İçeriğe geç

16.3 · Seviye 3 · İknanın Araçları

Sonucu söylemek mi, karşı tarafa buldurmak mı?

Bu dersin sonunda: sonucu açıkça söylemenin ne zaman daha etkili olduğunu söyler.

İkna Psikolojisi Akademisi — Modül 16, Mesaj Tasarımı: Yapı, Sıra ve Kanıt · 1.837 kelime · ≈ 8 dk okuma · 12 dk dinleme · Kanıt: Sağlam

Daha önce görmüştük: 9.7 Kendini ikna: En güçlü argüman, kişinin kendine söylediğidir

Derslerdeki kişiler ve sahneler kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir.

Soğuk açılış

İkna üzerine yaygın bir öğüt vardır: insanlar kendi buldukları fikirlere daha çok sahip çıkar, o yüzden sonucu söyleme, bırak kendileri bulsun. Bu öğüdün bir doğru tarafı vardır; 9.7'de kendini iknayı görmüştük. Ama öğüt bir yerde kayar: bir şeyi kendi kendine düşünmeye çağırmak ile bir mesajdan asıl isteği çıkarıp dinleyicinin onu tahmin etmesini beklemek aynı şey değildir. Araştırmacılar ikincisini onlarca yıldır sınıyor. Sonucu açıkça söyleyen mesajlarla sonucu dinleyiciye bırakan mesajları karşılaştırdıklarında, cevap öğüdün tersine çıkıyor. Bu ders, ne zaman açık konuşmak gerektiğini ve "buldurmak" ile "saklamak" arasındaki farkı anlatıyor.

Sahne

Akif Bey üç aylık bir denemeden söz edip sustuğunda, masadakilerin gözü Deniz'e döner; toplantıyı kapatacak cümle ondan beklenmektedir. Kaan eğilip alçak sesle bir öneride bulunur: hiçbir şey istemesinler, deneme fikri kurumun kendi fikri olarak kalsın; insanlar kendi buldukları fikre daha sıkı sarılır. Füsun Hanım ise Deniz'in önündeki kâğıda tek bir satır yazar: isteği şimdi, açık açık dile getirmesi gerektiğini.

Deniz bir an iki öneri arasında kalır. Kaan'ın öne sürdüğü şeyin bir dayanağı olduğunu bilir; 9.7'de kendini ikna üzerine konuşmuşlardı. Ama o derste insanlar bir görüşü kendi argümanlarını üreterek benimsiyordu: bir sınıfta tartışarak, bir konuşma hazırlayarak, bir grup kararına katılarak. Bu toplantıda ise Akif Bey bir fikri dile getirmiş ama hiçbir şeye karar vermemişti. Toplantı bittikten sonra, kurumun içinde bu fikri kimin, ne zaman, hangi tesiste ve hangi koşullarla sürdüreceği belirsiz kalacaktı.

Deniz konuşur: "Akif Bey'in önerdiği denemeyi biz de destekliyoruz. Önerimiz Turgutlu tesisi; gece otomobil alanının kamyonlara açılması için üç ay. Doluluk ve kullanım verisini her ay biz hazırlayıp size gönderebiliriz. Üç ayın sonunda birlikte değerlendirelim. Bunu bu hafta yazılı olarak gönderebilir miyiz?"

Akif Bey not alır ve kısa bir cevap verir: "Gönderin. Ben üst makama taşıyayım. Ama öneri ne kadar somut olursa, orada o kadar kolay konuşulur." Toplantıdan çıkarken Kaan homurdanır: "Fikri onların fikri olmaktan çıkardın." Füsun Hanım cevap verir: "Fikir yine onların. Biz yalnızca onu yürütülebilir hâle getirdik."

Bir hafta sonra yazılı öneri, tek sayfa olarak gider: tesis, süre, saatler, veri paylaşımının biçimi, değerlendirme tarihi. İki hafta sonra Akif Bey arar: üst makam denemeyi onaylamıştır, ama tarihi bir ay ileri almıştır. Kaan bunun bir başarı olup olmadığına karar veremez; ertelenen bir ay ona bir yenilgi gibi gelir. Füsun Hanım ise takvime bakıp bir şeyi hatırlatır: ertelenen ay, tesisin yemekhanesinin kış saatlerine geçtiği aydır ve verinin daha temsili olacağı bir dönemdir. Deniz ise bir şeyi fark etmiştir: öneri somut olmasaydı, üst makamda konuşulacak bir şey de olmazdı.

