İçeriğe geç

14.5 · Seviye 3 · İknanın Araçları

Soruların gücü: Cevabı karşı tarafın bulmasını sağlamak

Bu dersin sonunda: bir iddiayı soruya çevirerek karşıdakinin yanıtı kendisinin bulmasını sağlar.

İkna Psikolojisi Akademisi — Modül 14, Kelimelerin Gücü · 1.832 kelime · ≈ 8 dk okuma · 12 dk dinleme · Kanıt: Sağlam

Daha önce görmüştük: 9.7 Kendini ikna: En güçlü argüman, kişinin kendine söylediğidir

Derslerdeki kişiler ve sahneler kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir.

Soğuk açılış

Bir anketçi kapını çalıp tek bir soru sorar: "Önümüzdeki seçimde oy kullanmayı düşünüyor musunuz?" "Evet" der, kapıyı kapatır, unutursun. Ama bu soruyu duyanlar, duymayanlara göre biraz daha çok sandığa gider. Benzerini satın alma, spor ve sağlık kontrolü soran anketlerde de görürüz: soruyu cevaplarken insan bir anlığına kendini o davranışı yaparken düşünür. İkna eden için cazip bir araçtır bu: söylemek yerine sormak. Ama daha az bilinen bir yüzü de vardır: aynı soruyu tekrar tekrar sormak, bazı insanları ters yöne itebilir.

Sahne

Sadık Bey bu yöntemi bilerek seçmemiştir. Bir gece yorgunluktan mı merakından mı bilinmez, Fethi Usta'ya bir tesis adı yazmak yerine, durmayı nerede planladığını sorar. Fethi Usta'nın cevabı kısadır: "Turgutlu'da. Orada yer oluyor." Ve sabaha karşı gerçekten orada durur. Sadık Bey sonraki gecelerde bu denemeyi dört beş sürücüyle tekrarlar. Cevap veren sürücülerin çoğu, söyledikleri yerde durur. Sadık Bey bunu Deniz'e anlatırken kendisi de şaşkındır: yıllardır sürücülere ne yapacaklarını söylemiştir, ama hiçbirine ne yapmayı düşündüğünü sormamıştır. Fethi Usta'nın cevabındaki küçük ayrıntı da dikkatini çekmiştir: "Orada yer oluyor" derken, kararı kendi bilgisine dayandırmıştır.

Kaan bunu duyunca hem şaşırır hem heyecanlanır. "Hiçbir şey söylememişsin, sadece sormuşsun. Bunu sisteme koyalım. Her sürücüye her saat başı soralım: 'Molanı nerede alacaksın?' Herkes cevap verirken kendini mola verirken düşünür." Deniz fikri ilginç bulur, ama "her saat başı" kısmı onu rahatsız eder.

Elif, soru sormanın davranış üzerindeki etkisini inceleyen araştırmaları anlatır. Etki gerçektir: bir davranışı yapıp yapmayacağı sorulan insanlar, o davranışı biraz daha sık yapar. Ama küçük bir etkidir ve önemli bir ayrıntısı vardır. Bir satın alma çalışmasında, ürünü almaya zaten pek niyeti olmayan kişilere aynı soru tekrar tekrar sorulduğunda, bu kişilerin satın alma eğilimi artmamış, azalmıştı. Her soru, "almayacağım" cevabını biraz daha pekiştirmişti. "Molayı atlamaya alışmış bir sürücüye her saat başı 'Molanı nerede alacaksın?' diye sorarsan," der Elif, "her seferinde 'almayacağım' demeyi biraz daha alışkanlık hâline getirebilirsin."

Deniz bir şeyi daha fark eder: Sadık Bey'in sorusu işe yaradı, çünkü gerçek bir soruydu. Fethi Usta "Turgutlu'da" yerine "Bu gece almayacağım" deseydi, Sadık Bey ne yapacaktı? Bunu Sadık Bey'e sorduklarında cevabı nettir: "Nedenini sorardım." Ve gerçekten, birkaç gece sonra bir sürücü "bu gece almayacağım" yazar; Sadık Bey nedenini sorar ve sürücünün yolunun üstündeki iki tesisin de o gece kapalı olduğunu öğrenir. Sorun soruyla değil, bir rota değişikliğiyle çözülür.

