19.1 · Seviye 3 · İknanın Araçları
En ikna edici insan en iyi dinleyendir
Bu dersin sonunda: dinlemenin karşıdakinin savunmacılığını nasıl azalttığını açıklar.
İkna Psikolojisi Akademisi — Modül 19, Dinlemek ve Soru Sormak · 1.817 kelime · ≈ 8 dk okuma · 12 dk dinleme · Kanıt: Tartışmalı
Daha önce görmüştük: 9.5 Reaktans: "Yapma" denince neden daha çok isteriz?
Derslerdeki kişiler ve sahneler kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir.
Soğuk açılış
İkna denince çoğumuzun aklına konuşan biri gelir: iyi bir argüman, etkileyici bir hikâye, güçlü bir ses. Bu akademinin şimdiye kadarki derslerinin çoğu da konuşanın ne söylediğini ve nasıl söylediğini ele aldı. Bu modül tersini soruyor: karşındaki konuşurken sen ne yapıyorsun? Bir dizi araştırma, birini iyi dinlemenin onun savunmasını gevşettiğini, kendi görüşündeki çelişkileri görmesini kolaylaştırdığını ve tutumunu daha az uç hâle getirdiğini buldu. Bu ders dinlemenin neden ikna edebildiğini, neyi değiştirip neyi değiştirmediğini ve dinliyormuş gibi yapmanın neden işe yaramadığını anlatıyor.
Sahne
Antalya firmasıyla üçüncü video görüşmesinde Behçet Bey bir süre önce yaptığı bir hesaptan söz eder. Sonra bir saatin üçte biri boyunca söz hep ondadır: ekranda Antalya'dan Alanya'ya uzanan gece hatları, şoförlerin yakınmaları, temmuzda kıyı yolunun asfaltından yükselen buhar, bir sürücüsünün geçen ağustos bir benzin istasyonunun gölgesinde, kabinin içinde terden sırılsıklam uyanışını. Deniz hemen hiçbir şey anlatmaz. Üç kez soru sorar: "O gece ne oldu?", "Sürücüleriniz bunu size nasıl söylüyor?", "Sizi en çok ne endişelendiriyor?"
Üçüncü soruda Behçet Bey bir süre susar. Sonra bir şeyi kendi ağzıyla söyler: "Aslında bir yanım hâlâ maliyetten korkuyor. Ama öteki yanım, o sürücüyü düşündükçe bu maliyetin bir bahane olduğunu biliyor." Biraz daha konuşur, sonra görüşmenin sonunda kısa bir cümle kurar: "İkna oldum, katılıyoruz."
Ekran kapanınca Kaan'ın ilk tepkisi hayrettir: o görüşmede Turgutlu'nun tek bir rakamı bile söylenmemiş, tablo hiç açılmamıştır.
Elif bir araştırma dizisinden söz eder. Bu araştırmalarda insanlar bir konu hakkında konuşurken bir dinleyici onları ya çok iyi ya da sıradan biçimde dinlemişti. İyi dinlenenler, kendi görüşlerindeki çelişkilerin daha çok farkına varıyor ve tutumları daha az uç hâle geliyordu. Araştırmacılar bunu bir zincirle açıkladı: iyi dinlenmek kişinin sosyal kaygısını azaltıyor, bu da savunmasını gevşetiyordu; savunması gevşeyen kişi, kendi görüşünün öteki yüzünü görebiliyordu.
Füsun Hanım'ın gözüne başka bir şey çarpar. Araştırmalarda dinlemek, insanları dinleyenin görüşüne getirmiyordu; tutumlarını daha az uç ve daha ikircikli yapıyordu. Behçet Bey'in "bir yanım, öteki yanım" cümlesi tam olarak buydu. Behçet Bey Deniz'e ikna olmamıştı; kendi içindeki iki sesi aynı anda duymuş ve birini seçmişti.
Deniz buna bir şey ekler. Behçet Bey'in ilk iki görüşmede bu kadar konuşmamasının nedeni, Deniz'in o görüşmelerde çok konuşmasıydı. Turgutlu'nun rakamlarını, Konya'nın deneyimini, molanın faydalarını anlatmıştı. Behçet Bey her birini bir argüman olarak dinlemiş ve her birine karşı bir argüman hazırlamıştı. Üçüncü görüşmede karşı argüman hazırlayacağı bir şey yoktu; yalnızca kendi sürücüsünün gecesi vardı.
