İçeriğe geç

14.9 · Seviye 3 · İknanın Araçları

Kelimelerin karanlık yüzü: Örtmece, belirsizlik ve yüklü kelimeler

Bu dersin sonunda: örtmece, belirsizlik ve yüklü kelimeyi bir metinde bulur.

İkna Psikolojisi Akademisi — Modül 14, Kelimelerin Gücü · 1.879 kelime · ≈ 9 dk okuma · 13 dk dinleme · Kanıt: Tarihsel

Daha önce görmüştük: 1.2 İkna mı, manipülasyon mu? İlk etik çizgi

Derslerdeki kişiler ve sahneler kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir.

Soğuk açılış

Bir şirket çalışanlarının bir kısmını işten çıkarır ve bunu bir duyuruyla bildirir: "Verimlilik odaklı yeniden yapılanma sürecimiz kapsamında organizasyonel optimizasyona gidilmiştir." Duyuruyu okuyan biri, kaç kişinin işini kaybettiğini, neden ve ne zaman kaybettiğini öğrenemez. Cümle yanlış değildir; ama hiçbir şey söylemez. Bu modül boyunca kelimelerin gücünü gördük: gerekçe veren "çünkü", somut ayrıntılar, metaforlar, zamirler, kafiyeler. Modülün son dersi, aynı gücün öbür yüzüne bakıyor: kelimelerin bir şeyi göstermek için değil, saklamak, yumuşatmak ya da sessizce yargılamak için kullanılmasına. Bu dersin dayanağı bir deney değil, bu kullanımları yıllar önce adlandıran iki yazardır.

Sahne

Kaan'ın broşür taslağı göze hoş gelir: yumuşak renkler, gülümseyen bir sürücü fotoğrafı ve dikkatle seçilmiş kelimeler. Taslakta konum kaydı hiçbir yerde kendi adıyla geçmez; sistem bir "akıllı yol arkadaşı" olarak tanıtılır. Şeflerin kayıtlara bakabilmesi "şeffaf iletişim desteği" adını almıştır; arızalar ve uyku uyarıları ise "yolculuk anları" diye geçer. Son sayfada tek bir cümle vardır: "Verileriniz her zaman güvende."

Yüksel Hanım'ın tek satırlık cevabı Deniz'i rahatsız eder, çünkü haklıdır. Deniz Yüksel Hanım'ı arar ve uzun bir konuşma yaparlar. Yüksel Hanım iki yıl önce firmasının yaşadığı sızıntıyı yeniden anlatır: o gün de bir yazılım firmasının broşüründe "verileriniz her zaman güvende" yazıyormuş. "Bir şeyin adını koymayan biri," der Yüksel Hanım, "o şeyden ya utanıyordur ya da onu benden saklıyordur. İkisi de iyi değil."

Kaan itiraz eder: "Ama 'konum takibi' dersek, yeni firmalar korkar. Sürücüler de korkar. Kelimeyi yumuşatmak, insanları korkutmamak için." Deniz bu kaygıyı anlar; ama Yüksel Hanım'ın tepkisinin tam tersini gösterdiğini düşünür. Kelimeyi yumuşatmak korkuyu azaltmamış, kuşkuyu artırmıştı. Bir de şunu fark eder: broşür, firmaya bir şey satmaya çalışırken, sürücülere de sessizce bir şey söylüyordu. Şeflerin erişimine "iletişim desteği" demek, sürücünün kendi verisine kimin baktığını bilmesini zorlaştırıyordu; oysa bu sistemin bütün güveni, 10.8'den beri, tam olarak bunu bilmesine dayanıyordu.

Deniz ve Füsun Hanım broşürü yeniden yazarken taslakta üç ayrı türde sorun bulurlar. Birincisi örtmecelerdir: "akıllı yol arkadaşı" ve "yolculuk anları." İkincisi belirsizliklerdir: "verileriniz her zaman güvende" cümlesi, verilerin nerede tutulduğunu, kimin erişebildiğini ve ne kadar saklandığını söylemez. Üçüncüsü ise taslağın ekindeki bir tabloda bulunur: molalarını düzenli atlayan sürücüler "uyumsuz sürücüler" diye adlandırılmıştır. Bu kelime bir şeyi saklamaz, ama bir yargıyı, okurun fark etmeden kabul edeceği bir yargıyı taşır.

