Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Birincisi: yavaş değişim ancak kayıtla ölçülür; kendi gelişimini görebilmenin tek yolu eski bir örneği saklamış olmaktır.
İkincisi: başlangıç ölçümünün iyi olması gerekmez, dürüst olması gerekir; iyileştirilmiş ölçüm ölçüm değildir.
Üçüncüsü: kelime sınırı bir kısıt değil bir öğretmendir, çünkü seçim yapmayı zorunlu kılar.
Dördüncüsü: sıkıştırılmış anlatıda kararın olabildiğince yakınından girilir; öncesi ayrıntıyla verilir, sahneyle değil.
Beşincisi: kısa metin seviye ölçmek için uzun metinden daha güvenilirdir, çünkü telafi imkânı yoktur ve her cümle görünürdür.
Açılış sahnesi
Bir insanın kendi gelişimini göremediği tuhaf bir kör nokta var.
Her gün aynaya bakan biri yaşlandığını fark etmez. Ama on yıl önceki bir fotoğrafı görünce bir anda anlar. Değişim yavaş olduğunda, ölçüm ancak kayıtla mümkün oluyor.
Öğrenmede aynısı olur ve daha acımasız biçimde olur. Bir kavramı öğrendiğin an, onu bilmediğin zamanı hatırlayamaz hâle gelirsin. Buna bilenin laneti diyorlar. Sonuç şu: kurs bitince "acaba gerçekten bir şey öğrendim mi" diye düşünürsün ve dürüst bir cevap veremezsin, çünkü karşılaştıracağın bir fotoğrafın yoktur.
Bugün o fotoğrafı çekeceğiz.
Öğrendiğini kanıtlamanın en dürüst yolu, kendi eski işine bakabilmektir.
Bu ders bir alıştırma dersi değil. Bugün yazacağın üç yüz kelime, bu kursun en uzun ömürlü parçası olacak.
Bu derste ne olacak
Önce başlangıç ölçümünün ne olduğunu ve neden şimdi yapılması gerektiğini anlatacağım. Sonra yazacağın metnin konusunu ve tek kuralını vereceğiz. Ardından sekiz filmden az malzemeyle çok şey anlatmanın nasıl kurulduğuna bakacağız; hepsi kısa ve sıkıştırılmış işler. Sonra metnini yazdıktan sonra dolduracağın üç cümlelik öz değerlendirmeyi kuracağız. Ders bittiğinde elinde tamamlanmış bir metin ve onunla birlikte saklanacak bir değerlendirme notu olacak.
Sıfır noktası
Bir doktora gittiğinde önce tansiyonunu ölçer. Henüz tedaviye başlamamıştır, hastalığı bilmiyordur, belki bir şeyin yoktur. Yine de ölçer.
Sebebi şu: ölçüm tedaviden önce alınmazsa, tedavinin işe yarayıp yaramadığı asla bilinemez. Sonradan alınan ölçüm tek başına bir sayıdır; anlam ancak farktan doğar.
Buradaki en zor kısım psikolojik. İnsan kötü bir şey üretip onu saklamak istemez. Yazarken içinden bir ses "biraz daha uğraşsam" diyecek. O sese uyarsan ölçüm bozulur; çünkü ölçtüğün şey bugünkü hâlin olmaktan çıkıp, bugünkü hâlinin en iyi günündeki hâli olur.
Benzetmenin kırıldığı yeri söyleyeyim. Tansiyon tek bir sayıdır ve tartışmasızdır. Metin ise öyle değil; iki okur aynı metne farklı bakar. Bu yüzden bu kursta karşılaştırmayı beğeni üzerinden değil, yapı üzerinden yapacağız. Yirmi ikinci bölümde bu metne döndüğümüzde "daha güzel mi" diye sormayacağız. Amaç var mı, direnç var mı, seçim geri dönülemez mi, değişim adlandırılabilir mi diye soracağız. Dördü de ölçülebilir.
Mekanizma
Konu ve tek kural
Konu şu: bir kararın hayat değiştirdiği an.
Kendi hayatından olabilir, tanıdığın birinden olabilir, tamamen uydurma olabilir. Fark etmez. Önemli olan ortada bir karar olması ve o kararın öncesiyle sonrasının farklı olması.
