İçeriğe geç

15.4 · Seviye 3 · İknanın Araçları

Kişisel hikayeler: Kendi hayatından ikna malzemesi çıkarmak

Bu dersin sonunda: kendi hayatından "ben, biz, şimdi" yapısında bir hikâye çıkarır.

İkna Psikolojisi Akademisi — Modül 15, Hikaye Anlatıcılığı · 1.807 kelime · ≈ 8 dk okuma · 12 dk dinleme · Kanıt: Çerçeve

Daha önce görmüştük: 15.2 Her hikayenin iskeleti: Karakter, çatışma, dönüşüm

Derslerdeki kişiler ve sahneler kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir.

Soğuk açılış

"Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?" Bu soru bir iş görüşmesinde, bir toplantının başında ya da bir konuşmadan önce sorulduğunda, çoğumuz bir özgeçmiş okuruz: nerede okuduk, nerede çalıştık, ne yaptık. Oysa soruyu soran çoğu zaman bunu değil, başka bir şeyi merak eder: bu insan neden burada? Neye değer veriyor? Pek çok insan anlatacak bir hikâyesi olmadığını düşünür; hikâyelerin büyük olaylar yaşamış insanlara ait olduğunu sanır. Bu ders, sıradan bir hayattan bir ikna hikâyesi çıkarmanın bir yolunu anlatıyor: kendinle başlayan, dinleyicilerle ortaklaşan ve bugüne bir çağrıyla biten bir yapı.

Sahne

Tahsin Bey'in isteği Deniz'i birkaç gün boyunca huzursuz eder. Taşımacılar derneğinin yıllık toplantısında, yüzü aşkın firma sahibinin ve yöneticinin önünde, kendi hikâyesini anlatması istenmiştir. Elif'e aynı itirazı tekrarlar: "Harun Usta'nın bir gecesi var, Arif Usta'nın bir alışkanlığı. Ben masa başında çalışıyorum."

Elif ona bir soru sorar: "Bu işte seni en çok rahatsız eden an hangisiydi?" Deniz düşünür ve bir sabahı hatırlar. Yakup'un kamyonunun gece yarısı yol kenarında arızalandığı gecenin ertesi sabahı, Deniz grubun kayıtlarını okumuştu: yardım isteyen mesajı yirmi kişi görmüş, bir saat boyunca kimse cevap yazmamıştı. Deniz o sabah bir şey fark etmişti: o yirmi kişiye kızamamıştı, çünkü kendini onlarda görmüştü. Bu işe başladığı ilk haftalarda bir sabah, iş yerinin mesaj grubunda Kaan'ın "hepimiz aynı fikirdeyiz" mesajını okumuş ve toplantıda itirazını yutmaya çok yaklaşmıştı. Birinin söyleyeceğini sanmıştı.

Elif bunun bir hikâye olduğunu söyler; ama yalnızca bir başlangıç olduğunu da ekler. Bir kişisel hikâye, dinleyicilerin de kendilerini bulabileceği bir yere bağlanmalıdır. Deniz o odadakileri düşünür: firma sahipleri, yöneticiler, şefler. Hangisi bir gün bir şeyi gördüğü hâlde "birinin yapacağını" sanmamıştır? Ve hikâye bir şeye çağırmalıdır. O yıl derneğin önünde bir karar vardır: firmaların yardım ağlarını birbirine bağlayıp bağlamamak. Bir gece yarısı yol kenarında kalan bir sürücü, en yakın sürücü başka bir firmadansa, ona da ulaşabilecek midir?

Kaan taslağı okuyunca bir öneride bulunur: konuşma "O gece ben de oradaydım" diye başlasın; daha çarpıcı olacaktır. Deniz reddeder. O gece orada değildi; kayıtları ertesi sabah, masasında okumuştu. "Benim hikâyem o sabah," der, "gece değil. Geceyi Yakup yaşadı." Kaan bir süre ısrar eder, sonra konuşmanın asıl gücünün tam da bu itirafta olabileceğini kabul eder: masa başındaki birinin kendini o yirmi kişide görmesi.

Deniz'in konuşması üç dakika sürer. Önce kendi sabahını anlatır: yirmi "görüldü" işaretini ve ilk haftalarda yuttuğu itirazı. Sonra salona döner: "Bu salonda o yirmi kişiden biri olmamış kimse var mı? Bir şeyi gördüğü hâlde birinin yapacağını sanmamış?" Salonda birkaç kişi gülümser, birkaçı başını sallar. Son olarak bugünün kararına gelir: "Bu gece yol kenarında kalan bir sürücü için en yakındaki sürücü başka bir firmadan olabilir. Ağları birbirine bağlarsak, o yirmi kişi bir daha sessiz kalmak zorunda kalmaz."

