Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Birincisi: anlatı zamanı üç ayrı karardır — sıra, süre ve sıklık; üçü bağımsız çalışır ve aynı anda ayarlanır.
İkincisi: anlatıda süre demek, ayrılan yer demektir; okur ayrılan yerden önemi çıkarır ve bu çıkarım neredeyse otomatiktir.
Üçüncüsü: beş hız vardır — sahne, özet, atlama, duraklama ve uzatma; son ikisi en az kullanılan ve en güçlü olanlar.
Dördüncüsü: sıklık en az bilinen eksendir; bir kez yaşanıp çok kez anlatılan bir an, saplantının ve çözülmemişliğin biçimsel karşılığıdır.
Beşincisi: tekrar okuru sıkmaz, değişmeyen tekrar sıkar — her dönüşte bir ayrıntı değişmelidir.
Açılış sahnesi
Bir saniyelik kaza beş sayfada anlatılabilir.
On yıllık evlilik tek paragrafta özetlenebilir.
İkisi de doğru yazımdır ve ikisi de aynı metinde bulunabilir.
Bu, anlatı zamanının gerçek zamandan bağımsız olduğu anlamına geliyor. Bir metinde saat, duvardaki saat değil; yazarın ayarladığı bir şey.
Ve o ayarın üç ayrı düğmesi var.
Olaylar hangi sırayla anlatılıyor? Her biri ne kadar yer kaplıyor? Bir kez yaşanan şey kaç kez anlatılıyor?
Anlatıda zamanı yönetmek üç ayrı karardır: sıra, süre ve sıklık. Üçü birlikte, okurun bir metinde ne kadar oyalanacağını ve neyi hatırlayacağını belirler.
Bu ders Bölüm 10'u açıyor ve o üç düğmeyi tanıtıyor.
Bu derste ne olacak
Önce üç ekseni birbirinden ayıracağız. Sonra sırayı ele alacağız — kırk ikinci dersteki doğrusal olmayan yapıların altındaki mekanizma bu. Ardından süreye geleceğiz ve beş hız ayarını açacağız: sahne, özet, atlama, duraklama ve uzatma. Sonra en az bilinen eksene bakacağız: sıklık. Bir kez yaşanan bir şeyin defalarca anlatılması, anlatıya bambaşka bir şey yapıyor. Son olarak üçünü birlikte kullanmayı konuşacağız. On bir örnekten romandan filme, maç anlatımından haber girişine bunları izleyeceğiz.
Sıfır noktası
Bir nota kâğıdı düşün.
Üzerinde üç ayrı bilgi var. Hangi nota önce geliyor — bu sıra. Her nota kaç vuruş sürüyor — bu süre. Bir motif kaç kez tekrarlanıyor — bu sıklık.
Aynı notalar, üç ayrı ayarla üç ayrı parça eder.
Anlatı zamanı da bu üç bilgiyle yazılıyor.
Şimdi benzetmenin kırıldığı yeri söyleyeyim. Müzikte süre mutlaktır: bir vuruş herkes için aynı uzunluktadır ve metronomla ölçülür. Anlatıda süre okurun hızına bağlıdır ve ölçülemez. Ölçebildiğimiz tek şey yer — kaç sayfa, kaç dakika, kaç kare.
Bu yüzden anlatıda süre demek, gerçekte "ne kadar yer ayrıldığı" demek. Ve okur, ayrılan yerden önemi çıkarıyor: uzun anlatılan şey önemlidir, kısa geçilen şey değildir. Bu çıkarım neredeyse otomatik ve yazarın elindeki en sessiz vurgu aracı.
Mekanizma
Üç eksen
Sıra
İkisi aynıysa anlatı doğrusaldır. Farklıysa kırk ikinci dersteki biçimlerden birine girilmiştir.
Sıranın en sık kullanılan iki hamlesi var.
Geri dönüş. Anlatı geçmişe gider. Altmış birinci dersin tamamı buna ayrılmış durumda.
İleri sıçrama. Anlatı geleceğe gider ve sonra geri döner. Daha az kullanılır ve güçlü bir işi vardır: bir sonu önceden göstermek, arada geçen her şeyi o sonun gölgesinde okutur.
Pratik kural: sıra değişimi bir bilgi verir ve bir bilgi alır. Ne verdiğini ve ne aldığını yazmadan sıra değiştirme.
