22.5 · Seviye 4 · Sahneler
Slaytlar yardımcı mı, rakip mi?
Bu dersin sonunda: slaydı konuşmayı tekrar etmeyen, destekleyen biçimde tasarlar.
İkna Psikolojisi Akademisi — Modül 22, Konuşma ve Sunum · 1.859 kelime · ≈ 8 dk okuma · 12 dk dinleme · Kanıt: Sağlam
Daha önce görmüştük: 16.7 Grafik ve görsellerle ikna: Nasıl ikna eder, nasıl yanıltır?
Derslerdeki kişiler ve sahneler kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir.
Soğuk açılış
Bir toplantı salonundasın. Konuşmacı arkasındaki perdeye bakıyor ve perdede yazanı kelimesi kelimesine okuyor. Sen de perdeye bakıyorsun ve okuyorsun; ama sen ondan daha hızlı okuyorsun. Paragrafın sonuna onun sesinden önce varıyorsun ve sonra bekliyorsun. Bekledikçe aklın başka yere kayıyor. Bir süre sonra ne perdeyi ne de konuşmacıyı takip ediyorsun. Aynı bilgi iki kez geldi, bir kez gözüne, bir kez kulağına, ve iki kez gelmesi onu daha iyi anlamanı sağlamadı; tersine, ikisinin arasında kayboldun. Bu ders, slaytların bir konuşmaya ne zaman yardım ettiğini, ne zaman onunla yarıştığını ve bir slaytın bir şeyi saklamanın aracı hâline geldiği anı anlatıyor.
Sahne
Konya'daki lojistik fuarında Kaan'a on beş dakika verilmiştir. Dinleyiciler firma yöneticileridir, ve fuarın düzenleyicileri sunumun slaytlarla yapılmasını istemiştir. Kaan kırk slayt hazırlar. Her slaytta beş ila sekiz satır vardır; konuşmasının neredeyse her cümlesi bir slayttadır. Provada Kaan perdeye döner ve okur.
Provanın üçüncü dakikasında Elif elini kaldırır. Merak ettiği şey basittir: perde ile Kaan aynı anda konuştuğunda, yöneticilerin gözü hangisinde olacaktır? Kulakları Kaan'ı izlerken gözleri perdedeki satırları okuyabilir mi? Kaan bir süre düşünür. Aslında kendisi de bir başkasının sunumunda slayttaki metni okurken konuşmacıyı dinlemeyi bırakmıştır.
Deniz slaytları tek tek geçer ve iki tür fazlalık bulur. Birincisi, Kaan'ın söyleyeceği cümlelerin slaytta da yazılı olmasıdır: dinleyici aynı şeyi hem okuyacak hem dinleyecektir. İkincisi, konuşmaya hiçbir şey katmayan ama ilgi çeksin diye eklenmiş şeylerdir: bir kamyonun yolda giden kısa bir animasyonu, bir karikatür ve uykusuzlukla ilgili bir şaka. Kaan'a göre bunlar sunumu canlandırır. Deniz ise sorar: dinleyici bu karikatürü mü hatırlayacak, yoksa Isparta'nın rakamını mı?
Kaan slaytları yeniden kurar. Kırk slayt on ikiye iner. Çoğu slaytta tek bir şey vardır: bir görüntü ya da bir sayı. Isparta slaytında yalnızca iki büyük rakam durur: "11 → 2". Afyon slaytında şoförlerin hazırladığı mola noktalarının işaretlendiği bir harita vardır. Kaan'ın söyleyeceği cümleler slaytta değil, Kaan'ın ağzındadır. Animasyon, karikatür ve şaka gider.
Bir şey daha değişir: Kaan artık perdeye dönmez. Slaytlar onun arkasında bir görüntü olarak durur; o ise salona bakarak konuşur.
Sunumun sonunda bir yönetici Kaan'ın yanına gelir ve tek bir şey ister: Afyon haritasının bir kopyası. Bir başkası "11 → 2" rakamını telefonuna not etmiştir. Hiçbiri karikatürü sormaz, çünkü karikatür artık yoktur.
Kavramın adı
Kaan'ın kırk slaytındaki birinci sorunun adı:
İkinci sorunun adı:
İki sorunu birlikte açıklayan ilkenin adı:
Bu ders 16.7'nin devamıdır. Orada grafiklerin ve görsellerin ikna edebildiğini ve yanıltabildiğini görmüştük: kesik eksenler ve abartılmış ölçekler. Burada görselin bir başka sorununu görüyoruz: yanıltmasa bile, konuşmacının sesiyle yarışabilir. Kaan'ın "11 → 2" slaytı 16.7'deki dersi de izledi: büyük bir rakam, ama bir eksen hilesi olmadan.
