16.6 · Seviye 3 · İknanın Araçları
Riski anlatmak: "Her 1000 kişiden 3'ü"
Bu dersin sonunda: göreli riski mutlak riske çevirir ve doğal sıklıklarla anlatır.
İkna Psikolojisi Akademisi — Modül 16, Mesaj Tasarımı: Yapı, Sıra ve Kanıt · 1.843 kelime · ≈ 8 dk okuma · 12 dk dinleme · Kanıt: Sağlam
Daha önce görmüştük: 16.5 Sayıların psikolojisi: Yüzde, oran ve mutlak rakam
Derslerdeki kişiler ve sahneler kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir.
Soğuk açılış
"Bu ilaç kalp krizi riskini yüzde elli azaltıyor." Kulağa çok iyi gelir. Ama bu cümle, ilacı kullanmayan bin kişiden ikisinin kalp krizi geçirdiği, kullanan bin kişiden ise birinin geçirdiği anlamına da gelebilir. Riskteki azalma yüzde ellidir; ama bin kişiden yalnızca biri bu ilaçtan yarar görür. Aynı gerçek iki biçimde anlatılabilir: göreli olarak, yani bir şeyin ötekinin kaç katı olduğuyla, ya da mutlak olarak, yani her bin kişiden kaçının etkilendiğiyle. Göreli anlatım çoğu zaman daha büyük ve daha ikna edici görünür. Bu ders, riski anlatırken bu iki biçimi ayırmayı ve okurun gerçek büyüklüğü görebileceği biçimi seçmeyi anlatıyor.
Sahne
Gazeteci Bilgehan Hanım'ın telefonu kısa bir öğle arasında gelir. Elinde yurtdışında yayımlanmış bir uyku araştırmasından söz eden bir haber vardır: gece yarısından sonra uykusuz araç kullanmanın kaza riskini iki katına çıkardığı yazılmaktadır. Bilgehan Hanım bunun ne anlama geldiğini sormak ister: "Yani gece sürücülerinin yarısı mı kaza yapıyor?"
Deniz bu sorunun haberin yarattığı en yaygın yanlış anlamayı gösterdiğini fark eder. "İki katı" bir karşılaştırmadır: neyin iki katı olduğunu söylemeden, riskin ne kadar büyük olduğu hakkında hiçbir şey söylemez. Deniz bu haberdeki araştırmanın ayrıntısını bilmediği için onun hakkında bir şey söylemez; ama denemenin kendi verisini kullanarak aynı soruyu açıklamayı önerir.
Füsun Hanım'ın tablosunda iki satır yan yana durur. Uzun ve molasız gece seferleri: yüz on iki sefer, sekiz uyuklama uyarısı. Arada en az bir mola verilmiş gece seferleri: üç yüz seksen sefer, on üç uyarı. Kaan bu iki rakamı görünce hemen bir cümle kurar: "Mola almayan sürücünün uyuklama riski iki katı." Bu doğrudur; yüz seferde yaklaşık yediye karşı yüz seferde yaklaşık üç buçuk.
Ama Deniz, Bilgehan Hanım'a iki cümleyi birlikte söyler. Birincisi göreli olanıdır: molasız uzun seferlerde uyarı, molalı seferlere göre yaklaşık iki kat daha sık. İkincisi mutlak olanıdır: molasız her yüz uzun seferin yaklaşık yedisinde, molalı her yüz seferin ise yaklaşık üç buçuğunda uyarı veriliyor; yani mola, her yüz seferde yaklaşık üç buçuk uyarıyı daha az demek. Bir de üçüncü bir şeyi ekler: bu bir uyarı sayısıdır, kaza sayısı değil. Bir uyarı, sürücünün o an dikkatini toparladığı ya da durduğu bir anı da gösterebilir.
Bilgehan Hanım'ın haberi birkaç gün sonra çıkar. Başlıkta "iki kat" yoktur; "Her yüz molasız gece seferinin yedisinde uyuklama uyarısı" yazmaktadır. Kaan başlığı daha az çarpıcı bulur. Ama haberin altında bir sürücünün yorumu vardır: "Yüzde yedi az gibi geliyordu. Sonra düşündüm: ayda otuz sefer yapıyorum. Demek ki ayda iki kere."
