10.4 · Seviye 2 · Zihnin Mekanizmaları
Sosyal kimlik: Biz ve onlar
Bu dersin sonunda: grup aidiyetinin yargıyı nasıl etkilediğini açıklar.
İkna Psikolojisi Akademisi — Modül 10, Sosyal Etki ve Grup Psikolojisi · 1.923 kelime · ≈ 9 dk okuma · 13 dk dinleme · Kanıt: Sağlam
Daha önce görmüştük: 5.7 Birlik: "Biz" duygusunun gücü
Derslerdeki kişiler ve sahneler kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir.
Soğuk açılış
1970'lerin başı, İngiltere'de bir okul. On dört on beş yaşlarında, birbirini tanıyan çocuklara iki ressamın resimleri gösteriliyor ve hangisini beğendikleri soruluyor. Sonra çocuklara, tercihlerine göre iki gruba ayrıldıkları söyleniyor. Aslında ayrım rastgele. Kimse kendi grubunda kimin olduğunu bilmiyor; gruplar bir daha hiç bir araya gelmeyecek. Ardından her çocuktan, adını bilmediği iki başka çocuk arasında para paylaştırması isteniyor: biri kendi grubundan, biri öbür gruptan. Çocukların çoğu, kendi gruptakine daha çok veriyor. Bazıları, iki gruba birden daha çok para düşecek seçeneği bırakıp, kendi gruplarının öbüründen daha önde olduğu seçeneği tercih ediyor.
Sahne
Grup mesajlarındaki laf atışması önce şaka gibi başlar. İzmir'in kıdemli gece sürücüleri, Bursa'dan gelen ve yeni mola düzenine hızla uyan sürücüleri "her şeye uyan Bursalılar" diye anar. Bursalılar da kendi grup sohbetlerinde karşı tarafa bir lakap takar; kıyıdan başka yol görmemiş olmakla dalga geçerler. Birkaç gün içinde şaka sertleşir. İzmir'de bir sürücü, Bursa'dan gelen bir öneriyi, sırf Bursa'dan geldiği için reddettiğini açıkça yazar.
Kaan bu rekabette bir fırsat görür. "Bir depo ligi yapalım," der. "Her hafta hangi depo daha çok mola alıyor, panoya yazalım. İzmir Bursa'yı geçmek için durur, Bursa İzmir'i geçmek için." Deniz fikrin işe yarayabileceğini kabul eder; rekabet insanları hareketlendirir. Ama bir şeyden kaygılanır: lig, iki grubun ayrımını kalıcı hâle getirecek, her haftayı bir maç gibi oynatacaktır. Bir İzmirli sürücü, Bursa'dan gelen bir güvenlik önerisini, sırf rakip takımdan geldiği için reddetmeye devam edecektir.
Deniz bir şeyi fark eder. İzmir'deki gece sürücülerinin en büyük derdi, saat ikiden sonra dolan park alanlarıdır. Bursa'daki sürücülerin derdi ise Uludağ yolunun sisli sabahları ve uyarının o saatlerde nasıl ayarlanacağıdır. İki grubun da öbür grubun işine yarayacak bilgisi vardır: Bursalı sürücüler, İzmir–Bursa hattındaki tesisleri iyi bilmektedir; İzmirliler, kıyı yolunun gece trafiğini.
Deniz, Kazım Usta ile Bursa'nın kıdemli gece sürücülerinden Harun Usta'yı aynı görüntülü görüşmede buluşturur. Konu mola değil, yoldur: hangi tesisin gece park yeri var, hangi saatte nerede sis olur. Görüşme ilk dakikalarda temkinlidir. Sonra Harun Usta, İzmir–Bursa yolunda Kazım Usta'nın bilmediği, gece hep boş olan bir park alanı söyler. Kazım Usta da ona, kıyı yolunda radarın nerede olduğunu.
Bir hafta sonra iki usta, "Gece yolcuları" adlı ortak bir grup kurar. Grupta İzmirli de Bursalı da yalnızca yol bilgisi paylaşır. Kaan'ın ligi ise farklı bir biçim alır: depolar birbiriyle değil, her depo kendi geçen haftasıyla yarışır. Laf atışmaları tamamen bitmez; ama "her şeye uyan Bursalılar" cümlesi, "Gece yolcuları" grubunda bir daha yazılmaz.
Kavramın adı
İzmir ve Bursa sürücülerinin ayrışması, bu dersin kavramını gösteriyor:
Sosyal kimlik bir kez devreye girdiğinde, iki şey kendiliğinden ortaya çıkar. Biri, kendi grubunu kayırmaktır:
İkna için bunun anlamı açıktır: aynı mesaj, iç gruptan geldiğinde daha kolay kabul edilir, dış gruptan geldiğinde daha kolay reddedilir. İzmirli sürücünün Bursa'dan gelen öneriyi reddetmesi, önerinin içeriğiyle değil, kaynağının hangi gruptan geldiğiyle ilgiliydi.
