15.8 · Seviye 3 · İknanın Araçları
Meddah tekniği: Anadolu hikaye anlatıcılığından dersler
Bu dersin sonunda: taklit, ses ve duraklama gibi meddah tekniklerini kendi anlatımında dener.
İkna Psikolojisi Akademisi — Modül 15, Hikaye Anlatıcılığı · 1.836 kelime · ≈ 8 dk okuma · 12 dk dinleme · Kanıt: Tarihsel
Daha önce görmüştük: 2.5 Meddahlar, Nasreddin Hoca ve Anadolu'nun hikaye gücü
Derslerdeki kişiler ve sahneler kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir.
Soğuk açılış
Elinde bir mendil ve bir değnek, bir sandalyeye oturmuş bir adam düşün. Değneği yere üç kez vurur, salon susar. Sonra bir hikâye anlatmaya başlar: bir tüccarın, bir bekçinin, bir kadının sesine bürünür; mendili ağzına götürüp sesini değiştirir, değnekle bir kapıyı, bir atı, bir kılıcı canlandırır. Tam en heyecanlı yerde durur. Salon nefesini tutar. Bu, yüzyıllar boyunca kahvehanelerde, pazarlarda ve konaklarda dinleyicilerini saatlerce tutan meddahın sanatıdır. 2.5'te meddahları ve Anadolu'nun hikâye gücünü tanımıştık. Şimdi soru başka: meddahın tekniklerinden, yani taklitten, ses değişiminden, duraklamadan ve dinleyiciye göre uyarlamadan bugün ne öğrenebiliriz?
Sahne
Deniz o akşam Konya'daki yemekhanede bir masanın köşesinde oturur. Harun Usta Bursa'dan misafir olarak gelmiştir ve sürücüler ondan, son haftalarda herkesin konuştuğu Tahsin Bey hikâyesini anlatmasını isterler. Harun Usta bir sandalye çeker, çay bardağını önüne koyar ve başlar.
Hikâyeyi kitapçıktaki gibi anlatmaz. Tahsin Bey'in kibar, biraz resmî konuşmasını taklit eder; salon gülmeye başlar. Yorgun sürücünün "iyiyim, iyiyim" deyişini, gözlerini kırpıştırarak canlandırır. Çorbanın sıcaklığını üfleyerek gösterir. Müşterinin telefondaki azarını, yüksek ve öfkeli bir sesle söyler, sonra sesini alçaltıp Tahsin Bey'in cevabını verir: "Gecikme benim kararım. Bana kızın." Ve tam bu cümleden sonra durur. Bardağı alır, bir yudum çay içer, bardağı yavaşça yerine koyar. Salon sessizdir. Sonra hikâyenin son cümlesini söyler: "Ehliyeti bile yokmuş, biliyor musunuz?" Yemekhane kahkahayla dolar.
Harun Usta hikâyeyi anlatırken bir şey daha yapar: odadaki birine, Konya deposunun en genç sürücülerinden birine, gözüyle işaret ederek "sen de bir gece öyle yorulursan" der. Hikâye bir an için oradaki bir insanın hikâyesi olur.
Ertesi gün Kaan, Deniz'den performansı dinler ve hemen bir fikir ortaya atar: "Bunu kaydedelim. Harun Usta'yı bir stüdyoya oturtalım, profesyonel bir video çekelim, bütün tesislerde döndürelim." Deniz'in aklına bir soru takılır; bunu Harun Usta'ya götürür. Harun Usta'nın cevabı kısadır: "Kamera karşısında anlatamam. Dün akşam o çocuğa baktım, onun yüzünü gördüm, ona göre anlattım. Kameranın yüzü yok."
Deniz bunun bir inatlaşma değil, meddahlığın özü olduğunu fark eder. Kaan'ın fikri tamamen bir kenara atılmaz: Harun Usta, kamerayla değil, canlı bir dinleyici önünde kısa bir anlatım kaydetmeyi kabul eder. Ama Deniz başka bir şey önerir: her depoda bir anlatıcı. Harun Usta, isteyen birkaç sürücüye, kendi depolarında hikâye anlatmayı öğretmeye razı olur. İlk öğrencisi, Konya'daki o genç sürücüdür. Tahsin Bey'e taklit edildiği söylendiğinde gülümser ve tek bir şey ister: "Azar kısmını sakın çıkarmasın."
