İçeriğe geç

3.6 · Seviye 1 · Uyanış

Sosyal beyin: Başkalarının zihnini okuma yeteneğimiz

Bu dersin sonunda: zihin kuramını tanımlar; ayna nöron iddialarının neden abartılı olduğunu söyler.

İkna Psikolojisi Akademisi — Modül 3, Beyin Nasıl Karar Verir? · 1.839 kelime · ≈ 8 dk okuma · 12 dk dinleme · Kanıt: Sağlam, Tartışmalı

Daha önce görmüştük: 2.1 Evrimin hediyesi: İnsan neden ikna eden bir türdür?

Derslerdeki kişiler ve sahneler kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir.

Soğuk açılış

Bir deneyde insanlardan, herkesin bildiği bir şarkıyı yalnızca parmaklarıyla masaya vurarak çalmaları ve dinleyicinin şarkıyı tahmin etmesini sağlamaları istendi. Vuranlar, dinleyicilerin şarkıların yaklaşık yarısını bileceğini tahmin etti. Gerçekte dinleyiciler yüz yirmi şarkının yalnızca üçünü bildi. Vuranların kafasında melodi çalıyordu; dinleyenin kafasında yalnızca tıkırtı vardı. Başkasının zihnini okumak, kendi zihnimizden çıkabildiğimiz kadar kolaydır.

Sahne

Cuma akşamüstü, ofisin boşalmış toplantı odası. Deniz, 3.3'te Kaan'a söz verdiği konuşmayı nihayet yapıyor: kapsam belgesindeki bütçe maddesi.

Daha Deniz ilk cümlesini kurmadan Kaan konuşmaya başlıyor. "Biliyorum, belge olayından sonra bana güvenmiyorsun. Haklısın da. O madde bir hataydı; o bütçeyi gerçekten analiz için istemiştim ama konuşmadan yazmamalıydım. Ve sanırım sen de şunu düşünüyorsun: bir dahakine ne saklayacak?"

Deniz şaşırıyor. Kaan, Deniz'in kafasındaki cümleyi neredeyse kelimesi kelimesine söylemişti. Hazırladığı itirazların hepsi bir anda havada kalıyor.

"Evet," diyor Deniz, "tam olarak bunu düşünüyordum."

"O zaman şöyle yapalım," diyor Kaan. "Bundan sonra ortak her belgede değişiklikleri işaretli gönderirim. Sen de istediğin zaman sorarsın."

Toplantı on dakikada bitiyor. Deniz odadan çıkarken bir rahatlama hissediyor; ama yolda bir soru aklına takılıyor: Kaan beni gerçekten anladı mı, yoksa ne düşündüğümü okuyup tam da duymak istediğimi mi söyledi?

Elif hikâyeyi dinledikten sonra uzun süre susuyor. "İkisi de olabilir," diyor sonunda. "Onun kafasının içini göremezsin. Ama söylediğini yapıp yapmadığını görebilirsin. Değişiklikleri gerçekten işaretli gönderecek mi? Onu izle."

Kavramın adı

İnsanlar başkalarının da kendileri gibi inançları, istekleri, niyetleri ve bilgileri olduğunu, ve bunların kendi zihinlerindekinden farklı olabileceğini kavrar; bu yetenek, iknanın neredeyse her adımının temelinde durur.

2.1'de bir hipotez görmüştük: akıl yürütmenin evrimsel işlevi, başkalarını ikna etmek ve onların argümanlarını tartmaktır. Zihin kuramı, bu iddianın ön koşulu. Birini ikna etmek için onun ne düşündüğünü, ne bildiğini ve neye itiraz edeceğini tahmin edebilmen gerekir. Kaan'ın Deniz'i bu kadar kolay yatıştırabilmesi, Deniz'in zihninden geçeni doğru tahmin etmesinden geliyordu.

Bu dersin iki yüzü var. Bir yüzü, insanın başkalarının zihnini okumakta ne kadar yetenekli olduğu. Öbür yüzü, bu yeteneğin sınırları: kendi bildiklerimizi başkalarına yansıtma eğilimimiz ve beynin bunu nasıl yaptığına dair popüler ama abartılı bir hikâye. Empatiyi ve karşıdakinin bakış açısını bilinçli olarak almayı bir beceri olarak 19.3'te konuşacağız; bu ders, o becerinin dayandığı temel yetenekle ilgili.

Perde arkası

"Zihin kuramı" teriminin hikâyesi, insanlarla değil bir şempanzeyle başlıyor.

