20.8 · Seviye 3 · İknanın Araçları
Onurlu köprü: Fikir değiştirmeyi kolaylaştırmak ve kendi fikrini değiştirebilmek
Bu dersin sonunda: karşıdakinin yüzünü kaybetmeden fikir değiştirebileceği bir çıkış yolu sunar.
İkna Psikolojisi Akademisi — Modül 20, İtiraz, Direnç ve Fikir Değiştirme · 2.004 kelime · ≈ 9 dk okuma · 13 dk dinleme · Kanıt: Uygulama
Daha önce görmüştük: 1.6 İkna edilmek her zaman kayıp mıdır? Fikir değiştirmenin erdemi, 9.4 Sosyal yargı teorisi: Kabul, red ve kayıtsızlık bölgeleri
Derslerdeki kişiler ve sahneler kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir.
Soğuk açılış
Bir arkadaşın aylardır bir lokantayı kötülüyor: yemekleri tuzsuz, garsonları kaba, bir daha asla gitmeyecek. Sonra bir akşam, başka bir arkadaşının ısrarıyla oraya gidiyor ve yemeği gerçekten beğeniyor. Ertesi gün ona "Hani asla gitmeyecektin?" diye sorarsan, büyük ihtimalle yemeğin aslında o kadar da iyi olmadığını söyleyecektir. Ama "Aşçı değişmiş galiba" dersen, gülümseyip hak verebilir. İkinci cümle bir gerçeği değiştirmedi; yalnızca arkadaşına geri dönmek için onurlu bir kapı açtı. Bu ders, insanların fikir değiştirebilmesi için neden böyle kapılara ihtiyaç duyduğunu, o kapıları dürüstçe nasıl açacağını ve aynı kapıdan kendin nasıl geçeceğini anlatıyor.
Sahne
Denizli dönüşü Şehmus'un anlattıkları kısadır: yolda İdris Usta'nın arkasından gitmiş, ustanın çay molasında o da kenara çekmiştir. Garajdakiler bir şeyin değiştiğini sesinden anlar. Ama Şehmus düzene dair tek kelime etmez. Birkaç hafta önce tabletin konum gönderdiğini herkese o anlatmıştı; mola düzenine karşı ilk çıkan da oydu. Arkadaşlarının önünde düzene katılmak, bütün bu sözleri geri almak gibi görünecektir.
Kaan'ın içgüdüsü sevinmektir. Garaj panosu için bir duyuru taslağı yazar: "Şehmus da ikna oldu! Artık Afyon'da mola düzenine karşı tek bir şoför kalmadı." Elif taslağı okur ve sessizce masaya bırakır. Bu duyuru Şehmus'u düzene getirmez; onu, haklı çıkmak için düzenden uzak durmaya iter. Herkesin önünde "yenildin" diyen bir cümlenin karşısında insan çoğu zaman yenilmediğini kanıtlamaya çalışır.
Deniz başka bir yol arar. Şehmus'tan bir şey ister: Afyon hattı için mola noktalarının listesini birlikte hazırlamak. Derneğin elindeki liste, haritadan bakılarak çıkarılmıştır; Şehmus ise yolu bilir. Hangi benzinlikte gece de çay olduğunu, hangi park yerinin kışın kar tuttuğunu, Sandıklı'nın ötesinde arızalandığı gece arkadaşlarının nerede durduğunu. Şehmus listeye üç yer ekler, ikisini çıkarır. İdris Usta'nın durduğu yer de listeye girer.
Liste panoya asıldığında altında derneğin değil, garajın imzası vardır: "Afyon hattı şoförlerinin hazırladığı mola noktaları." Şehmus bir hafta sonra tableti açar ve ilk molasını kendi eklediği yerlerden birinde verir. Kimse ona bir şey sormaz. Sorsalar cevabı hazırdır: "Liste değişti. Haritadakiler işe yaramıyordu."
Toplantının sonunda başka bir şey olur. Kaan, Füsun Hanım'ın önünde bir şey söyler: "Selami Usta'dan sonra gerçeği söylemenin ters teptiğini düşünmüştüm. Afyon'da yanıldığımı gördüm." Kimse bunu bir yenilgi olarak karşılamaz. Füsun Hanım yalnızca başını sallar. Elif sonra Deniz'e, ekibin içinde bir yanlışın bu kadar kolay söylenebilmesinin, dışarıdakilerin fikir değiştirmesini de kolaylaştırdığını söyler. Kendi köprüsünden geçemeyen biri, başkasına köprü kurmakta zorlanır.
Akşam Kaan panoya yazdığı ilk taslağı çöpe atar. Yerine şoförlerin WhatsApp grubuna kısa bir mesaj yazmaya karar verir.
