İçeriğe geç

20.4 · Seviye 3 · İknanın Araçları

"Hayır"ın arkasındaki gerçek nedeni bulmak

Bu dersin sonunda: söylenen itirazın altındaki asıl kaygıyı sorularla bulur.

İkna Psikolojisi Akademisi — Modül 20, İtiraz, Direnç ve Fikir Değiştirme · 2.011 kelime · ≈ 9 dk okuma · 13 dk dinleme · Kanıt: Uygulama

Daha önce görmüştük: 19.4 Güçlü sorular: Açık, derin ve merak dolu, 20.1 Direnç neden oluşur? Dört direnç türü

Derslerdeki kişiler ve sahneler kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir.

Soğuk açılış

Bir arkadaşını hafta sonu yürüyüşe çağırıyorsun. "Hava kötü olacak," diyor. Hava durumunu açıp gösteriyorsun: güneşli. "Yol uzun," diyor. Daha kısa bir parkur öneriyorsun. "Ayakkabım yok," diyor. Her itirazı tek tek çürütüyorsun, ve her çürüttüğünün yerine yenisi geliyor. Belki sorun havada, yolda ya da ayakkabıda hiç değildir. Belki geçen yürüyüşte geride kalmış ve bunu bir daha yaşamak istemiyordur, ama bunu söylemek kolay değildir. Söylenen itiraz bazen kapının kendisi değil, kapının önüne konmuş bir paspastır. Bu ders, o paspasın altına sorularla nasıl bakılacağını anlatıyor.

Sahne

Kütahya toplantısının üzerinden bir hafta geçmiştir. Sadri Bey'in tek cümlesi, "Bizim şoförler bunu istemez", derneğin masasında hâlâ cevapsız durmaktadır. Kaan'ın önerisi hızlıdır: Uşak'taki şoförlere bir anket gönderelim, molayı istediklerini gösterelim, sonucu Sadri Bey'e iletelim.

Deniz anket göndermek yerine Uşak'a gider. Firmanın garajında, akşam seferinden önce şoförlerle çay içer. Konuşma molaya geldiğinde şoförlerin çoğu karşı değildir; ikisi gece uzun yolda zaten kendi başlarına bir benzin istasyonunda durduklarını söyler. En genç şoförlerden biri, çayını karıştırırken bir şey ekler: "Patron mola saatinin de parasını isteyeceğimizi düşünüyor."

Deniz bu cümleyi Sadri Bey'e taşımaz. Ertesi sabah onunla yüz yüze konuşur, ve Kaan'ın anketinin yapacağı şeyi, yani itirazını çürütmeyi, bilerek yapmaz. Önce itirazı geri yansıtır: "Şoförlerinizin bu düzeni istemeyeceğini düşünüyorsunuz." Sadri Bey onaylar. Deniz açık uçlu bir soru sorar: "İstemezlerse, sizin için ne olur?"

Sadri Bey'in cevabı uzun bir sessizlikle başlar. Sonra konuşur: şoförleri sefer başına ücret alır. Mola düzeni seferleri uzatırsa, şoförler yakında o uzayan saatlerin de ödenmesini isteyecektir. Firmanın kâr payı zaten incedir. Deniz bir basamak daha iner: "Bu sizin için neden bu kadar önemli?" Sadri Bey, babasından devraldığı firmayı otuz yıldır tek bir ay maaş geciktirmeden yürüttüğünü söyler. Bir gün şoförlerine "ödeyemiyorum" demek zorunda kalmaktan korkmaktadır.

Masadaki itiraz artık "şoförler istemez" değildir. Asıl kaygı bir ücret hesabı ve onun altında, otuz yıllık bir gururdur. Deniz bu kaygıyı küçümsemez, ama hemen çözmeye de kalkmaz. Füsun Hanım'dan Konya ve Kütahya'daki firmaların ücret tablolarını ister: mola düzenine geçen firmalarda sefer başı ücret modelinin değişip değişmediğini, şoförlerin ek ücret isteyip istemediğini.

Tablo iki hafta sonra gelir. Konya'da ücret modeli değişmemiştir; Kütahya'da ise Erdinç Bey, gece seferleri için küçük bir ek ödeme başlatmıştır, ama bunu müşteri ceza almadığı için kendi kararıyla yapmıştır. Deniz tabloyu Sadri Bey'e olduğu gibi gösterir, iyi ve kötü yanlarıyla. Sadri Bey hemen "evet" demez. Ama ilk kez merakla kendisi sorar: "Erdinç Bey'in ek ödemesi ne kadar?" Toplantıdaki "hayır" bir pazarlığa dönmüştür.

Kaan bu sonucu görünce anketi masadan kaldırır. "Anketi göndermiş olsaydım," der, "şoförlerin molayı istediğini kanıtlayacaktım. Sadri Bey de muhtemelen, 'Tamam, istiyorlar; asıl sorun da o' diyecekti."