Kavramın adı
Kaan'ın cümlesinin dayandığı anlatımın bir adı vardır:
Deniz'in ikinci cümlesinin dayandığı anlatımın da:
İkisi arasındaki farkın da bir adı vardır:
Tek bir sayının farklı biçimlerde yazılabildiğini (16.5) artık biliyoruz. Bu ders o fikri iki grubun karşılaştırıldığı yere taşıyor. Göreli ve mutlak riskin sağlık haberlerindeki yeri için Sağlık Okuryazarlığı Akademisi'ndeki Göreli risk, mutlak risk dersine bakılabilir; hekim ile hasta arasındaki risk konuşması ise 29.2'de ele alınacak.
Perde arkası
"Sağlam" rozeti iki kaynağın uyumundan gelir. İkisi aynı yönü gösterir: göreli risk, mutlak riske göre daha büyük ve daha ikna edici algılanır, ama okura riskin gerçek büyüklüğünü göstermez. Akl ve arkadaşlarının derlemesindeki çalışmaların hiçbiri gerçek davranışı ölçmemişti; bu yüzden bulgu, insanların nasıl algıladığı ve neye ikna olduğu hakkındadır, ne yaptıkları hakkında değil.
Yaygın yanılgı
Yaygın yanlış"Bir şey riski iki katına çıkarıyorsa, çok tehlikelidir."
Bilgehan Hanım'ın sorusu bu kanıdan doğmuştu. Ama iki katı, çok küçük bir riskin de iki katı olabilir: binde birden binde ikiye çıkan bir risk "iki katına" çıkmıştır. Riskin ne kadar tehlikeli olduğunu anlamak için, neyin iki katı olduğunu, yani mutlak riski bilmek gerekir.
"Mutlak risk vermek, bir tehlikeyi küçümsemektir." Kaan bu kaygıyla "iki kat" cümlesini tek başına kullanmak istiyordu. Ama mutlak risk bir tehlikeyi küçültmez; onun gerçek büyüklüğünü gösterir. Haberin altındaki sürücünün yorumu bunu gösterdi: "yüz seferin yedisi" ona önce az geldi, sonra kendi ayına çevirince "ayda iki kere" oldu. Mutlak risk, okurun riski kendi hayatına taşımasına izin verir.
Hayatın içinden
Gölge ve kalkan
Bu dersin gölgesi, göreli riski bilerek tek başına sunmaktır. Bir ürünün faydasını büyük göstermek isteyen biri göreli azalmayı, yan etkisini küçük göstermek isteyen biri ise mutlak artışı seçebilir. Gigerenzer ve arkadaşlarının belirttiği gibi, broşürlerde, internet sitelerinde ve hatta tıp dergilerinde bu iki biçim çoğu zaman bu şekilde karıştırılır: faydalar göreli, zararlar mutlak olarak verilir. Okur bu karışıklığı fark etmezse, fayda büyük, zarar küçük görünür. Kaan'ın "iki kat" cümlesi doğruydu ve bir şeyi gizlemeyi amaçlamıyordu; ama tek başına kullanılsaydı, Bilgehan Hanım'ın "sürücülerin yarısı mı?" sorusundaki yanlış anlamayı besleyecekti.
Gölgenin ikinci biçimi, bir göstergeyi başka bir şeymiş gibi sunmaktır. Uyuklama uyarısı bir kaza değildir; ama "uyarı" kelimesi "kaza" ile değiştirilseydi, rakamlar çok daha korkutucu görünürdü. Deniz bu ayrımı Bilgehan Hanım'a ilk sorusunda söyleyerek bu tuzağa düşmedi.
Kalkan, okur tarafında, bir risk haberiyle karşılaştığında üç soru sormaktır: neyin kaç katı? Bin kişiden kaçı? Ve bu rakam neyi ölçüyor? Riski anlatan tarafın kalkanını Deniz'in telefondaki iki cümlesi özetler: göreli riski her zaman mutlak riskle birlikte vermek ve ölçülen şeyin ne olduğunu açıkça söylemek.