Konuşmanın ardından dernek başkanı Sadettin Bey oylamayı ertelemez; üç firma ağlarını hemen birbirine bağlamak için gönüllü olur. Bilal Bey sonradan Deniz'e bir şey söyler: "Masa başında çalışıyorum demiştiniz. Ama bize anlattığınız, hepimizin yaşadığı bir şeydi." Akşam Elif'le konuşurken Deniz bir şeyi fark eder: konuşmanın en zor kısmı, yuttuğu itirazı yüksek sesle söylemek olmuştu. Ama salonun sessizleştiği an da tam o andı.

Kavramın adı

Deniz'in konuşmasının yapısının bir adı vardır:

Bu yapının merkezinde bir an vardır:

15.2'deki üç parçalı iskelet burada üç kez kurulur: önce anlatıcının kendisi için, sonra dinleyicilerle paylaşılan bir deneyim için, son olarak da bugünün kararı için.

Perde arkası

Rozet olarak "Çerçeve" seçildi. Ganz'ın kamusal anlatı modeli, onun örgütlenme ve öğretim deneyiminden doğmuş bir uygulama çerçevesidir; kontrollü deneylerden çıkmış bir sonuç değildir. Model, dünyanın pek çok yerinde topluluk örgütleyicileri ve liderlik eğitimcileri tarafından kullanılmaktadır. Ama "ben, biz, şimdi" yapısının başka yapılardan daha ikna edici olduğunu gösteren karşılaştırmalı çalışmalar azdır. Bu yüzden ders, bu yapıyı kanıtlanmış bir formül olarak değil, kişisel bir hikâyeyi düşünmek ve kurmak için kullanışlı bir araç olarak sunar. Bir kurumun geleceğe dair vizyonunu anlatmak ise 25.2'de ele alınacak.

Yaygın yanılgı

Yaygın yanlış"Kişisel bir hikâye anlatmak için büyük, dramatik bir olay yaşamış olmak gerekir."
Doğrusu

Deniz böyle düşünüyordu ve bu yüzden anlatacak bir hikâyesi olmadığını sanıyordu. Ganz'ın modeli bunun tersini söyler: kişisel hikâyenin malzemesi büyük olaylar değil, seçim anlarıdır. Deniz'in hikâyesi bir mesaj grubunda yutulan bir itirazdan ve bir sabah okunan yirmi "görüldü" işaretinden ibaretti; ve salondaki herkes onu tanıdı.

"Kişisel hikâye, kendini anlatmaktır." Ganz'ın modelinde "ben" hikâyesi bir başlangıçtır, amaç değildir. Kişisel bir hikâye, dinleyicilerin kendilerini de bulabileceği bir "biz" hikâyesine ve bugün yapılması gereken bir seçime bağlanmadığında, bir ikna hikâyesi değil, bir anı olarak kalır.

Hayatın içinden

Gölge ve kalkan

Bu dersin gölgesi, kişisel hikâyeyi bir manipülasyon aracına çevirmektir. Bir anlatıcı, dinleyicilerin duygularını harekete geçirmek için kendi hayatından bir hikâyeyi abartabilir, süsleyebilir ya da tamamen uydurabilir. Kişisel hikâyeler özellikle savunmasızdır, çünkü dinleyici onları doğrulayamaz: anlatıcının o sabah ne hissettiğini kimse bilemez. Bu yüzden uydurulmuş bir kişisel hikâye, uzun süre fark edilmeden kalabilir; ama fark edildiğinde, anlatıcının bütün güvenilirliğini yok eder.

Gölgenin ikinci biçimi, başkalarının yaşadığı bir şeyi kendi hikâyesiymiş gibi anlatmaktır. Deniz'in hikâyesinde Yakup'un gecesi vardı; ama Deniz o geceyi kendi deneyimiymiş gibi anlatmadı. Deniz'in anlattığı, kendi sabahıydı: kayıtları okuduğu ve kendini o yirmi kişide gördüğü sabah. Kaan'ın önerisi, konuşmayı "o gece ben de oradaydım" diye açmaktı; Deniz bunu reddetti, çünkü doğru değildi.

Kalkan, dinleyici tarafında, çok etkileyici bir kişisel hikâyeyle karşılaştığında sormaktır: bu hikâye bana ne yapmamı istiyor ve bu istek hikâyeden bağımsız olarak da mantıklı mı? Deniz'in konuşmasının sınırları ise anlatıcıya bir ölçü verir: yalnızca kendi yaşadığını anlatmak, hiçbir ayrıntıyı süslememek ve hikâyeyi, dinleyicilerin de kendi kararlarını verebileceği açık bir seçime bağlamak.