Sistem buna göre değişir. Soru her saat başı değil, vardiyanın başında bir kez sorulur ve cevap vermek zorunlu değildir; sürücü isterse geçer. Cevap "almayacağım" ise, sistem bir daha sormaz; bunun yerine vardiya şefine kısa bir not düşer ve şef sürücüyü arayıp nedenini sorar. Elif bir ay sonra baktığında, soruya cevap veren sürücülerin o gece mola alma oranının biraz daha yüksek olduğunu görür; ama bunun ne kadarının sorudan, ne kadarının cevap vermeyi seçen sürücülerin zaten daha istekli olmasından geldiğini ayırt edemeyeceğini de ekler.

Kavramın adı

Sadık Bey'in rastlantıyla bulduğu şeyin bir adı vardır:

Bu etkinin ilk ve en bilinen biçimlerinden biri pazarlama araştırmalarında gözlendi:

Elif'in uyarısının da bir adı vardır:

9.7'de kendini iknayı görmüştük: insanlar başkalarının argümanlarından çok kendi ürettikleri argümanlarla ikna olur. Soru, kendini iknanın en kısa yoludur: cevabı dinleyici kendisi bulur, kendisi söyler. Satış görüşmesinde soruların bu gücü için Satış Psikolojisi'ndeki Kendi kendini ikna dersi de okunabilir.

Perde arkası

Rozetin yanındaki "etki küçük" notu önemlidir. Soru-davranış etkisi pek çok çalışmada tekrarlanmıştır ve bu yüzden "Sağlam" sayılır; ama tek bir sorunun bir insanın davranışını büyük ölçüde değiştirmesini beklemek yanlış olur. Etki ortalamada küçüktür, koşullara göre değişir ve Morwitz ve arkadaşlarının bulgusunun gösterdiği gibi, tekrar edildiğinde bazı insanlarda ters yöne dönebilir. Soru türlerinin ayrıntısı 19.4'te, Sokratik sorgulamanın kendisi 19.5'te ele alınacak.

Yaygın yanılgı

Yaygın yanlış"Soru ne kadar çok sorulursa etki o kadar büyür."
Doğrusu

Kaan'ın "her saat başı" önerisi buna dayanıyordu. Morwitz ve arkadaşlarının bulgusu tersini gösterir: niyeti zayıf olanlara tekrar tekrar sorulan soru, onları davranıştan uzaklaştırabilir. Bir soru, cevabı bir kez düşündürdüğünde işe yarar; her seferinde aynı "hayır"ı söyletmeye başladığında ise o "hayır"ı pekiştirir.

"Soru sormak, karşıdakini kandırmadan ikna etmenin masum bir yoludur." Bu kısmen doğrudur; ama soru da yönlendirici olabilir. "Turgutlu'da duruyorsun, değil mi?" gibi bir soru, cevabı önceden belirlenmiş bir talimattır. Sadık Bey'in sorusunu güçlü kılan, açık olmasıydı: "nerede" diye soruyordu ve "hiçbir yerde" cevabını da duymaya hazırdı.

Hayatın içinden

Gölge ve kalkan

Bu dersin gölgesi, soruyu bir talimatı gizlemek için kullanmaktır. Cevabı önceden belirlenmiş sorular, örneğin "Bu fırsatı kaçırmak istemezsiniz, değil mi?" ya da "Çocuklarınızın güvenliği sizin için önemlidir, öyle değil mi?", dinleyiciye bir şey sormaz; onu belirli bir cevaba kilitler. Böyle sorular, dinleyicinin kendi cevabını bulduğu duygusunu verirken, aslında cevabı ona dikte eder. Satış konuşmalarında bu tür sorular sıkça kullanılır ve dinleyici çoğu zaman yönlendirildiğini fark etmez.

Gölgenin ikinci biçimi, soruyu bir taciz aracına çevirmektir. Kaan'ın "her saat başı" önerisi kötü niyetli değildi; ama sürücüyü her saat başı aynı soruyla rahatsız etmek, hem etkiyi tersine çevirebilir hem de sürücüye sürekli izlendiği duygusunu verebilirdi. Bu, sistemin üzerine kurulduğu güveni zedelerdi.

Kalkan, dinleyici tarafında, bir soruyla karşılaştığında kendine sormaktır: bu soru gerçekten benim cevabımı mı merak ediyor, yoksa belirli bir cevaba mı yönlendiriyor? "Hayır" desem, bu cevap kabul edilecek mi? İkna eden için de kalkan, Sadık Bey'in tavrındadır: açık bir soru sormak, "hayır" cevabını da duymaya hazır olmak ve o "hayır"ın nedenini, ısrar etmek için değil, anlamak için sormak.

