İçeriğe geç

18.5 · Seviye 3 · İknanın Araçları

Mekan, mesafe ve dokunma

Bu dersin sonunda: kişisel mesafe bölgelerini ve kültürel farkları gözetir.

İkna Psikolojisi Akademisi — Modül 18, Sözsüz İletişim ve Ses · 1.824 kelime · ≈ 8 dk okuma · 12 dk dinleme · Kanıt: Çerçeve, Tartışmalı

Daha önce görmüştük: 7.6 Ortam ve bağlam: Mekan, müzik ve zamanlama

Derslerdeki kişiler ve sahneler kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir.

Soğuk açılış

Bir otobüs durağında yanında duran birine yarım adım daha yaklaştığında, o kişi farkında olmadan yarım adım geri çekilir. Kimse bir şey söylemez, ama ikiniz de bir sınırın aşıldığını hissedersiniz. İnsanlar arasındaki mesafe, kelimeler kadar olmasa da onlar kadar gerçek bir mesaj taşır: yakınlık, saygı, üstünlük ya da tehdit. Dokunma ise bu sınırın en ince yeridir. Bu ders mesafenin ve dokunmanın ikna konuşmasında ne yaptığını, en çok alıntılanan dokunma araştırmasının ne bulduğunu ve aynı dokunuşun neden bir kişide yakınlık, ötekinde baskı gibi okunabildiğini anlatıyor.

Sahne

Bursa deposunda herkes Harun Usta'nın elini tanır. Mola konusu açıldığında o el konuştuğu kişinin omzuna iner ve konuşma bitene kadar orada kalır. Usta'yla yirmi yıl yol paylaşmış şoförler için bu bir ağabey dokunuşudur; çoğu farkına bile varmaz. Geçen ay İzmir'den birkaç haftalığına Bursa'ya gönderilen Akın ise farkına varır. Bir sabah, el omzuna indiği anda omzunu kıvırıp eli düşürür, arkasından da yarım metre uzaklaşır. Harun Usta bir an donup kalır, sesini çıkarmaz.

Olayı duyan Kaan bir araştırmadan söz eder. Bir restoranda garsonlar para üstünü verirken müşterinin eline ya da omzuna kısaca dokunduğunda, müşteriler daha çok bahşiş bırakmıştı. Kaan bundan bir sonuç çıkarır: bütün eğitmenler sürücülerle konuşurken hafifçe dokunsun. "Bilimsel olarak işe yarıyor."

Füsun Hanım çalışmanın ayrıntısını okur ve iki şey bulur. Birincisi, dokunma bahşişi artırmıştı ama müşterilerin garsonu ya da restoranı değerlendirmesini değiştirmemişti; müşteriler dokunmanın farkında bile değildi. İkincisi, yazarlar bulgularının bir koşul taşıdığını yazmıştı: dokunma göze batmadığında ve bir statü ya da bağımlılık çağrışımı taşımadığında.

Deniz bu ikinci noktayı Harun Usta'ya bağlar. Bir garson ile bir müşteri arasında açık bir statü farkı yoktur; para üstünü verirken yapılan kısa bir dokunuş göze batmaz. Ama otuz yılı aşkın direksiyon geçmişiyle deponun en saygın ustası ile işe yeni başlamış genç bir sürücü arasında bir statü farkı vardır. Harun Usta'nın omza koyduğu el, eski sürücüler için bir ağabeyin eli olabilir; yeni gelen biri için ise bir amirin eli.

Deniz bir şey daha fark eder: Kaan'ın önerisi, Ayna Testi'nden zor geçer. Araştırmanın kendisi dokunmanın farkında olmadan işlediğini söylüyordu. Bir eğitmenin "seni daha kolay ikna etmek için omzuna dokunuyorum" diyebileceği bir durum düşünmek zordur.

Harun Usta, Deniz'le konuştuktan sonra Akın'ı bulur. Elini uzatır, tokalaşırlar. Akın bir şey anlatır: önceki işinde amiri ne zaman omzuna dokunsa, arkasından kötü bir haber gelirmiş; bir keresinde de işten çıkarılan bir arkadaşı. Harun Usta başını sallar. O günden sonra konuşmalarını ayakta, kamyonun kapısının önünde değil, çay ocağında, yan yana oturarak yapar. Elini omza koymayı bırakmaz, ama önce sorar: "Çay içelim mi?" Sürücü yanına oturursa konuşma başlar.

