İçeriğe geç

24.6 · Seviye 4 · Sahneler

Marka: Zihinde kurulan bir hikaye

Bu dersin sonunda: markanın tat ve değer algısını nasıl değiştirdiğini açıklar.

İkna Psikolojisi Akademisi — Modül 24, Satış ve Pazarlamada İkna (Köprü Modül) · 1.864 kelime · ≈ 8 dk okuma · 12 dk dinleme · Kanıt: Sağlam, Tartışmalı

Daha önce görmüştük: 3.4 Tahmin makinesi beyin: Beklenti algıyı nasıl değiştirir?, 15.7 Kurum ve marka hikayeleri: Efsaneler nasıl yazılır?

Derslerdeki kişiler ve sahneler kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir.

Soğuk açılış

İki bardak çay önüne konuyor. Birinin yanında yıllardır evinde içtiğin paketin kutusu duruyor, ötekinin yanında hiç duymadığın bir adın. Tadına bakıyorsun ve tanıdık olan daha iyi geliyor: daha demli, daha temiz. Sonra biri kutuları değiştirdiğini söylüyor; iki bardakta da aynı çay vardı. Dilin yanılmadı; zihnin, dilin söylediğini kutunun söylediğiyle birlikte okudu. Bir marka, bir ürünün üstüne yapıştırılmış bir ad değildir yalnızca. Ürünle karşılaşmadan önce zihninde kurulan bir beklentidir, ve o beklenti deneyimin kendisine karışır. Bu ders, markanın ürünün algısını nasıl değiştirdiğini, bunun ne kadarının sağlam bir bulgu olduğunu ve bir markanın dürüstçe nasıl kurulduğunu anlatıyor.

Sahne

Konya'daki toplantı Gazanfer Bey'in firmasında, büyük bir masanın başında yapılır. Filo müdürü Ceylan Hanım uygulamayı denemek istemektedir; ama Gazanfer Bey kararını önceden vermiş gibidir. "On iki yıldır herkesin bildiği bir firmanın takip cihazları kamyonlarımızda," der. "Bir sorun çıktığında yönetim kuruluna 'onların sistemi' diyebiliyorum. Sizin sisteminiz belki daha iyidir; ama sizin adınızı söylediğimde kimse başını sallamaz."

Kaan dönüş yolunda bir çözüm bulduğunu söyler: yeni bir ad, parlak bir logo, ve bir hikâye. "Uygulamanın Avrupa'da geliştirilmiş bir teknolojiye dayandığını söyleyelim. Kimse kontrol etmez." Deniz bunun neden işe yarayabileceğini anlar, ama hikâyenin doğru olmadığını da bilir.

O akşam Deniz, Gazanfer Bey'in cümlesini yeniden okur: "Sizin adınızı söylediğimde kimse başını sallamaz." Sorun, uygulamanın iyi olup olmadığı değildir; Gazanfer Bey'in onu kimseye anlatacak bir hikâyesinin olmamasıdır. Deniz ertesi gün Ceylan Hanım'ı arar ve bir öneri yapar: bir hafta boyunca aynı on kamyonun mola kayıtları iki sistemden de çıkarılsın, ama raporların üstündeki adlar silinsin. Ceylan Hanım raporları "A" ve "B" diye okusun ve hangisinin gece seferlerini daha iyi gösterdiğini yazsın.

Bir hafta sonra Ceylan Hanım'ın notu gelir: B raporu, kuyrukta geçen saatleri dinlenmeden ayırdığı için iki gece seferinin yeniden planlanmasına yol açmıştır. B, Deniz'in şirketinin raporudur. Ceylan Hanım notu Gazanfer Bey'e götürür. Gazanfer Bey notu okur ve bir şey söyler: "Bunu yönetim kuruluna nasıl anlatacağım?"

Deniz ona bir hikâye önerir, ama uydurulmuş değil: Mersin'deki liman firmasının, sahibinin izniyle paylaşılan bir aylık deneme kayıtları; o denemede yeniden planlanan gece seferleri; ve Ceylan Hanım'ın kendi kör karşılaştırması. Gazanfer Bey bir depoda üç aylık bir deneme ister, iki sistemi yan yana çalıştırarak. "Adınızı yönetim kurulunda ben söyleyeceğim," der, "ama arkasında kendi depomdan bir sayı olsun."