Kaan bir süre düşünür, sonra sorar: "O zaman bundan sonra hep dinleyelim mi? Bir teknik olarak?" Deniz cevap vermeden önce bir an durur. "Behçet Bey'in sürücüsünün terden uyandığı geceyi gerçekten merak ettim. Bunu bir teknik olarak yapsaydım, o fark ederdi."
Kavramın adı
Behçet Bey'in üçüncü görüşmede aldığı şeyin araştırmalardaki adı şudur:
Behçet Bey'in "bir yanım, öteki yanım" cümlesinin de bir adı vardır:
İlk iki görüşmede Behçet Bey'in yaptığı şeyin de bir adı vardır:
9.5'te reaktansı görmüştük: insanlar özgürlüklerinin tehdit edildiğini hissettiklerinde direnir. Nitelikli dinleme bu tehdidin tersini sunar: konuşanın kendi görüşünü, savunmak zorunda kalmadan, yüksek sesle düşünmesine yer açar. Satıcının yanından aynı fikre bakan bir okuma için Satış Akademisi'ndeki Dinlemenin dört seviyesi dersine bakılabilir.
Perde arkası
"Tartışmalı" rozeti bulguların kendisinden değil, kaynağından gelir. Bu çalışmalar tutarlı bir tablo çiziyor ve bazıları önceden kayıtlı. Ama hepsi aynı araştırma grubundan çıkıyor; başka gruplardan bağımsız tekrarlar henüz yerleşmiş değil. Bir de etkinin ne olduğuna dikkat etmek gerekir: nitelikli dinleme insanları dinleyenin görüşüne getirmiyor; tutumlarını daha az uç, daha ikircikli ve daha düşünülmüş hâle getiriyor. Tutum üzerindeki etki, iç görü üzerindekinden belirgin biçimde küçük.
Yaygın yanılgı
Yaygın yanlış"İyi dinlersen karşındaki senin görüşüne gelir."
Kaan'ın "hep dinleyelim mi" sorusu buna yakındı. Ama araştırmalar dinlemenin insanları dinleyenin görüşüne getirdiğini değil, kendi görüşlerini daha az uç ve daha düşünülmüş hâle getirdiğini buldu. Behçet Bey Deniz'in görüşüne gelmemişti; kendi içindeki iki sesi duyup birini seçmişti. Dinleyen kişi, konuşanın nereye varacağını belirleyemez.
"Dinlemek pasif bir şeydir; konuşmayan kişi hiçbir şey yapmıyordur." Deniz'in üç sorusu pasif değildi; her biri Behçet Bey'in bir sonraki cümlesine yön veriyordu. "Sizi en çok ne endişelendiriyor?" sorusu, maliyet korkusunu ve sürücüsünün gecesini aynı masaya koydu. Nitelikli dinleme dikkat, merak ve konuşanın sözünü bölmeme çabası ister.
Hayatın içinden
Gölge ve kalkan
Bu dersin gölgesi, dinlemeyi bir ikna tekniğine çevirmektir: karşıdakinin savunmasını gevşetmek için dinliyormuş gibi yapmak, ama aslında yalnızca sıranın gelmesini beklemek. Bu tür bir dinleme, nitelikli dinlemenin tersidir: dinleyen, konuşanın ne söylediğini anlamaya değil, ona ne cevap vereceğini hazırlamaya odaklanır. Araştırmalardaki etki, dinleyenin gerçekten dikkatli, anlayışlı ve yargılamayan olmasına dayanıyordu. Taklit edilmiş bir dinleme bu koşulları taşımaz; ve konuşan çoğu zaman bunu hisseder.
Kaan'ın "bir teknik olarak dinleyelim" sorusu kötü niyetli değildi; işe yarayan bir şeyi tekrarlamak istiyordu. Ama Deniz'in cevabı asıl farkı gösterdi: Behçet Bey'in sürücüsünün gecesini gerçekten merak etmişti. Merak olmadan sorulan sorular bir sorgu gibi duyulur; cevaplar da ona göre verilir.
Gölgenin ikinci biçimi, dinleyerek elde edilen bilgiyi karşı tarafa karşı kullanmaktır. Behçet Bey üçüncü görüşmede maliyet korkusunu açıkça söyledi. Bu, bir pazarlıkta onun zayıf noktası olarak kullanılabilirdi. Nitelikli dinlemenin yarattığı güven, böyle bir kullanımla bir kez kırıldığında, o kişi bir daha kolay konuşmaz. Pazarlıkta dinleme ise 23.6'nın konusu.