5.7'de birlik ilkesini, ortak bir kimliğin bir isteği nasıl güçlendirdiğini görmüştük. Bu dersin kavramı onun öbür yüzüdür: aynı "biz" duygusu, bir "onlar" yaratır. Ama bir "biz" yeniden çizilebilir:
Perde arkası
Henri Tajfel ile John Turner, 1979'da bu bulgulardan yola çıkarak sosyal kimlik kuramını önerdi. Kurama göre insanlar benlik değerlerinin bir kısmını ait oldukları gruplardan alır; bu yüzden kendi gruplarını öbür gruplardan olumlu biçimde ayırmaya güdülenirler. Bu ayrım, grubu kuran ölçüt ne kadar keyfi olursa olsun işler. Temel Psikoloji Akademisi'nin kalıp yargı, önyargı ve ayrımcılık üzerine dersi, bu deneyleri önyargının kökleri açısından anlatıyor; Satış Psikolojisi'ndeki birliktelik dersi de aynı deneylere satışın "biz"i açısından değiniyor.
İkna eden için kuramın iki dersi var. Birincisi, bir mesajın kimin ağzından geldiği, dinleyicinin o kişiyi hangi gruba yerleştirdiğine göre farklı duyulur. İkincisi, gruplar sabit değildir; bir üst kimlik, eski "biz" ve "onlar"ı yeni bir "biz"in içine alabilir. Kimlik dilinin bir mesajda nasıl kullanılacağı 14.6'da, kimliği tehdit edildiğini hisseden birine nasıl yaklaşılacağı 20.5'te ele alınacak.
Yaygın yanılgı
Yaygın yanlış"Gruplar arası ayrışma, ancak gerçek bir çıkar çatışması varsa ortaya çıkar."
Tajfel'in deneyleri bunun tersini gösterdi: bir resim tercihine göre gruplara ayrılmak bile kayırmacılığa yetti. İzmir ile Bursa sürücüleri arasında da gerçek bir çatışma yoktu; aynı şirkette, aynı sistemle, aynı amaçla çalışıyorlardı. Yalnızca iki ayrı şehirden gelmeleri ve iki ayrı mesajlaşma grubunda olmaları, bir "biz" ve bir "onlar" yaratmaya yetti.
"Gruplar arası rekabet her zaman zararlıdır." Rekabet insanları hareketlendirebilir ve Kaan'ın lig fikri bu yüzden tamamen yanlış değildi. Sorun, rekabetin grupların kimliğini birbirine karşı tanımlaması ve karşı grubun her önerisini şüpheli kılmasıydı. Rekabeti grubun kendi geçmişine çevirmek, yani her deponun kendi geçen haftasıyla yarışması, hareketlendirici etkiyi korurken "onlar"ı düşman hâline getirmedi.
Hayatın içinden
Gölge ve kalkan
Sosyal kimliğin gölgesi, bir "onlar" yaratarak bir "biz"i birleştirmektir. Siyasette, reklamda ve iş yerinde en eski ikna yöntemlerinden biri budur: bir grubu, ortak bir düşmana karşı tanımlamak. Bir marka kendi müşterisini rakibin müşterisinden üstün gösterir; bir yönetici ekibini başka bir departmana karşı birleştirir. Bu yöntem işe yarar, çünkü iç grup kayırmacılığı gerçek ve güçlüdür. Ama yarattığı "onlar", sonradan kolay kolay "biz"e dönmez. Kaan'ın lig fikri bu gölgeye yalnızca bir adım uzaktı: iki deponun her hafta birbirine karşı ölçülmesi, sürücülerin şirketin öbür yarısını bir rakip takım olarak görmesini kalıcı hâle getirebilirdi.
İkinci bir gölge, bir mesajı, dinleyicinin iç grubundan geliyormuş gibi göstermektir: aynı memleketten, aynı meslekten, aynı mahalleden biriymiş gibi konuşmak. Gerçekte o gruptan olmayan biri bunu yaptığında, bu bir taklittir ve fark edildiğinde güveni bütünüyle götürür.
Dinleyicinin kalkanı, bir öneriyi geri çevirmeden önce sorulan tek bir sorudur: bu öneriyi kendi grubumdan biri yapsaydı ne derdim? İzmirli sürücü bu soruyu sorsaydı, Bursa'dan gelen önerinin içeriğine bakmak zorunda kalacaktı. Konuşanın kalkanı ise gruplar arasında bir "onlar" kurmak yerine, iki tarafı da içine alan gerçek bir üst kimlik bulmaktır. Bu kimlik uydurma olmamalıdır; Kazım Usta ile Harun Usta'nın ortak derdi, yani gece yolu, gerçekti.
