Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Birincisi: "her zaman göster, asla anlatma" yanlıştır; kural anlatıcının okur adına hüküm vermesine karşı çıktı, hiçbir şeyin doğrudan söylenmemesine değil.
İkincisi: üç ölçüt vardır — kritik duygu ve seçimler sahnelenir, tekrarlı ve düşük önemli bölümler özetlenir, karmaşık iç düşünce doğrudan anlatılır.
Üçüncüsü: anlatmanın beş meşru alanı vardır — zaman geçirme, bağlam verme, karmaşık iç düşünce, anlatıcının kendi sesi ve ölçek değiştirme.
Dördüncüsü: göstermenin maliyeti vardır — yer, yanlış çıkarım riski ve vurgu enflasyonu; her şey gösterildiğinde hiçbir şey öne çıkmaz.
Beşincisi: karar ölçütü tek soruludur — okurun burada bir çıkarım yapması gerekiyor mu?
Açılış sahnesi
Bir atölyede en çok duyulan not: "Göster, anlatma."
Yazar notu alıyor ve şu cümleyi düzeltiyor.
Önce: "Üç yıl boyunca her ay aynı dilekçeyi yazdı ve hiçbirine cevap gelmedi."
Sonra: otuz altı ayın her biri için bir sahne. Dilekçe yazılıyor, postaya veriliyor, beklenıyor. Kırk sayfa.
Metin daha iyi olmadı. Okunamaz hâle geldi.
Şimdi ilk cümleye geri dönelim. O cümle bir anlatma ve tam olarak doğru olan şey. Üç yıllık bir tekrarı bir cümlede geçiyor, hiçbir şey kaybettirmiyor ve kırk sayfa kazandırıyor.
Kuralın kendisi yanlış değil. Genelleştirilmesi yanlış.
"Her zaman göster, asla anlatma" doğru değildir. Kritik duygu ve seçimler sahnelenir; tekrarlı ve düşük önemli bölümler özetlenir; karmaşık iç düşünce gerektiğinde doğrudan anlatılır. Ustalık, hangisinin nerede kullanılacağını seçmektir.
Bu ders o seçimi öğretiyor.
Bu derste ne olacak
Önce iki kavramı tanımlayacağız ve ikinci bölümde kurduğumuz "anlatım" teriminden farkını netleştireceğiz — iki kelime birbirine çok yakın ve karıştırılıyor. Sonra kuralın nereden geldiğini ve neden bu kadar geniş uygulandığını konuşacağız. Ardından üç ölçütü açacağız. Sonra anlatmanın meşru olduğu beş alanı sayacağız. Ardından göstermenin maliyetine bakacağız — çünkü bedava değil. Son olarak tek soruluk karar ölçütünü ve ikisinin birleştiği yeri göreceğiz. On örnekten filmden romana, deneme türünden olay yeri raporuna bunları izleyeceğiz.
Sıfır noktası
Bir müzede iki gezi biçimi düşün.
Rehberli tur: biri yanında yürüyor, her eserin ne olduğunu ve neden önemli olduğunu söylüyor. Hızlı, verimli, güvenilir. Ve senin kendi bakışını kurmana yer bırakmıyor.
Serbest gezi: kendin dolaşıyorsun. Yavaş, dağınık ve gördüğün şey senin.
Anlatma birinci, gösterme ikinci.
Şimdi benzetmenin kırıldığı yeri söyleyeyim. Müzede ikisini aynı anda yapamazsın; ya rehberle gezersin ya tek başına.
Metinde her paragrafta seçim yeniden yapılıyor. İyi metinler ikisi arasında sürekli geçiş yapıyor: bir bölümde rehber konuşuyor, bir bölümde okur yalnız bırakılıyor.
Ve asıl beceri, bu geçişlerin nerede olacağını bilmek — hangisini seçtiğinde değil.
Mekanizma
İki tanım ve bir uyarı
Önce bir terim uyarısı. İkinci bölümde "anlatım" kelimesini olayların sunuluş biçimi anlamında kullanmıştık. Bu derste geçen "anlatma" başka bir şey ve ikisi karıştırılmamalı.
"Ada üzgündü" bir anlatma. "Bakır tası buldu ve geri bıraktı" bir gösterme.
"Üç yıl boyunca hiçbir cevap gelmedi" bir anlatma. Otuz altı sahne bir gösterme.
İkisi de meşru ve ikisinin de bir bedeli var.
Kural nereden geliyor
Bunu bilmek pratik bir fark yaratıyor. Kural, "anlatıcı okur adına hüküm vermesin" diyordu. "Hiçbir şey doğrudan söylenmesin" demiyordu.
Üç ölçüt
Kaynağımızın listesi ve üçü de somut.
Kritik duygu ve seçimleri çoğu zaman sahnele. Karakterin bir karar verdiği, bir şey kaybettiği ya da bir şeyi ödediği anlar gösterilir. Bu anlar, okurun kendi çıkarımını yapması gereken yerler.
