10.1 · Seviye 2 · Zihnin Mekanizmaları
Asch'ın çizgileri: Kalabalığa uyma eğilimi
Bu dersin sonunda: grup baskısının yargıyı ne ölçüde değiştirdiğini rakamlarıyla anlatır.
İkna Psikolojisi Akademisi — Modül 10, Sosyal Etki ve Grup Psikolojisi · 1.827 kelime · ≈ 8 dk okuma · 12 dk dinleme · Kanıt: Sağlam
Daha önce görmüştük: 5.3 Sosyal kanıt: Kalabalık nereye, biz oraya
Derslerdeki kişiler ve sahneler kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir.
Soğuk açılış
1950'lerin başı, bir Amerikan üniversitesi. Bir masanın etrafında yedi sekiz öğrenci oturuyor. Önlerine bir kart konuyor: üzerinde bir çizgi. Yanında bir kart daha: üç çizgi. Görev basit: hangisi ilk çizgiyle aynı uzunlukta? Cevap o kadar açık ki, tek başına soran hemen herkes doğru buluyor. Ama masadakilerden yalnızca biri gerçek katılımcı; öbürleri araştırmacının yardımcıları. Bazı denemelerde hepsi, sırayla, aynı yanlış çizgiyi söylüyor. Sıra sona doğru oturan gerçek katılımcıya geliyor. Gözünün önündeki çizgi ile kulağındaki oybirliği arasında kalıyor.
Sahne
İzmirli sürücünün cümlesi Deniz'in aklından çıkmaz: o saatte tesiste kim varsa hep beraber geçiyorlarmış. Deniz bir gece, Elif'in hazırladığı kayıtlara bakar. Gece ikiden sonra İzmir–Aydın yolundaki tesisin önünden geçen kamyonlar gerçekten bir arada hareket etmektedir. Biri durduğunda arkasından gelenlerin bir kısmı da durur; kimse durmadığında kimse durmaz.
Ertesi gün Deniz depodaki gece vardiyası sürücüleriyle konuşur. Sürücülerin bir mesajlaşma grubu vardır. Gece yolda olanlar orada birbirine yol durumunu, kazaları, radarları yazar. Bir sürücü Deniz'e grubun son gecelerini gösterir. Biri "Tesis dolu, devam" yazmış, ardından dört kişi aynı kelimeyi yazmıştır: "devam." Kimse "Ben duruyorum" yazmamıştır. Sürücülerden biri itiraf eder: "Ben yorgundum aslında. Ama herkes devam yazınca, durup da yavaşlayan ben olmak istemedim."
Kaan'ın önerisi, gruba şirket adına bir mesaj yazmaktır: "Molanızı almayı unutmayın." Deniz, bu mesajın bir şirket duyurusu olarak okunacağını, grubun "devam" çizgisini değiştirmeyeceğini düşünür. Asıl mesele, gruptaki oybirliğidir.
Deniz, depodaki en eski gece sürücülerinden Kazım Usta'yla konuşur. Kazım Usta grupta saygı gören biridir; otuz yıla yakın direksiyon sallamış, yeni gelenlere yolu o anlatmıştır. Deniz ondan bir şey istemez; yalnızca ne gördüğünü anlatır. Kazım Usta kayıtları uzun uzun inceler, sonra kendi gecelerini sayar: son iki haftada dört kez o tesisin önünden durmadan geçmiştir. "Ben de devam yazdım," der. "Kimse durmuyordu, ben neden durayım dedim. Bizim yaşta adam yorulduğunu söylemez ki." Kazım Usta o gece gruba kendi cümlesiyle yazar: "Ben üçte akaryakıtta duruyorum, park yeri bol. Çay benden." İlk gece iki sürücü onun yanına çeker. Bir hafta sonra grupta "devam" yazanlarla "duruyorum" yazanlar neredeyse eşittir. Sürücülerden biri Deniz'e şöyle der: "Bir kişi yazınca, durmak artık tuhaf değil."
Deniz bir şeyi daha fark eder. Grupta "duruyorum" yazanların çoğu, Kazım Usta'nın mesajından önce de yorgun olduklarını söylemektedir. Fikirleri değişmemiştir; değişen, o fikri söylemenin bedelidir. Elif kayıtlara bakıp bir not düşer: tesisin önünde duran kamyon sayısı, gruptaki ilk "duruyorum" mesajının saatine göre artıyor. Mesaj ne kadar erken gelirse, o gece duran sürücü o kadar çok oluyor.