Süre: beş hız
Beş ayar var ve bir metin bunlar arasında sürekli geçiş yapar.
Sahne. Anlatı süresi gerçek süreye yakındır. Diyalog buna en yakın olanı.
Özet. Anlatı süresi gerçek süreden kısadır. Ellinci dersin konusuydu.
Atlama. Anlatı süresi sıfırdır; zaman geçer, hiçbir şey anlatılmaz.
Duraklama. Gerçek süre sıfırdır; anlatı devam eder. Bir betimleme, bir açıklama, bir arka plan. Okur ilerler, hikâyedeki saat durur.
Uzatma. Anlatı süresi gerçek süreden uzundur. Bir saniyelik kaza beş sayfada.
Son ikisi en az kullanılan ve en güçlü olanlar. Duraklama, okura nefes ve bağlam verir. Uzatma ise bir anı büyütür: yavaşlatılmış zaman, o anın karakter için ne kadar uzun sürdüğünü doğrudan taşır.
Uyarı: uzatma ancak ender kullanıldığında çalışır. Her önemli anı uzatan bir metin, hiçbirini uzatmamış olur.
Sıklık: en az bilinen eksen
Dört düzen var.
Bir kez yaşanan, bir kez anlatılan. Varsayılan hâl ve metinlerin çoğu.
Bir kez yaşanan, çok kez anlatılan. Aynı an tekrar tekrar dönülür. Bu, bir saplantının, bir travmanın ya da çözülmemiş bir sorunun en doğrudan biçimsel karşılığı. Her dönüşte ayrıntı değişirse aynı zamanda hafıza da konu olur.
Çok kez yaşanan, bir kez anlatılan. Bir alışkanlık ya da rutin, tek bir tarifle verilir. "Her sabah kuyuya inerdi." Ellinci dersteki özetin özel bir hâli ve bir dünyayı hızlıca kurmanın en ekonomik yolu.
Çok kez yaşanan, çok kez anlatılan. Bir rutinin her seferinde biraz farklı anlatılması. Değişen ayrıntı, geçen zamanı gösterir.
İkinci ve dördüncü düzen, en az kullanılan ve en çok iş gören ikisi.
Üçünü birlikte kullanmak
Üç eksen bağımsız çalışır ve aynı anda ayarlanır.
Somut bir örnek. Ada'nın babasıyla son konuşması bir kez yaşandı. Metin onu üç kez anlatıyor: birincisinde iki cümle, ikincisinde yarım sayfa, üçüncüsünde üç sayfa. Ve üçü de anlatının farklı yerlerinde duruyor.
Sıra: kronolojik değil, hatırlanma sırasına göre.
Süre: her dönüşte uzuyor.
Sıklık: bir kez yaşanan, üç kez anlatılan.
Üç ayar birlikte tek bir şey söylüyor: bu konuşma kapanmamış ve karakter ona dönmeye devam ediyor. Hiç kimse bunu cümleyle söylemedi.
Örneklerden okuma
Önce sürenin en uç noktalara çekildiği üç esere bakalım.
Şimdi sıklığın taşıdığı üç esere bakalım.
Şimdi sıra kararına ve gerçek zamanlı anlatıma üç örnekten bakalım.
Son olarak sıranın kurallı biçimde bozulduğu iki biçime bakalım.
Usta katmanı
Şimdi üç ince noktaya bakalım.
Birincisi, ayrılan yer okurun önem ölçüsüdür ve bu ölçü yanıltılabilir. Önemsiz bir şeyi uzun anlatmak, okuru yanlış yere baktırır — bazen bu tam olarak istenen şeydir. Kırk dördüncü derste yanlış öneme yönlendirme diye adlandırdığımız teknik, aslında bir süre kararıdır.
İkincisi, duraklama en çok kesilen ayardır ve kesildiğinde metin nefessiz kalır. Bir betimleme ya da arka plan paragrafı "olay durdu" diye çıkarıldığında, tempo yükselmez; sadece ölçek kaybolur. Altmış ikinci derste tempo konusunu açtığımızda bu, en somut örnek olacak.
