama Griskevicius ve arkadaşlarının bulgusu, aynı ilkenin bir durumda en güçlü, başka bir durumda ters tepen olabildiğini gösterir. Sosyal kanıt korku anında çeker, romantik istek anında iter. Hangi ilkenin kazanacağını belirleyen, ilkenin kendisi değil, dinleyicinin o anki hâli ve ilkenin o karar için anlamıdır.

"Ne kadar çok ilke birleştirirsem o kadar ikna edici olurum." Mola toplantısında Kaan, sosyal kanıt ile otoritenin çatışmasını üçüncü bir ilkeyle, sevmeyle bastırmaya çalıştı. Sonuç tam tersi oldu: Arif Usta adının izinsiz kullanılmasına itiraz etti ve öneri masada kaldı. İlkeleri üst üste yığmak, onları fark ettirme ihtimalini artırır ve çoğu zaman güveni azaltır. Satıcının bu tuzağa nasıl düştüğünü Satış Akademisi ilkelerin geri teptiği anlar üzerinden anlatıyor.

Hayatın içinden

Gölge ve kalkan

İlke çatışmalarının gölge kullanımı, bir ilkenin direncini başka bir ilkeyle bastırmaktır. Kaan'ın önerisi bunun açık bir örneğiydi: sosyal kanıt ile otorite arasındaki gerilimi, şoförlerin sevdiği birinin adını kullanarak çözmeye çalıştı. Bu, gerilimi çözmek değil, gerilimin konusunu, yani gerçek soruyu, ortadan kaldırmaktı. Kimse molanın tam olarak ne olması gerektiğini konuşmadan, herkes Arif Usta'ya duyduğu güvenle ikna olacaktı.

Ayşe Abla'nın kuyruğundaki durum ise ters yönden bir örnektir. İki ilke aynı yöne işaret ettiğinde, yani kalabalık ile kıtlık birlikte "hemen ve çok al" dediğinde, bunları birlikte kullanmak çok kolaydır ve çok etkili olur. Ayşe Abla bu kolaylığı kullanmadı; iki ilkenin taşıdığı bilgiyi, yani gerçekten az domates kaldığını ve gerçekten çok insanın beklediğini, açıkça söyledi ve sınırı kendisi koydu.

Kalkan, ilkeler çatıştığında ya da üst üste bindiğinde her birine aynı soruyu sormaktır: bu ilke, bu karar için hangi bilgiyi taşıyor? Gülistan'ın "neye dayanarak?" sorusu, Hüsnü'nün adayların önerilerine bakması, Leman Hanım'ın doktorun sözünü eczacıya aktarması, hepsi bu sorunun hâlleriydi. Bir bilgi taşımayan ilke, yani yalnızca bir duygu ya da bir ad olarak gelen ilke, kararda ağırlık almamalıdır.

İKNA etiketi ve Ayna Testi

Neden kapısı ilkelerin çatıştığı yerdir, çünkü her ilke kendi nedenini getirir: kalabalığın nedeni, yetkilinin nedeni, sevilenin nedeni. Mola toplantısında Neden kapısı bir süre kilitlendi; iki güçlü neden birbirine karşı duruyordu. Kapıyı açan, nedenleri tartmak değil, her nedenin hangi soruya cevap verdiğini ayırmaktı: mevzuat sürenin sorusuna, şoförler saatin sorusuna. Ayrıştırılmış nedenler, bir araya gelince ikna edici bir karar üretti.

Ayna Testi, çatışan ilkeleri çözme biçimini sınar. Hülya Hanım'ın çözümü toplantıdaki herkese olduğu gibi açıklanabilirdi: "Yasanın istediği aralığı sistem korur, o aralık içinde saati siz seçersiniz." Bu açıklama şoförleri de depo müdürünü de rahatlatırdı. Kaan'ın önerisi ise açıklandığı anda çöktü; Arif Usta'nın kendisi, adının kullanılacağını duyunca itiraz etti. Bir ilkeyi başka bir ilkeyle bastıran bir çözüm, çoğu zaman tam da adı kullanılan kişinin itirazıyla dağılır.

