16.7 · Seviye 3 · İknanın Araçları
Grafik ve görsellerle ikna: Nasıl ikna eder, nasıl yanıltır?
Bu dersin sonunda: bir grafikteki yanıltıcı teknikleri bulur.
İkna Psikolojisi Akademisi — Modül 16, Mesaj Tasarımı: Yapı, Sıra ve Kanıt · 1.828 kelime · ≈ 8 dk okuma · 12 dk dinleme · Kanıt: Tartışmalı, Çürütüldü
Daha önce görmüştük: 16.5 Sayıların psikolojisi: Yüzde, oran ve mutlak rakam
Derslerdeki kişiler ve sahneler kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir.
Soğuk açılış
İki sütun düşün. Biri ötekinin beş katı yüksekliğinde. Gözün, okuman bitmeden bir sonuca varır: ilki çok daha büyük. Oysa sütunların dayandığı rakamlar altı ile üç buçuk olabilir; aradaki fark iki kat bile değildir. Farkı büyüten şey verinin kendisi değil, grafiğin alt kenarının nereden başladığıdır. Grafikler bir sayıyı göze tek bakışta taşır; bu onların gücüdür. Aynı güç, gözün gördüğünü rakamın söylediğinden başka bir şeye çevirebilir. Bu ders bir grafiğin nasıl ikna ettiğini, hangi tekniklerin okuru yanılttığını ve "grafik eklemek mesajı bilimsel ve inandırıcı yapar" iddiasının neden tekrarlarda tutmadığını anlatıyor.
Sahne
Kaan'ın grafiği, genel müdürün masasına gidecek ay sonu raporunun ikinci sayfasındadır. Bu ayın rakamları kullanılmıştır: molasız uzun gece seferlerinin yüzde altısında, molalı seferlerin yüzde üç virgül altısında uyuklama uyarısı. Dikey eksen yüzde üçten başlar. Bu yüzden kâğıtta birinci sütun ikincisini beşe yakın bir katla geçer.
Füsun Hanım bir cetvelle iki sütunu ölçer, sonra rakamları yan yana yazar. "Gerçek oran bir buçuk kattan biraz fazla. Grafik beş kat diyor." Kaan itiraz eder: eksen sıfırdan başlasaydı iki sütun neredeyse aynı boyda görünecek, fark kaybolacaktı. "Daha okunur olsun diye kestim."
Deniz bu itirazın bir kısmının haklı olduğunu söyler. Küçük farkları görmek için ekseni kesmek bazen meşrudur; çizgi grafiklerde çoğu zaman yapılır. Ama sütun grafiğinde göz yüksekliği karşılaştırır, sayıyı değil. Sütunun boyu, miktarın kendisi gibi okunur. Eksen kesildiğinde göz bunu bilmez.
Deniz üç şey önerir. Sütunlar sıfırdan başlasın. Sütunların üstüne rakamlar yazılsın: yüzde altı, yüzde üç virgül altı. Grafiğin altına da tek cümle eklensin: "Molasız seferlerde uyarı, molalı seferlerin bir buçuk katından biraz fazla; her yüz molasız seferde yaklaşık iki buçuk uyarı daha fazla." Böylece okur hem farkın yönünü hem de büyüklüğünü görür.
Tahsin Bey düzeltilmiş grafiği gördüğünde önce biraz hayal kırıklığına uğrar; ilk taslağı da görmüştür. Sonra altındaki cümleyi okur ve kendi hesabını yapar: ayda yaklaşık yüz molasız uzun sefer varsa, iki üç uyarı daha az demektir. "Küçük ama gerçek," der. "Bunu yönetim kurulunun önünde de rahatça anlatabilirim." Rapor bu haliyle yönetim toplantısına gider.
Kaan bir şey daha sorar. Raporun bir kopyası da dernek toplantısında Talat Bey'e gidecek. Talat Bey mola konusunda baştan beri kuşkuludur. "Ona grafik mi gösterelim, tablo mu?" Deniz bunun açık bir sorusu olduğunu söyler: araştırma burada tek bir yöne işaret etmiyor. Sonunda raporun ekine, grafiğin yanına küçük bir tablo da koyarlar: sefer sayısı, uyarı sayısı ve oran, üç sütunda.
