İçeriğe geç

18.7 · Seviye 3 · İknanın Araçları

Ekranda ikna: Video görüşmeler ve kamera karşısı

Bu dersin sonunda: kamera karşısında sesini, bakışını ve kadrajını ayarlar.

İkna Psikolojisi Akademisi — Modül 18, Sözsüz İletişim ve Ses · 1.816 kelime · ≈ 8 dk okuma · 12 dk dinleme · Kanıt: Uygulama

Daha önce görmüştük: 18.3 Ses: Ton, hız, vurgu ve sessizlik, 18.4 Yüz ifadeleri ve göz teması

Derslerdeki kişiler ve sahneler kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir.

Soğuk açılış

Bir video görüşmede karşındaki kişinin gözlerine bakıyorsun; o ise senin aşağıya baktığını görüyor. Çünkü sen ekrandaki yüzüne bakarken, kamera ekranın biraz üstünde duruyor. Yüz yüze bir konuşmada kendiliğinden işleyen pek çok şey, ekranda bozulur: bakış, ses, sıra almak, susmak. Bu modülde bakışın, sesin ve mesafenin ne yaptığını gördük. Bu son ders, bu işaretlerin bir kamera ve bir mikrofondan geçerken nasıl değiştiğini ve ekranda nasıl yeniden kurulabileceğini anlatıyor. Bu bir uygulama dersi: buradaki önerilerin çoğu deneysel bir sınamadan değil, dikkatli bir pratikten geliyor.

Sahne

Antalya'daki bir nakliye firmasının sahibi Behçet Bey, Turgutlu denemesine katılmak ister. İlk toplantı bir video görüşmesiyle yapılacaktır; Behçet Bey ile iki depo sorumlusu kendi ofislerinden, Deniz İzmir'den bağlanır.

Görüşme kötü başlar. Deniz'in dizüstü bilgisayarı masanın üstündedir; kamera aşağıdan, çenesinin altından görür. Arkasındaki pencere öğleden sonra güneşini alır; ekranda yüzü bir gölgedir. Konuştukça sesi Behçet Bey'in hoparlöründen geri döner ve kendi kulağına yankılanır. Deniz ekrandaki yüzlere baktıkça, onlar Deniz'i aşağıya bakarken görür. Bir depo sorumlusu iki kez araya girmeye çalışır; ikisinde de sesler çakışır, ikisi de susar.

Ekran kapanınca Kaan'ın tavsiyesi iki kelimedir: gözünü merceğe dik. Füsun Hanım bu iki kelimenin içinde bir çelişki görür. Kameraya bakan biri, karşısındakilerin yüzünü göremez; 18.4'te gördüğümüz gibi bir itirazın ilk işareti çoğu zaman bir yüzde belirir. Kameraya bakmak bir göz teması hissi verir, ama dinlemeyi zorlaştırır.

Elif bir makale bulur: video görüşmelerin neden yorucu olduğunu tartışan bir araştırmacının makalesi. Yazar dört olası neden sıralar: ekrandaki yüzlerin gerçek hayatta yalnızca çok yakın ilişkilerde karşılaştığımız bir mesafede ve sürekli bize bakıyor olması; sözsüz işaretleri hem gönderip hem okumak için daha çok çaba harcamamız; gün boyu kendi görüntümüzü bir aynada izler gibi izlememiz; ve kameranın çerçevesinde kalmak için hareketsiz oturmamız. Yazar bu argümanların henüz doğrudan sınanmadığını açıkça yazar.

Deniz ikinci görüşmeye hazırlanırken her sorunu tek tek ele alır. Dizüstü bilgisayarı birkaç kitabın üstüne koyar; kamera göz hizasına gelir. Masasını pencereye karşı çevirir; ışık artık yüzüne düşer. Kulaklık takar; yankı biter. Behçet Bey'in görüntüsünü ekranın en üstüne, kameranın hemen altına taşır; böylece onun yüzüne baktığında, bakışı kameradan pek uzak olmaz. Önemli bir şey söyleyeceği anlarda doğrudan kameraya bakar, dinlerken ise yüzlere döner. Kendi görüntüsünü, çerçeveyi bir kez kontrol ettikten sonra gizler. Kaan bu hazırlığı izlerken güler: "Bir toplantı için bu kadar uğraş mı?" Deniz omuz silker; ilk görüşmede kaybettikleri on dakikanın hesabını yapar.

Bir şeyi de değiştirir: sıra almayı sözsüz işaretlere bırakmaz. Her bölümün sonunda bir adla sorar: "Behçet Bey, sizin depoda bu nasıl işler?" Gecikme yüzünden cevaplar bir an geç gelir; Deniz bu anı doldurmaz, bekler.

