İçeriğe geç

10.6 · Seviye 2 · Zihnin Mekanizmaları

Seyirci etkisi ve sorumluluğun dağılması

Bu dersin sonunda: sorumluluğun dağılmasını açıklar ve yardım isterken tek kişiye seslenir.

İkna Psikolojisi Akademisi — Modül 10, Sosyal Etki ve Grup Psikolojisi · 1.841 kelime · ≈ 8 dk okuma · 12 dk dinleme · Kanıt: Sağlam

Daha önce görmüştük: 5.3 Sosyal kanıt: Kalabalık nereye, biz oraya

Derslerdeki kişiler ve sahneler kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir.

Soğuk açılış

New York, 1960'ların sonu. Üniversite öğrencileri ayrı ayrı odalara alınıyor ve bir ses sistemi üzerinden, kişisel sorunlarını konuşacakları bir tartışmaya katılıyorlar. Bazıları yalnızca bir kişiyle konuştuğunu düşünüyor, bazıları dört kişilik bir grupla. Konuşmanın ortasında katılımcılardan biri, aslında bir kayıt, nöbet geçirmeye başlıyor: kekeliyor, boğuluyor, yardım istiyor. Yalnız olduğunu düşünenlerin büyük çoğunluğu, nöbet bitmeden odadan çıkıp yardım arıyor. Başka dört kişinin de duyduğunu düşünenlerin ise yalnızca üçte biri kadarı. Nöbeti aynı ses, aynı sözlerle duyuyorlar; değişen tek şey, başka kaç kişinin daha duyduğunu düşündükleri.

Sahne

Mesaj gece yarısından biraz sonra düşer. Bursalı sürücü Yakup'un kamyonu, Manisa'yı geçtikten sonraki bir dinlenme alanının giriş şeridinde durup kalmıştır; motor çalışmamaktadır, tesis kapanmak üzeredir ve Yakup'un telefonunun şarjı azdır. "Gece yolcuları" grubuna yazar: "Tesisin girişinde kaldım, yakında olan var mı?" O saatte grupta otuzdan fazla sürücü çevrimiçidir. Mesajın altında "görüldü" sayısı yükselir: iki, on, yirmi. Altmış dakika geçer; tek bir satır yazılmaz.

Ertesi sabah Deniz grubun kayıtlarını okurken o bir saatlik sessizliğe takılır. Gruptaki sürücülerin çoğu, birbirine yardım etmeyi çok önemseyen insanlardır; Kazım Usta'nın çay masası, Harun Usta'nın park alanı bilgileri bunun kanıtıdır. Deniz, mesajı gören birkaç sürücüyle konuşur. Hepsinin cevabı birbirine benzer: "Grupta otuz kişi vardı, birinin yazdığını sandım." Bir sürücü daha açık konuşur: "Benden daha yakın biri vardır diye düşündüm."

Sessizliği bozan Harun Usta olur. Gece biri buçukta uyanıp mesajı görünce, gruba genel bir mesaj yazmaz. Konum paylaşımına bakar, Yakup'a en yakın sürücüyü bulur ve adıyla yazar: "Serkan, sen on kilometre gerisindesin. Uğrayabilir misin?" Serkan iki dakika içinde cevap verir: "Yoldayım." Yarım saat sonra Yakup'un kamyonunun yanındadır.

Kaan olayı duyunca bir çözüm önerir: sistem, bir sürücü yardım istediğinde, bölgedeki bütün sürücülere aynı anda bir uyarı göndersin. Deniz bunun tam olarak bir saatlik sessizliği yaratan şey olduğunu düşünür. Uyarı ne kadar çok kişiye giderse, her biri yardımı bir başkasından bekleyebilir. Ürün ekibiyle birlikte farklı bir çözüm kurarlar: bir sürücü yardım istediğinde, sistem ona en yakın iki sürücüyü adlarıyla bulur ve yalnızca onlara, "Yakup sana on dört kilometre uzakta, yardım istiyor" diye bir mesaj gönderir. İki sürücüden biri beş dakika içinde cevap vermezse, mesaj bir sonraki en yakın sürücüye geçer.

Bir de Harun Usta'nın bir önerisi vardır. Grupta yardım isteyen herkesin, mesajına birinin adını yazmasını önerir: "Yakınımda kim var" yerine, "Kazım Usta, sen bu yoldasın, bakabilir misin?" Kazım Usta öneriyi ilk benimseyen olur.

