İçeriğe geç

4.1 · Seviye 1 · Uyanış

Ethos: Kim olduğun, ne söylediğinden önce konuşur

Bu dersin sonunda: konuşmacının karakterinin ikna yolu olarak nasıl çalıştığını örnekle açıklar.

İkna Psikolojisi Akademisi — Modül 4, Aristoteles'in Üçlüsü ve İKNA Modeli · 2.036 kelime · ≈ 9 dk okuma · 14 dk dinleme · Kanıt: Tarihsel

Daha önce görmüştük: 2.3 Aristoteles'ten Cicero'ya: Retorik bir bilime dönüşüyor

Derslerdeki kişiler ve sahneler kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir.

Soğuk açılış

Bir apartman toplantısında iki kişi aynı cümleyi kurdu: "Asansör bakımını bu ay ertelemeyelim." Birincisi, yıllardır aidatını geciktiren ve her toplantıda başka bir şeye itiraz eden komşuydu. Salonda kimse başını kaldırmadı. İkincisi, üçüncü kattaki emekli elektrik teknisyeniydi; bir hafta önce asansörün makine dairesine inmiş, halatların fotoğrafını çekmişti. Söz bittiğinde yönetici bakım firmasını aramak için telefonunu çıkarmıştı bile. Kelimeler aynıydı, sonuç tamamen farklıydı. Bu derste o farkın ikna bilimindeki ilk adına bakıyoruz.

Sahne

Perşembe öğleden sonra kargo firmasıyla görüntülü toplantı var. Müşteri, teslimin üç gün kayacağını bir gün önce öğrenmişti. Ekranın öbür ucunda firmanın operasyon direktörü Necmi Bey oturuyor; yüzünde açık bir hoşnutsuzluk.

Kaan söze girer. "Necmi Bey, öncelikle şunu söyleyeyim: bu proje bizim bu yılki en iddialı işimiz. Ekibimiz sektörün en iyilerinden. Ben on iki yıldır bu işin içindeyim, böyle gecikmeler her büyük projede olur, endişelenmenize hiç gerek yok." Necmi Bey başını sallar ama yüzü değişmez. Kısa bir sessizlik olur.

Sonra Necmi Bey kamerayı biraz yaklaştırır: "Hülya Hanım, siz ne diyorsunuz?"

Hülya Hanım notlarına bakmadan anlatır. "Rota modülü, aynı gün içinde ikinci kez adres değiştiren gönderilerde çöktü. Sizin depolarınızda bu oran düşük ama sıfır değil; hatayı tam o yüzden testte yakaladık. Düzeltmenin ilk kısmını bitirdik. Bilmediğim bir şey var: Ankara deposundaki eski barkod okuyucular yeni sürümle uyumlu mu, onu cuma sabahı göreceğim. Uyumlu değilse size aynı gün yazarım. Gecikme bizim ekibimize fazla mesai olarak dönüyor, yani bizim de işimize gelmiyor. Ama yarım çalışan bir modülü size teslim etmek, sizin şoförlerinize daha pahalıya patlar."

Necmi Bey'in yüzü yumuşar. "Tamam. Cuma akşamı bir satır yazın, yeter." Toplantı on dakika erken biter.

Deniz akşam Elif'le buluştuğunda olanı anlatır. "Kaan on iki yılından, ekibin en iyisi olmasından söz etti. Hülya Hanım bunların hiçbirini söylemedi. Ama adam ona inandı." Elif her zamanki sorusunu sorar: "Neye dayanarak inandı?" Deniz düşünür. "Hülya Hanım bu müşteriyle iki yıldır çalışıyor; Necmi Bey onu tanıyor." Elif başını sallar: "Bu bir kısmı. Ama bugün ekranda da bir şey yaptı. Ne bildiğini gösterdi, ne bilmediğini söyledi, kendi çıkarını açıkça masaya koydu. Kaan kendini anlattı, Hülya Hanım işi anlattı."