Yeni broşür düz bir dille yazılır. İlk sayfada şu başlık vardır: "Bu sistem ne yapar?" Altında: "Vardiya boyunca kamyonun konumunu kaydeder. Bu kaydı sürücü ve vardiya şefi görebilir; şefin her bakışı, sürücünün ekranında bir kayıt olarak görünür. Kayıtlar altı ay saklanır, sonra silinir." Tablodaki "uyumsuz sürücüler" ise "son ay molasız uzun süre süren sürücüler" olur. Kaan yeni broşürü biraz kuru bulur. Ama Yüksel Hanım broşürü, hiç sormadan, iki tanıdık firma sahibine gönderir ve altına tek bir cümle ekler: "En azından ne yaptıklarını söylüyorlar."

Kavramın adı

Kaan'ın taslağındaki ilk sorunun adı eskidir:

Örtmece kurumsal ve sistemli bir hâl aldığında başka bir adla anılır:

Tablodaki sorunun adı ise başkadır:

1.2'de ikna ile manipülasyon arasındaki ilk etik çizgiyi çizmiştik: manipülasyon, kişinin düşünüp tartma kapasitesini atlatır. Örtmece ve çiftdil bunu kelimelerle yapar: okuyucunun bir şeyi tartabilmesi için gereken bilgiyi, kibar ve hoş görünen bir dilin arkasına saklar.

Perde arkası

Bu dersin rozeti "Tarihsel"dir, çünkü dayanağı kontrollü deneyler değil, dilin kamusal kullanımını gözlemleyen ve eleştiren iki yazardır. Orwell'in ve Lutz'un gözlemleri bugün de çok sayıda örnekle doğrulanabilir; ama örtmecenin insanların yargılarını ne ölçüde değiştirdiği, bu iki metnin ölçtüğü bir şey değildir. Ders bu yüzden bir bulguyu değil, bir dikkat alışkanlığını öğretir: bir metindeki örtmeceyi, belirsizliği ve yüklü kelimeyi fark etmek. Propagandanın büyük ölçekli biçimleri 30.1'de, manipülasyon taktikleri 31.2'de ele alınacak.

Yaygın yanılgı

Yaygın yanlış"Yumuşak bir kelime seçmek, insanları korkutmamak için yapılan nazik bir şeydir."
Doğrusu

Kaan'ın gerekçesi buydu ve bazen doğrudur: bir hastaya kötü bir haberi verirken kelimeleri özenle seçmek nezakettir. Ama örtmece, dinleyicinin bir karar vermek için ihtiyaç duyduğu bilgiyi sakladığında, nezaket olmaktan çıkar. Yüksel Hanım'ın tepkisi bunu gösterdi: kelimeyi yumuşatmak korkuyu azaltmamış, kuşkuyu artırmıştı.

"Teknik ve kurumsal bir dil daha profesyonel ve güvenilir görünür." Lutz'un sınıflandırması bunun tersini gösterir: jargon ve bürokratik anlaşılmazlık çoğu zaman bir şeyi açıklamak için değil, onu anlaşılmaz kılmak için kullanılır. "Verileriniz her zaman güvende" gibi bir cümle profesyonel görünür; ama hiçbir şey söylemediği için, dikkatli bir okuru güven yerine kuşkuya iter.

Hayatın içinden

Gölge ve kalkan

Bu dersin gölgesi, örtmecenin ve çiftdilin dinleyicinin karar verme hakkını sessizce elinden almasıdır. Bir şeyin adını koymayan bir metin, dinleyiciyi o şey hakkında düşünmekten alıkoyar; ve düşünülmeyen bir şeye itiraz da edilemez. Bir savaşın "operasyon", bir işten çıkarmanın "optimizasyon", bir izlemenin "yol arkadaşlığı" diye adlandırılması, aynı mantığın farklı ölçeklerdeki biçimleridir. Kaan'ın taslağı kötü niyetli değildi; ama sürücülerin kendi verilerine kimin baktığını bilme hakkını, kibar bir dilin arkasına gizleyebilirdi.

Gölgenin ikinci biçimi, yüklü kelimelerle bir yargıyı fark ettirmeden aktarmaktır. "Uyumsuz sürücüler" gibi bir ifade, bir tablonun içinde masum bir etiket gibi durur; ama okuyan her yönetici, o sürücüleri bir sorun olarak görmeye başlar ve molayı atlamalarının nedenini, yani dolu tesisleri ya da sıkışık teslimat saatlerini, hiç sormaz.

Kalkan, dinleyici tarafında, bir metni okurken üç soru sormaktır: burada adı konmamış bir şey var mı? Bu cümleden kimin, neyi, ne zaman yaptığı çıkıyor mu? Bu kelime bir şeyi mi anlatıyor, yoksa bir yargıyı mı taşıyor? Deniz ile Füsun Hanım'ın yeniden yazımı da ikna edenin yolunu çizer: her şeyin adını koymak, belirsiz bir cümleyi somut bir bilgiye çevirmek ve bir etiketi, anlattığı davranışın kendisiyle değiştirmek.