Kavramın adı

Sadri Bey'in toplantıdaki tek cümlesine bu derste bir ad veriyoruz:

Sorularla ulaşılan ikinci katmanın da bir adı var:

Deniz'in "Bu sizin için neden önemli?" diye bir basamak daha inmesi, pazarlama araştırmalarından gelen bir görüşme tekniğinin gündelik biçimidir:

Bu üç kavramın arkasında iki eski ders durur. 20.1'de direncin dört yüzünü görmüştük. Sadri Bey'in söylenen itirazı bir ataletmiş gibi duruyordu: şoförler alışkanlıklarını bırakmak istemez. Asıl kaygı ise başka bir yüzdü: bir maliyetin ve bir gururun savunması. Yanlış yüzü teşhis eden biri, yanlış ilacı verir; Kaan'ın anketi ataleti çürütmek için tasarlanmıştı.

19.4'te güçlü soruları görmüştük: açık uçlu soruları ve takip sorularını. Bu ders onları belirli bir işe koşuyor. "İstemezlerse sizin için ne olur?" açık uçlu bir soruydu; "Bu sizin için neden bu kadar önemli?" ise bir takip sorusu ve aynı zamanda merdivenin bir sonraki basamağıydı.

Perde arkası

Bu dersin rozeti "Uygulama"dır. Merdivenleme, pazarlama araştırmalarında uzun süredir kullanılan bir görüşme yöntemidir; bu iki makale onun kuramsal temelini ve uygulama kurallarını verir. Bir itirazın altındaki asıl kaygıyı sorularla bulmanın, onu çürütmeye çalışmaktan daha çok ikna ettiğini gösteren deneysel bir çalışmaya ya da meta-analize dayanmıyoruz. Bir de 3.07'de gördüğümüz bir uyarıyı hatırlatmak gerekir: Nisbett ve Wilson'ın derlemesi, insanların kendi kararlarının gerçek nedenlerini her zaman doğru bildiremediğini gösteriyordu. Merdivenin en altında bulunan cevap da kesin bir gerçek değil, kişinin o an kendine ve sana anlattığı en dürüst açıklamadır.

Yaygın yanılgı

Yaygın yanlış"İtirazı çürüt, 'evet' gelir."
Doğrusu

Kaan'ın anketi bu düşünceye dayanıyordu. Ama söylenen itiraz asıl kaygı değilse, onu çürütmek yalnızca bir sonraki itirazı çağırır; soğuk açılıştaki arkadaşın hava, yol ve ayakkabı sırası gibi. Daha da kötüsü, söylenen itirazı kamuya açık bir kanıtla çürütmek, kişiyi köşeye sıkıştırabilir ve 20.1'deki reaktansı uyandırabilir. Sadri Bey'e "Şoförleriniz aslında istiyor" diyen bir anket, onun itirazını değil, onun yüzünü hedef alırdı.

"Gerçek nedeni bulmak için 'Neden?' diye sormak yeter." Tek kelimelik ve art arda sorulan bir "Neden?", çoğu kişiye bir sorgu gibi gelir ve savunmaya geçirir. Deniz'in soruları bu yüzden farklı biçimlerdeydi: önce bir yansıtma, sonra "Sizin için ne olur?", sonra "Bu sizin için neden bu kadar önemli?" Reynolds ve Gutman'ın uyarısı da aynı yöndeydi: merdivenin basamakları ancak kişi rahat ettiğinde inilir.

Hayatın içinden

Gölge ve kalkan

Bu dersin gölgesi, bulunan asıl kaygıyı bir kaldıraca çevirmektir. Merdivenin en altında çoğu zaman bir korku, bir gurur ya da bir kırılganlık durur. Onu güvenle anlatan kişi, karşısındakine bir anahtar vermiş olur. O anahtar kaygıyı çözmek için de kullanılabilir, kişiyi o kaygıyla korkutup yönlendirmek için de.

Sadri Bey'in otuz yıllık gururunu öğrendiği akşam, Kaan'ın aklına tam da böyle bir hamle gelir: Sadri Bey'e, düzene girmezse ve bir gün şoförlerinden biri yorgunlukla kaza yaparsa, firmasının otuz yıllık adının bir gecede gideceğini hatırlatalım. Söylediği cümlede yanlış bir bilgi yoktur. Ama Sadri Bey'in Deniz'e güvenle açtığı bir yarayı, onu bir karara itmek için kullanmaktadır. Elif bunun farkını sorar: aynı korkuyu Sadri Bey kendisi gündeme getirseydi, onunla birlikte konuşmak bir yardım olurdu; onu bir tehdit olarak geri göndermek ise bir sırrı silaha çevirmekti.

Gölgenin ikinci biçimi, soruların bir sorguya dönüşmesidir. Asıl kaygıyı bulmak için ısrarla kazmak, kişinin söylemek istemediği bir şeyi söylemeye zorlamak, merdivenlemenin kendisini bir baskı aracı yapar. Sadri Bey ilk soruda susup konuyu değiştirseydi, Deniz'in bir sonraki soruyu sormaması gerekirdi.