Kavramın adı
Deniz'in Şehmus için kurduğu yolun bir adı vardır:
Şehmus'un korumaya çalıştığı şeyin de bir adı vardır:
Deniz ile Elif'in garajda yaptığı onarımı Goffman şöyle adlandırır:
Burada iki eski ders bir araya gelir. 9.4'te ben bağlılığını görmüştük: bir konu kişinin kimliğine ne kadar bağlıysa ret bölgesi o kadar genişler. Şehmus'un garajda yüksek sesle "asla" demesi, mola konusunu onun için bir kimlik meselesine çevirmişti. Bu yüzden ona yeni bir argüman değil, mevcut sözlerini geri almadan ilerleyebileceği bir yol gerekiyordu. 1.6'da da ikna edilmenin her zaman kayıp olmadığını ve entelektüel alçakgönüllülüğü görmüştük. Kaan'ın toplantıdaki cümlesi o dersin canlı bir örneğiydi.
Perde arkası
Deniz'in Afyon'daki adımları bu dördünü izledi. Şehmus mola noktası listesine katıldı. Onun karşılanmamış çıkarı, yolda birbirini kollamak, listenin içine yerleşti. Geri adımının bir gerekçesi vardı: liste gerçekten değişmişti. Ve kimse onu bir duyuruyla acele ettirmedi.
Şehmus'un "Liste değişti" cümlesi tam böyle bir onarım aracıydı: kendisine bir açıklama veriyordu ve garajdakiler o açıklamayı sorgulamadan kabul ettiler. Kaan'ın ilk taslağı ise tersini yapacaktı: Şehmus'un yüzünü herkesin önünde sarsacaktı.
Rozet "Uygulama" olarak seçildi, çünkü Ury'nin altın köprüsü uzun müzakere deneyiminden çıkmış bir uygulama önerisidir; Goffman'ın yüz kavramı ise gözleme dayanan kuramsal bir çerçevedir. İkisi de bir yaklaşımın ne kadar işe yaradığını ölçen bir deney sunmaz. Altın köprünün fikir değişimini ne oranda kolaylaştırdığını gösteren bir meta-analiz yoktur.
Yaygın yanılgı
Yaygın yanlış"Karşı taraf yanıldığını kabul etmeli."
Kaan'ın ilk taslağı bu düşünceden doğmuştu: Şehmus ikna olduysa, bunu herkes görmeliydi. Ama fikir değiştirmenin bedeli yüz ise, o bedeli herkesin önünde ödemesini istemek, çoğu kişiyi fikir değiştirmekten vazgeçirir. Amaç Şehmus'un yanıldığını kabul etmesi değil, molayı vermesiydi. İkisi aynı şey değildir, ve birincisinde ısrar etmek çoğu zaman ikincisini engeller.
"Yüz kurtarmaya yardım etmek, gerçeği eğip bükmektir." Deniz'in köprüsünde eğilip bükülmüş bir şey yoktu. Liste gerçekten değişmişti; Şehmus'un katkısı gerçekti; İdris Usta'nın durduğu yer gerçekten listeye girmişti. Onurlu bir köprü, karşı tarafa doğru bir gerekçe sunar. Yalan bir gerekçe ise, 11.4'te gördüğümüz güveni tükettiği gibi, köprüyü de çürütür.
Hayatın içinden
Gölge ve kalkan
Bu dersin gölgesi, altın köprüyü bir tuzak olarak kurmaktır. Karşı tarafa onurlu bir geri dönüş yolu açar gibi görünüp, o yoldan geçtiği anda onu teşhir etmek ya da geri adımını bir koz olarak kullanmak. Kaan ikinci bir öneriyle bu gölgeye yaklaşır: Şehmus'a "Afyon mola elçisi" diye bir unvan verelim, sonra fotoğrafını derneğin yeni broşürüne "en büyük şüpheci bile ikna oldu" başlığıyla koyalım. Unvan bir köprü gibi görünür; broşür ise köprüden geçen kişiyi bir ganimet gibi sergiler. Elif bunu açıkça söyler: Şehmus'un köprüsünü onun yüzünü korumak için kurduk; o yüzü broşürde harcamak, köprüyü arkasından yakmak olur.
Gölgenin ikinci biçimi, yüz kurtarma gerekçesini uydurmaktır. "Liste değişti" cümlesi doğruydu; ama liste değişmeseydi ve Deniz değişmiş gibi gösterseydi, Şehmus'a verilen gerekçe bir yalan olurdu. Yalan bir gerekçe ortaya çıktığında yalnızca köprü değil, onu kuranın sonraki bütün köprüleri de çöker.
Gölgenin üçüncü biçimi seni ilgilendirir: başkalarına köprü kurup kendi köpründen hiç geçmemek. Ekibin içinde kimse yanıldığını söyleyemiyorsa, dışarıdakilerden bunu beklemek hem zor hem de tutarsızdır.
