İçeriğe geç

Ders 67 · Bölüm 11

Duygunun koşullarını kurmak

Duygu sıfatlarını davranışa dönüştürür.

1.716 kelime · 10 örnek · yaklaşık 11 dakika okuma · hedef video 7 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Birincisi: duygu adlandırıldığında okurun kendi duygusunun yerine geçer; kurulan koşul ise okura yer açar.

İkincisi: dört malzeme vardır — beden, eylem, ayrıntı ve bastırma.

Üçüncüsü: bastırma en güçlüsüdür, çünkü gösterilen duygu izlenir, bastırılan duygu tahmin edilir ve tahmin her zaman daha büyüktür.

Dördüncüsü: adlandırma üç yerde meşrudur — özet içinde, ters yönde kullanıldığında ve anlatıcının sesinin parçasıysa.

Beşincisi: okura bilgi verilir, yorum verilmez — ne hissedileceğini değil, ne olduğunu bilmelidir.

Açılış sahnesi

"Ada çok üzgündü."

Bu cümleyi okudun ve hiçbir şey hissetmedin. Bir bilgi aldın.

Şimdi aynı şeyi başka türlü yazalım.

Ada, annesinin yıllar önce bıraktığı bakır tası kuyunun taşında buldu. Çamurunu koluyla sildi, sonra kimse görmeden yeniden aynı yere bıraktı.

Üzüntü kelimesi hiç geçmedi. Ama bir şey oldu.

Ve dikkat et: o "bir şey" senin içinde oldu, metinde değil. Metin sana sadece bir tas, bir kol hareketi ve bir geri bırakma verdi. Gerisini sen yaptın.

Duygu söylenmez, koşulları kurulur. Adlandırılan duygu okurun kendi duygusunun yerine geçer; kurulan koşul ise okurun kendi duygusuna yer açar.

Bu ders Bölüm 11'i açıyor ve o koşulları öğretiyor.

Bu derste ne olacak

Önce duyguyu adlandırmanın metinde tam olarak ne yaptığını göreceğiz — çünkü "kötü" olduğunu söylemek yetmez, mekanizmasını bilmek gerekir. Sonra duygunun dört malzemesini açacağız: beden, eylem, ayrıntı ve bastırma. Ardından bastırmanın neden en güçlüsü olduğuna bakacağız. Sonra adlandırmanın meşru olduğu yerleri konuşacağız — çünkü mutlak bir yasak değil. Ardından duygu sıfatlarını davranışa çevirmenin somut yöntemini vereceğim. Son olarak okurun payını ve bunun sınırını konuşacağız. On örnekten filmden öyküye, başsağlığı mesajından klinik uygulamaya bunları izleyeceğiz.

Sıfır noktası

Bir yemek düşün.

Tarifte "tuzlu olmalı" yazıyor. Bu bir talimat, bir tat değil.

Yemeği tuzlu yapmak için tuz koyarsın. Tadı yiyen kişi üretir; sen sadece koşulu kurarsın.

Metinde de böyle: "üzgündü" tarifin, bakır tas ise tuz.

Şimdi benzetmenin kırıldığı yeri söyleyeyim ve fark önemli. Yemekte tat neredeyse herkes için aynıdır; tuz koyarsan tuzlu olur. Metinde ise okurun kendi malzemesi devreye giriyor. Aynı bakır tas, annesini kaybetmiş bir okurda başka, kaybetmemiş bir okurda başka çalışıyor.

Bu bir kusur değil, bu işin doğası. Ve şu sonucu veriyor: yazar duyguyu üretmiyor, duygunun üretilebileceği bir alan bırakıyor. Alanı çok dar bırakırsan okur giremez; çok geniş bırakırsan okur kaybolur.

Mekanizma

Adlandırma ne yapar

Üç şey yapıyor ve üçü de istenmeyen.

Birincisi: okurun işini elinden alıyor. Okur bir çıkarım yapacaktı; cevap verildiği için yapmıyor. Yapılmayan çıkarım, kurulmayan bağ demek.

İkincisi: duyguyu kapatıyor. "Üzgündü" tek bir kelime ve tek bir renk. Oysa gerçek bir an aynı anda üzüntü, utanç, rahatlama ve öfke taşıyabilir. Adlandırma bu karışımı tek bir etikete indiriyor.

Üçüncüsü: mesafeyi açıyor. Elli yedinci derste gördüğümüz gibi, rapor edilen iç dünya üçüncü basamak; anlatıcı araya giriyor. Duygunun en yakın hâli adlandırılmamış olanı.

Dört malzeme

Adlandırmanın yerine ne konur? Dört malzeme var.

Beden. Eller, nefes, duruş, bakışın yönü, sesin çıkıp çıkmaması. Duygunun en hızlı taşıyıcısı, çünkü okur kendi bedeninden biliyor.

Eylem. Karakterin yaptığı şey. Bir kapıyı kapatması, bir numarayı silmesi, bir yolu uzatması.

