Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Birincisi: hikâye bir şeyin olduğu yer değil, bir şeyin başka bir şeye dönüştüğü yerdir.
İkincisi: tanım, dört parçadan oluşur — özne, istek, direnç ve geri dönülemez değişim; dördünden biri eksikse elindeki şey hikâye değildir.
Üçüncüsü: tanım, durum, olay listesi ve anekdot hikâye değildir; değersiz değil, sadece başka işler görürler.
Dördüncüsü: değişim karakterde, seyircinin bilgisinde ya da seyircinin varsayımında olabilir; üçünden birini seçmemiş metinler zayıf kalır.
Beşincisi: hikâye uzunlukla değil yapıyla ilgilidir; sekiz yüz sayfa hikâye olmayabilir, on üç kelime olabilir.
Açılış sahnesi
Sana üç metin okuyacağım. Üçü de doğru, üçü de anlaşılır. Sadece biri hikâye.
Birincisi: "Kadın kırk iki yaşında, iki çocuk annesi, on dört yıldır aynı bankada çalışıyor. Sabahları erken kalkar, akşamları geç döner."
İkincisi: "Kadın sabah kalktı, işe gitti, öğle yemeğini yerinde yedi, akşam eve döndü, çocuklarına yemek yaptı, yattı."
Üçüncüsü: "Kadın on dört yıldır aynı bankada çalışıyor. Bu sabah kasadan eksik çıkan parayı fark etti ve o parayı kimin aldığını biliyordu. Öğleye kadar sustu. Akşam eve döndüğünde artık başka biriydi."
Birincisi bir tanım. İkincisi bir liste. Üçüncüsü bir hikâye.
Üçünde de aynı kadın var, aynı iş, aynı gün. Fark ne?
Hikâye, bir şeyin olduğu yer değil; bir şeyin başka bir şeye dönüştüğü yerdir.
Bu dersin tamamı bu cümlenin içini açmak üzerine.
Bu derste ne olacak
Önce hikâyenin ne olmadığını göreceğiz; çünkü sınırı bilmeden merkezi tanımlamak zor. Sonra hikâyeyi tek bir cümleyle tanımlayacağız ve o tanımın her parçasını tek tek sınayacağız. Ardından on iki örnekten bu tanımın masalda, destanda, romanda, tiyatroda, çizgi romanda, podcastte, oyunda, haberde ve filmde nasıl aynı kaldığını izleyeceğiz. Ders bittiğinde elindeki herhangi bir metne bakıp "bu hikâye mi, değil mi" sorusuna gerekçesiyle cevap verebiliyor olacaksın.
Sıfır noktası
Bir fotoğraf ile bir video arasındaki farkı düşün.
Fotoğraf bir anı dondurur. İçinde çok şey olabilir: bir yüz, bir mekân, bir hava. Ona uzun uzun bakabilirsin ve her bakışta yeni bir şey görürsün. Ama fotoğraf sana bir şeyin ne olduğunu söyler, ne olduğunu değil.
Video ise iki hâl arasındaki geçişi gösterir. Başında bir şey vardır, sonunda başka bir şey. Aradaki fark videonun kendisidir.
Hikâye, video tarafındadır. Ne kadar zengin olursa olsun bir fotoğraf hikâye değildir; ne kadar sade olursa olsun iki hâl arasındaki bir geçiş hikâyedir.
Şimdi benzetmenin kırıldığı yeri söyleyeyim. Bazı çok güçlü anlatılar bilerek fotoğraf gibi durur; hiçbir şey olmaz, kimse değişmez. Bunlar tanımı çürütmez, tanımı bir yere kaydırır: orada değişen karakter değil, seyircidir. Bunu birazdan Uzak filminde göreceğiz. Kural şu: değişim mutlaka olmalı, ama nerede olduğu değişebilir.
Mekanizma
Hikâye olmayan dört şey
Tanım. Bir kişinin, yerin veya durumun özelliklerini saymak. "Kadın kırk iki yaşında, iki çocuk annesi." Ne kadar ayrıntı eklersen ekle hikâye olmaz; tanım büyüdükçe sadece daha uzun bir tanım olur.
Durum. Bir gerilimin var olması ama hareket etmemesi. "İki kardeş yirmi yıldır konuşmuyor." Bu güçlü bir başlangıç, hikâye değil. Hikâye olması için birinin telefonu eline alması gerekir.