Kavramın adı
Mesajlaşma grubundaki "devam" zinciri, bu modülün ilk kavramını gösteriyor:
Uymanın iki kaynağı vardır ve sürücülerin cümlelerinde ikisi de duyulur. Biri, başkalarının doğruyu bildiğini düşünmektir: "Herkes devam ediyorsa, belki ben yanılıyorum." Öbürü, grubun dışında kalmaktan çekinmektir:
Yorgun olduğunu bilen ama "durup da yavaşlayan ben olmak istemedim" diyen sürücü, normatif etkiyi yaşıyordu. Çizginin uzunluğu ona açıktı; kendi yorgunluğu da. Onu durduran şey, oybirliğiydi.
Asch'ın deneylerinin belki de en önemli bulgusu, bu oybirliğinin ne kadar kırılgan olduğuydu:
Kazım Usta'nın mesajı, "devam" zincirindeki ilk kırılmaydı. 5.3'te sosyal kanıtı, belirsiz durumlarda başkalarının ne yaptığına bakmamızı görmüştük. Burada durum belirsiz değildi; sürücü yorgun olduğunu biliyordu. Ama aynı mekanizma, bu kez doğruyu bilmemize rağmen işledi.
Perde arkası
Deneylerden sonra Asch katılımcılarla tek tek konuştu ve uyanların farklı nedenler söylediğini gördü. Bazıları, çoğunluğun haklı olduğuna, kendi gözlerinin yanıldığına gerçekten inanmıştı. Bazıları ise çoğunluğun yanlış olduğunu biliyordu ama gruptan ayrı düşmek, tuhaf görünmek ya da deneyi bozmak istememişti. Bu ikinci grubun açıklaması, İzmirli sürücünün cümlesine çok benziyordu.
Asch deneyin pek çok değişkesini de denedi. Bunların en çarpıcısı, grubun oybirliği bozulduğunda olanlardı. Yardımcılardan yalnızca biri doğru cevabı verdiğinde, gerçek katılımcının uyma oranı çok büyük ölçüde düştü. Tek bir müttefik, baskının büyük kısmını ortadan kaldırıyordu. Temel Psikoloji Akademisi'nde Uyma başlıklı ders bu değişkeleri, deneyin farklı ülkelerdeki tekrarlarını ve sonraki yıllardaki değişimini ayrıntısıyla anlatıyor. Bir grubun içindeki küçük bir azınlığın çoğunluğu nasıl etkileyebildiği ise 10.5'te ele alınacak.
Yaygın yanılgı
Yaygın yanlış"İnsanlar kalabalığa uyar; bunu değiştirmek mümkün değildir."
Asch'ın sayıları bunun tersini de söyler: cevapların çoğunluğu bağımsızdı ve tek bir muhalif, uymayı büyük ölçüde azalttı. Uyma güçlü bir eğilimdir, ama kaderimiz değildir. Kazım Usta'nın tek mesajı, bir haftada grubun dengesini değiştirdi; çünkü oybirliği, uymanın asıl yakıtıydı.
"Gruba uyanlar zayıf karakterli insanlardır." Asch'ın deneylerinde aynı kişiler bazı denemelerde uydu, bazılarında uymadı. İzmir'deki sürücü de karakteri zayıf olduğu için değil, o gece, o grupta, kimse durmadığı için durmadı. Uyma büyük ölçüde durumun bir özelliğidir. Bu yüzden onu değiştirmenin yolu kişiyi suçlamak değil, durumu değiştirmektir: oybirliğini bozmak, farklı davranmayı görünür ve sıradan kılmak.
Hayatın içinden
Gölge ve kalkan
Uymanın gölgesi, oybirliği görüntüsünü bilerek üretmektir. Bir toplantıya önceden hazırlanmış destekçiler yerleştirmek, sosyal medyada sahte hesaplarla bir kalabalık yaratmak, bir satış ortamında "herkes alıyor" havası kurmak bu gölgenin biçimleridir. Asch'ın yardımcıları bir deneyin parçasıydı; ama aynı düzenek, gerçek hayatta bir kişiyi kendi gözünün gördüğüne karşı yalnız bırakmanın aracı olabilir. Kaan elbette sahte hesap açmayı düşünmemişti; ama gruba şirketten gelen bir duyuru bırakmak, bir grubun kendi normunu değiştirmenin değil, dışarıdan bir ses eklemenin yoluydu.
Gölgenin ikinci biçimi, muhalif ortağı bilerek susturmaktır: bir toplantıda itiraz edeni hemen etkisizleştirmek, onu tek başına bırakmak. Muhalefetin tek kişiye indiği her yerde, öbürleri uymaya daha yatkındır.
Kalkan, dinleyici tarafında, bir grubun oybirliği karşısında kendine sormaktır: bu kararı tek başıma verseydim ne derdim? Ve gerekirse, Gülşen Hanım ya da Nurcan Hanım gibi, ilk farklı sesi kendin olmaktır. İkna eden için kalkan, Kazım Usta'nın mesajıdır: bir grubu değiştirmek istiyorsan, o grubun içinden, gerçekten öyle düşünen birinin sesine alan aç. Dışarıdan gelen bir duyuru oybirliğini bozmaz; içeriden gelen bir ses bozar.