Ayrıntı. Karakterin dikkatinin takıldığı şey. Bir odada neye baktığı, ne hissettiğini gösterir — çünkü dikkat seçicidir.

Bastırma. Karakterin yapmadığı şey. Ağlamaması, cevap vermemesi, bir şeyi geri bırakması.

Açılıştaki bakır tas örneğinde dördü de var: bedensel bir hareket, bir eylem, seçilmiş bir ayrıntı ve bir bastırma.

Bastırma neden en güçlüsü

Dört malzemenin içinde bastırma ayrı bir yerde duruyor ve sebebi mekanik.

Bir duygu gösterildiğinde okur onu izler. Bastırıldığında okur onu tahmin eder — ve tahmin ettiği şey, gösterilenden her zaman daha büyüktür.

İkinci sebep: bastırma bir çaba gösterir. Ağlamamak için uğraşan biri, ağlayan birinden daha fazla acı taşıyor gibi görünür, çünkü acının yanında bir de mücadele vardır.

Üçüncü sebep: bastırma karakteri de anlatır. Neyi bastırdığı kadar neden bastırdığı da bir bilgi — kimin önünde, hangi sebeple.

Uyarı: bastırma ancak okur bastırılanın ne olduğunu biliyorsa çalışır. Bilinmeyen bir duygunun bastırılması, hiçbir şey olmaması gibi görünür.

Adlandırma ne zaman meşru

Mutlak bir yasak değil. Üç yerde adlandırma doğru seçenek.

Özet içinde. Ellinci derste konuştuğumuz özet ayarında duygu adlandırılabilir: "üç hafta boyunca kimseye kızgın olduğunu söylemedi." Burada amaç yaşatmak değil, zamanı geçirmek.

Ters yönde kullanıldığında. Karakter kendi duygusunu yanlış adlandırıyorsa, adlandırmanın kendisi bir bilgi olur. "Kızgın değildi. Hiç değildi." cümlesi, tam tersini söylüyor.

Sesin parçasıysa. Birinci kişide anlatıcının duygularını adlandırma biçimi, elli dördüncü derste konuştuğumuz sesin bir ayarı olabilir.

Bunların dışında kural basit: sahne içinde, gerçek zamanda, duygu adlandırılmaz.

Sıfatı davranışa çevirme yöntemi

Somut ve mekanik bir yöntem. Dört adım.

Bir: sıfatı yaz. Üzgün, korkmuş, utanmış, öfkeli.

İki: bu duygunun bedende ne yaptığını yaz. Tek bir şey — eller, nefes ya da bakış.

Üç: bu duygunun karakteri neyi yapmaktan alıkoyduğunu yaz. Bastırma buradan çıkıyor.

Dört: karakterin o an dikkatinin takıldığı bir şey seç. Odadaki en ilgisiz görünen nesne genelde en iyi seçim.

Sonra sıfatı sil ve üç ile dördü yaz. İki, gerekiyorsa kalır.

Bu yöntem sezgiye güvenmediğin anlarda işe yarıyor — ve ilk taslakta sıfat yazmak da serbest, çünkü ikinci taslakta çevrilecek.

Okurun payı ve sınırı

Bu dersin tek riski aşırıya kaçmak.

Hiçbir şey söylemeyen bir metin, okurun kendi duygusuna yer açmaz; okuru boşlukta bırakır.

Ayrım şurada: okur ne hissedileceğini değil, ne olduğunu bilmeli. Bakır tas örneğinde okur şunu biliyor — bu tas annesine ait, kadın onu buldu ve geri bıraktı. Bilmediği tek şey ne hissettiği.

Yani bilgi verilir, yorum verilmez. Bu ikisi karıştırıldığında ya duygu söylenmiş ya sahne anlaşılmaz olmuş olur.

Örneklerden okuma

Önce bastırmanın taşıdığı üç işe bakalım.

Şimdi ayrıntının ve nesnenin taşıdığı üç esere bakalım.

Son olarak kurmaca dışında dört biçime bakalım.

Usta katmanı

Şimdi üç ince noktaya bakalım.

Birincisi, bedensel belirtiler klişeye en açık malzeme. Titreyen eller, düğümlenen boğaz ve hızlanan kalp o kadar çok kullanıldı ki artık bir duygu değil, bir duygu işareti taşıyor. Çözüm bedeni bırakmak değil; bedenin sıra dışı bir yerine bakmak. Bir kişinin acı çekerken ayakkabısının bağını düzeltmesi, titreyen elden çok daha fazla iş görüyor.

İkincisi, dikkat seçimi bir karakter bilgisi. Aynı odada iki karakter iki farklı şeye takılır ve bu takılma, ikisinin de kim olduğunu söyler. Duyguyu ayrıntıyla kurarken seçilen ayrıntının o karaktere ait olması gerekiyor — yazarın gözüne çarpan şey değil, karakterin gözüne çarpan şey.