Kalkan, dinleyen taraf için, kendi argümanını hazırladığını fark ettiğin anda durmak ve konuşanın son söylediği şeyi gerçekten anlayıp anlamadığını kendine sormaktır. Konuşan taraf için kalkan, birinin seni dinlediğini hissettiğinde, açtığın şeyin sonradan sana karşı kullanılıp kullanılmayacağını gözlemektir; nitelikli bir dinleyici bunu kullanmaz.
İKNA etiketi ve Ayna Testi
Nitelikli dinleme İKNA'nın Neden kapısını içeriden açar: konuşan, kendi nedenini kendi ağzıyla bulur. Behçet Bey'in "bu maliyetin bir bahane olduğunu biliyorum" cümlesi, Deniz'in söyleyebileceği hiçbir cümlenin taşıyamayacağı bir ağırlık taşıyordu, çünkü onun kendi cümlesiydi. Ama bu kapı ancak Kredi kapısı açıksa açılır: Behçet Bey, Deniz'in onu yargılamadan dinleyeceğine güvenmeseydi bu cümleyi kurmazdı.
Aynanın önünde Deniz'in üçüncü görüşmesi rahatça durur: "Size anlatmak yerine sorular sordum, çünkü sürücünüzün gecesini ve sizin neden endişelendiğinizi gerçekten merak ediyordum" cümlesi Behçet Bey'e olduğu gibi söylenebilirdi. Taklit edilmiş bir dinleme zorlanırdı: "Savunmanızı gevşetmek için sizi dinliyormuş gibi yaptım."
Bugünün görevi
Kapanış
Üç cümlede
- Nitelikli dinleme, konuşana dikkat, anlayış ve yargılamayan bir tutumla eşlik etmektir; araştırmalarda konuşanın savunmasını gevşetti ve kendi görüşündeki çelişkileri görmesini kolaylaştırdı.
- Dinlemek insanları dinleyenin görüşüne getirmez; tutumlarını daha az uç ve daha düşünülmüş hâle getirir; bulgular tutarlıdır ama aynı araştırma grubundan gelir ve tutum üzerindeki etki küçüktür.
- Kalkan, dinleyen için kendi argümanını hazırladığını fark ettiğinde durmak; konuşan için ise açtığı şeyin sonradan kendisine karşı kullanılıp kullanılmadığını gözlemektir.
Mini test
- Itzchakov ve arkadaşlarına göre nitelikli dinleme hangi zincirle tutumları etkiliyordu?
- Nitelikli dinlenen kişiler kendi görüşlerindeki çelişkiler konusunda ne yaşıyordu?
- 2020 çalışmasının birlikte analizinde nitelikli dinlemenin hangi etkisi en büyük, hangisi en küçüktü?
- Füsun Hanım, Behçet Bey'in "ikna oldum" cümlesini nasıl yorumladı?
- Deniz, Kaan'ın "bir teknik olarak dinleyelim mi?" sorusuna ne cevap verdi?
Yanıtlar
- Nitelikli dinleme konuşanın sosyal kaygısını azaltıyor, bu savunmacı işlemeyi azaltıyor; savunması azalan kişi kendi görüşündeki çelişkilerin farkına varıyor ve tutumu daha az uç hâle geliyordu.
- Çelişkileri daha çok fark ediyor, ama onlara daha kolay katlanabiliyorlardı.
- En büyük etki kişinin kendi hakkındaki iç görüsü üzerindeydi; en küçük etki ise önyargılı tutumlar üzerindeydi.
- Behçet Bey'in Deniz'in görüşüne gelmediğini; kendi içindeki iki sesi, maliyet korkusunu ve sürücüsünün gecesini, aynı anda duyup birini seçtiğini söyledi. Bu, araştırmalardaki ikircikliliğin farkına varma bulgusuyla örtüşüyordu.
- Behçet Bey'in sürücüsünün gecesini gerçekten merak ettiğini; bunu bir teknik olarak yapsaydı, Behçet Bey'in fark edeceğini söyledi.
Merak kancası
Kaan dinleme üzerine bir kitap okur ve üç teknik öğrenir: yansıtma, özetleme ve duyguyu adlandırma. Ertesi gün Konya'daki Şaban Usta'yla telefonda konuşur ve her cümlesinin ardından birini uygular: "Anladığım kadarıyla teslim saatleri konusunda kaygılısınız." Üçüncü kez aynı kalıbı duyduğunda Şaban Usta sözünü keser: "Bana papağan gibi geri söyleme, evladım. Bir şey soracaksan sor." 19.2'de buna bakacağız: aktif dinleme, yani yansıtma, özetleme ve duyguyu adlandırma.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.