Kavramın adı
Harun Usta'nın çay bardağıyla yaptığı şeyin bir adı vardır:
Tahsin Bey'in sesine ve sürücünün göz kırpışına bürünmesinin de bir adı vardır:
Genç sürücüye yaptığı işaretin de:
Perde arkası
Rozet "Tarihsel"; nedeni basit. Meddahlık bir gelenek ve bir sanattır; duraklamanın, canlandırmanın ya da dinleyiciye göre uyarlamanın ikna gücünü ölçen deneylerin konusu değildir. Bu iki kaynak, geleneği tanımlayan ve belgeleyen kurumların sayfalarıdır. Ders bu yüzden meddahın tekniklerini bilimsel bulgular olarak değil, yüzyıllar boyunca dinleyici önünde sınanmış bir anlatım ustalığının dersleri olarak sunar. Sesin ikna üzerindeki etkisinin ayrıntısı ise 18.3'te ele alınacak.
Yaygın yanılgı
Yaygın yanlış"İyi bir hikâye anlatımı kaydedilip her yerde aynı biçimde tekrarlanabilir."
Kaan'ın stüdyo fikri buna dayanıyordu. Ama meddahlığı tanımlayan iki kaynak da aynı şeyin altını çizer: anlatımın niteliği, anlatıcı ile dinleyici arasındaki havaya ve dinleyiciye göre doğaçlamaya bağlıdır. Harun Usta'nın "kameranın yüzü yok" cümlesi bunu söylüyordu. Kayıt bir şeyi korur, ama bir şeyi de kaybeder.
"Taklit etmek, alay etmektir." Taklit alay için de kullanılabilir; ama Harun Usta'nın Tahsin Bey taklidi, Tahsin Bey'i küçük düşürmüyordu, onu dinleyicilere daha yakın kılıyordu. Fark, taklidin neye hizmet ettiğindedir: hikâyenin kahramanını tanıtmaya mı, onu gülünç duruma düşürmeye mi?
Hayatın içinden
Gölge ve kalkan
Bu dersin gölgesi, meddahın tekniklerini bir manipülasyon aracına çevirmektir. Dramatik duraklama, dinleyicinin bir sonraki cümleye olan dikkatini artırır; bu dikkat, doğru bir şeyi güçlendirebildiği gibi, yanlış ya da abartılı bir iddiayı da daha etkileyici kılabilir. Canlandırma, bir kişiyi dinleyicilere yakınlaştırabildiği gibi, onu gülünç ve küçük düşürücü bir biçimde de sunabilir; özellikle o kişi orada değilse ve kendini savunamıyorsa. Bir siyasetçinin ya da bir yöneticinin rakibini taklit ederek alay etmesi, bu gölgenin en bilinen biçimidir.
Gölgenin ikinci biçimi, dinleyiciye göre uyarlamanın her dinleyiciye farklı bir gerçek anlatmaya dönüşmesidir. Meddah hikâyeyi dinleyicisine göre değiştirir; ama bu değişiklik ayrıntılarda, vurguda ve tonda kalmalı, hikâyenin özünü değiştirmemelidir. Harun Usta, Tahsin Bey'in ehliyetsizliğini ve işittiği azarı her anlatımında korudu. Kaan ise stüdyo videosu için bir kurgu önermişti: ehliyet cümlesi çıkarılsın, çünkü "genel müdürü küçük düşürüyordu"; video daha "temiz" olsun. Kaan bunu iyi niyetle istiyordu, ama bu kesinti hikâyenin en önemli dersini, yani yöneticinin kendi sınırını kabul edişini, ortadan kaldıracaktı. Harun Usta bu kurguyu reddetti; kaydı, ancak ehliyet cümlesi içinde kalırsa yapacağını söyledi.
Kalkan, dinleyici tarafında, bir anlatımın büyüsüne kapıldığında kendine sormaktır: bu duraklama bana bir şeyi düşünme zamanı mı veriyor, yoksa bir iddiayı sorgulamadan kabul etmemi mi sağlıyor? Bu taklit bir kişiyi tanıtıyor mu, yoksa onu küçük mü düşürüyor? İkna eden içinse yol, Harun Usta'nın sınırlarındadır: taklit edilen kişinin onayını almak, hikâyenin özünü her anlatımda korumak ve odadaki kimseyi incitmemek.