Tekrarlı, düşük önemli ya da uzun zaman alan bölümleri özetle. Ellinci dersteki ölçek kararı burada da geçerli.
Karmaşık iç düşünceyi gerektiğinde doğrudan anlat. Bazı düşünceler davranışa çevrilemez; çevrilmeye çalışıldığında bulanıklaşır.
Üçüncüsü en tartışmalı olanı ve en çok ihtiyaç duyulanı.
Anlatmanın beş meşru alanı
Üç ölçütü açalım ve anlatmanın doğru olduğu yerleri tek tek sayalım.
Bir — Zaman geçirme. Ellinci derste kurduğumuz özet. Üç haftalık tekrar bir cümlede geçer.
İki — Bağlam verme. Bir kurumun işleyişi, bir yerin tarihi, bir mesleğin kuralı. Sahnelenmesi gereksiz, bilinmesi gerekli.
Üç — Karmaşık iç düşünce. Karakterin kendi içinde yürüttüğü ve davranışa dökülmeyen bir muhakeme. Özellikle birinci kişi ve tanrısal anlatımda doğal.
Dört — Anlatıcının kendi sesi. Elli altıncı derste kurduğumuz kişilikli tanrısal anlatıcı, yorum yapar ve bu bir kusur değil bir üsluptur.
Beş — Ölçek değiştirme. Bir olayın toplumsal ya da tarihsel boyutunu göstermek için tek tek sahneler yerine bir bakış gerekiyorsa.
Beşinin ortak yanı: hiçbirinde okurun çıkarım yapması istenmiyor. Çıkarım gerektiğinde gösterme, gerekmediğinde anlatma.
Göstermenin maliyeti
Bu, en az konuşulan taraf.
Gösterme bedava değil. Üç maliyeti var.
Yer. Bir sahne, bir cümlenin yirmi katı yer kaplıyor. Ve o yer, başka bir şeyi göstermek için kullanılamıyor.
Belirsizlik. Okur yanlış çıkarım yapabiliyor. Bir davranış birden fazla şekilde okunabildiği için, kesin olması gereken bilgi gösterilerek verilmemeli.
Vurgu enflasyonu. Yetmiş yedinci derste ayrıntı için söylediğimiz şey burada sahne ölçeğinde geçerli: her şey gösterildiğinde hiçbir şey öne çıkmıyor. Gösterme bir vurgu aracı ve vurgu, seyrek olduğunda çalışıyor.
Üçüncüsü en önemlisi. Bir metinde neyin gösterileceğine karar vermek, aynı anda neyin önemli olduğuna karar vermek.
Karar ölçütü
Tek soru ve neredeyse her durumda çalışıyor.
Okurun burada bir çıkarım yapması gerekiyor mu?
Gerekiyorsa göster. Gerekmiyorsa anlat.
Bu soru, üç ölçütü de kapsıyor. Kritik seçimlerde okurun kendi hükmünü kurması gerekiyor — göster. Üç yıllık tekrarda çıkarılacak bir şey yok — anlat. Karmaşık bir muhakemede çıkarım karakterin işi, okurun değil — anlat.
İkisinin birleştiği yer
En verimli yazım, ikisinin aynı paragrafta çalıştığı yer.
Yaygın ve sağlam düzen şu: bir cümle anlatır, sonraki gösterir.
"Üç yıl boyunca her ay aynı dilekçeyi yazdı ve hiçbirine cevap gelmedi. Dördüncü yılın ilk sabahı zarfı doldurdu, adresi yazdı ve masanın üstünde bıraktı."
Birinci cümle üç yılı geçiyor. İkinci cümle tek bir sabahı açıyor ve okur çıkarımı orada yapıyor.
Bu düzen, ellinci derste konuştuğumuz sahne-özet dengesinin cümle ölçeğindeki hâli — ve bir metnin ritmini kuran şey büyük ölçüde bu geçişler.
Örneklerden okuma
Önce göstermenin bütün yükü taşıdığı üç işe bakalım.
Şimdi anlatmanın ana kip olduğu üç esere bakalım.
Şimdi göstermenin zorunlu olduğu iki alana bakalım.
Son olarak seçimin ticari bir karar hâline geldiği iki alana bakalım.
Usta katmanı
Şimdi üç ince noktaya bakalım.
Birincisi, gösterme ile anlatma arasındaki geçiş, ritmin en görünmez aracı. Uzun bir anlatma paragrafından sonra gelen tek bir gösterilmiş hareket, o hareketi olduğundan büyük gösteriyor. Tersi de doğru: uzun bir sahneden sonra gelen bir anlatma cümlesi, sahneyi kapatıyor ve okuru dinlendiriyor. Altmış ikinci derste konuştuğumuz tempo, büyük ölçüde bu iki kipin dağılımından geliyor.
