Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Birincisi: metafor bir süs değil bir bakış taşıyıcısıdır; hangi alandan çekildiği, bakanın kim olduğunu söyler.
İkincisi: sınırlı odakta metafor karakterin dünyasından gelir; başka bir alandan gelen benzetme yazar sesi sızmasıdır.
Üçüncüsü: motifin üç şartı vardır — tanınabilir olmalı, her seferinde bağlamı değişmeli ve hiçbir yerde açıklanmamalı.
Dördüncüsü: simge motiften farklıdır — tekrar gerektirmez ve bir bağ kurmak yerine bir alan açar.
Beşincisi: simge tek bir anlama kilitlenmemeli; anlamını tek cümlede söyleyebiliyorsan fazla kapatmışsın demektir.
Açılış sahnesi
Bir cümle: "Kuyu, köyün ortasında kapanmayan bir göz gibi duruyordu."
Şimdi bu cümlenin ne yaptığına bakalım.
Bir görüntü verdi: yuvarlak, karanlık, derin bir açıklık.
Bir bakış açısı verdi: kuyu bakıyor. Yani köy izleniyor.
Bir duygu verdi: rahatsızlık. Kapanmayan göz uyumaz, unutmaz.
Ve bir geçmiş verdi: bir şeye tanık olmuş bir göz.
Dört şey, tek benzetme. Ve hiçbiri "kuyu derindi" cümlesinde yok.
Şimdi başka bir benzetme deneyelim: "Kuyu, köyün ortasında boş bir kova gibi duruyordu."
Aynı kuyu, aynı köy. Ama artık tanıklık yok, suçluluk yok, izlenme yok. Sadece bir eksiklik var.
İyi metafor yalnızca güzel değildir; bir bakış açısı taşır. İki benzetme arasındaki fark, üsluptan değil, kimin baktığından gelir.
Bu ders o üç aleti — metafor, motif ve simge — birbirinden ayırıyor.
Bu derste ne olacak
Önce metaforun bir süs değil bir bakış taşıyıcısı olduğunu göreceğiz. Sonra en önemli soruya geleceğiz: bu benzetmeyi kim kuruyor — yazar mı, karakter mi? Ardından iki yaygın arızayı tanıyacağız: ölü metafor ve zorlanmış metafor. Sonra motife geçeceğiz ve üç şartını kuracağız. Ardından simgeyi tanımlayacağız ve motiften farkını ayıracağız. Son olarak simgenin neden tek bir anlama kilitlenmemesi gerektiğini ve bir metinde kaç motif taşınabileceğini konuşacağız. On bir örnekten romandan filme, arma tasarımından olay yeri raporuna bunları izleyeceğiz.
Sıfır noktası
Bir pencere düşün.
Pencereden bakarsın ve başka bir yeri görürsün. Odada durursun, dışarıyı görürsün. İki yer aynı anda var ve karışmıyor.
Metafor böyle bir pencere: kuyuya bakarken bir gözü görüyorsun.
Şimdi benzetmenin kırıldığı yeri söyleyeyim ve fark önemli. Pencereden çekilirsin ve dışarısı kaybolur; oda odadır yine.
Metaforda geri dönüş yok. Bir kez kuyuyu göz olarak gördüysen, o metinde bir daha yalnızca kuyu olarak göremezsin. Benzetme geri alınamıyor.
Bu, metaforun gücü ve tehlikesi. Bir kez kurduğun bağ, metnin geri kalanında da çalışmaya devam ediyor — istesen de istemesen de.
Mekanizma
Metafor bir bakış taşır
İki iş yapıyor.
Görüntü veriyor. Somut olmayan bir şeyi somut hâle getiriyor.
Bakış veriyor. Hangi kaynaktan çekildiği, bakanın kim olduğunu söylüyor.
İkincisi asıl olan ve genelde atlanan.
Kuyuyu "göz" diye tarif eden biri, kuyudan izlenme duygusu alıyor. "Kova" diye tarif eden biri, eksiklik duygusu alıyor. "Yara" diye tarif eden biri, bir acı görüyor.
Üç benzetme, üç ayrı kişi. Metafor bir üslup seçimi değil, bir karakter bilgisi.
Bu benzetmeyi kim kuruyor
En önemli soru bu.
Bir metaforun kaynağı iki yerden gelebilir: anlatıcının dünyasından ya da karakterin dünyasından.
Yetmiş beşinci derste sözcük dünyasını kurmuştuk. Metafor, sözcük dünyasının en görünür ürünü.
Bir jeolog kuyuyu "bir kesit" diye görür. Bir çiftçi "kurumuş bir kök" diye. Bir çocuk "uyuyan bir ağız" diye.
Kural: sınırlı odakta metafor karakterin dünyasından çekilir. Karakterin bilmediği bir alandan gelen bir benzetme, elli beşinci derste konuştuğumuz yazar sesi sızmasıdır.