İkinci görüşmenin sonunda depo sorumlularından biri, ilk görüşmede söyleyemediği şeyi söyler: Antalya deposunun gece vardiyasında yaz aylarında klimasız araçlar olduğunu, mola sorusunun orada başka bir anlam taşıdığını. İlk görüşmede iki kez denemiş, ikisinde de sesler çakışmıştı.

Behçet Bey bunu duyunca bir süre susar, sonra kendi deposundaki sorumluya döner: "Bunu bana neden daha önce söylemedin?" Sorumlu gülümser: "Söyleyecektim, sıra gelmedi." Deniz o akşam toplantı notuna bir satır ekler: ekranda bir soruyu duymanın yolu, onu sormak için bir yer açmaktır. Füsun Hanım, klimasız araçlar için ayrı bir mola sütunu eklemek üzere Antalya'dan veri ister.

Kavramın adı

Behçet Bey'in Deniz'i aşağıya bakarken görmesinin bir adı vardır:

Depo sorumlusunun iki kez susmasının da bir adı vardır:

Sesin ikna üzerindeki etkisini 18.3'te, göz temasının bir itiraz karşısında ne yaptığını 18.4'te görmüştük. Bu ders ikisini ekrana taşıyor. Sesli bir mesajın yazılı bir mesajdan farkı ise 21.4'ün konusu.

Perde arkası

"Uygulama" rozeti bu dersin bir araştırma bulgusu değil, bir uygulama kılavuzu olduğunu söyler. Bailenson'un argümanları henüz doğrudan sınanmamış önerilerdir; Bohannon ve arkadaşlarının derlemesi göz teması sorununu tanımlar ama Deniz'in her çözümünü tek tek sınamaz. Kamerayı göz hizasına almak, ışığı karşıya almak, kulaklık takmak ve sıra almayı adla yapmak, bu kaynakların ve önceki derslerin işaret ettiği sorunlara karşı geliştirilmiş dikkatli bir pratiktir. Bir ikna konuşmasının ekranda yüz yüzeden daha az ya da daha çok ikna edici olduğuna dair bir şey söylemez.

Yaygın yanılgı

Yaygın yanlış"Ekranda göz teması için kameraya bakmak yeter."
Doğrusu

Kaan'ın önerisi buydu. Ama kameraya bakan biri, karşısındakilerin yüzlerini göremez; 18.4'te gördüğümüz gibi bir itirazın ilk işareti çoğu zaman bir yüzde belirir. Deniz'in çözümü iki bakışı ayırmaktı: önemli bir şey söylerken kameraya, dinlerken yüzlere.

"Video görüşme, yüz yüze bir toplantının ekrana taşınmış hâlidir." Değildir. Sıra almak, susmak, bir itirazın yüzde belirmesi, bir sesin yankısı, hepsi değişir. Depo sorumlusunun ilk görüşmede iki kez susması, yüz yüze bir toplantıda kendiliğinden işleyen sıra almanın ekranda bozulduğunu gösteriyordu.

Hayatın içinden

Gölge ve kalkan

Bu dersin gölgesi, ekranın getirdiği kontrolü bir sahne yönetimine çevirmektir. Bir video görüşmede konuşan kişi, yüz yüze bir odada olmadığı kadar çok şeyi kontrol eder: ışığı, arka planı, kimin görüntüsünün büyük, kiminkinin küçük olacağını, kimin sesinin açık kalacağını. Bir arka plan bir otorite sembolü taşıyabilir; bir ekran paylaşımı karşı tarafın yüzünü küçültüp onun itirazını görünmez kılabilir. 18.6'da konuştuğumuz ödünç otorite, ekranda bir sanal arka planla da taklit edilebilir.

Kaan'ın derdi Deniz'in ekranda güven vermesiydi. Ama "kameraya bak" öğüdü yalnızca konuşanın görünümünü düşünüyordu, dinleyenin konuşabilmesini değil. İlk görüşmede asıl kaybedilen şey Deniz'in görünümü değil, depo sorumlusunun söyleyemediği klimasız araçlar bilgisiydi.

Gölgenin ikinci biçimi, ekranın yorgunluğunu karşı tarafa yüklemektir: uzun, aralıksız, tek sesli bir görüşme. Bailenson'un argümanları henüz sınanmamış olsa da, gün boyu video görüşmede olan birinin dikkati sınırlıdır. Bir ikna görüşmesini gereğinden uzun tutmak, dinleyenin itiraz etme enerjisini tüketir.