İKNA etiketi ve Ayna Testi
Uymanın asıl sınandığı yer Adım kapısıdır: bir kişinin bir adımı atıp atmaması, çoğu zaman o adımı etrafında atan biri olup olmamasına bağlıdır. İzmir'deki sürücüler için durmak, grupta tek başına durmak demekti. Kazım Usta'nın mesajı bu adımı tek başına bir adım olmaktan çıkardı.
Aynaya tutulduğunda Deniz'in yaptığından saklanacak bir şey çıkmaz. Deniz, Kazım Usta'ya ne yazacağını söylemedi; yalnızca gördüğünü anlattı. "Gruptaki herkes devam yazıyordu, siz duruyorsanız bunu yazmanız başkalarına da cesaret verebilir diye düşündük" cümlesi Kazım Usta'ya da gruba da olduğu gibi söylenebilirdi. Gölgedeki düzenek ise geçemezdi: "Grupta durduğunu yazan birkaç hesap açtık, ki siz de durasınız."
Bugünün görevi
Kapanış
Üç cümlede
- Asch'ın deneylerinde, açıkça yanlış bir cevapta birleşen bir grup karşısında kritik denemelerdeki cevapların yaklaşık üçte biri gruba uydu; ama cevapların çoğunluğu bağımsızdı ve her dört katılımcıdan biri, baskıya bir kez bile boyun eğmedi.
- Uymanın en güçlü yakıtı oybirliğidir; tek bir muhalif ortak, gruba uymayı büyük ölçüde azaltır, çünkü farklı davranmanın mümkün olduğunu gösterir.
- Kalkan, bir grup kararını tek başına verseydin ne diyeceğini sormak ve gerektiğinde ilk farklı ses olmaktır; ikna eden için ise bir grubu dışarıdan bir duyuruyla değil, içeriden gerçek bir sesle değiştirmektir.
Mini test
- Asch'ın kritik denemelerinde cevapların ne kadarı çoğunluğa uydu ve katılımcıların ne kadarı hiç uymadı?
- Normatif etki nedir ve gece grubundaki yorgun sürücüde nasıl görünüyordu?
- Muhalif ortak neden uymayı azaltır?
- Kaan'ın şirket duyurusu önerisi neden yeterli değildi?
- "Gruba uyanlar zayıf karakterli insanlardır" görüşü neden yanlıştır?
Yanıtlar
- Kritik denemelerdeki cevapların yüzde otuz yedisi çoğunluğa uydu. Katılımcıların yaklaşık dörtte biri ise hiçbir denemede çoğunluğa uymadı. Yani cevapların yaklaşık üçte ikisi bağımsızdı.
- Bir kişinin haklı olduğunu düşünse bile gruptan ayrı düşmemek ya da garip görünmemek için gruba uymasıdır. İzmirli sürücü yorgun olduğunu biliyordu, ama herkes "devam" yazınca durup yavaşlayan tek kişi olmak istemedi.
- Çünkü uymanın en güçlü yakıtı oybirliğidir. Tek bir kişi farklı davrandığında, öbürlerine farklı davranmanın mümkün ve sıradan olduğunu gösterir ve kişi artık yalnız değildir. Asch'ın deneylerinde tek bir müttefik, uymayı büyük ölçüde azalttı.
- Çünkü şirketten gelen bir duyuru, grubun kendi normunu değiştirmek yerine dışarıdan bir ses eklerdi. Gruptaki "devam" oybirliği bozulmadıkça sürücüler duyuruyu okuyup yine devam ederdi. Oybirliğini bozan, gruptan, saygı gören bir sürücünün kendi mesajı oldu.
- Çünkü Asch'ın deneylerinde aynı kişiler bazı denemelerde uydu, bazılarında uymadı; uyma büyük ölçüde durumun bir özelliğidir. İzmirli sürücü de karakteri yüzünden değil, o gece kimse durmadığı için durmadı.
Merak kancası
Kazım Usta'nın mesajından bir hafta sonra Deniz'e Tahsin Bey'den bir e-posta gelir. Genel müdür, Necmi Bey'in şirketinin sürücü bazında mola verilerini istediğini ve bu verilerin hemen gönderilmesini istemektedir. Oysa Bursa'daki deneme, Rasim Bey'in şartıyla, yani sürücülerin yöneticilerin gördüğü her şeyi görebileceği sözüyle başlamıştı ve bu veri o sözün dışındaydı. Deniz e-postayı üç kez okur. Bir emri, yanlış olduğunu düşündüğün hâlde neden yerine getirmek istersin? 10.2'de Milgram'ın itaat deneylerine bakacağız.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.