İKNA etiketi ve Ayna Testi

Örtmece ve çiftdil en çok Kredi kapısına zarar verir. Kısa vadede bir metni daha kabul edilebilir gösterebilirler; ama dinleyici adı konmamış şeyi fark ettiği anda, metnin geri kalanına olan güvenini de kaybeder. Yüksel Hanım'ın "En azından ne yaptıklarını söylüyorlar" cümlesi, düz dilin Kredi kapısını nasıl açtığını gösterdi.

Bu ders Ayna Testi'nin özellikle işe yaradığı bir derstir, çünkü örtmece çoğu zaman tam olarak aynanın önünde söylenemeyecek bir şeyi saklar. Kaan'ın taslağı geçemezdi: "Konum takibine 'akıllı yol arkadaşı' dedik, çünkü gerçek adını koyarsak firmaların ve sürücülerin itiraz edeceğini düşündük." Yeni broşür ise rahatça geçer: "Sistemin ne yaptığını, kimin neyi görebildiğini ve kayıtların ne kadar saklandığını açıkça yazdık."

Bugünün görevi

Kapanış

Üç cümlede

  1. Örtmece rahatsız edici bir şeyi yumuşak bir dille anlatır, belirsizlik bir şeyi söylüyormuş gibi görünüp hiçbir şey söylemez, yüklü kelime ise nesnel görünürken bir yargıyı taşır.
  2. Orwell ve Lutz bu kullanımları kamusal dilden derlenmiş çok sayıda örnekle belgeledi; bu bir deney sonucu değil, bir metni dikkatle okuma alışkanlığıdır.
  3. Dinleyici bir metinde adı konmamış şeyi, belirsiz cümleyi ve yüklü kelimeyi arayarak korunur; ikna eden ise her şeyin adını koyarak, belirsizliği somut bilgiye çevirerek ve etiketi davranışın kendisiyle değiştirerek.

Mini test

  1. Örtmece, çiftdil ve yüklü kelime arasındaki fark nedir?
  2. Orwell'e göre siyasi dil neden örtmecelerle doluydu?
  3. Lutz çiftdilin hangi dört türünü ayırdı?
  4. Kaan'ın broşür taslağında hangi üç tür sorun vardı?
  5. Bu dersin rozeti neden "Tarihsel"dir?

Yanıtlar

  1. Örtmece rahatsız edici bir şeyi yumuşak bir ifadeyle anlatır. Çiftdil, örtmeceyi de içine alan, bir şeyi saklamak ya da sorumluluğu belirsizleştirmek için kullanılan dilin genel adıdır. Yüklü kelime ise nesnel bir şeyi anlatıyor gibi görünürken bir yargı ya da duygu taşır.
  2. Çünkü siyasi dil büyük ölçüde savunulamaz olanı savunmak için kullanılıyordu. Örtmeceler, bir şeyin zihinde canlanmasını engelleyerek onu kabul edilebilir kılıyordu.
  3. Rahatsız edici bir gerçeği yumuşatan örtmeceler, dışarıdakileri etkilemek ya da dışarıda bırakmak için kullanılan jargon, okuyucuyu boğan bürokratik anlaşılmazlık ve sıradan şeyleri olduğundan büyük gösteren şişirilmiş dil.
  4. Örtmeceler ("akıllı yol arkadaşı", "yolculuk anları"), belirsizlikler ("verileriniz her zaman güvende") ve yüklü bir kelime ("uyumsuz sürücüler").
  5. Çünkü dayanağı kontrollü deneyler değil, dilin kamusal kullanımını gözlemleyen ve eleştiren iki yazardır. Örtmecenin yargıları ne ölçüde değiştirdiği bu metinlerin ölçtüğü bir şey değildir.

Merak kancası

Yeni broşürle birlikte yapılan ilk tanıtım toplantısında Füsun Hanım tabloları anlatır, Deniz sistemin nasıl çalıştığını gösterir. Odadaki firma sahipleri dinler, ama bazıları telefonlarına bakmaktadır. Sonra Harun Usta kalkar ve yirmi beş yıl önceki bir geceyi anlatır: gece yarısından sonra, uykusuz, bir yokuşun başında gözlerinin kapandığı ve kamyonun yol kenarındaki bantlara çarpmasıyla uyandığı geceyi. Anlatı üç dakika sürer. Odada kimse telefonuna bakmaz. Toplantıdan sonra Kaan Deniz'e döner: "Kırk sayfa tablo bunu yapamadı. Üç dakikalık bir hikâye yaptı. Neden?" 15.1'de buna bakacağız: beyin neden hikâyeye bayılır ve hikâyeye kapılmak inançlarımızı nasıl değiştirir?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.