Olay listesi. Sırayla olmuş şeyler. Üçüncü derste ayrıntısıyla gördük: kronolojik olarak doğru, yönsüz.
Anekdot. Olmuş, ilginç, ama bir şeyi değiştirmemiş bir an. "Geçen gün otobüste bir adam bana şunu dedi." Sonra? Anekdot, dinleyicide "ee?" sorusu bırakır. Hikâye o soruyu cevaplar.
Tanımın dört parçası
Tanımı tekrar okuyalım ve parçalayalım: bir öznenin bir şey istemesi, direnç görmesi, seçim yapması, durumun geri dönülemez biçimde değişmesi.
Özne. Bir insan olmak zorunda değil. Bir kurum, bir hayvan, bir şehir, hatta bir nesne olabilir. Şart olan tek şey: bir şeyi tercih edebilir olması. Tercih edemeyen bir özne hikâyenin merkezinde duramaz, ancak konusu olabilir.
İstek. Somut olması gerekir; ölçülebilir olmasa da yönü bilinmelidir. "İyi bir hayat" bir istek değildir. "Bu akşam babasını aramak" istektir.
Direnç. İsteği bedelli hâle getiren şey. Direnç yoksa istek anında karşılanır ve arada anlatılacak bir şey kalmaz.
Değişim. Sonunda bir şeyin farklı olması. Durum değişebilir, bilgi değişebilir, ilişki değişebilir, karakterin kendine bakışı değişebilir. Değişmeyen tek şey, değişimin zorunluluğudur.
En küçük hikâye
Bu dört parçayla kurulabilecek en küçük hikâye kaç kelimedir?
Şöyle deneyelim: "Anahtarı cebine koydu, kapıyı çaldı, açılmayınca anahtarı çöpe attı."
On üç kelime. Özne var, istek var — içeri girmek. Direnç var — kapı açılmıyor. Seçim var ve geri dönülemez — anahtar çöpte. Değişim var: adam artık o eve dönemeyecek biri.
Bu, hikâyenin uzunlukla değil yapıyla ilgili olduğunu gösteriyor. Sekiz yüz sayfalık bir kitap hikâye olmayabilir; on üç kelime olabilir.
Örneklerden okuma
Şimdi bu tanımın mecradan mecraya nasıl aynı kaldığını görelim. En eski biçimlerden başlayalım.
Şimdi aynı yapının yazılı edebiyatta nasıl büyüdüğüne bakalım.
Şimdi kurmaca dışına çıkalım. Aynı tanım gerçek olaylarda da çalışıyor mu?
Son olarak, tanımın sınırlarını zorlayan üç işe bakalım.
Usta katmanı
Şimdi tanımı zorlayalım.
Birincisi, "hikâye değildir" demek "değersizdir" demek değil. Bir tanım da, bir durum da, bir liste de kendi işini görebilir; bir ansiklopedi maddesi hikâye olmadığı için kötü değildir. Sorun yalnızca birini diğerinin yerine koyduğunda çıkar: hikâye vaat edip durum teslim etmek, okuru bekletip karşılığını vermemektir.
İkincisi, değişimin yeri üç ihtimalden biridir ve seçimi tamamen senindir. Değişim karakterde olabilir; seyircinin karakter hakkındaki bilgisinde olabilir; ya da seyircinin dünya hakkındaki varsayımında olabilir. Üçü de meşrudur. Zayıf metinlerin ortak özelliği, üçünden hiçbirini seçmemiş olmalarıdır.
Üçüncüsü, bir tarihsel not. "Hikâye kişinin değişimidir" fikri sanıldığı kadar evrensel değil; büyük ölçüde modern Batı anlatısının bir vurgusu. Pek çok sözlü gelenekte kahraman aynı kalır ve değişen topluluğun ondan öğrendiğidir. Dede Korkut anlatılarında bile dönüşüm çoğu zaman bireysel bir olgunlaşma değil, bir düzenin yeniden kurulmasıdır. Bu yüzden tanımı "karakterin değişimi" diye daraltmak, kendi geleneğimizin büyük kısmını kapsam dışı bırakır. On beşinci bölümde bunu uzun uzun açacağız.