Perde arkası
Kaan'ın kırk slaytı bu iki sorunu birlikte taşıyordu. Söyleyeceği cümleler slaytta yazılıydı, ve sunuma ilgi çeksin diye animasyon, karikatür ve şaka eklemişti. On iki slayt, Mayer'in iki ilkesini birlikte izledi: söz Kaan'daydı, görüntü perdedeydi, ve konu dışı hiçbir şey kalmamıştı.
Bu dersin kanıtı "Sağlam" rozetini taşır: gereksizlik ve çekici ayrıntı etkileri, Mayer'in ve başka araştırmacıların pek çok deneyinde tekrarlanmıştır. Ama bir sınırı akılda tutmak gerekir. Bu deneyler öğrenmeyi ve aktarımı ölçer, iknayı değil; ve çoğu, bilgisayarda izlenen kısa ders animasyonlarıyla yapılmıştır, canlı bir konuşmacının bir salonda yaptığı sunumlarla değil. Bir sunumda anlamanın kolaylaşmasının ikna için yardımcı olduğunu söylemek makuldür; ama bu deneyler ikna üzerindeki etkiyi doğrudan ölçmedi.
Yaygın yanılgı
Yaygın yanlış"Slayta ne kadar çok yazarsam, dinleyici o kadar çok şey alır."
Kaan'ın kırk slaytı bu inançla hazırlanmıştı. Ama gereksizlik etkisi tersini gösterdi: aynı kelimeler hem sesli hem yazılı geldiğinde, göz ile kulak birbirini bekler ve anlama zayıflar. Slayt, konuşmacının söylediğinin yazılı bir kopyası olduğunda, konuşmacı gereksizleşir; dinleyici ya okur ya dinler, ikisini birden iyi yapamaz.
"Biraz eğlence sunumu canlandırır, zararı olmaz." Kaan'ın karikatürü ve şakası bu inançla eklenmişti. Ama çekici ayrıntı bulgusu, konuyla ilgisi olmayan ilginç şeylerin dinleyicinin dikkatini ve hafızasını asıl içerikten uzaklaştırabildiğini gösterdi. Bu, sunumda hiç mizah olmamalı demek değildir: konunun kendisinden doğan bir hikâye ya da bir gülümseme, içerikle bağlıdır. Sorun, konuyla bağı olmayan süslerdir.
Hayatın içinden
Gölge ve kalkan
Bu dersin gölgesi, slaytı bir perdeye çevirmektir: söylemek istemediğin ama söylemiş görünmek istediğin bir şeyi, okunmayacağı bir biçimde perdeye koymak. Küçük puntoyla yazılmış bir dipnot, iki saniye gösterilen bir koşul, kalabalık bir tablonun köşesine sıkıştırılmış bir uyarı: bunların hepsi "Ama slaytta yazıyordu" savunmasına hazırlanır.
Kaan bu gölgeye on iki slaytı düzenlerken yaklaşır. Market esnekliğinin hâlâ bir deneme olduğunu sesli söylemek istemez; yöneticilerin aklına bir soru işareti koyacağını düşünür. Bunun yerine bunu Isparta slaytının altına küçük puntoyla bir not olarak yazmayı önerir: "Yazdık, sorumluluk bizden çıktı." Elif buna karşı çıkar. Bu derste öğrendiği şeyi tersinden kullanıyordu: dinleyici konuşmacıyı dinlerken slayttaki küçük yazıyı okumaz, ve Kaan bunu bildiği için oraya koymak istemektedir. Bir koşul, dinleyicinin kararını etkileyecekse, sesli söylenmelidir. Kaan esnekliğin bir deneme olduğunu konuşmasının içinde, kendi sesiyle söyler.
Gölgenin ikinci biçimi, görselin gücünü abartı için kullanmaktır; bu, 16.7'nin konusuydu. Büyük bir rakam ya da çarpıcı bir harita, dinleyicinin aklında söylenen her şeyden daha uzun kalabilir. Bu yüzden perdeye konan her rakam, konuşmanın en dikkatle doğrulanmış rakamı olmalıdır.
Bir sunum hazırlayan sensen, kalkan iki sorudur: Bu slayt benim söyleyeceğimi mi tekrarlıyor, yoksa sözümün yapamayacağı bir şeyi mi gösteriyor? Dinleyicinin kararını etkileyecek her bilgiyi sesli söylüyor muyum, yoksa slaytın köşesine mi bırakıyorum? Bir sunumu izleyen sensen de kalkan şudur: perdenin köşesindeki küçük yazıları ve hızla geçilen slaytları fark ettiğinde, onları sormaktan çekinme.