Bir köprü kuran sensen, kalkan üç sorudur. Karşı tarafa sunduğum gerekçe doğru mu? Onun katkısı gerçekten çözümün içinde mi, yoksa yalnızca adı mı? Geri adımını sonra kendi başarım gibi anlatmaktan kaçınacak mıyım? Kendi fikrini değiştirmen gereken bir durumdaysan da bir soru yeter: Bu yanlışı söylememi engelleyen şey kanıt mı, yoksa yüzüm mü? Kaan'ın toplantıdaki cümlesi bu soruya verilmiş dürüst bir cevaptı.
İKNA etiketi ve Ayna Testi
Onurlu köprü İKNA Modeli'nin Adım kapısında çalışır. Şehmus'un Neden kapısı 20.7'de açılmıştı; İdris Usta'yla geçen gece de bunu pekiştirmişti. Kilit Adım kapısındaydı, ve o kilidi tutan şey bir argüman değil, garajdaki herkesin önünde söylenmiş bir "asla"ydı. Deniz kapıyı yeni bir nedenle değil, Şehmus'un yüzünü koruyan bir yolla açtı.
Deniz bu dersin sonunda yaptığını Şehmus'a da olduğu gibi anlatabilirdi: "Yolu en iyi bilenlerden biri sendin; listeyi seninle yeniden yazdık ve altına garajın adını koyduk." Şehmus bu cümleyi duysa bile köprü yıkılmazdı. Kaan'ın broşür önerisi ise duyulduğu anda köprüyü yıkardı: "Senin geri adımını en büyük şüphecinin yenilgisi olarak broşüre koyduk."
Bugünün görevi
Kapanış
Üç cümlede
- İnsanlar bir öneriyi çoğu zaman içeriği kötü olduğu için değil, kabul etmek onlara yüz kaybı gibi göründüğü için reddeder; özellikle önceden yüksek sesle karşı çıktıkları bir konuda.
- Altın köprü, karşı tarafı çözüme katmak, karşılanmamış çıkarını gözetmek, ona doğru bir geri dönüş gerekçesi sunmak ve acele etmemekle kurulur; Goffman'ın yüz işi kavramı bu çabanın gündelik etkileşimin olağan bir parçası olduğunu gösterir.
- Gölge, köprüyü bir tuzak gibi kurup geri adımı teşhir etmek ya da yüz kurtarma gerekçesini uydurmaktır; kalkan, doğru bir gerekçe sunmak ve aynı köprüden kendin de geçebilmektir.
Mini test
- Altın köprü nedir?
- Ury'ye göre altın köprü kurmak için hangi dört şey yapılabilir?
- Goffman'a göre yüz nedir ve yüz işi ne anlama gelir?
- Kaan'ın ilk duyuru taslağı Şehmus'u neden düzenden uzaklaştırabilirdi?
- Elif, Kaan'ın "mola elçisi" önerisini neden geri çevirdi?
Yanıtlar
- Karşı tarafın yüzünü kaybetmeden bir görüşten ya da tutumdan geri adım atabilmesi için ona açılan onurlu yol; kararı onun kendi kararı gibi görünür kılan, ona katkı payı ve geri dönüş için bir gerekçe veren düzen.
- Karşı tarafı çözümün oluşturulmasına katmak, karşılanmamış çıkarlarını gözetmek, yüzünü kurtarmasına yardım etmek ve acele etmemek.
- Yüz, bir kişinin bir etkileşimde başkalarının önünde taşıdığı ve onların da kabul ettiği olumlu toplumsal değerdir. Yüz işi, kişilerin kendilerinin ve başkalarının yüzünü korumak ve sarsıldığında onarmak için yaptıkları her şeydir.
- Çünkü Şehmus'un fikir değiştirmesini herkesin önünde bir yenilgi olarak ilan ediyordu; bu, onu haklı çıkmak için düzenden uzak durmaya itebilirdi.
- Çünkü unvan bir köprü gibi görünse de, Şehmus'un fotoğrafını "en büyük şüpheci bile ikna oldu" başlığıyla broşüre koymak, onun geri adımını bir ganimet gibi sergileyecek ve korumak için kurulan yüzü harcayacaktı.
Merak kancası
Kaan şoförlerin WhatsApp grubuna kısa bir mesaj yazar: "Şehmus Usta'ya listedeki emeği için teşekkürler, sonunda!" Kendi gözünde bu sıcak bir teşekkürdür. Ama Şehmus mesajı okuduğunda "sonunda" kelimesine takılır ve bunu bir iğne gibi duyar. Kaan'ın sesinin tonunu, yüzündeki gülümsemeyi ekranda kimse görmemiştir. Yüz yüze söylendiğinde bir şakaya dönecek kelime, yazıda bir suçlamaya dönüşmüştür. 21.1'de buna bakacağız: okuyucu sesini duyamaz.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.