Birkaç hafta sonra Akın İzmir'e dönmeden önce çay ocağına uğrar ve Harun Usta'nın yanına oturur. Bir şey sormaz; yalnızca Bursa'daki gece seferlerinde nerede mola verdiğini anlatır. Harun Usta onu dinler, araya girmez. Konuşmanın sonunda Akın kalkarken kendisi elini uzatır. Harun Usta sonradan Deniz'e bunun, yirmi yıldır omza koyduğu bütün ellerden daha çok şey söylediğini anlatır.

Kavramın adı

Akın'ın geri çektiği yarım adımın inceleme alanının bir adı vardır:

Bu alanın en bilinen kavramının da bir adı vardır:

Kaan'ın önerisinin dayandığı bulgunun da bir adı vardır:

Ortamın, yani mekânın, müziğin ve ışığın mesajın algılanmasını nasıl değiştirdiğini 7.6'da görmüştük. Bu ders o ortamın en yakın katmanına, iki insan arasındaki boşluğa iniyor. Mesafe ve dokunmanın kültürden kültüre nasıl değiştiği ise 34.1'in konusu.

Perde arkası

İki rozet iki ayrı türden bilgiye aittir. Hall'un mesafe bölgeleri bir "Çerçeve"dir: insanların mesafeyi nasıl kullandığını düşünmek için yararlı bir harita, ama kesin ölçüler değil; Hall'un kendisi bu ölçülerin kültürden kültüre değiştiğini vurguladı. Dokunmanın bahşişi artırdığı bulgusu ise "Tartışmalı"dır: tek bir restoranda yapılmış tek bir çalışmadan gelir ve yazarların kendi koyduğu koşul, yani statü ve bağımlılık çağrışımının olmaması, bulgunun bir iş yerine, bir eğitime ya da bir amir ile çalışan arasındaki konuşmaya taşınmasını sınırlar.

Yaygın yanılgı

Yaygın yanlış"Dokunmak güven verir; ne kadar yakın durursan o kadar ikna edersin."
Doğrusu

Kaan'ın önerisi buna dayanıyordu. Ama Crusco ve Wetzel'in bulgusu bir koşul taşıyordu: dokunuş göze batmadığında ve bir statü ya da bağımlılık çağrışımı taşımadığında. Harun Usta ile Akın arasındaki dokunuş bu koşulların ikisini de taşımıyordu: göze batmıştı ve bir statü farkının içindeydi. Aynı dokunuş, eski sürücüler için bir yakınlık, Akın için bir tehdit işaretiydi.

"Mesafe kuralları evrenseldir; yarım metre herkes için yarım metredir." Hall'un kendi kitabının temel fikirlerinden biri bunun tersiydi: mesafe kuralları kültürden kültüre değişir. Aynı kültürün içinde de kişiden kişiye, ilişkiden ilişkiye değişir. Akın'ın tepkisi bir kültürden değil, kendi geçmişinden geliyordu.

Hayatın içinden

Gölge ve kalkan

Bu dersin gölgesi, dokunmayı ve yakınlığı bir ikna aracına çevirmektir. Crusco ve Wetzel'in bulgusu bu yüzden rahatsız edicidir: dokunma, müşterilerin farkında olmadan bahşişlerini artırıyordu. Farkında olmadan işleyen bir etki, Ayna Testi'nden zor geçer. Bir satış eğitimi danışmanlara "müşterinin koluna dokun, daha kolay alır" dediğinde, müşterinin bilmediği bir etkiyi onun kararına karıştırmayı öğretir.

Gölgenin ikinci biçimi, statü farkının içinde dokunmaktır. Bir amirin, bir öğretmenin, bir ustanın dokunuşu, karşı tarafın reddetmesi zor olan bir dokunuştur. Akın'ın Harun Usta'nın elini itebilmesi bir cesaret gerektirmişti. Çoğu kişi bunu yapmaz; rahatsız olur ve susar. Bu yüzden statü farkının içindeki bir dokunuşun "işe yaraması", çoğu zaman karşı tarafın itiraz edememesinden gelir.

Kaan'ın derdi kimseyi kandırmak değildi; Harun Usta'daki sıcaklığın başkalarına da öğretilebileceğini sanıyordu. Ama sıcaklık bir yöntem olduğunda, dokunuş bir ilişkiden değil bir talimattan gelir; ve talimatla gelen bir el, Akın'ın önceki amirinin elinden pek farklı hissettirmez.