Kavramın adı

2.3'te Aristoteles'in retoriği bir inceleme konusuna dönüştürdüğünü ve onun ikna araçlarını üçe ayırdığı çerçevenin bu modülde ele alınacağını söylemiştik. Üçlünün ilk ayağı, Deniz'in ekranda gördüğü şeydir:

Aristoteles bu güvenilirliğin üç kaynaktan geldiğini yazar. Birincisi pratik akıldır, Yunanca adıyla phronesis: konuşmacının konuyu bildiği ve doğru yargıya varabildiği izlenimi. İkincisi erdemdir, arete: dürüst olduğu, bildiğini çarpıtmayacağı izlenimi. Üçüncüsü iyi niyettir, eunoia: dinleyicinin iyiliğini gözettiği izlenimi. Aristoteles'e göre dinleyici bu üçünden birinden şüphe ettiğinde konuşmacıya da şüpheyle bakar. Konuşmacı bilgisiz görünürse yanlış söyleyebilir; bilgili ama dürüst görünmezse doğruyu saklayabilir; bilgili ve dürüst ama dinleyiciye iyi niyetli görünmezse, en iyi öneriyi yapmayabilir.

Necmi Bey'in ekranda dinlediği iki konuşmayı bu üçlüyle okumak kolay. Hülya Hanım hatanın tam olarak nerede çıktığını söyleyerek pratik aklını, Ankara deposundaki bilinmeyeni açıkça söyleyerek dürüstlüğünü, gecikmenin kendi ekibine maliyetini ve müşterinin şoförlerine çıkabilecek zararı anlatarak iyi niyetini gösterdi. Kaan ise üçünü de iddia etti ama hiçbirini göstermedi: "sektörün en iyileri" bir bilgi örneği değil, bir etiketti; "endişelenmenize gerek yok" ise müşterinin endişesini dinlemek yerine onu kapatmaya çalışıyordu.

Perde arkası

Aristoteles'in en ilginç tercihlerinden biri şudur: ona göre bu güven, konuşmacı hakkında önceden bilinenlerden değil, konuşmanın kendisinden doğmalıdır. Ünlü bir cümlesinde karakterin, neredeyse en etkili ikna aracı sayılabileceğini söyler; ama bu karakter salonda, sözle kurulan karakterdir. Bu tercih o dönemin Atina mahkemelerinde anlamlıydı: yüzlerce yurttaştan oluşan jüriler, karşılarındaki kişiyi çoğu zaman yalnızca o gün dinledikleri konuşmadan tanıyordu.

Her retorikçi buna katılmadı. Aristoteles'in yaşlı çağdaşı İsokrates, Antidosis adlı savunmasında bir insanın yaşamının sözlerinden daha ikna edici olduğunu savundu: iyi bir ün, en iyi argümandan daha fazla ağırlık taşır. 2.3'te gördüğümüz Quintilianus da hatibi "konuşmakta usta iyi insan" diye tanımlayarak bu çizgiyi Roma'ya taşıdı. Aristoteles ethos'u konuşmanın içine, İsokrates ve Quintilianus ise konuşmacının hayatına yerleştirdi.

Deniz'in sorusunun cevabı bu iki görüşün kesiştiği yerde. Necmi Bey'le geçen iki yıl, Hülya Hanım için İsokrates'in ethos'uydu: Necmi Bey onu tanıyordu ve bu yüzden ona döndü. Ama döndükten sonra ekranda olan Aristoteles'in ethos'uydu: geçmiş itibarı ona söz hakkını kazandırdı, konuşması o itibarı o gün yeniden doğruladı. Kaan'ın on iki yılı ise yalnızca söylenen bir geçmişti; ne Necmi Bey'in tanıdığı bir geçmişti ne de konuşmada gösterilen bir bilgi.

Yaygın yanılgı

Yaygın yanlış"Ethos unvan demektir; doktor, profesör ya da müdür olan kişi zaten ethos sahibidir."
Doğrusu

Unvan bir ön kabul yaratır, ama Aristoteles'in tanımıyla ethos konuşmanın içinde kurulur. Bir doktor hastanın sorusunu dinlemeden ve açıklamadan reçete yazdığında, hastanın ilacı düzenli kullanma ihtimali düşebilir; unvan kapıyı açar ama içeride ne olacağını belirlemez. Necmi Bey'in toplantısında unvanı en yüksek olan kişi Kaan'dı. Necmi Bey sorusunu ona değil, Hülya Hanım'a yöneltti.