Üçüncüsü, bir üretim notu. Süre kararları uyarlamada en sert biçimde değişir. Romanda bir duraklama sayfalarca sürebilir; sinemada aynı duraklama bir kesme ya da bir müzikle karşılanır ve saniyelere iner. Bu yüzden roman uyarlamalarında en çok kaybedilen şey olay değil, duraklamadır — ve bir eserin "havası" dediğimiz şey büyük ölçüde orada duruyor.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışÇok yaygın bir kanı şu: önemli olaylar uzun, önemsizler kısa anlatılmalı.
Bu genelde doğru ve tam da bu yüzden tahmin edilebilir. En çarpıcı yazım kararlarının bir kısmı tersini yapar: hayat değiştiren bir olayı tek cümlede geçmek, o olayın karakter için ne kadar kabul edilemez olduğunu doğrudan gösterir. Ölçü önem değil, karakterin o anla ilişkisi.
Yaygın yanlışİkinci yaygın yanlış: aynı olayı tekrar anlatmak okuru sıkar.
Sıkan şey tekrar değil, değişmeyen tekrar. Aynı ana her dönüşte bir ayrıntı eklenir ya da çıkarılırsa okur sıkılmaz; bir hesap yapar. Değişmeyen tekrar ise gerçekten sıkar ve bu, dördüncü sıklık düzeninin neden dikkat gerektirdiğini açıklıyor.
Yaygın yanlışÜçüncüsü: gerçek zamanlı anlatım en gerçekçi olanıdır.
Gerçek zamanlı anlatım bir tercih ve çok özel bir tercihtir; hayatın kendisine benzemez, çünkü hayatta dikkatimiz sürekli atlama yapar. Ellinci derste konuştuğumuz bire bir harita sorunu burada da geçerli: gerçek süreye en yakın anlatım, en az okunabilir olandır.
Uygulama — kendin dene
Birinci adım. Metnini bölümlere ayır ve her bölümün yanına iki sayı yaz: hikâyede ne kadar zaman geçiyor, metinde ne kadar yer kaplıyor.
İkinci adım. İki sayıyı karşılaştır ve her bölümü beş hızdan birine yerleştir: sahne, özet, atlama, duraklama, uzatma.
Üçüncü adım. Listeye bak. Kaç tane duraklama var? Kaç tane uzatma? Bu ikisi hiç yoksa metnin muhtemelen tek ölçekte akıyor.
Dördüncü adım. Bir uzatma dene. Metindeki en önemli anı seç ve onu iki katına çıkar — olay ekleyerek değil, algıyı genişleterek. Karakterin o an ne duyduğunu, ne kokladığını, elinin ne yaptığını yaz.
Beşinci adım. Sıklığı dene. Metninde bir kez anlatılan bir anı seç ve onu ikinci kez, farklı bir yerde ve farklı bir ayrıntıyla anlat. İki anlatım arasındaki farkı bilinçli seç.
Son kontrol. Yeni hâlini oku ve sor: hangi an aklımda kaldı? Cevap, en çok yer ayırdığın an mı? Değilse süre ayarların ile vurgun uyuşmuyor demektir.
Kilit özet
Birincisi: anlatı zamanı üç ayrı karardır — sıra, süre ve sıklık; üçü bağımsız çalışır ve aynı anda ayarlanır.
İkincisi: anlatıda süre demek, ayrılan yer demektir; okur ayrılan yerden önemi çıkarır ve bu çıkarım neredeyse otomatiktir.
Üçüncüsü: beş hız vardır — sahne, özet, atlama, duraklama ve uzatma; son ikisi en az kullanılan ve en güçlü olanlar.
Dördüncüsü: sıklık en az bilinen eksendir; bir kez yaşanıp çok kez anlatılan bir an, saplantının ve çözülmemişliğin biçimsel karşılığıdır.
Beşincisi: tekrar okuru sıkmaz, değişmeyen tekrar sıkar — her dönüşte bir ayrıntı değişmelidir.
Sonraki derse köprü
Sıra ekseninin en çok kullanılan ve en çok yanlış kullanılan hamlesine geçiyoruz.
Sıradaki derste geri dönüş var. Çoğu taslakta geri dönüş bir açıklama aracı olarak kullanılır — karakterin neden böyle olduğunu anlatmak için. Oysa asıl işi bu değil. Kaynağımızın kuralı net: geri dönüş geçmişi açıklamak için değil, şimdiki andaki kararın anlamını değiştirmek için kullanılır.