İKNA etiketi ve Ayna Testi
Meddahın araçları önce İlgi kapısında işe yarar: değneğin üç vuruşu, mendilin değişen sesi ve en heyecanlı yerdeki duraklama, dinleyicinin dikkatini tutar. Ama dinleyiciye göre uyarlama Neden kapısını da açar: Harun Usta'nın genç sürücüye yaptığı işaret, hikâyeyi o sürücünün kendi nedeni hâline getirdi. Ve hikâyenin özünü koruması, Kredi kapısını açık tuttu.
Aynanın önünde Harun Usta'nın anlatımı rahatça durur: "Tahsin Bey'i onun izniyle taklit ettim, hikâyeyi olduğu gibi anlattım, ehliyetsizliğini de azarını da söyledim" cümlesi hem Tahsin Bey'e hem de sürücülere söylenebilirdi. Vehbi Bey'e yapılan istek ise geçemezdi: "Düğünde huysuz amcayı taklit ettim, çünkü herkesin gülmesini istedim; onun kırılacağını önemsemedim."
Bugünün görevi
Kapanış
Üç cümlede
- Meddahlar yüzyıllar boyunca taklit, ses değişimi, duraklama ve dinleyiciye göre doğaçlamayla dinleyicilerini tuttu; ve anlatımın niteliği, anlatıcı ile dinleyici arasındaki havaya bağlıydı.
- Bu teknikler bir deney bulgusu değil, dinleyici önünde sınanmış bir anlatım ustalığıdır; kayıt bir şeyi korur, ama dinleyiciyle kurulan bağın bir kısmını kaybeder.
- Kalkan, dinleyici için bir duraklamanın ya da taklidin neye hizmet ettiğini sormak; ikna eden için ise taklit edilen kişinin onayını almak, hikâyenin özünü korumak ve kimseyi incitmemektir.
Mini test
- Dramatik duraklama nedir ve Harun Usta onu nasıl kullandı?
- Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın sayfasına göre meddahın değneği ve mendili ne işe yarar?
- UNESCO'nun sayfasına göre bir meddah gösterisinin niteliği neye bağlıdır?
- Harun Usta stüdyoda kayıt fikrine neden karşı çıktı?
- Vehbi Bey düğünde neden huysuz amcayı taklit etmedi?
Yanıtlar
- Anlatıcının hikâyenin en önemli anında konuşmayı bilerek kesmesidir. Harun Usta, Tahsin Bey'in "Gecikme benim kararım. Bana kızın." cümlesinden sonra durdu, bir yudum çay içti ve ancak sonra hikâyenin son cümlesini söyledi.
- Değnek hem dinleyicinin dikkatini çeken ve sözleri güçlendiren bir ses etkisi olarak hem de nesneleri ya da canlıları temsil etmek için kullanılır. Mendil ise sesi değiştirmeye ya da farklı bir karakteri canlandırmaya yarar.
- Büyük ölçüde anlatıcı ile dinleyiciler arasında kurulan havaya ve meddahın taklitleri, şakaları ve doğaçlamayı, çoğu zaman güncel olaylara gönderme yaparak, anlatımına katabilme becerisine.
- Çünkü o akşam dinleyicilerinin, özellikle genç sürücünün, yüzünü görerek ve onlara göre anlatmıştı; kameranın karşısında bu bağı kuramazdı. "Kameranın yüzü yok," dedi.
- Çünkü o amca düğündeydi ve taklit onu kırabilirdi. Vehbi Bey, taklidin bir kişiyi tanıtmak yerine küçük düşürmeye hizmet edeceğini gördü ve onun yerine kimsenin incinmeyeceği karakterlerle eski bir düğünün hikâyesini anlattı.
Merak kancası
Hikâye anlatıcılığı modülünün sonunda Sadettin Bey, Deniz'den başka türden bir iş ister. Dernek, otoyollardaki dinlenme tesislerinin park kapasitesinin artırılması için ilgili kamu kurumuna bir öneri mektubu yazacaktır. Kaan mektubu bir saat içinde yazar: dört sayfa, otuz paragraf, içinde her şey vardır; tablolar, Gürcan Usta'nın gecesi, Tahsin Bey'in efsanesi, rakamlar ve bir çağrı, hepsi karışık bir sırayla. Füsun Hanım okumayı ikinci sayfada bırakır: "Bu mektup ne istiyor, hâlâ anlamadım." 16.1'de buna bakacağız: bir mesajın anatomisi, yani ana fikir, kanıt, duygu ve çağrı nasıl bir araya getirilir?
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.