Kavramın adı

Gazanfer Bey'in "bilinen marka" dediği şeyin adı:

Bu değerin zihindeki kaynağının adı:

Ceylan Hanım'ın yaptığı karşılaştırmanın adı:

Markanın deneyimi değiştirmesi, 3.4'te gördüğümüz beklenti etkisinin bir ürün rafındaki hâlidir. Orada, aynı şarabın daha pahalı olduğu söylendiğinde daha hoş bulunduğunu görmüştük. Marka, fiyat gibi bir beklentidir: ürünle karşılaşmadan önce ne yaşayacağını söyler. 15.7'de ise kurumların kendi hikâyelerini nasıl anlattığını ve bu hikâyelerin farklı kurumlarda şaşırtıcı biçimde benzediğini görmüştük. Kaan'ın "Avrupa'dan gelen teknoloji" hikâyesi tam da böyle, ezberlenmiş bir iskelettir.

Perde arkası

Rozetler burada ikiye ayrılıyor, çünkü bulgunun iki katmanı var. Bir marka adını bilmenin insanların tercihini ve deneyimini değiştirdiği bulgusu "Sağlam"dır: McClure ve arkadaşlarının davranışsal tat testleri bunu açıkça gösterdi, ve Keller'in tanımı da tam olarak bu farka dayanır. Ama bu bulgunun beyin görüntüleme kısmı "Tartışmalı"dır. Bir beyin bölgesinin bir tercihle birlikte etkinleşmesi, o bölgenin tercihin nedeni olduğunu göstermez; görüntüleme çalışmaları küçük örneklemlerle yapılır ve "markanın beyindeki yeri" gibi basitleştirmelere çok açıktır. Bir pazarlama sunumunda "beyin taramaları gösteriyor ki" diye başlayan bir cümle duyduğunda, bu ikinci rozeti hatırla.

Markanın kurulması, sürdürülmesi ve ölçülmesi bu akademinin kapsamı dışında kalır; bunlar kardeş akademi Marka Yaratma'da ayrıca işleniyor.

Yaygın yanılgı

Yaygın yanlış"İyi ürünün markaya ihtiyacı yoktur; kalite kendini gösterir."
Doğrusu

Ceylan Hanım'ın kör karşılaştırması Deniz'in şirketinin raporunu daha iyi buldu; ama bu bulgu tek başına Gazanfer Bey'i ikna etmedi. Gazanfer Bey bir kararı yönetim kuruluna anlatmak zorundaydı, ve anlatacak bir adı, bir hikâyesi yoktu. Kalite deneyimde kendini gösterir; ama deneyime ulaşmadan önceki kapıyı çoğu zaman marka açar.

"Marka bir logodur." Kaan'ın ilk çözümü yeni bir ad ve parlak bir logoydu. Keller'in tanımına göre marka bilgisi bir logonun kendisi değil, o logoyla birlikte zihinde uyanan çağrışımlardır. Yeni bir logo, arkasında bir çağrışım olmadıkça boş bir işarettir. Gazanfer Bey'in ihtiyacı yeni bir işaret değil, o işaretle birlikte anlatılabilecek doğru bir hikâyeydi.

Hayatın içinden

Gölge ve kalkan

Bu dersin gölgesi, markanın gücünü bildikten sonra o gücü uydurulmuş bir hikâyeyle kurmaktır. Marka bir beklentidir ve beklenti deneyimi değiştirir; bu yüzden yalan bir marka hikâyesi yalnızca alıcının kararını değil, ürünü yaşayış biçimini de çarpıtır. Kaan'ın "Avrupa'dan gelen teknoloji" önerisi böyle bir hikâyeydi; Vural Bey'e önerilen "1890'dan beri" de.

Kaan'ın önerisinin bir ikinci bedeli vardır. Gazanfer Bey bir kararı yönetim kuruluna bir hikâyeyle anlatacaktır; o hikâye uydurulmuşsa, bir gün ortaya çıktığında yalnızca şirketin değil, Gazanfer Bey'in kendi güvenilirliği de zarar görür. Bir marka hikâyesi, onu satın alanın başkalarına anlattığı bir hikâyedir. Yalan bir hikâye, alıcıyı da yalanın taşıyıcısı yapar.

Kalkan, Deniz'in yaptığıdır: markayı doğru olan şeylerden kurmak. Mersin'in deneme kayıtları, yeniden planlanan seferler, Ceylan Hanım'ın kör karşılaştırması. Bunlar parlak bir logo kadar hızlı çağrışım yaratmaz; ama her biri sınandığında ayakta kalır. Bir marka kuruyorsan kendine şunu sor: bu hikâyeyi bir alıcı, kendi yöneticisine anlattığında utanmadan anlatabilir mi? Bir markaya güveniyorsan soru başkadır: bu güveni ürünle mi yaşadım, yoksa yalnızca adla mı?