Kavramın adı

Bir saatlik sessizlik, sosyal psikolojinin en çok anlatılan bulgularından birini gösteriyor:

Seyirci etkisinin arkasında birkaç süreç vardır; en önemlisi şudur:

Gruptaki sürücülerin "birinin yazdığını sandım" cümlesi, sorumluluğun dağılmasının tam ifadesiydi. Yakup'un mesajı otuz kişiye gittiğinde, sorumluluk otuza bölündü ve her birine düşen pay, harekete geçmek için yeterince ağır gelmedi.

İtaat dersinde (10.2) sorumluluğun emir verene devredildiğini izlemiştik; orada sorumluluk yukarıya, emri verene gidiyordu. Burada ise sorumluluk yatay olarak, aynı durumdaki öbür insanlara dağılıyor. İkisinde de ortak olan, kişinin kendi eylemine dair sorumluluk duygusunun, etrafındaki insanların varlığıyla zayıflamasıdır.

Seyirci etkisinin bir ayağı da sosyal kanıttır (5.3). Kimse cevap yazmadığında, her sürücü bu sessizliği bir bilgi olarak okuyabilir: belki durum o kadar acil değildir.

Perde arkası

Bu deney, 1964'te New York'ta Kitty Genovese adlı bir kadının öldürülmesinin ardından yayılan bir hikâyenin gölgesinde yapıldı. Bir gazete haberine göre olayı otuz sekiz komşu izlemiş ve hiçbiri polisi aramamıştı. Sonraki yıllarda yapılan incelemeler bu anlatının büyük ölçüde abartılı olduğunu gösterdi: tanıkların çoğu olayı görmemiş, yalnızca duymuştu ve bazıları polisi aramıştı. Seyirci etkisi gerçek bir bulgudur; ama onu başlatan hikâye yanlıştı.

Yaygın yanılgı

Yaygın yanlış"Kalabalıkta insanlar birbirine yardım etmez; şehirler insanları duyarsızlaştırır."
Doğrusu

Philpot ve arkadaşlarının kamera kayıtları bunun tersini gösterdi: kamusal çatışmaların büyük çoğunluğunda en az biri araya girdi ve kalabalık büyüdükçe birinin araya girmesi daha olası hale geldi. "Gece yolcuları" grubundaki sürücüler de duyarsız değildi; yalnızca, mesaj herkese birden gittiği için, her biri sorumluluğu bir başkasında gördü. Sorun insanların iyiliği değil, yardım çağrısının nasıl yapıldığıydı.

"Ne kadar çok kişiye ulaşırsan, o kadar çabuk yardım alırsın." Kaan'ın önerisi buna dayanıyordu ve sezgiye uygun görünür. Ama bir mesajı alan kişi sayısı arttıkça, her birinin o mesaja cevap vermeyi kendi işi olarak görme olasılığı azalır. Harun Usta'nın tek bir kişiye adıyla yazdığı mesaj, otuz kişiye giden genel mesajın bir saatte yapamadığını iki dakikada yaptı.

Hayatın içinden

Gölge ve kalkan

Seyirci etkisinin gölgesi, sorumluluğun dağılmasını bilerek kullanmaktır. Bir kurum, bir sorunu bir ekibin tamamına bildirip kimseyi sorumlu tutmadığında, sorunun çözülmemesini de dolaylı olarak seçmiş olur. "Herkes bundan sorumludur" denen bir iş, çoğu zaman kimsenin işi olmaz. Kaan'ın önerisi bu gölgeye bilmeden yaklaşıyordu: bir yardım çağrısını herkese birden göndermek, en hızlı çözüm gibi görünse de sorumluluğu en geniş biçimde dağıtıyordu.

Gölgenin ikinci biçimi, sessizliği bir onay gibi kullanmaktır. Bir toplantıda bir sorunu dile getiren olmazsa, sorunun önemli olmadığı varsayılır; oysa herkes bir başkasının konuşmasını bekliyor olabilir. Sessizlik bir bilgi değildir; çoğu zaman dağılmış bir sorumluluğun sesidir.

Kalkan, yardım isteyen için Harun Usta'nın yaptığıdır: genel bir çağrı yerine, belirli bir kişiye, adıyla ve ne yapmasını istediğini söyleyerek seslenmek. Seyirci için kalkan, bir acil durumu fark ettiğinde kendine sormaktır: başka birinin yapacağını varsayıyor muyum? Varsayıyorsam, o başkası da benim yapacağımı varsayıyor olabilir.

İKNA etiketi ve Ayna Testi

Adım kapısı seyirci etkisinin en çok tıkadığı kapıdır, çünkü bir adımın atılması, o adımı atmanın birinin işi olarak görülmesine bağlıdır. Yakup'un genel çağrısı herkese bir adım öneriyordu ama hiç kimseye görev vermiyordu. Harun Usta'nın mesajı, adımı tek bir kişiye, Serkan'a verdi; Serkan için adım artık bir genel iyilik değil, kendisine yöneltilmiş bir istekti.