İKNA etiketi ve Ayna Testi

Soru en çok Adım kapısında iş görür: "Molanı nerede almayı düşünüyorsun?" sorusu, sürücüye bir sonraki adımı kendisinin belirlemesini sağlar ve adımı bir talimat olmaktan çıkarıp onun kendi planı yapar. Ama soru Neden kapısını da açabilir: "Bu gece almayacağım" cevabının ardından gelen "Neden?" sorusu, Sadık Bey'in kapalı tesisleri öğrenmesini sağladı.

Aynanın önünde sistemin son hâli rahatça durur: "Vardiyanın başında size bir kez molanızı nerede almayı düşündüğünüzü soruyoruz; cevap vermek zorunda değilsiniz, 'almayacağım' derseniz şefiniz nedenini sormak için arar" cümlesi sürücülere söylenebilirdi. Kaan'ın ilk önerisi ise geçemezdi: "Size her saat başı aynı soruyu soruyoruz, çünkü sonunda 'evet' diyeceğinizi umuyoruz."

Bugünün görevi

Kapanış

Üç cümlede

  1. Bir davranış hakkında soru sormak, o davranışın yapılma olasılığını küçük bir ölçüde artırabilir; çünkü cevap veren kişi bir anlığına kendini o davranışı yaparken düşünür.
  2. Etki küçüktür ve koşullara bağlıdır; aynı soruyu niyeti zayıf olanlara tekrar tekrar sormak onları davranıştan uzaklaştırabilir.
  3. Kalkan, dinleyici için bir sorunun gerçek bir soru mu yoksa gizli bir talimat mı olduğunu fark etmek; ikna eden için ise açık bir soru sormak, "hayır"ı da duymaya hazır olmak ve nedenini anlamak için sormaktır.

Mini test

  1. Soru-davranış etkisi nedir?
  2. Morwitz ve arkadaşları satın alma niyetini ölçmenin etkisi hakkında ne buldu?
  3. Spangenberg ve arkadaşlarının meta-analizi neyi doğruladı ve hangi mekanizmaları sınadı?
  4. Elif, Kaan'ın "her saat başı" önerisine neden karşı çıktı?
  5. Sistemin son hâlinde "almayacağım" cevabı veren bir sürücüye ne olur?

Yanıtlar

  1. Bir kişiye bir davranışı yapıp yapmayacağının sorulmasının, o kişinin daha sonra o davranışı yapma olasılığını değiştirmesidir; çoğu zaman olasılığı küçük bir ölçüde artırır.
  2. Yalnızca bir kez niyet sorulmasının sonraki satın alma oranını artırdığını buldular. Ama aynı soru tekrar tekrar sorulduğunda, niyeti düşük olanlarda satın alma eğilimi azaldı; bu etkiler ürünü daha önce kullanmış olanlarda zayıflıyordu.
  3. 104 çalışmada bir davranış hakkında soru sormanın o davranışın gelecekte yapılmasını etkilediğini doğruladı. Tutumlar, tutarlılık ihtiyacı, davranışı zihinde canlandırmanın kolaylaşması ve motivasyonlar olmak üzere dört mekanizmayı sınadı; dördü de farklı ölçülerde destek buldu.
  4. Çünkü niyeti zayıf olan sürücülere aynı sorunun tekrar tekrar sorulması, onların "almayacağım" cevabını pekiştirip onları moladan daha da uzaklaştırabilirdi. Ayrıca sürekli soru, sürücülere izlendikleri duygusunu verebilirdi.
  5. Sistem bir daha sormaz; vardiya şefine kısa bir not düşer ve şef sürücüyü arayıp nedenini sorar. Amaç ısrar etmek değil, mola almayı engelleyen sorunu anlamaktır.

Merak kancası

Kaan bir akşam bir araştırma okur: insanlara "oy vermek ne kadar önemli?" yerine "seçmen olmak ne kadar önemli?" diye sorulduğunda, daha çok kişinin sandığa gittiği bildirilmişti. Fark tek bir kelimeydi: bir eylem yerine bir kimlik. Kaan ertesi sabah mola hatırlatmasını değiştirmek ister: "Molanı al" yerine "Dinlenmiş sürücülerden ol." Deniz bu araştırmanın sonradan çok daha büyük bir örneklemle yeniden yapıldığını duymuştur, ama sonucunu hatırlamaz. 14.6'da buna bakacağız: bir eyleme değil, bir kimliğe seslenen cümleler gerçekten daha mı güçlüdür?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.