Kalkan, konuşan taraf için, Deniz'in ikinci görüşmesidir: kamerayı göz hizasına almak, ışığı karşıya almak, yankıyı kesmek, sıra almayı adla yapmak ve sessizliği beklemek. Ekranın öbür ucundaysan ve sıranın sana gelmediğini hissediyorsan, kalkan bunu sohbet kutusuna yazmak ya da adını söyleyerek araya girmektir: ekran, sözsüz işaretlerle beklemeyi değil, açıkça istemeyi gerektirir.

İKNA etiketi ve Ayna Testi

Ekran İKNA'nın her kapısını biraz daraltır. İlgi kapısı ışık ve sesle, Kredi kapısı bakışla, Neden kapısı ise karşı tarafın söz alabilmesiyle ilgilidir. Deniz'in ikinci görüşmesinde Neden kapısını açan, depo sorumlusunun klimasız araçlar sorusuydu; ve o soru, ancak sıra alma ekranda açıkça düzenlendiğinde duyulabildi.

İkinci görüşmenin düzeni aynaya rahatça dayanır: "Kameramı göz hizasına aldım, sizi daha iyi görmek için ışığı karşıma aldım ve herkese adıyla söz verdim" cümlesi Behçet Bey'e ve depo sorumlularına olduğu gibi söylenebilirdi. Ekranı bir sahne gibi yöneten bir görüşme zorlanırdı: "Arka planıma bir sertifika koydum ve sizin görüntünüzü küçülttüm ki dikkatiniz bende kalsın."

Bugünün görevi

Kapanış

Üç cümlede

  1. Video görüşmede kameranın ekrandan ayrı yerde durması göz temasını bozar; ses yankısı, ışık ve gecikme de yüz yüze konuşmada kendiliğinden işleyen işaretleri zayıflatır.
  2. Video görüşmelerin neden yorucu olduğuna dair argümanlar henüz doğrudan sınanmamıştır; bu dersteki öneriler bir uygulama kılavuzudur, ölçülmüş bir ikna etkisi değil.
  3. Kalkan, konuşan için kamerayı göz hizasına almak, ışığı karşıya almak, sıra almayı adla yapmak ve sessizliği beklemek; dinleyen için ise söz alamadığında bunu açıkça istemektir.

Mini test

  1. Behçet Bey ilk görüşmede Deniz'i neden aşağıya bakarken gördü?
  2. Füsun Hanım, Kaan'ın "Kameraya bak" önerisine ne itiraz etti?
  3. Bailenson'un argümanlarının bu derste "Uygulama" rozetiyle anılmasının nedeni nedir?
  4. Deniz ikinci görüşmeden önce hangi ayarları yaptı?
  5. İkinci görüşmede depo sorumlusu neyi söyleyebildi ve bu neden önemliydi?

Yanıtlar

  1. Çünkü kamera ekranın üstünde, ekrandaki yüzler ise kameranın altında duruyordu; Deniz yüzlere baktıkça karşı taraf onu aşağıya bakarken görüyordu. Bu, bakış açısı sapmasıydı.
  2. Kameraya bakan birinin karşısındakilerin yüzünü göremeyeceğini; bir itirazın ilk işareti çoğu zaman bir yüzde belirdiği için, kameraya bakmanın göz teması hissi verip dinlemeyi zorlaştıracağını.
  3. Yazarın kendisi, argümanlarının kuram ve araştırmaya dayandığını ama video görüşme bağlamında henüz doğrudan sınanmadığını açıkça yazdığı için.
  4. Bilgisayarı kitapların üstüne koyup kamerayı göz hizasına aldı, masasını pencereye karşı çevirdi, kulaklık taktı, Behçet Bey'in görüntüsünü kameranın hemen altına taşıdı, kendi görüntüsünü gizledi ve sıra almayı adla soru sorarak yaptı.
  5. Antalya deposunun gece vardiyasında yaz aylarında klimasız araçlar olduğunu ve mola sorusunun orada başka bir anlam taşıdığını söyleyebildi. İlk görüşmede iki kez denemiş ama sesler çakıştığı için susmuştu; bu bilgi ancak sıra alma açıkça düzenlendiğinde duyulabildi.

Merak kancası

Üçüncü görüşmede Behçet Bey yirmi dakika boyunca konuşur: firmasının gece seferlerini, sürücülerinin şikâyetlerini, yazın yollardaki sıcağı. Deniz neredeyse hiçbir şey anlatmaz; yalnızca sorar ve dinler. Görüşmenin sonunda Behçet Bey, "İkna oldum, katılıyoruz," der. Kaan şaşırır: "Ona hiçbir şey anlatmadık ki." 19.1'de buna bakacağız: en ikna edici insanın neden çoğu zaman en iyi dinleyen olduğu.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.