Kalkan, konuşan taraf için, Harun Usta'nın yeni alışkanlığıdır: önce sormak, karşı tarafın mesafesine uymak ve konuşmayı karşılıklı değil yan yana oturulan bir yerde yapmak. Dinleyen taraf için kalkan, birinin yaklaşması ya da dokunması seni rahatsız ettiğinde o rahatsızlığı ciddiye almak, onu bir sınırın aşıldığının haberi saymak ve bir adım geri çekilmekten çekinmemektir.

İKNA etiketi ve Ayna Testi

Mesafe ve dokunma İKNA'nın İlgi kapısının çevresinde çalışır: konuşmanın ne kadar yakın, ne kadar rahat bir yerde geçtiğini belirler. Ama Akın'ın tepkisi Kredi kapısının kapandığını gösterdi: istenmeyen bir dokunuş, söylenen her şeyin güvenilirliğini zedeler. Çay ocağındaki yan yana konuşma ise ikisini birlikte açtı.

Aynanın önünde Harun Usta'nın yeni alışkanlığı rahatça durur: "Önce çay içmek isteyip istemediğinizi sordum, yanıma oturursanız konuştuk" cümlesini Harun Usta, Akın da dahil, depodaki her şoföre yüzüne bakarak söyleyebilirdi. Kaan'ın önerisi zorlanırdı: "Sizi daha kolay ikna etmek için konuşurken omzunuza dokunmamız öğretildi."

Bugünün görevi

Kapanış

Üç cümlede

  1. İnsanlar aralarındaki mesafeyi ilişki türüne göre düzenli biçimlerde kullanır; ama bu mesafeler evrensel değildir, kişiden, ilişkiden ve kültürden kültüre değişir.
  2. Bir restoranda kısa bir dokunuş bahşişi artırdı, ama yazarlar bulguyu statü ve bağımlılık çağrışımı taşımayan, göze batmayan dokunuşlarla sınırladı; etki farkında olunmadan işliyordu.
  3. Kalkan, konuşan için önce sormak, karşı tarafın mesafesine uymak ve yan yana konuşmak; dinleyen için ise istenmeyen bir yakınlığı bir sınır ihlali olarak tanıyıp geri çekilmekten çekinmemektir.

Mini test

  1. Hall'un tanımladığı dört mesafe bölgesi nelerdir?
  2. Crusco ve Wetzel'in çalışmasında dokunma neyi değiştirdi, neyi değiştirmedi?
  3. Yazarlar dokunma etkisini hangi koşula bağladı?
  4. Deniz, Harun Usta'nın dokunuşunun Akın'da neden farklı karşılandığını nasıl açıkladı?
  5. Harun Usta konuşma biçimini nasıl değiştirdi?

Yanıtlar

  1. Mahrem, kişisel, sosyal ve kamusal mesafe.
  2. Bahşişi, hesabın yüzdesi olarak, dokunulmayan koşula göre artırdı. Müşterilerin garsonu, restoranın havasını ya da yemek deneyimini değerlendirmesini ise değiştirmedi; müşteriler dokunmanın farkında değildi.
  3. Dokunuşun göze batmaması ve bir statü ya da bağımlılık çağrışımı taşımaması koşuluna.
  4. Garson ile müşteri arasında açık bir statü farkı olmadığını, ama deponun en saygın ustası ile işe yeni başlamış genç bir sürücü arasında olduğunu söyledi. Aynı dokunuş eski sürücüler için bir ağabeyin eli, yeni gelen biri için bir amirin eliydi.
  5. Konuşmalarını ayakta, kamyon kapısının önünde değil, çay ocağında yan yana oturarak yapmaya başladı ve önce sordu: "Çay içelim mi?" Sürücü yanına oturursa konuşma başladı.

Merak kancası

Kaan dokunma fikrinden vazgeçer, ama başka bir şey önerir: eğitmenler depolarda sürücülerle konuşurken fosforlu yelek ve göğüslerinde "Güvenlik Eğitmeni" yazan bir yaka kartı taşısın. "İnsanlar üniformalıya daha çok uyar," der. Füsun Hanım, sokakta yoldan geçenlere bir şey yapmalarını söyleyen bir kişinin kıyafeti değiştirildiğinde ne olduğunu sınayan eski bir deneyi hatırlar. Harun Usta ise yeleğin kendisine yakışmayacağını söyler. 18.6'da buna bakacağız: görünüş, kıyafet ve semboller.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.