Kavramın adı

Füsun Hanım'ın notundaki ilkenin bir adı vardır:

Deniz'in toplantıdaki son cümlelerinin bir özelliği daha vardır:

9.7'de kendini ikna üzerine konuşmuştuk: insanlar kendi ürettikleri argümanlarla daha kalıcı biçimde ikna olur. Bu ders o bulguyu sınırlandırıyor. Kendini ikna, dinleyicinin argüman üretmesini sağlayan bir etkinlikle çalışır. Bir mesajdan sonucu çıkarmak ise dinleyiciye bir etkinlik vermez; yalnızca ona bir tahmin yükler. Soruyla buldurmanın ayrıntısı 14.5'te ve 19.5'te ele alınır.

Perde arkası

Rozet "Sağlam"; çünkü Hovland ve Mandell'in erken deneyi ile O'Keefe'nin geniş derlemesi aynı yönü gösterir: açık sonuç ve somut öneri, ikna gücünü artırır. Ama bu bulgunun bir sınırı da vardır: meta-analiz bir ortalama sunar ve belirli bir dinleyicinin, belirli bir durumda, açık bir isteği baskı gibi algılayıp algılamayacağını söylemez. Deniz'in cümlesi bu yüzden bir talep olarak değil, Akif Bey'in dile getirdiği fikri destekleyen bir öneri olarak kuruldu.

Yaygın yanılgı

Yaygın yanlış"İnsanlar kendi buldukları fikirlere sahip çıkar; o yüzden sonucu asla söyleme."
Doğrusu

Kaan'ın fısıltısı tam olarak bu öğüttü. Ama Hovland ve Mandell'den O'Keefe'ye uzanan araştırmalar, mesajdan sonucu çıkarmanın ikna gücünü artırmadığını, azalttığını gösterdi. Kendini iknanın gücü, dinleyiciye bir etkinlik vermekten gelir; bir mesajı eksik bırakmak böyle bir etkinlik değildir.

"Genel bir çağrı, dinleyiciye esneklik tanır; ayrıntılı bir öneri ise onu kısıtlar." Kaan'ın ilk mektubundaki "gerekli adımların atılması" çağrısı bu düşünceden doğmuştu. O'Keefe'nin bulgusu tersini gösterir: ayrıntılı öneriler daha ikna edicidir. Akif Bey'in "öneri ne kadar somut olursa, orada o kadar kolay konuşulur" cümlesi bunun gündelik karşılığıydı: somut bir öneri, onu bir sonraki kişiye taşıyacak olanın işini kolaylaştırır.

Hayatın içinden

Gölge ve kalkan

Bu dersin gölgesi, açık sonucun ve somut önerinin bir baskı aracına dönüşmesidir. Açık bir istek, dinleyiciye düşünme payı bırakmayan, ona yalnızca evet ya da hayır seçeneği sunan bir dayatmaya dönüşebilir. Özellikle güç ilişkisinin eşit olmadığı durumlarda, örneğin bir yöneticinin bir çalışana ya da bir satıcının yaşlı bir müşteriye açık ve ayrıntılı bir istek sunması, dinleyicinin "hayır" deme alanını daraltabilir. Deniz'in cümlesi bu yüzden Akif Bey'in kendi dile getirdiği fikri destekleyen bir öneri olarak kuruldu ve bir soruyla bitti.

Gölgenin öbür yüzü, Kaan'ın önerisindeki inceliktir: sonucu bilerek gizleyip dinleyicinin onu kendi fikri sanmasını sağlamak. Kaan bunu kötü niyetle önermemişti; ama bu yaklaşım, dinleyiciyi aslında başkasının istediği bir yere götürürken, ona kendi kararını verdiği izlenimini verir. Dinleyici bunu sonradan fark ederse, kendini aldatılmış hisseder.

Kalkan, dinleyici tarafında, açık bir istekle karşılaştığında sormaktır: bu istek bana bir seçim mi bırakıyor, yoksa yalnızca evet demem mi bekleniyor? Sonucu bırakılmış bir mesajla karşılaştığında ise: bu mesajı yazan aslında benden ne istiyor ve bunu neden söylemiyor? İkna eden içinse kalkan, Deniz'in son cümlesidir: ne istediğini açıkça söylemek, isteği somutlaştırmak ve dinleyiciye karar vermesi için gerçek bir alan bırakmak.