İkincisi, birinci kişide denge farklı kuruluyor. Anlatıcı zaten konuşuyor olduğu için anlatma doğal duruyor ve gösterme çaba gerektiriyor. Elli dördüncü derste kurduğumuz sesin bir kısmı da tam olarak burada: bir anlatıcının neyi anlatıp neyi gösterdiği, kim olduğunu söylüyor.
Üçüncüsü, bir üretim notu. Görsel biçimlerde anlatma seçeneği neredeyse yok: kamera gösterir. Bu yüzden senaryodaki anlatma cümleleri — "yorgun görünüyor", "geçmişini düşünüyor" — çekilemez ve genelde ekibe not olarak kalır. Senaryo yazarken ayrım şu: gösterilebilir olanı yaz, anlatılabilir olanı ayrı bir belgeye koy.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışÇok yaygın bir kanı şu: iyi yazar her şeyi gösterir, anlatma acemiliktir.
Anlatma bir kip ve ustalık gerektiren bir kip. Üç yıllık bir tekrarı tek bir cümlede taşıyabilmek, otuz altı sahne yazmaktan zor. Ellinci derste özet için söylediğimiz şey burada da geçerli: kolay olan anlatma değil, kötü anlatma.
Yaygın yanlışİkinci yaygın yanlış: gösterme her zaman daha etkilidir.
Gösterme bir vurgu aracı ve vurgu seyrek olduğunda çalışıyor. Her şeyin gösterildiği bir metinde hiçbir şey öne çıkmıyor — ve okur neyin önemli olduğunu ayırt edemiyor. Gösterme kararı, aynı anda bir önem kararı.
Yaygın yanlışÜçüncüsü: iç düşünce mutlaka davranışa çevrilmelidir.
Bazı düşünceler çevrilemiyor. Bir karakterin iki seçenek arasında yürüttüğü uzun muhakeme, davranışa dökülünce bulanıklaşıyor ve okur ne düşündüğünü değil ne yaptığını görüyor. Karmaşık muhakeme, doğrudan anlatılması gereken ender şeylerden biri.
Uygulama — kendin dene
Birinci adım. Her paragrafın yanına bir harf yaz: gösterme mi, anlatma mı? Karışık olanlara ikisini de yaz.
İkinci adım. Oranı hesapla. Hepsi gösterme mi? O zaman metin muhtemelen ağır ilerliyor ve hiçbir yer öne çıkmıyor. Hepsi anlatma mı? O zaman okur hiçbir yerde kendi çıkarımını yapmıyor.
Üçüncü adım. Karar ölçütünü uygula. Her gösterme paragrafı için sor: okurun burada bir çıkarım yapması gerekiyor mu? Gerekmiyorsa anlatmaya çevir ve kaç satır kazandığına bak.
Dördüncü adım. Ters yönde bak. Her anlatma paragrafı için sor: burada bir hüküm bildiriliyor mu? Bildiriliyorsa göstermeye çevirmeyi dene.
Beşinci adım. Bir birleşme yaz. Bir anlatma cümlesi ve hemen ardından bir gösterme cümlesi kur — biri zamanı geçirsin, diğeri tek bir anı açsın.
Son kontrol. İki sayfayı yeniden oku ve sor: hangi an aklımda kaldı? O an gösterilmiş mi? Değilse vurgu ile kip uyuşmuyor demektir.
Kilit özet
Birincisi: "her zaman göster, asla anlatma" yanlıştır; kural anlatıcının okur adına hüküm vermesine karşı çıktı, hiçbir şeyin doğrudan söylenmemesine değil.
İkincisi: üç ölçüt vardır — kritik duygu ve seçimler sahnelenir, tekrarlı ve düşük önemli bölümler özetlenir, karmaşık iç düşünce doğrudan anlatılır.
Üçüncüsü: anlatmanın beş meşru alanı vardır — zaman geçirme, bağlam verme, karmaşık iç düşünce, anlatıcının kendi sesi ve ölçek değiştirme.
Dördüncüsü: göstermenin maliyeti vardır — yer, yanlış çıkarım riski ve vurgu enflasyonu; her şey gösterildiğinde hiçbir şey öne çıkmaz.
Beşincisi: karar ölçütü tek soruludur — okurun burada bir çıkarım yapması gerekiyor mu?
Sonraki derse köprü
Bölüm 12'nin son dersine geliyoruz ve orada bir alet değil bir alışkanlık kuracağız.
Sıradaki derste sesli okuma ile dil revizyonu var. Diyalog gözle değil kulakla düzeltilir; bir cümlenin çalışıp çalışmadığını en hızlı söyleyen şey, onu yüksek sesle okurken nerede takıldığın. Kaynağımızın beş soruluk diyalog düzenleme testini de orada uygulayacağız ve bölümü bir revizyon oturumuyla kapatacağız.