"Ethos sadece bir rol; iyi bir oyuncu her ortamda güvenilir görünebilir." Bu yanılgı Aristoteles'in kendi gözleminden doğar, çünkü o da güvenilir görünmenin gerçekten erdemli olmayı gerektirmediğini söyler. Ama kısa vadede işe yarayan bir rol, uzun vadede kendi kayıtlarını bırakır. Hülya Hanım'ın konuşması iki yılın birikimiyle örtüştüğü için etkiliydi; Kaan'ın "endişelenmenize gerek yok" cümlesi ise Necmi Bey'in bir gün önce aldığı gecikme haberiyle çelişti. Ethos bir kez oynanabilir; tekrar tekrar oynanabilmesi için söylenenle yapılanın birbirini tutması gerekir.

Hayatın içinden

Gölge ve kalkan

Kaan ethos'un nasıl işlediğini çok iyi bilir ve onu genellikle kısa yoldan kurmaya çalışır. Unvanları, yılları, tanıdığı önemli isimleri sayar; "sektörün en iyileri", "on iki yıllık tecrübe", "geçen ay genel müdürle konuştuk" gibi cümlelerle konuşmaya başlar. Bunlar pratik aklı göstermek yerine iddia eder. İyi niyeti de çoğu zaman cümleyle kurar: "Bunu tamamen sizin iyiliğiniz için söylüyorum." Bir gün önce bir bütçe maddesini sessizce kendi ekibine aktarmaya çalışmış biri için bu cümle ağır bir yük taşır.

Ethos'un gölge kullanımının en tehlikeli biçimi, ödünç alınmış güvendir: bir kurumun, bir unvanın ya da tanınmış bir ismin güvenilirliğini, o konuda hiçbir bilgisi olmayan bir öneriye taşımak. Otoritenin bu tür kullanımı Modül 5'in konusu; burada yalnızca şunu söyleyelim: başkasından ödünç alınan ethos, konuşmacının kendi ethos'u değildir.

Kalkan, Aristoteles'in üçlüsünü bir kontrol listesine çevirmektir. Pratik akıl için: bu kişi bu konuda, bu durumda ne bildiğini gösterdi mi, yoksa genel olarak bildiğini mi söyledi? Erdem için: bilmediği bir şeyi açıkça söyledi mi, kendi hatasını kabul etti mi? İyi niyet için: bu önerinin kimin işine yaradığını açıkça söyledi mi? Necmi Bey bu soruları farkında olmadan sordu. Kaan'ın konuşmasında üçünün de cevabı yoktu; Hülya Hanım'ınkinde üçü de vardı.

İKNA etiketi ve Ayna Testi

Kredi kapısı İKNA Modeli'nde ethos'un karşılığıdır: dinleyici bir mesajı tartmadan önce, onu söyleyen kişiye güvenip güvenmeyeceğine karar verir. Necmi Bey'in toplantısında kapı Kaan için kapalı kaldı; açılış cümleleri ne kadar parlak olursa olsun, kapıyı açacak somut bir bilgi, dürüst bir itiraf ya da açık bir çıkar beyanı içermiyordu. Hülya Hanım'a ise kapı daha konuşmaya başlamadan aralanmıştı ve konuşması onu tamamen açtı.

Ayna Testi ethos'ta ilginç bir sonuç verir. Hülya Hanım'ın yöntemi, yani bildiğini göstermek, bilmediğini söylemek ve çıkarını açıklamak, Necmi Bey'e anlatılsa ona daha çok güven verirdi; yöntem açıklandıkça güçlenir. Kaan'ınki ise tam tersi: "Seni etkilemek için yıllarımı ve unvanımı sıraladım" dediği anda etkisini yitirir. Bir ethos tekniğinin dürüst olup olmadığını anlamanın kestirme yolu budur: açıklandığında güçlenen teknik testi geçer, açıklandığında çöken teknik geçemez.