Çocukların başkasının yanlış bir inanca sahip olabileceğini hangi yaşlarda kavradığını Temel Psikoloji'deki zihin kuramı dersi ayrıntısıyla anlatıyor. İkna açısından önemli olan, yetişkinlerde bu yeteneğin güçlü olduğu kadar kusurlu da olması.

Soğuk açılıştaki parmak vurma deneyi, kusurlu yanı gösteriyor. Şarkıyı vuran kişi, kafasında melodiyi duyduğu için, dinleyicinin de aşağı yukarı aynı şeyi duyacağını sanıyor. Kendi bildiğini başkasının bilmediğini hayal etmek şaşırtıcı derecede zor. Bu eğilim, iknada en sık yapılan hatalardan birinin kaynağı: kendi kafamızda net olan bir fikrin, karşımızdakinin kafasında da net olduğunu varsaymak. Deniz'in 1.7'de anlattığı jüri sunumu bunun tipik bir örneğiydi: fikir Deniz'in kafasında berraktı, jürinin kafasında tıkırtıydı.

Bu eğilime iletişim literatüründe "bilgi laneti" deniyor: bir şeyi bir kez bildiğimizde, onu bilmemenin nasıl bir şey olduğunu hatırlamakta zorlanırız. Uzmanların acemilere anlatırken adım atlaması, yöneticilerin "bunu herkes biliyor" sandığı kararlar, yazdığımız e-postanın karşı tarafta neden yanlış anlaşıldığı, hepsi bu eğilimin gündelik hâlleri. Bunu aşmanın yolu daha iyi tahmin etmek değil, tahmini kontrol etmek.

Zihin kuramının beyinde nasıl çalıştığı sorusu ise popüler kültürde bir hikâyeyle cevaplandı.

Yaygın yanılgı

Yaygın yanlış"Ayna nöronlar sayesinde başkalarının ne hissettiğini otomatik olarak hissederiz; empati beyne kodlanmıştır."
Doğrusu

Bu cümle, ayna nöron bulgusunun popüler kültürde aldığı en yaygın biçim. Bulgunun kendisi, bazı hücrelerin hem yapılan hem izlenen harekette etkinleştiği, ilginç ve gerçek. Ama başkalarını anlamamızın, ona empati duymamızın, hatta onu ikna edebilmemizin bu hücrelerle açıklandığı iddiası, kanıtların söylediğinden çok fazlası. Başkalarını anlamak, otomatik bir yansıma değil; tahmin, öğrenme ve bağlam gerektiren bir iş.

"Ben insanları iyi okurum" inancı da aynı ölçüde güvenilmez. Çoğumuz başkalarının ne düşündüğünü tahmin etmekte kendimizi olduğumuzdan daha iyi sanırız. Parmak vurma deneyindeki insanlar, dinleyicilerin şarkıların yarısını bileceğinden emindi. Deniz de Kaan'ı okuduğundan emindi, ve 3.4'te onun masum bir mesajında tuzak gördü. Zihin okuma bir yetenek, ama aynı zamanda bir tahmin; ve tahminlerimiz kendi zihnimizin rengini taşır.

Hayatın içinden

Gölge ve kalkan

Kaan'ın toplantıdaki ilk cümlesi bu dersin karanlık yüzünü gösteriyor. "Biliyorum, bana güvenmiyorsun" diye başlamak, karşısındakinin kafasından geçeni doğru tahmin edip onu yüksek sesle söylemekti. Bu, güçlü bir yatıştırma hamlesi: insanlar zihinleri okunduğunda, anlaşıldıklarını hisseder ve savunmalarını indirir. Deniz'in hazırladığı itirazlar bu yüzden havada kaldı.

Zihin okumanın kendisi bir manipülasyon değil; iyi bir dinleyici de karşısındakini anladığını göstermek için aynı şeyi yapar. Fark, bu anlayışın ardından ne geldiğinde. Kaan'ın konuşmasında bir itiraf ve bir söz vardı: değişiklikleri işaretli göndermek. Bu söz tutulursa, Kaan'ın zihin okuması gerçek bir onarımın başlangıcıydı. Tutulmazsa, Deniz'in savunmasını indirip konuyu kapatmanın bir yoluydu.

Kalkan, Elif'in dediği gibi, birinin seni ne kadar iyi okuduğuna değil, ardından ne yaptığına bakmaktır. Biri sana tam olarak duymak istediğin şeyi söylediğinde rahatlamak doğal; ama o rahatlama bir karar vermek için yeterli değil. Kendine sor: bu kişi zihnimi okuduktan sonra benden ne istedi, ve söylediğini yapacağına dair neyi gözlemleyebilirim? Deniz bir sonraki ortak belgede değişikliklerin gerçekten işaretli olup olmadığını izlemeye karar verdi.