İKNA etiketi ve Ayna Testi
Sosyal kimliğin ağırlığı en çok Kredi kapısında hissedilir: bir konuşanın kredisi, dinleyicinin onu hangi gruba yerleştirdiğine bağlıdır. Bursa'dan gelen bir öneri, İzmirli sürücüler için baştan bir kredi açığıyla geliyordu. "Gece yolcuları" grubu bu açığı kapattı: Harun Usta artık "Bursalı" değil, aynı yolu gece süren biriydi.
Aynaya tutulunca iki ustayı buluşturmanın saklanacak bir yanı yoktur: "İki ustayı aynı görüşmede buluşturduk, çünkü ikinizin de öbürünün işine yarayacak yol bilgisi vardı" cümlesi her iki gruba da söylenebilirdi. Gölgedeki yöntem ise geçemezdi: "Sizi öbür depoya karşı kışkırttık, çünkü rakip görünce daha çok çalışacağınızı biliyorduk."
Bugünün görevi
Kapanış
Üç cümlede
- Sosyal kimlik, benlik algısının ait olduğumuz gruplardan gelen kısmıdır; en önemsiz ölçütle kurulan bir grup bile, üyelerinde iç grup kayırmacılığı yaratabilir.
- Aynı mesaj iç gruptan geldiğinde daha kolay kabul edilir, dış gruptan geldiğinde daha kolay reddedilir; bu yüzden bir konuşanın kredisi, dinleyicinin onu hangi gruba yerleştirdiğine bağlıdır.
- Kalkan, dinleyici için bir öneriyi kaynağının grubuna göre değil içeriğine göre tartmak; konuşan içinse bir "onlar" kurmak yerine, iki tarafı da kapsayan gerçek bir üst kimlik bulmaktır.
Mini test
- Tajfel ve arkadaşlarının deneyinde çocuklar hangi ölçüte göre gruplara ayrıldı ve ne yaptılar?
- Çocukların bazı seçimlerindeki en şaşırtıcı tercih neydi?
- İç grup kayırmacılığı ikna için ne anlama gelir?
- Kaan'ın depo ligi fikrinin riski neydi ve nasıl değiştirildi?
- Üst kimlik nedir ve İzmir ile Bursa sürücülerinde nasıl kuruldu?
Yanıtlar
- Bir resim tercihi ya da bir tahmin görevi gibi son derece önemsiz ölçütlere göre gruplara ayrıldılar. Adını bilmedikleri çocuklar arasında para paylaştırırken, kendi gruplarındakine öbür gruptakinden daha çok verdiler.
- Bazı seçimlerde, iki grubun da toplamda daha çok kazanacağı bir seçeneği bırakıp, kendi gruplarının öbüründen daha önde olduğu seçeneği tercih ettiler. Önemli olan yalnızca kazanmak değil, öbür gruptan daha çok kazanmaktı.
- Aynı mesajın iç gruptan geldiğinde daha kolay kabul edilmesi, dış gruptan geldiğinde daha kolay reddedilmesi anlamına gelir. İzmirli sürücü Bursa'dan gelen bir öneriyi içeriği yüzünden değil, kaynağı yüzünden reddetti.
- Lig, iki deponun her hafta birbirine karşı ölçülmesiyle grupların ayrımını kalıcı hâle getirebilir ve karşı grubun her önerisini şüpheli kılabilirdi. Fikir değiştirildi: depolar birbiriyle değil, her biri kendi geçen haftasıyla yarışmaya başladı.
- İki ayrı grubun üyelerini daha geniş bir ortak grubun üyeleri olarak bir araya getiren kimliktir. Kazım Usta ile Harun Usta, ortak dertleri olan gece yolu üzerinden buluştu ve "Gece yolcuları" adlı ortak bir grup kurdu; grupta İzmirli de Bursalı da yalnızca yol bilgisi paylaştı.
Merak kancası
"Gece yolcuları" grubunda bir genç sürücü, Bursa'dan Emre, her hafta aynı öneriyi tekrarlar: sistem, rakip firmanınki gibi, uyarıyı tamamen kapatma seçeneği sunmalıdır. İlk haftalarda kimse onu ciddiye almaz; kıdemli sürücüler bu fikri tehlikeli bulur. Emre ise her hafta, sakin bir dille ve aynı gerekçelerle önerisini yineler. Bir ay sonra Kazım Usta grupta bir mesaj yazar: "Çocuk haklı olabilir." 10.5'te azınlık etkisine bakacağız: tek bir kişi bir kalabalığı nasıl değiştirebilir?
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.