İKNA etiketi ve Ayna Testi

Açık sonuç ve somut öneri en çok Adım kapısını açar: dinleyici, ondan tam olarak ne istendiğini bilmeden bir adım atamaz. Ama açıklık Kredi kapısına da hizmet eder: O'Keefe'nin belirttiği gibi, açık bir görüş eleştirel incelemeye açıktır ve bu açıklık, dinleyiciye konuşmacının bir şey saklamadığını gösterir.

Aynanın önünde Deniz'in son sözü rahatça durur: "Akif Bey'in fikrini destekliyoruz, ne önerdiğimizi açıkça söylüyoruz ve kararı size bırakıyoruz" cümlesi, toplantıdakilerin hepsinin önünde söylenmişti zaten. Kaan'ın fısıltısı bu testten geçmezdi: "Ne istediğimizi söylemedik, çünkü fikrin sizin fikriniz olduğunu sanmanızı istedik."

Bugünün görevi

Kapanış

Üç cümlede

  1. Sonucu açıkça söyleyen mesajlar, sonucu dinleyiciye bırakan mesajlardan daha ikna edicidir; ve savunulan eylemi somut anlatan öneriler, genel çağrılardan daha etkilidir.
  2. Kendini iknanın gücü, dinleyiciye argüman üreteceği bir etkinlik vermekten gelir; bir mesajdan sonucu çıkarmak ise ona bir etkinlik değil, bir tahmin yükü verir.
  3. Kalkan, dinleyici için açık bir isteğin ona gerçek bir seçim bırakıp bırakmadığını sormak; ikna eden için ise ne istediğini açıkça ve somut söylemek ve dinleyiciye karar vermesi için alan bırakmaktır.

Mini test

  1. Açık sonuç ile örtük sonuç arasındaki fark nedir?
  2. Hovland ve Mandell'in deneyi ne buldu?
  3. O'Keefe 1997'de hangi iki tür açıklığı karşılaştırdı ve ne buldu?
  4. Kaan'ın önerisi 9.7'deki kendini ikna bulgusunu neden yanlış uyguluyordu?
  5. Deniz'in son sözü açık sonucun gölgesinden nasıl kaçındı?

Yanıtlar

  1. Açık sonuçlu mesaj, dinleyiciden ne düşünmesini ya da ne yapmasını istediğini açıkça söyler. Örtük sonuçlu mesaj ise sonucu dinleyicinin kendisinin çıkarmasına bırakır.
  2. Ekonomik bir konuda aynı argümanları içeren mesajın sonucu açıkça söyleyen versiyonunun, sonucu dinleyiciye bırakan versiyondan daha fazla görüş değişikliği yarattığını buldu.
  3. Sonucu açıkça söylemek ile atlamak arasındaki farka ve savunulan eylemi genel anlatmak ile ayrıntılı bir öneri sunmak arasındaki farka baktı. İki tür açıklık da ikna gücünü anlamlı biçimde artırıyordu.
  4. Çünkü kendini ikna, dinleyicinin bir tartışma, bir konuşma hazırlığı ya da bir grup kararı gibi bir etkinlikle kendi argümanlarını üretmesine dayanır. Toplantının sonunda bir şey istememek ise Akif Bey'e böyle bir etkinlik vermiyor, yalnızca fikrin kimin tarafından ve nasıl sürdürüleceğini belirsiz bırakıyordu.
  5. İsteğini Akif Bey'in kendi dile getirdiği fikri destekleyen bir öneri olarak kurdu, somut bir öneri sundu ve "Bunu bu hafta yazılı olarak gönderebilir miyiz?" diye bir soruyla bitirerek karara bir alan bıraktı.

Merak kancası

Akif Bey'in üst makamından gelen onayla birlikte bir de soru gelir: kurumun hukuk birimi, denemenin dayandığı kanıtı görmek istemektedir. Deniz ve Füsun Hanım elerindekileri masaya koyar: Füsun Hanım'ın doluluk tabloları, Gürcan Usta'nın gecesi, Harun Usta'nın otuz yıllık tanıklığı ve bir uyku araştırmacısının gece sürüşüne dair yazdıkları. Kaan hangisinin öne konacağını sorar: rakamlar mı, bir sürücünün hikâyesi mi, yoksa bir uzmanın sözü mü? Füsun Hanım bunun dinleyiciye bağlı olduğunu söyler. 16.4'te buna bakacağız: kanıt türleri, yani anekdot, istatistik, uzman ve tanıklık.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.