Toplantıdan sonra Talat Bey'in bir sorusu Deniz'e iletilir. Grafik hakkında değildir. "Yüz on iki seferin kaçı benim firmamdan?" Tablo ona bir sonraki soruyu sorduracak kadar ayrıntı vermiştir.
Kavramın adı
Kaan'ın grafiğindeki tekniğin bir adı vardır:
Kesik eksen, daha geniş bir yanıltma türünün örneğidir:
Bir de daha ağır bir tür vardır:
Aynı sayının birkaç ayrı biçimde yazılabildiğini (16.5) görmüştük. Grafik, aynı sayıya bir biçim daha ekler: göze giden biçim. Konuşma sırasında kullanılan slaytlar ise ayrı bir konu; onlara 22.5'te bakacağız.
Perde arkası
Rozetler iki ayrı soruyu yanıtlar. Grafiğin mesajı tablodan daha ikna edici yapıp yapmadığı sorusu "Tartışmalı"dır: Pandey ve arkadaşlarının bulgusu bir çalışmadan ve okurun önceki tutumuna bağlı. Grafiğin yalnız bilimsel göründüğü için inandırdığı iddiası ise "Çürütüldü": dört tekrarda çıkmadı. Yanıltıcı tekniklerin okurun okumasını değiştirdiği ise ayrı bir bulgudur ve bu derste kalkanın dayanağıdır.
Yaygın yanılgı
Yaygın yanlış"Grafik koymak mesajı bilimsel ve inandırıcı gösterir."
Kaan raporun her sayfasına bir grafik koymak istediğinde aklında bu vardı. Ama tekrarlar bunu göstermedi: okur, bir grafiği yalnızca orada durduğu için ciddiye almıyor. Grafiğin işe yaradığı yer, okurun veriyi anlamasına yardım ettiği yerdir. Bilgi taşımayan bir grafik, sayfayı kalabalıklaştırmaktan başka bir şey yapmayabilir.
"Grafikteki rakamlar doğruysa grafik dürüsttür." Kaan'ın sütunlarındaki rakamlar doğruydu. Ama okur grafiği rakamlarla değil, sütunların boyuyla okur. Pandey ve arkadaşlarının 2015 çalışmasında katılımcıların gördüğü rakamlar aynıydı; değişen yalnızca grafiğin biçimiydi, ve okumalar buna göre değişti. Bir grafiğin dürüstlüğü, rakamların yanında gözün göreceği karşılaştırmanın da doğru olmasına bağlıdır.
Hayatın içinden
Gölge ve kalkan
Bu dersin gölgesi, gözün kestirmesini bilerek kullanmaktır. Okur bir grafiğe birkaç saniye bakar; o saniyelerde gördüğü, sütunların boyudur, eksenin nereden başladığı değil. Ekseni kesen, alanı büyüten ya da çizgiyi daraltan biri, rakamlarda hiçbir yalan söylemeden okura gerçekten büyük bir fark gösterebilir. Bu teknikler kimi zaman bilerek, kimi zaman Kaan'daki gibi "daha okunur olsun" diye kullanılır; okurun yanılması iki durumda da aynıdır.
Kaan'ın grafiği kötü niyetli değildi. Ama Tahsin Bey grafiğe bakıp molanın uyarıları beşte bire indirdiğini düşünseydi, deneme bir sonraki ay daha zayıf rakamlar verdiğinde hayal kırıklığı da o kadar büyük olurdu. Abartılmış bir grafik, yalnız okuru değil, sunanın kendi güvenilirliğini de bir sonraki rapora borçlandırır.
Gölgenin ikinci biçimi, grafiği bir süs gibi kullanmaktır: bir iddianın yanına, onu desteklemeyen ama bilimsel görünen bir grafik koymak. Tekrarlar bunun beklenen etkiyi yapmadığını gösteriyor; ama okuru veriyi gerçekten okumaktan da alıkoyabilir.
Kalkan, okur tarafında, bir grafiğe bakarken üç şeye bakmaktır: eksen sıfırdan mı başlıyor, ölçülen şey boy mu yoksa alan mı, ve yukarı gerçekten "daha çok" anlamına mı geliyor. Sunan taraf için kalkan Deniz'in önerisidir: sütunlar sıfırdan başlasın, rakamlar sütunların üstünde yazsın, ve grafiğin söylediği tek bir cümleyle altında dursun.