Üçüncüsü, bir üretim notu. Oyunculuk yönetiminde en sık verilen notlardan biri "oynama" oluyor ve bu, bu dersin aynısı. Yazar tarafında karşılığı şu: bir sahne için "duygulu" notu düşmek yerine, o sahnede karakterin ne yapmadığını yazmak. Oyuncuya verilecek en yararlı bilgi, bastırdığı şey.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlışÇok yaygın bir kanı şu: okur karakterin ne hissettiğini bilmezse ona bağlanamaz.
Doğrusu

Okurun bilmesi gereken şey ne hissedildiği değil, ne olduğu. Durum netse duygu kendiliğinden kuruluyor; durum belirsizse duyguyu adlandırmak da kurtarmıyor. Bağ, bilgiyle değil çıkarımla kuruluyor.

Yaygın yanlışİkinci yaygın yanlış: duyguyu göstermek için karakterin ağlaması ya da bağırması gerekir.
Doğrusu

Dışavurum bir seçenek ve genelde en zayıfı. Gösterilen duygu izlenir, bastırılan duygu tahmin edilir — ve okurun tahmin ettiği şey her zaman daha büyüktür. Ağlama sahnesi, sonuna kadar saklandığında güçlü; sık kullanıldığında etkisiz.

Yaygın yanlışÜçüncüsü: duygu sıfatları kötü yazının işaretidir, hiç kullanılmamalı.
Doğrusu

İlk taslakta serbest ve gereklidir; yazarın kendi yönünü bulması için lazım. Kural sıfatı yazmamak değil, ikinci taslakta çevirmek. Ve üç yerde kalması meşru: özet içinde, ters yönde kullanıldığında ve anlatıcının sesinin parçasıysa.

Uygulama — kendin dene

Birinci adım. Sahnedeki bütün duygu sıfatlarını işaretle. Üzgün, korkmuş, kızgın, mutlu, şaşkın.

İkinci adım. Her biri için dört adımı uygula. Bedende ne yapıyor? Neyi yapmaktan alıkoyuyor? Dikkati nereye takılıyor?

Üçüncü adım. Sıfatları sil ve yerine üçüncü ile dördüncü adımın cevaplarını yaz. Bedensel belirtiyi ancak sıra dışıysa kullan.

Dördüncü adım. Bastırma kontrolü yap. Okur, bastırılan şeyin ne olduğunu biliyor mu? Bilmiyorsa sahnenin öncesine tek bir cümle ekle — bilgi ver, yorum verme.

Beşinci adım. Ayrıntı kontrolü yap. Seçtiğin ayrıntı karakterin gözüne mi çarpardı, senin gözüne mi? Farklıysa değiştir.

Son kontrol. Yeni sahneyi birine okut ve sor: "Bu kişi ne hissediyor?" Cevap sildiğin sıfatı söylüyorsa iş tamam. "Bilmiyorum" diyorsa bir bilgi eksik; yorum değil, bilgi ekle.

Kilit özet

Birincisi: duygu adlandırıldığında okurun kendi duygusunun yerine geçer; kurulan koşul ise okura yer açar.

İkincisi: dört malzeme vardır — beden, eylem, ayrıntı ve bastırma.

Üçüncüsü: bastırma en güçlüsüdür, çünkü gösterilen duygu izlenir, bastırılan duygu tahmin edilir ve tahmin her zaman daha büyüktür.

Dördüncüsü: adlandırma üç yerde meşrudur — özet içinde, ters yönde kullanıldığında ve anlatıcının sesinin parçasıysa.

Beşincisi: okura bilgi verilir, yorum verilmez — ne hissedileceğini değil, ne olduğunu bilmelidir.

Sonraki derse köprü

Duyguyu kurmayı öğrendik. Şimdi okurun karakterle nasıl bağ kurduğuna geçiyoruz.

Sıradaki derste empati var ve önce bir ayrım yapacağız: empati sempati değildir. Okur, ahlaken onaylamadığı bir karakterle de bağ kurabilir. Kaynağımız bunu sağlayan beş şeyi sayıyor — anlaşılır arzu, kırılganlık, özgül ayrıntı, tutarlı güdü ve zor seçim. Beşini tek tek kuracağız.


Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel an — açılışta "üzgündü" kelimesinin ekranda tek başına durması, sonra silinip yerine bir tas, bir kol ve bir taş gelmesi.

Görsel an — yemek benzetmesinde: tarifteki kelime ile tabaktaki tuzun yan yana gelmesi.

Görsel an — dört malzemenin dört simge olarak dizilmesi; bastırma için üstü çizili bir hareket.

Görsel an — bastırma bölümünde: gösterilen duygunun boyutu ile tahmin edilen duygunun boyutunun karşılaştırılması.

Görsel an — çevirme yönteminde: bir sıfatın silinip yerine iki cümlenin gelmesi.

Motif — ders boyunca dönen bakır tas; her bölümde biraz daha yakın çekiliyor.

Ritim — açılışta "hiçbir şey hissetmedin" cümlesinden sonra bir saniye, ikinci sürümden sonra iki saniye. Dört malzemenin her biri arasında yarımşar saniye. Üç meşru durum arasında birer saniye. Kilit özetin beş cümlesi arasında birer saniye boşluk.