Soruları soran sensen, kalkan iki kuraldır. Birincisi, bulduğun kaygıyı yalnızca çözmek ya da onunla birlikte düşünmek için kullan; onu karşı tarafa bir korku olarak geri yollama. İkincisi, karşındakinin her an "Bunu konuşmak istemiyorum" deme hakkını tanı ve o cümleyi duyduğunda dur. Soruları cevaplayan sensen de kendine şunu sor: Karşımdaki bu soruları kaygımı anlamak için mi soruyor, yoksa kaygımı bulup üzerine basmak için mi? Bulduğu şeyle ne yaptığına bak.

İKNA etiketi ve Ayna Testi

Asıl kaygıyı bulmak İKNA Modeli'nin İlgi kapısında başlar. Deniz'in soruları Sadri Bey'e önce dinlendiğini gösterdi; ancak bu kapı açıldıktan sonra Neden kapısına bakılabildi, ve orada doğru neden yerleştirilebildi: şoförlerin isteği değil, bir ücret hesabı. Kaan'ın anketi doğrudan Neden kapısına koşuyordu, ama yanlış kapının önünde duruyordu.

Ayna Testi'nde Deniz'in yaklaşımı zorlanmadan anlatılabilir: "Neyin sizi düşündürdüğünü sordum ve bulduğumuz kaygı için tablo istedim." Bu cümleyi Sadri Bey de duyabilirdi. Kaan'ın korku önerisi ise aynanın önünde çatlar: "Bize güvenip anlattığınız gururunuzu, sizi bir karara itmek için kullandık" cümlesini Sadri Bey'in yüzüne kimse söyleyemezdi.

Bugünün görevi

Kapanış

Üç cümlede

  1. Söylenen itiraz çoğu zaman gerçektir ama her zaman kararı belirleyen gerekçe değildir; onu çürütmek, asıl kaygı başka yerdeyse yalnızca yeni bir itiraz çağırır.
  2. Asıl kaygıya yansıtma, açık uçlu soru ve "Bu sizin için neden önemli?" türünden merdiven sorularıyla, kişi rahat ettiği ölçüde inilir.
  3. Gölge, bulunan kaygıyı bir korku kaldıracına çevirmek ya da soruyu sorguya dönüştürmektir; kalkan, kaygıyı yalnızca çözmek için kullanmak ve "konuşmak istemiyorum" denince durmaktır.

Mini test

  1. Söylenen itiraz ile asıl kaygı arasındaki fark nedir?
  2. Merdivenleme nasıl bir görüşme yöntemidir?
  3. Sadri Bey'in söylenen itirazı ve asıl kaygısı neydi?
  4. Kaan'ın anketi neden işe yaramayabilirdi?
  5. Kaan'ın o akşam getirdiği korku önerisi neden bir gölge örneğiydi?

Yanıtlar

  1. Söylenen itiraz, kişinin reddederken açıkça dile getirdiği gerekçedir. Asıl kaygı ise onun altında duran ve kararı gerçekte belirleyen ihtiyaç, korku ya da değerdir.
  2. Kişinin verdiği somut bir cevaptan başlayıp "Bu sizin için neden önemli?" türünden art arda sorularla sonuçlara ve sonunda kişisel değerlere inen bir görüşme yöntemidir.
  3. Söylenen itiraz, şoförlerin bu düzeni istemeyeceğiydi. Asıl kaygı, sefer başı ücret alan şoförlerin uzayan saatler için ek ücret isteyeceği ve otuz yıldır tek ay maaş geciktirmeden yürüttüğü firmanın bir gün bunu ödeyememesiydi.
  4. Çünkü söylenen itirazı, yani şoförlerin isteksizliğini çürütmek için tasarlanmıştı; asıl kaygı ücret hesabı olduğu için, Sadri Bey anketi görse bile "Tamam, istiyorlar; asıl sorun da o" diyebilirdi.
  5. Çünkü Sadri Bey'in güvenle açtığı otuz yıllık gurur ve kaza korkusunu, onu bir karara itmek için ona bir tehdit olarak geri göndermeyi öneriyordu.

Merak kancası

Uşak'taki çay sohbetinde konuşmaya katılmayan bir şoför vardır: firmanın en eski şoförü Selami Usta. Mola düzeni açıldığında tek bir cümle söyler: "Ben kırk yıl gece mola vermeden sürdüm." Füsun Hanım ona yorgunluk ve kaza rakamlarını gösterir; Selami Usta tabloya bakmaz bile. Rakamlar onun bir itirazına değil, kim olduğuna dokunmaktadır. 20.5'te buna bakacağız: kimliği tehdit eden bir bilgi neden gerçeğe rağmen reddedilir?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.