İKNA etiketi ve Ayna Testi

Zihin kuramı, İKNA Modeli'nin dört kapısının da ön koşulu, ama en çok İlgi kapısında görünür. Karşındakinin dikkatini almak için onun neyle meşgul olduğunu, neyi merak ettiğini ve neye ihtiyaç duyduğunu tahmin etmen gerekir. Gönül Hanım'ın "anladınız mı" yerine talimatı tekrar ettirmesi, İlgi kapısının gerçekten açılıp açılmadığını tahmin etmek yerine kontrol etmenin bir yolu.

Ayna Testi zihin okumanın iki kullanımını ayırıyor. Ayşe Abla'nın "Yardım edeyim mi?" sorusu, karşısındakinin zihnine bir tahmin dayatmak yerine ona söz hakkı veriyor; müşteri bu sorunun arkasındaki niyeti bilse rahatsız olmaz. Kaan'ın "biliyorum, bana güvenmiyorsun" açılışı ise sınırda duruyor: Deniz, Kaan'ın bu cümleyi itirazlarını havada bırakmak için kurduğunu görseydi, aynı rahatlamayı hissetmezdi. Kaan'ın sözünü tutup tutmaması, bu açılışın testten geçip geçmediğini sonradan belirleyecek.

Bugünün görevi

Kapanış

Üç cümlede

  1. Zihin kuramı, başkalarına inançlar, istekler ve niyetler atfedebilme ve bunların kendi zihnimizdekinden farklı olabileceğini anlayabilme yeteneğidir; iknanın neredeyse her adımının temelidir.
  2. Bu yetenek güçlü ama kusurlu: kendi bildiğimizi başkasının bilmediğini hayal etmekte zorlanırız ve insanları okuma becerimizi olduğundan iyi sanırız.
  3. Ayna nöronların empatiyi ve zihin kuramını açıkladığı iddiası abartılıdır; birinin seni ne kadar iyi okuduğuna değil, ardından ne yaptığına bakmak en sağlam kalkandır.

Mini test

  1. Premack ve Woodruff'un deneyinde şempanze Sarah'ya ne gösterildi ve ne yaptı?
  2. Parmak vurma deneyi zihin okuma yeteneğimizin hangi kusurunu gösterir?
  3. Ayna nöron iddiasının rozeti neden Tartışmalı?
  4. Kaan'ın "Biliyorum, bana güvenmiyorsun" açılışı neden bu kadar etkiliydi?
  5. Elif'in önerdiği kalkan nedir?

Yanıtlar

  1. Bir insanın uzanamadığı bir muz ya da kilitli bir kafes gibi sorunlarla uğraştığı videolar gösterildi; ardından sunulan fotoğraflar arasından çoğu zaman sorunun çözümünü gösteren fotoğrafı seçti. Yazarlar bunu insanın amacını anlamanın işareti olarak yorumladı.
  2. Kendi bildiğimizi başkasının bilmediğini hayal etmekte zorlandığımızı. Vuranlar kafalarında melodiyi duyduğu için dinleyicilerin şarkıların yarısını bileceğini sandı; gerçekte yüz yirmi şarkının yalnızca üçü bilindi.
  3. Çünkü ayna nöronların maymunlarda varlığı gösterilmiş olsa da, insanların başkalarını anlama, empati ve zihin kuramı yeteneklerini bu hücrelerin açıkladığı iddiası kanıtlarla desteklenmiyor; örneğin bir hareketi yapamayan insanlar onu başkasında anlayabiliyor.
  4. Çünkü Deniz'in kafasından geçeni doğru tahmin edip yüksek sesle söylüyordu. İnsanlar zihinleri okunduğunda anlaşıldıklarını hisseder ve savunmalarını indirir; Deniz'in hazırladığı itirazlar havada kaldı.
  5. Karşındakinin seni ne kadar iyi okuduğuna değil, ardından ne yaptığına bakmak. Kaan'ın değişiklikleri işaretli gönderme sözünü tutup tutmadığını izlemek, onun niyetini kafasının içini okumaktan daha güvenilir biçimde gösterir.

Merak kancası

Deniz o hafta kendine bir soru sordu: Kaan'a neden önce güvenip sonra güvenmemeye başlamıştı? Bu soruya ilk cevabı hazırdı, ama Elif'le konuşurken bu cevabın değişip durduğunu fark etti. Kendi kararlarımızın gerçek nedenlerini bildiğimizi sanırız; peki gerçekten biliyor muyuz? 3.7'de neden kendi kararlarımızı açıklamakta bu kadar kötü olduğumuzu konuşacağız.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.