İKNA etiketi ve Ayna Testi

Marka, İKNA Modeli'nin Kredi kapısının bir ürüne taşınmış hâlidir. Gazanfer Bey'in "sizin adınızı söylediğimde kimse başını sallamaz" cümlesi, Kredi kapısının kapalı olduğunu söylüyordu; ürünün Neden'i, yani raporun daha iyi olması, o kapı kapalıyken içeri giremiyordu. Ceylan Hanım'ın kör karşılaştırması Neden'i Kredi'den ayırdı; Deniz'in doğru hikâyesi ise Kredi'yi Neden'in üstüne kurdu.

Deniz'in Gazanfer Bey'e önerdiği hikâye, yönetim kuruluna olduğu gibi anlatılabilirdi: "Bir müşterilerinin izniyle paylaştığı deneme kayıtları ve bizim filo müdürümüzün adları gizlenmiş iki raporu karşılaştırması." Kaan'ın önerisi ise aynı açıklıkla anlatılamazdı: "Uygulamanın Avrupa'da geliştirildiğini söyledik, çünkü kimsenin kontrol etmeyeceğini düşündük."

Bugünün görevi

Kapanış

Üç cümlede

  1. Bir marka, ürünle karşılaşmadan önce zihinde kurulan bir beklentidir; marka adını bilmek, aynı ürüne verilen tercihi ve tat deneyimini değiştirebilir.
  2. Bu davranışsal bulgu sağlamdır ve marka değerinin tanımı da bu farka dayanır; ama "markanın beyindeki yeri" gibi görüntüleme yorumları tartışmalıdır, çünkü bir ilişkiyi gösterir, nedeni göstermez.
  3. Gölge, markanın gücünü uydurulmuş bir hikâyeyle kurmak ve alıcıyı da o yalanın taşıyıcısı yapmaktır; kalkan, markayı sınandığında ayakta kalan doğru hikâyelerden kurmaktır.

Mini test

  1. Tüketici temelli marka değeri nedir? Keller'e göre kaynağı nedir?
  2. McClure ve arkadaşlarının çalışmasında içeceklerin adı bilinmediğinde ve bilindiğinde ne gözlendi?
  3. Bu dersin iki rozeti neden farklıdır?
  4. Ceylan Hanım'ın kör karşılaştırması neyi ayırdı, ve neden tek başına Gazanfer Bey'i ikna etmedi?
  5. Kaan'ın "Avrupa'dan gelen teknoloji" önerisinin iki bedeli neydi?

Yanıtlar

  1. Bir markanın adını bilmenin, insanların o markanın ürününe verdiği tepkiyi, aynı ürünün adsız ya da başka bir adla sunulmasına göre değiştirmesidir. Kaynağı marka bilgisidir: markanın farkında olmak ve markayla birlikte zihinde uyanan olumlu, güçlü ve benzersiz çağrışımlar.
  2. Ad bilinmediğinde, beynin ön kısmındaki bir bölgede katılımcıların tercihleriyle ilişkili tutarlı bir tepki görüldü. Ad gösterildiğinde, içeceklerden birinin markasını bilmek hem ifade edilen tercihleri hem de beyin tepkilerini çarpıcı biçimde değiştirdi.
  3. Marka adının tercihi ve deneyimi değiştirdiği davranışsal bulgu sağlamdır; beyin görüntüleme yorumu ise tartışmalıdır, çünkü bir beyin bölgesinin etkinleşmesi tercihin nedenini göstermez ve küçük örneklemlerle yapılan çalışmalar sık sık abartılır.
  4. Markanın katkısını ürünün katkısından ayırdı ve Deniz'in şirketinin raporunu daha iyi buldu. Ama Gazanfer Bey kararı yönetim kuruluna anlatmak zorundaydı ve anlatacak bir adı, bir hikâyesi yoktu.
  5. Birincisi, yalan bir marka hikâyesi alıcının yalnızca kararını değil, deneyimini de çarpıtır. İkincisi, Gazanfer Bey o hikâyeyi yönetim kuruluna anlatacaktı; ortaya çıktığında onun kendi güvenilirliği de zarar görürdü.

Merak kancası

Gazanfer Bey'in deposunda deneme başlarken Mersin'den beklenmedik bir telefon gelir. Lâle Hanım iki deposuna da uygulamayı kurdurmuştur; ama üç hafta sonra filo müdürü şoförlerin yeni ekrandan yakındığını söylemiştir, ve Lâle Hanım sesinde açık bir tereddütle sorar: "Acaba acele mi ettim?" Kaan bunu bir şikâyet gibi görür ve hemen bir indirim önermek ister. Deniz ise bir satışın imzayla bitmediğini düşünür. 24.7'de buna bakacağız: satış sonrası, pişmanlığı önlemek ve sadakat kazanmak.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.