İKNA etiketi ve Ayna Testi
İKNA Modeli'nde slaytlar İlgi'ye hem yardım edebilir hem de onu boğabilir: kırk slaytlık bir sunumda dinleyicinin ilgisi konuşmacı ile perde arasında bölünür. Kredi kapısı da slaytlardan etkilenir: perdeye dönüp okuyan bir konuşmacı, konusunu kendisi bilmiyormuş gibi görünebilir. Kaan'ın salona dönerek konuştuğu on iki slaytlık sunum, bu iki kapıyı birlikte açık tuttu.
On iki slaytın kuruluş gerekçesi yöneticilere tek tek okunsa da Kaan'ın yüzü kızarmazdı: "Söyleyeceklerimi slayta yazmadık, slayta yalnızca gösterilmesi gerekeni koyduk; esnekliğin bir deneme olduğunu da sesli söyledik." Küçük puntolu dipnot önerisinin gerekçesi ise yöneticilerin önünde söylenemezdi: "Esnekliğin bir deneme olduğunu, okumayacağınızı bildiğimiz bir yere yazdık."
Bugünün görevi
Kapanış
Üç cümlede
- Aynı kelimeleri hem sesli söyleyip hem slayta yazmak, anlamayı kolaylaştırmaz, zorlaştırır; göz ile kulak birbirini bekler ve dinleyici ikisinin arasında kaybolur.
- Sunuma ilgi çeksin diye eklenen ama konuyla bağı olmayan ayrıntılar, dikkati ve hafızayı asıl içerikten uzaklaştırabilir; bu bulgular sağlamdır ama çoğu ders animasyonlarıyla ve öğrenme üzerine elde edilmiştir.
- Gölge, slaytı söylemek istemediğin bir koşulu okunmayacağı bir yere bırakmak için kullanmaktır; kalkan, slayta yalnızca sözün gösteremeyeceğini koymak ve karar için önemli her bilgiyi sesli söylemektir.
Mini test
- Gereksizlik etkisi nedir?
- Mayer, Heiser ve Lonn'un deneyinde animasyona ekranda yazılı bir özet eklendiğinde ne oldu ve yazarlar bunu nasıl açıkladı?
- Çekici ayrıntı nedir? Kaan'ın ilk sunumundan bir örnek ver.
- Bu bulguların sınırları nelerdir?
- Elif, Kaan'ın küçük puntolu dipnot önerisine neden karşı çıktı?
Yanıtlar
- Bir sunumda aynı sözel bilginin hem sesli anlatılıp hem de ekranda yazılı verilmesinin, yalnızca görüntü ve anlatımla verilmesine göre anlamayı ve aktarımı zayıflatması.
- Öğrencilerin bilgiyi yeni sorulara aktarma başarısı düştü; yazarlara göre ekrandaki yazı görsel kanalı aşırı yükledi ve öğrencilerin görsel dikkatini iki kaynak arasında bölmesine yol açtı.
- Bir sunuma ilgi çeksin diye eklenen ama konunun özüyle ilgisi olmayan ilginç bir bilgi, görüntü, şaka ya da hikâye. Kaan'ın ilk sunumundaki yolda giden kamyon animasyonu, karikatür ve uykusuzluk şakası buna örnektir.
- Deneylerin çoğu bilgisayarda izlenen kısa ders animasyonlarıyla yapılmıştır ve öğrenmeyi ölçer, iknayı değil; canlı bir konuşmacının salondaki sunumunda ve ikna üzerindeki etkisi doğrudan ölçülmemiştir.
- Çünkü dinleyici konuşmacıyı dinlerken slayttaki küçük yazıyı okumaz ve Kaan bunu bildiği için esnekliğin bir deneme olduğunu oraya koymak istiyordu; dinleyicinin kararını etkileyecek bir koşul sesli söylenmelidir.
Merak kancası
Konya'daki sunumun sonunda bir yönetici elini kaldırır ve bir soru sorar: "Esneklik deneme dönemi bitince market yeniden ceza keserse, firmalarımızın gecikmelerini kim karşılayacak?" Kaan bu soruya hazır değildir. Cevabında Isparta'nın başarısını, şoförlerin memnuniyetini ve derneğin kararlılığını anlatır; ama yöneticinin sorusuna, yani cezayı kimin karşılayacağına, hiç değinmez. Yönetici başını sallar ve oturur. Füsun Hanım ise bir şey fark etmiştir. 22.6'da buna bakacağız: zor soruları kaçamak yapmadan karşılamak.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.