Bugünün görevi

Kapanış

Üç cümlede

  1. Gerçek hayatta etki ilkeleri nadiren tek başına gelir; çoğu zaman aynı karar anında farklı yönlere işaret ederler ve bu akademi buna ilke çatışması diyor.
  2. Hangi ilkenin kazanacağı genel bir kuralla belirlenemez; Griskevicius ve arkadaşlarının çalışması, aynı ilkenin dinleyicinin duygusal durumuna göre güçlenebildiğini ya da ters tepebildiğini gösterdi.
  3. Akademinin önerdiği okuma, her ilkeyi o karar için taşıdığı bilgiye göre tartmaktır; çatışan ilkeler çoğu zaman iki ayrı soruya cevap verir ve sorular ayrıştırıldığında çatışma çözülür.

Mini test

  1. Griskevicius ve arkadaşlarının çalışmasında korku ve romantik istek, sosyal kanıt ile kıtlığın etkisini nasıl değiştirdi?
  2. Mola toplantısında sosyal kanıt ile otorite arasındaki çatışma nasıl çözüldü?
  3. Kaan'ın "Arif Usta da onaylıyor" önerisi neden bir gölge kullanımıydı?
  4. "Yedi ilkenin bir sıralaması vardır" görüşü neden yanlıştır?
  5. Gülistan'ın "neye dayanarak?" sorusu, ilke çatışmasını çözmede neden işe yaradı?

Yanıtlar

  1. Korku uyandırılan katılımcılarda sosyal kanıt reklamları daha ikna edici oldu, kıtlık reklamları ise ters tepti. Romantik istek uyandırılanlarda kıtlık daha ikna edici oldu, sosyal kanıt ters tepti. Yazarlar bunu korkunun insanı kalabalıkta kalmaya, romantik isteğin ise öne çıkmaya ittiğiyle açıkladı; açıklamanın evrimsel kısmı tartışmaya açıktır.
  2. İki ilkenin aynı soruya değil, iki ayrı soruya cevap verdiği görülerek. Mevzuat molanın süresini ve sıklığını belirliyordu; şoförler ise molanın saatinin öğlen sıcağına ya da yoğun trafiğe denk gelmemesini istiyordu. Hülya Hanım iki cevabı birleştirdi: yasal aralığı sistem korur, o aralık içinde saati şoför seçer.
  3. Çünkü sosyal kanıt ile otorite arasındaki gerilimi, şoförlerin sevdiği birinin adını kullanarak bastırmaya çalışıyordu. Bu, gerçek soruyu, yani molanın nasıl olması gerektiğini konuşmadan, herkesin Arif Usta'ya duyduğu güvenle ikna olmasını hedefliyordu. Üstelik Arif Usta henüz hiçbir şeyi onaylamamıştı ve adının kullanılmasına itiraz etti.
  4. Çünkü aynı ilke bir durumda en güçlü, başka bir durumda ters tepen olabilir. Griskevicius ve arkadaşlarının bulgusunda sosyal kanıt korku anında çekti, romantik istek anında itti. Hangi ilkenin kazanacağını ilkenin kendisi değil, dinleyicinin o anki durumu ve ilkenin o karar için taşıdığı bilgi belirler.
  5. Çünkü iki sesin taşıdığı bilgiyi ortaya çıkardı. Gruptaki annelerin cevabı başka annelerin anlattıklarıydı; doktorun cevabı aşının bilinen yan etkileri ve hastalığın riskleriydi. Soru, birlik ve sosyal kanıttan gelen sesi otoriteden gelen sesten ayırmadı; ikisinin de karara ne kattığını gösterdi.

Merak kancası

Toplantıdan sonra Arif Usta Deniz'e bir fotoğraf gönderir: Ankara çevre yolundaki büyük bir reklam panosu. Bir kamyon sigortası reklamıdır. Panoda bir eski ralli pilotunun yüzü, "Yüz bin şoför bize güveniyor" yazısı, "Bu fiyat yalnızca bu ay" uyarısı ve kocaman harflerle "Yolun ailesi" sloganı vardır. Arif Usta'nın notu kısadır: "Bunun kaç tanesini sen de görüyorsun?" 5.9'da bir reklamı yedi ilkeyle parçalayacağız ve her ilkeyi Ayna Testi'nden geçireceğiz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.