Ayna Testi yeni sistemi kolayca geçer: "Yardım çağrısını en yakın iki sürücüye adlarıyla gönderiyoruz, çünkü herkese giden bir çağrıda herkesin bir başkasını beklediğini gördük" cümlesi bütün sürücülere olduğu gibi söylenebilirdi. Sorumluluğu bilerek dağıtan bir düzen ise geçemezdi: "Sorunu herkese bildirdik, kimseyi sorumlu tutmadık; çözülmezse kimse suçlanmaz."

Bugünün görevi

Kapanış

Üç cümlede

  1. Bir acil durumu fark eden kişi sayısı arttıkça, sorumluluk o kişiler arasında dağılır ve her birinin yardım etme olasılığı azalır.
  2. Darley ile Latané'nin deneyinde yalnız olduğunu sananların büyük çoğunluğu yardıma koştu, başkalarının da duyduğunu sananların ise yalnızca üçte biri kadarı; ama gerçek hayatta çoğu olayda en az biri araya girer ve "otuz sekiz tanık" anlatısı yanlıştır.
  3. Kalkan, yardım isterken belirli bir kişiye adıyla ve ne yapmasını istediğini söyleyerek seslenmek; seyirci olarak ise başkasının yapacağını varsaydığını fark etmektir.

Mini test

  1. Darley ile Latané'nin deneyinde yalnız olduğunu sanan katılımcılar ile dört kişilik bir grupta olduğunu sananlar arasındaki fark neydi?
  2. Sorumluluğun dağılması nedir ve gece grubundaki sessizlikte nasıl görünüyordu?
  3. Philpot ve arkadaşlarının kamera kayıtları ne gösterdi ve bu laboratuvar bulgularıyla nasıl bağdaşır?
  4. Kaan'ın önerisi neden sorunu çözmezdi?
  5. Harun Usta'nın mesajı neden işe yaradı?

Yanıtlar

  1. Yalnız olduğunu sananların yaklaşık yüzde seksen beşi nöbet bitmeden yardım aramaya çıktı. Başka dört kişinin de duyduğunu sananların ise yalnızca yaklaşık yüzde otuz biri. Nöbet aynıydı; değişen, başka kaç kişinin duyduğunu düşündükleriydi.
  2. Bir durumu fark eden kişi sayısı arttıkça, yardım etme sorumluluğunun bu kişiler arasında bölünmesi ve her birinin kendini daha az sorumlu hissetmesidir. Gruptaki sürücüler, mesajı otuz kişi gördüğü için "birinin yazdığını sandım" dedi; sorumluluk otuza bölündü.
  3. İki yüz on dokuz gerçek kamusal çatışmanın yaklaşık yüzde doksan birinde en az bir seyircinin araya girdiğini ve seyirci sayısı arttıkça birinin müdahale etme olasılığının arttığını gösterdi. Bu, laboratuvar bulgularıyla bağdaşır: her bir kişinin yardım etme olasılığı kalabalıkta azalsa bile, en az birinin yardım etme olasılığı yüksek kalabilir.
  4. Çünkü yardım çağrısını bölgedeki bütün sürücülere birden göndermek, sorumluluğu en geniş biçimde dağıtırdı. Her sürücü yardımı bir başkasından bekleyebilirdi; bir saatlik sessizliği yaratan şey de tam olarak buydu.
  5. Çünkü genel bir çağrı yerine, Yakup'a en yakın sürücüye, Serkan'a, adıyla ve ne yapmasını istediğini söyleyerek seslendi. Sorumluluk artık dağılmıyordu; Serkan için yardım, kendisine yöneltilmiş bir istekti ve iki dakika içinde cevap verdi.

Merak kancası

Yakup'un gecesinden sonraki hafta "Gece yolcuları" grubunda bir tartışma başlar. Birkaç sürücü, yeni yardım sisteminin konumlarını sürekli izlediğini söyler. Tartışma bir akşam boyunca sürer. Başta yalnızca hafifçe kuşkulu olan sürücüler, gece yarısına doğru sistemin tamamen kaldırılmasını istemeye başlar. Ertesi sabah Deniz yazışmaları okurken bir şeyi fark eder: tartışmaya katılan herkes, tartışmadan önce olduğundan daha uç bir yerde bitirmiştir. 10.7'de grup kutuplaşmasına ve yankı odalarına bakacağız.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.