Dördüncüsü, bir ölçek uyarısı. Kısa biçimde tek bir değişim taşınır ve fazlası dağıtır. Uzun biçimde ise tek değişim yetmez: bir romanın ortasının çökmesinin en yaygın sebebi, büyük değişimin korunup ara değişimlerin unutulmasıdır. Her bölüm, her sekans, hatta her sahne kendi küçük değişimini taşımak zorunda. Sekizinci bölümde sahne ölçeğinde buna döneceğiz.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışÇok yaygın bir kanı şu: ilginç bir karakter bulursan hikâye kendiliğinden gelir.
Bu mantıklı geliyor, çünkü sevdiğimiz hikâyeleri karakterleriyle hatırlıyoruz. Ama karakter bir durumdur; ne kadar ilginç olursa olsun bir şey istemedikçe ve o isteğe direnç görmedikçe sayfa ilerlemez. Karakterle başlamak yanlış değil; karakterde durmak yanlış. İkinci soru her zaman şudur: bugün ne istiyor?
Yaygın yanlışİkinci yaygın yanlış: gerçekten olmuş olaylar kendiliğinden hikâyedir.
Hayat olay üretir, hikâye üretmez; hikâye seçimle kurulur. Bir günün yirmi dört saatinden hangi üç anın alınacağı, hangisinin öne konacağı ve neyin dışarıda bırakılacağı yazarın kararıdır. "Aynen böyle oldu" cümlesi bir metni savunmaz; çünkü sorun olayların doğruluğu değil, seçilmemiş olması.
Yaygın yanlışÜçüncüsü: bir metin sonunda ders veriyorsa hikâyedir.
Bu inanç, masal geleneğinin yanlış okunmasından geliyor. Ezop masallarında kıssadan hisse vardır ama masalı hikâye yapan o değil, tavşanın uyumasıdır. Ders, hikâyenin sonucu olabilir; yerine geçemez. Değişim olmadan verilen ders, hikâye kılığına girmiş bir öğüttür ve dinleyici bunu ilk cümlede anlar.
Uygulama — kendin dene
Etrafından dört parça metin topla. Bir haber girişi, bir ürün açıklaması, bir arkadaşının sana anlattığı bir olay ve sevdiğin bir kitabın ilk sayfası olsun.
Her biri için dört soruyu sırayla sor ve cevabını tek kelimeyle yaz. Özne kim. Ne istiyor. Ne direniyor. Sonunda ne değişti.
Dört sorunun dördüne de cevap verebildiğin metinler hikâyedir. Bir ya da iki cevabın boş kaldığı metinler hikâye değildir — ama bu onları kötü yapmaz; sadece başka bir iş yapıyorlardır.
Şimdi asıl kısım. Hikâye olmayanlardan birini seç ve tek bir cümle ekleyerek hikâyeye çevir. Yeni olay ekleme, sadece bir istek ya da bir direnç ekle. Hangi cümleyi eklediğini ve neyi değiştirdiğini not et.
Bu notu sakla. Bölüm sonundaki uygulamada aynı yöntemi sekiz parçaya genişleteceğiz.
Kilit özet
Birincisi: hikâye bir şeyin olduğu yer değil, bir şeyin başka bir şeye dönüştüğü yerdir.
İkincisi: tanım, dört parçadan oluşur — özne, istek, direnç ve geri dönülemez değişim; dördünden biri eksikse elindeki şey hikâye değildir.
Üçüncüsü: tanım, durum, olay listesi ve anekdot hikâye değildir; değersiz değil, sadece başka işler görürler.
Dördüncüsü: değişim karakterde, seyircinin bilgisinde ya da seyircinin varsayımında olabilir; üçünden birini seçmemiş metinler zayıf kalır.
Beşincisi: hikâye uzunlukla değil yapıyla ilgilidir; sekiz yüz sayfa hikâye olmayabilir, on üç kelime olabilir.
Sonraki derse köprü
Bu derste bir şeyi kasten karıştırdım. Kral Oidipus'ta olaylar geçmişte oluyor ama biz onları bugün öğreniyoruz; Dönüşüm'de en büyük olay ilk cümlede duruyor. İkisinde de olayların gerçekleşme sırası ile bize anlatılma sırası farklı.
Sıradaki derste bu ayrımı adlandıracağız. Hikâye, olay örgüsü ve anlatım üç ayrı şeydir ve bu üçünü ayırabilen kişi, aynı malzemeden bambaşka etkiler üretebilir. Aynı olayları üç farklı sırayla dizeceğiz ve üçünün de neden farklı hissettirdiğini göreceğiz.