İKNA etiketi ve Ayna Testi

Kamusal anlatı İKNA modelinin dört kapısını sırayla açar. "Ben" hikâyesi Kredi kapısını açar: anlatıcının neden burada olduğunu ve neye değer verdiğini gösterir. "Biz" hikâyesi Neden kapısını açar: dinleyicilerin de aynı değeri paylaştığını hatırlatır. "Şimdi" hikâyesi ise Adım kapısını açar: bugün verilmesi gereken somut bir kararı masaya koyar. İlgi kapısı ise, hikâyenin kendisiyle, en baştan açılır.

Aynanın önünde Deniz'in konuşması rahatça durur: "Size kendi yaşadığım bir sabahı, olduğu gibi anlattım ve bu sabahı bugün vereceğimiz karara bağladım" cümlesi salondakilere söylenebilirdi. Kaan'ın önerdiği açılış ise geçemezdi: "O gece orada olmadığım hâlde orada olduğumu söyledim, çünkü hikâye daha güçlü olacaktı."

Bugünün görevi

Kapanış

Üç cümlede

  1. Kişisel bir hikâyenin malzemesi büyük olaylar değil, bir zorlukla karşılaşılan, bir kararın verildiği ve bir şeyin öğrenildiği seçim anlarıdır.
  2. Ganz'ın kamusal anlatı modeli, kişisel hikâyeyi bir "ben" hikâyesiyle başlatıp dinleyicilerle paylaşılan bir "biz" hikâyesine ve bugünün seçimine çağıran bir "şimdi" hikâyesine bağlar; bu bir deney bulgusu değil, bir uygulama çerçevesidir.
  3. Dinleyici, etkileyici bir kişisel hikâyenin ondan ne istediğini sorarak korunur; anlatıcı ise yalnızca kendi yaşadığını anlatarak, hiçbir ayrıntıyı süslemeyerek ve hikâyeyi açık bir seçime bağlayarak.

Mini test

  1. Kamusal anlatının üç parçası nedir?
  2. Seçim anı nedir ve kişisel hikâyede neden önemlidir?
  3. Deniz'in "ben", "biz" ve "şimdi" hikâyeleri neydi?
  4. Kamusal anlatı modeli neden bilimsel bir bulgu sayılmaz?
  5. Deniz Kaan'ın önerdiği açılışı neden reddetti?

Yanıtlar

  1. Anlatıcının değerlerini nasıl edindiğini gösteren "ben" hikâyesi, dinleyicilerle paylaşılan deneyimi gösteren "biz" hikâyesi ve bugün yapılması gereken seçimi gösteren "şimdi" hikâyesi.
  2. Bir kişinin hayatında bir zorlukla karşılaştığı, bir karar verdiği ve o karardan bir şey öğrendiği andır. Kişisel hikâyenin malzemesi büyük olaylar değil, bu tür anlardır; bu yüzden sıradan bir hayattan da kişisel bir hikâye çıkarılabilir.
  3. "Ben" hikâyesi, Yakup'un gecesinin ertesi sabahı yirmi "görüldü" işaretini okuyup kendini o yirmi kişide görmesi ve ilk haftalarında yuttuğu itirazdı. "Biz" hikâyesi, salondaki herkesin bir şeyi gördüğü hâlde birinin yapacağını sandığı bir anı hatırlatmaktı. "Şimdi" hikâyesi, firmaların yardım ağlarını birbirine bağlama kararıydı.
  4. Çünkü Ganz'ın modeli, onun örgütlenme ve öğretim deneyiminden doğmuş bir uygulama çerçevesidir; "ben, biz, şimdi" yapısının başka yapılardan daha ikna edici olduğunu gösteren karşılaştırmalı çalışmalar azdır.
  5. Çünkü Kaan'ın önerdiği "o gece ben de oradaydım" açılışı doğru değildi. Deniz o gece orada değildi; başkasının yaşadığı bir şeyi kendi deneyimiymiş gibi anlatmak, hikâyeyi bir yalana çevirirdi.

Merak kancası

Toplantının ardından Sadettin Bey Deniz'e bir rica iletir. Dernek her yıl sektörün kaza ve yorgunluk verilerini içeren bir rapor yayımlamaktadır ve rapor her yıl kimsenin okumadığı bir tablo yığınıdır. Sadettin Bey bu yılın raporunun okunmasını istemektedir. "Bu rakamları bir hikâyeye çevirin," der. Deniz bunun 12.7'de Füsun Hanım'la yaşadıkları tartışmayı yeniden açacağını bilir: tek bir hikâye, binlerce satırlık bir veriyi temsil edebilir mi? 15.5'te buna bakacağız: veriyi hikâyeye dönüştürmek, ve bu dönüştürmenin sınırı.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.