İKNA etiketi ve Ayna Testi
Grafik önce İlgi kapısını açar: sütunlar, bir sayfa metinden daha hızlı göze çarpar. Ama sonraki adım Kredi kapısıdır, ve orada grafiğin işi gözün gördüğüyle rakamın söylediğini eşleştirmektir. Talat Bey'in "kaçı benim firmamdan?" sorusu, tablonun ona kendi firmasının verisine yönelmek için bir neden verdiğini, yani Neden kapısının da aralandığını gösteriyordu.
Aynanın önünde Deniz'in grafiği rahatça durur: "Sütunları sıfırdan başlattık, rakamları üstlerine yazdık, farkın ne kadar olduğunu altına bir cümleyle söyledik" cümlesi Tahsin Bey'e de Talat Bey'e de söylenebilirdi. Kaan'ın ilk grafiği zorlanırdı: "Ekseni yüzde üçten başlattık, çünkü sıfırdan başlayınca fark küçük görünüyordu."
Bugünün görevi
Kapanış
Üç cümlede
- Grafikler bir sayıyı göze tek bakışta taşır; ama göz rakamı değil sütunun boyunu, dairenin alanını ve çizginin eğimini okur.
- Kesik eksen, alanla gösterilen miktarlar ve ters çevrilmiş eksenler, rakamlar doğru olsa bile okuru yanıltır; bir grafiğin yalnızca bilimsel göründüğü için inandırdığı iddiası ise tekrarlarda tutmadı.
- Kalkan, okur için eksene, ölçülen şeye ve yöne bakmak; sunan için sıfırdan başlayan sütunlar, üstlerine yazılmış rakamlar ve farkı söyleyen tek bir cümledir.
Mini test
- Kesik eksen nedir ve sütun grafiğinde neden yanıltıcıdır?
- Pandey ve arkadaşlarının 2014 çalışmasında grafikler kimde tablolardan daha ikna edici çıktı?
- Dragicevic ve Jansen'in tekrarları neyi gösterdi?
- Ters eksenli grafik çalışmasında ne oldu?
- Deniz, Kaan'ın grafiği için hangi üç değişikliği önerdi?
Yanıtlar
- Kesik eksen, değer ekseninin sıfırdan değil daha yüksek bir değerden başlatılmasıdır. Sütun grafiğinde göz sütunların boyunu karşılaştırdığı için, eksen kesildiğinde iki değer arasındaki fark olduğundan çok daha büyük görünür.
- Konuda güçlü bir görüşü olmayan katılımcılarda. Mesaja karşı güçlü bir tutumu olanlarda ise tablolar daha iyi çalışıyor göründü, ama bu fark istatistiksel olarak doğrulanamadı.
- Basit bir grafik eklemenin bir ilacın etkisine olan inancı artırdığı bulgusu dört tekrarda çıkmadı; grafikli metin daha ikna edici değildi, bazen daha az ikna ediciydi. Grafik okurun anlamasına küçük bir katkı yaptı.
- Ters eksenli grafiği gören 38 kişinin 30'u verinin yönünü yanlış okudu; normal grafiği gören 40 kişiden yalnızca biri yanıldı.
- Sütunların sıfırdan başlamasını, rakamların sütunların üstüne yazılmasını ve grafiğin altına farkın yönünü ve büyüklüğünü söyleyen bir cümle eklenmesini.
Merak kancası
Turgutlu'daki gece otoparkı açılmadan iki hafta önce Elif bir öneriyle gelir. Sürücülerden şimdilik yalnız küçük bir şey istensin: kabin camlarına "Molamı veririm" yazan bir çıkartma yapıştırmaları. Otoparka katılma isteği ancak sonra gelecektir. Kaan bir çıkartmanın bir otoparkla ne ilgisi olduğunu sorar. Elif, önce küçük bir evet almanın sonraki büyük isteğe kapıyı araladığını söyler. 17.1'de buna bakacağız: ayağını kapıya koymak, yani küçük bir istekten büyük bir isteğe geçmek.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.