Tek kural: üç yüz kelime. Az değil, çok değil. Yüzde on sapabilirsin.
Kelime sınırının bir işlevi var. Sınırsız yazdığında hangi cümleyi neden koyduğunu sormazsın; her şey sığar. Üç yüz kelimede ise her cümle yerini hak etmek zorunda kalır ve sen farkında olmadan seçim yapmaya başlarsın. Sınır, seçim yapmayı zorunlu kıldığı için öğretir.
Yazarken yapmayacakların
Bugün bilerek yapmayacağın üç şey var ve üçü de sonradan ölçümü kolaylaştırmak için.
Plan yapma. Şu anda sana yapı öğretmedim; plan yaparsan bugünkü doğal eğilimini değil, geçen üç dersten kaptığın parçaları ölçmüş olursun. Otur ve yaz.
Düzeltme. Yazarken geri dönüp cümle değiştirme. Yanlış kelime kalsın, tekrar kalsın. Bunlar veri.
Kimseye okutma. Bugün geri bildirim aşaması değil. Okutursan aldığın yorum metne karışır ve ölçüm senin değil, ikinizin ortak ürünü olur.
Yazdıktan sonra: üç cümle
Metni bitirdiğinde, altına üç cümle yazacaksın. Bunlar öz değerlendirme değil, öz gözlem; kendini puanlamıyorsun, ne yaptığını kaydediyorsun.
Birinci cümle: bu metinde karakter ne istiyordu. Tek cümlede yaz. Yazamıyorsan "yazamadım" yaz; bu da bir veri ve muhtemelen en değerlisi.
İkinci cümle: yazarken en çok nerede zorlandım. Başlangıçta mı, ortada mı, bitirirken mi.
Üçüncü cümle: bu metinden en çok hangi cümleyi seviyorum ve neden.
Üçüncüsü kulağa gereksiz geliyor olabilir. Değil. Kurs sonunda o cümleye tekrar bakacaksın ve o gün neyi iyi bulduğun, bugün neyi iyi bulduğundan büyük ihtimalle farklı olacak. Zevkin değişmesi, öğrenmenin en görünür kanıtıdır.
Metnin nereye gideceği
Metni portfolyonun ilk kaydı olarak sakla. Tarihini yaz. Bir daha açma.
Yirmi ikinci bölümde bu metne döneceğiz ve o gün elinde bir rubrik olacak; kendi metnini kendin puanlayacaksın. Bugün puanlamıyoruz çünkü elinde ölçüt yok. Ölçütsüz puanlama, sadece kendine kızmaktır.
Örneklerden okuma
Şimdi az malzemeyle çok şey anlatmanın nasıl kurulduğuna bakalım. Hepsi kısa ya da sıkıştırılmış işler; üç yüz kelimede ne yapılabileceğinin ölçeği bunlar.
Şimdi tek bir nesnenin ya da tek bir kararın bütün ağırlığı taşıdığı üç işe bakalım.
Son olarak, küçük değişimin nasıl büyük hissettirildiğine iki örnek.
Usta katmanı
Şimdi bugünkü işi biraz zorlayalım.
Birincisi, üç yüz kelimede en sık yapılan hata başlangıcı fazla erken almaktır. Karakterin doğumundan, taşınmasından, evliliğinden başlanır ve karar için yer kalmaz. Sıkıştırılmış anlatıda kural şudur: kararın olabildiğince yakınından gir. Öncesini bilmen gerekiyorsa tek bir ayrıntıyla ver, sahne olarak değil.
İkincisi, bir metnin çalışıp çalışmadığını ölçmenin hızlı bir yolu var ve bugün kullanmayacaksın ama bilmen iyi olur: son cümleyi silip metni tekrar oku. Metin hâlâ ayakta duruyorsa son cümle açıklamaydı, yani gereksizdi. Yıkılıyorsa son cümle gerçekten sonuçtu. Bu testi kurs boyunca çok kullanacaksın.
Üçüncüsü, bir meslek notu. Profesyoneller kısa biçimi zor bulur ve bunu açıkça söyler. Sebebi şu: uzun biçimde zayıf bir bölüm, güçlü bir bölümle telafi edilebilir. Kısa biçimde telafi yoktur; her cümle görünürdür. Bu yüzden kısa metin, seviye ölçmek için uzun metinden daha güvenilir bir araçtır.