Bugünün görevi

Kapanış

Üç cümlede

  1. Ethos, Aristoteles'in üç ikna yolundan biridir: konuşmacının kendini konuşma boyunca güvenilir biri olarak göstermesi.
  2. Aristoteles'e göre güvenilirlik üç kaynaktan gelir: pratik akıl, erdem ve iyi niyet; dinleyici bunlardan birinden şüphe ederse konuşmacıdan da şüphe eder.
  3. Aristoteles ethos'u konuşmanın içine, İsokrates ve Quintilianus konuşmacının hayatına yerleştirdi; gerçek hayatta geçmiş itibar söz hakkı kazandırır, konuşma ise o itibarı yeniden doğrular ya da yıkar.

Mini test

  1. Aristoteles'e göre ethos'un üç kaynağı nedir?
  2. Kaan'ın "sektörün en iyileri" ve "on iki yıllık tecrübe" sözleri neden Necmi Bey'i ikna etmedi?
  3. Aristoteles ile İsokrates ethos'un nerede kurulduğu konusunda nasıl ayrışır?
  4. "Ethos unvan demektir" cümlesi neden yanıltıcıdır?
  5. Ayna Testi bir ethos tekniğinin dürüst olup olmadığını anlamamıza nasıl yardım eder?

Yanıtlar

  1. Pratik akıl, yani phronesis, konuşmacının konuyu bildiği izlenimi; erdem, yani arete, dürüst olduğu izlenimi; iyi niyet, yani eunoia, dinleyicinin iyiliğini gözettiği izlenimi. Aristoteles dinleyicinin bunlardan herhangi birinden şüphe ettiğinde konuşmacının önerisine de şüpheyle baktığını söyler.
  2. Çünkü bu sözler pratik aklı göstermek yerine iddia ediyordu. Necmi Bey'in o anki sorusu gecikmenin nedeni ve ne yapılacağıydı; Kaan buna hiçbir somut bilgiyle cevap vermedi. "Endişelenmenize gerek yok" cümlesi de müşterinin endişesini dinlemek yerine onu kapatmaya çalışıyordu ve bir gün önceki gecikme haberiyle çelişiyordu.
  3. Aristoteles güvenin konuşmacı hakkında önceden bilinenlerden değil, konuşmanın kendisinden doğması gerektiğini söyler. İsokrates ise bir insanın yaşamının sözlerinden daha ikna edici olduğunu, iyi bir ünün en iyi argümandan daha ağır bastığını savunur. Quintilianus'un "konuşmakta usta iyi insan" tanımı bu ikinci çizgiyi Roma'ya taşır.
  4. Unvan bir ön kabul yaratır ama Aristoteles'in tanımıyla ethos konuşmanın içinde kurulur. Unvan sahibi biri konuşmasında bilgisini göstermez, bilmediğini kabul etmez ya da dinleyicinin çıkarını gözetmezse unvanın açtığı kapı içeride kapanır. Necmi Bey'in toplantısında unvanı en yüksek olan Kaan'dı ama soru Hülya Hanım'a yöneldi.
  5. Tekniği dinleyiciye açıkça anlatmayı hayal ederiz. Bildiğini göstermek, bilmediğini söylemek ve çıkarını açıklamak gibi yöntemler açıklandığında güçlenir, çünkü dinleyiciye daha fazla güven verir. Unvan saymak ya da iyi niyeti sadece cümleyle iddia etmek gibi teknikler ise açıklandığı anda etkisini yitirir; bu yüzden Ayna Testi'ni geçemez.

Merak kancası

Necmi Bey'in yüzü Hülya Hanım konuşurken yumuşadı ve bunu yalnızca güvenle açıklamak eksik kalır. Hülya Hanım bir noktada müşterinin şoförlerinden söz etti, yani masada oturmayan ama bütün bu işin yükünü taşıyacak insanlardan. O anda Necmi Bey'in içinde bir şey kıpırdadı. Aristoteles üçlünün ikinci ayağına bu kıpırtının adını verdi. 4.2'de pathos'a bakacağız: kalbe dokunmadan zihne ulaşılamıyorsa, bir mesajın duyguya seslenen öğelerini nasıl fark ederiz?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.