Tanrısal anlatımda ise metafor anlatıcıya ait olabilir ve bu meşrudur — anlatıcının kendi bakışı vardır.
İki arıza
Ölü metafor. O kadar çok kullanılmış ki artık bir görüntü çağırmıyor: "buz gibi soğuk", "kan ter içinde", "yüreği ağzına geldi".
Ölü metafor yanlış değil; sadece hiçbir iş yapmıyor. Yer kaplıyor ve okur üstünden geçiyor.
Teşhis kolay: benzetmeyi okuduğunda bir görüntü beliriyorsa canlı, belirmiyorsa ölü.
Çözüm iki tane. Ya sil ve düz yaz, ya kendi benzetmeni kur.
Zorlanmış metafor. İki şey arasındaki bağ doğal değil; yazar onları zorla birleştirmiş.
Belirtisi: benzetme okumayı durduruyor. Okur "ne demek istedi" diye düşünüyor ve o düşünme, sahneden çıkması demek.
Teşhis: benzetmenin iki tarafı arasında en az iki ortak nokta olmalı. Kuyu ile göz arasında üç var — yuvarlaklık, derinlik, bakma. Tek ortak nokta varsa bağ zayıf.
Motif
Metafordan farkı tekrar. Metafor bir kez kurulur; motif metne yayılır.
Üç şartı var.
Bir: tanınabilir olmalı. Okur ikinci görüşte "bunu daha önce gördüm" demeli. Bu yüzden motif somut olmalı — soyut bir fikir motif olamaz.
İki: her seferinde bağlam değişmeli. Aynı şey aynı durumda tekrarlanırsa okur onu bir işaret olarak öğrenir ve sıkılır. Değişen bağlam, motife her seferinde yeni bir anlam katıyor.
Üç: açıklanmamalı. Motifin ne anlama geldiği metinde bir kez bile söylenmemeli. Söylendiği anda bir motif olmaktan çıkıp bir mesaj oluyor.
Altmış dokuzuncu derste kurduğumuz ortak ritüel, bir motifin özel hâli: iki kişiye ait olan ve bir ilişkiyi taşıyan tekrar.
Simge
Motiften farkı iki tane.
Simge tekrar gerektirmiyor. Bir kez görünüp bir anlam taşıyabiliyor.
Simge açılıyor. Motif bir bağ kuruyor; simge bir alan açıyor.
Kuyudaki iki taş bir motif: tekrarlanıyor ve Ada ile Cem'in ilişkisini taşıyor. Aynı iki taş bir simgeye de dönüşebilir: tamamlanmamış konuşmalar, ikilik, bir topluluk fikri.
Aradaki geçiş, tekrarın sayısıyla değil, taşıdığı anlamın genişliğiyle oluyor.
Simge kilitlenmemeli
Bu dersin en önemli sınırı.
Bir simge tek bir sözlük anlamına bağlanmamalı. "Kuyu umudu simgeliyor" cümlesi kurulabiliyorsa, simge bir şifreye dönüşmüş demektir.
Sebep şu: kilitlenmiş simge okurun işini bitiriyor. Anlam verildikten sonra düşünecek bir şey kalmıyor.
Açık simge ise bağlam içinde çağrışım üretiyor ve her okurda biraz farklı çalışıyor.
Pratik ölçüt: simgenin ne anlama geldiğini tek cümlede söyleyebiliyorsan, muhtemelen fazla kapatmışsın.
Ve bir uyarı: bu, "hiçbir şey ifade etmesin" demek değil. Kilitlenmemiş simge belirsiz değil, çok anlamlı. İkisi arasındaki fark, okurun bir yön bulup bulamamasında.
Kaç motif
Bir metinde iki ya da üç motif taşınabiliyor.
Daha fazlası iki sorun üretiyor. Okur hangisinin önemli olduğunu bilemiyor ve motifler birbirinin anlamını bulandırıyor.
En sağlam düzen şu: bir ana motif metnin tamamına yayılıyor, bir ya da iki ikincil motif belirli bölümlerde çalışıyor.
Ve bir sayım kuralı: bir motif en az üç kez görünmeli. İki kez görünen şey bir tekrar; motif olması için bir düzen kurması gerekiyor.
Örneklerden okuma
Önce metaforun bakış taşıdığı üç işe bakalım.
Şimdi motifin bir anlatıyı taşıdığı üç işe bakalım.
Şimdi simgenin tek bir görüntüde kurulduğu iki işe bakalım.
Son olarak simge ve metafor kararının kurala bağlandığı üç alana bakalım.
Usta katmanı
Şimdi üç ince noktaya bakalım.
Birincisi, motif ile tekrarlanan hata karışıyor. Bir yazarın farkında olmadan üç kez kullandığı aynı görüntü bir motif değil, bir alışkanlık. Ayrım şurada: motif her seferinde farklı bağlamda görünüyor ve bir yön taşıyor. Aynı bağlamda tekrarlanan görüntü ise yalnızca bir kelime dağarcığı darlığı — ve revizyonda çıkması gerekiyor.