İKNA etiketi ve Ayna Testi
Riskin anlatılış biçimi önce Kredi kapısında sınanır. Göreli risk tek başına verildiğinde okur bir büyüklük hisseder, ama onu doğrulayamaz; mutlak risk eklendiğinde ise okur rakamı kendi hayatına taşıyabilir. Haberin altındaki sürücünün "ayda iki kere" hesabı, Neden kapısının da açıldığını gösterdi: mutlak risk, sürücüye mola almanın kendi ayında ne anlama geldiğini gösterdi.
Aynanın önünde Deniz'in iki cümlesi rahatça durur: "Size hem iki grubu karşılaştıran oranı, hem de her yüz seferde kaç uyarı olduğunu verdik ve bunun bir kaza değil uyarı sayısı olduğunu söyledik" cümlesi okurlara olduğu gibi söylenebilirdi. Yalnızca göreli riski vermek ise zorlanırdı: "İki katı dedik, çünkü yüz seferin yedisi dersek kimse ilgilenmeyecekti."
Bugünün görevi
Kapanış
Üç cümlede
- Bir risk iki biçimde anlatılabilir: göreli olarak, yani bir şeyin ötekinin kaç katı olduğuyla, ya da mutlak olarak, yani her bin kişiden kaçının etkilendiğiyle.
- Göreli risk mutlak riske göre daha büyük ve daha ikna edici algılanır, ama riskin gerçek büyüklüğünü göstermez; çok küçük bir risk de iki katına çıkabilir.
- Kalkan, okur için her risk haberine "neyin kaç katı, bin kişiden kaçı ve bu rakam neyi ölçüyor?" diye sormak; ikna eden için ise göreli riski her zaman mutlak riskle birlikte vermektir.
Mini test
- Göreli risk ile mutlak risk arasındaki fark nedir?
- Gigerenzer ve arkadaşlarının mamografi örneği neyi gösteriyordu?
- Akl ve arkadaşlarının derlemesine göre göreli risk azalması mutlak risk azalmasına göre nasıl algılanıyordu?
- Deniz, Bilgehan Hanım'a hangi üç şeyi söyledi?
- Haberin altındaki sürücünün yorumu mutlak riskin neyi sağladığını gösterdi?
Yanıtlar
- Göreli risk, bir gruptaki riskin başka bir gruptaki riske oranıdır; iki grubu karşılaştırır ama riskin ne kadar büyük olduğunu söylemez. Mutlak risk ise bir olayın belirli bir grupta ne sıklıkla gerçekleştiğini gösterir ve riskin gerçek büyüklüğünü verir.
- Mamografi taramasının meme kanserinden ölme riskini yüzde yirmi beş azalttığı ifadesinin, aslında bin kadından birinin daha az öleceği anlamına geldiğini gösteriyordu.
- Anlama açısından pek farklı değildi; ama daha büyük algılanıyor ve daha ikna edici bulunuyordu.
- Molasız uzun seferlerde uyarının molalı seferlere göre yaklaşık iki kat daha sık olduğunu; molasız her yüz seferin yaklaşık yedisinde, molalı her yüz seferin yaklaşık üç buçuğunda uyarı verildiğini; ve bunun bir kaza değil, uyarı sayısı olduğunu.
- Mutlak riskin okurun riski kendi hayatına taşımasını sağladığını gösterdi. Sürücü "yüz seferin yedisi"ni önce az buldu, ama ayda otuz sefer yaptığını düşününce bunun ayda iki kez anlamına geldiğini hesapladı.
Merak kancası
Bir hafta sonra Kaan, Tahsin Bey'e sunulacak aylık rapor için bir grafik hazırlar. Grafikte iki sütun vardır: molasız seferlerdeki uyarı oranı ve molalı seferlerdeki uyarı oranı. Molasız sütun, molalı sütunun neredeyse beş katı yüksekliğindedir. Füsun Hanım grafiğe bakar ve dikey eksenin sıfırdan değil, yüzde üçten başladığını fark eder. Kaan bunun grafiği "daha okunur" yaptığını söyler. 16.7'de buna bakacağız: grafik ve görsellerle ikna, yani bir görsel nasıl ikna eder ve nasıl yanıltır?
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.