Dördüncüsü, bir uyarı. Bugün yazacağın metin kötü olacak ve bu tamamen normal. Ölçümün değeri kötülüğünde. Bir yıl sonra o metne bakıp utanıyorsan, bu utanç senin ilerlediğinin kanıtıdır; ilerlemeyen kişi eski işine bakınca hiçbir şey hissetmez.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışÇok yaygın bir kanı şu: başlangıç metnini iyi yazmak gerekir, çünkü kurs boyunca ona bakılacak.
Bu anlaşılır ama ölçümü bozar. İyileştirmeye çalıştığın her cümle, bugünkü gerçek seviyenle metin arasına mesafe koyar. Ölçüm ne kadar dürüstse, sonundaki fark o kadar anlamlı olur. Bugün yapılacak en faydalı şey, elinden gelenin ortalamasını yazmaktır.
Yaygın yanlışİkinci yaygın yanlış: kişisel bir anı yazmak "kolay yol"dur.
Tam tersi. Yaşanmış olay, yazarken sana tamamlanmış gelir çünkü boşlukları hafızan dolduruyordur; oysa okur o boşlukları görür. Uydurma bir olayda ise her şeyi yazmak zorundasın ve bu yüzden eksik olan yeri daha çabuk fark edersin. Kişisel anı yazacaksan, onu hiç bilmeyen birine anlatır gibi yaz.
Yaygın yanlışÜçüncüsü: üç yüz kelime çok kısa, bir hikâye sığmaz.
Sığar. Kelime sayısı hikâyenin uzunluğunu değil, anlatılan zaman aralığını sınırlar. Üç yüz kelimeye bir hayat sığmaz ama bir karar rahatça sığar; ve bu kursun tezi zaten hikâyenin olay yığınında değil, kararda olduğuydu.
Uygulama — kendin dene
Konu: bir kararın hayat değiştirdiği an. Üç yüz kelime, yüzde on sapabilirsin.
Yazmadan önce sadece tek bir şeye karar ver: kararı veren kim ve ne seçiyor. Bunun dışında plan yapma. Sonra zamanlayıcıyı başlat ve dur.
Yazarken geri dönüp düzeltme, silme, cümle değiştirme. Yanlış kelime kalsın. Yirmi beş dakika dolduğunda bittiği yerde bırak; bitmemişse de bırak, bitmemiş olması da bir veri.
Sonra altına üç cümleyi yaz. Karakter ne istiyordu, en çok nerede zorlandım, hangi cümleyi seviyorum ve neden.
En sonunda dosyanın en üstüne bugünün tarihini yaz ve kapat. Bir daha açma. Yirmi ikinci bölümde birlikte açacağız.
Kilit özet
Birincisi: yavaş değişim ancak kayıtla ölçülür; kendi gelişimini görebilmenin tek yolu eski bir örneği saklamış olmaktır.
İkincisi: başlangıç ölçümünün iyi olması gerekmez, dürüst olması gerekir; iyileştirilmiş ölçüm ölçüm değildir.
Üçüncüsü: kelime sınırı bir kısıt değil bir öğretmendir, çünkü seçim yapmayı zorunlu kılar.
Dördüncüsü: sıkıştırılmış anlatıda kararın olabildiğince yakınından girilir; öncesi ayrıntıyla verilir, sahneyle değil.
Beşincisi: kısa metin seviye ölçmek için uzun metinden daha güvenilirdir, çünkü telafi imkânı yoktur ve her cümle görünürdür.
Sonraki derse köprü
Bu bölüm bitti. Elinde bir çalışma düzeni, bir vaka ve bir başlangıç metni var. Yani artık ölçülebilir bir başlangıç noktasındasın.
Sıradaki bölümde işin teorisine giriyoruz ve ilk soru şu olacak: hikâye nedir, ne değildir. Bugün sezgiyle yaptığın şeyleri sekiz parçaya ayıracağız ve her parçayı tek tek adlandıracağız. Ondan sonra bir anlatıya baktığında neyin eksik olduğunu tahmin etmeyecek, göreceksin.