İkincisi, motif genelde ikinci taslakta bulunur, kurulmaz. Yazarken metne kendiliğinden giren bir görüntü fark edilir ve sonra bilinçli olarak yayılır. Baştan tasarlanmış motifler çoğu zaman zorlanmış durur; bulunanlar ise metnin kendi malzemesinden gelir.
Üçüncüsü, bir üretim notu. Görsel biçimlerde motif çoğunlukla sanat yönetimi ve kurgu kararlarıyla kuruluyor; senaryoda yalnızca işaretleniyor. Bu yüzden yapım dosyalarında motifler ayrı bir sayfada listeleniyor: hangi nesne, hangi renk ya da hangi ses tekrarlanacak ve nerelerde görünecek. Yazılmadığında motif ilk kurgu turunda dağılıyor.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışÇok yaygın bir kanı şu: metafor yazıyı güzelleştirir, o yüzden ne kadar çok olursa o kadar iyidir.
Metafor bir bakış taşıyor ve her benzetme okura bir hesap yaptırıyor. Art arda gelen benzetmeler hesabı imkânsız hâle getiriyor ve okur hepsinin üstünden geçmeye başlıyor. Bir sayfada bir güçlü benzetme, beş orta benzetmeden fazla iş görüyor.
Yaygın yanlışİkinci yaygın yanlış: simgenin anlamı okura bir yerde açıklanmalı, yoksa anlaşılmaz.
Açıklanan simge kapanıyor ve okurun işi bitiyor. Anlaşılırlık, açıklamadan değil bağlamdan geliyor: aynı nesne doğru yerlerde göründüğünde okur bir yön buluyor, bir tanım değil.
Yaygın yanlışÜçüncüsü: bir metnin motifi, yazarın ne demek istediğini gösterir.
Motif bir mesaj taşıyıcısı değil, bir tutarlılık aracı. Okurun motiften çıkardığı şey yazarın niyetiyle aynı olmak zorunda değil ve olmadığında bir kusur yok. Bir simgenin birden fazla okumaya açık olması, onun çalıştığının işareti.
Uygulama — kendin dene
Birinci adım. Benzetmeyi iki parçaya ayır: neyi, neyle anlatıyorsun? İki taraf arasında kaç ortak nokta var? İkiden azsa bağ zayıf.
İkinci adım. Kaynak kontrolü yap. Bu benzetme hangi alandan çekilmiş? O alan, sahnedeki odak karakterinin dünyasına ait mi? Değilse yazar sesi sızmış demektir.
Üçüncü adım. Ölü metafor taraması yap. Metnindeki bütün benzetmeleri listele ve her birini okuyunca bir görüntü belirip belirmediğini kontrol et. Belirmeyenleri ya sil ya yenile.
Dördüncü adım. Motif ara. Metninde farkında olmadan tekrarlanan bir görüntü, nesne ya da eylem var mı? Genelde iki üç tane bulunuyor.
Beşinci adım. Bulduğun tekrarlardan birini seç ve motife çevir. Üçüncü bir yere daha koy ve bağlamını değiştir. Hiçbir yerde ne anlama geldiğini yazma.
Son kontrol. Motifini birine sor: "Bu şey neden tekrarlanıyor sence?" Cevap verebiliyorsa ve cevabı seninkinden farklıysa motif çalışıyor. "Anlamadım" diyorsa bir kez daha ve daha görünür bir yerde kullan.
Kilit özet
Birincisi: metafor bir süs değil bir bakış taşıyıcısıdır; hangi alandan çekildiği, bakanın kim olduğunu söyler.
İkincisi: sınırlı odakta metafor karakterin dünyasından gelir; başka bir alandan gelen benzetme yazar sesi sızmasıdır.
Üçüncüsü: motifin üç şartı vardır — tanınabilir olmalı, her seferinde bağlamı değişmeli ve hiçbir yerde açıklanmamalı.
Dördüncüsü: simge motiften farklıdır — tekrar gerektirmez ve bir bağ kurmak yerine bir alan açar.
Beşincisi: simge tek bir anlama kilitlenmemeli; anlamını tek cümlede söyleyebiliyorsan fazla kapatmışsın demektir.
Sonraki derse köprü
Dili kurduk. Şimdi bu bölümdeki bütün araçların üstünde duran soruya geliyoruz.
Sıradaki derste gösterme ile anlatmanın gerçek dengesi var. "Her zaman göster, asla anlatma" doğru değil ve bu kursta defalarca gördük. Kritik duygu ve seçimler sahnelenir; tekrarlı ve düşük önemli bölümler özetlenir; karmaşık iç düşünce gerektiğinde doğrudan anlatılır. Ustalık, hangisinin nerede kullanılacağını seçmekte.