İçeriğe geç

Ders 57 · Bölüm 9

Anlatı mesafesi

Aynı anı uzaktan ve içeriden yazar.

1.847 kelime · 11 örnek · yaklaşık 12 dakika okuma · hedef video 8 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Birincisi: anlatı mesafesi anlatıcı türünden bağımsızdır; tür bir çerçeve verir, mesafeyi cümleler kurar.

İkincisi: beş basamak vardır — dışarıdan bakış, adlandırılmış dış bakış, rapor edilen iç dünya, serbest dolaylı anlatım ve doğrudan zihin; bunlar hiyerarşi değil, ayrı işlerdir.

Üçüncüsü: mesafeyi dört ayar belirler — isim kullanımı, kelime dağarcığı, algı fiilleri ve cümle düzeni; geçiş için en az ikisi birlikte oynatılmalıdır.

Dördüncüsü: yakınlık her zaman daha duygusal değildir; adlandırılan duygu okurun kendi duygusunun yerine geçer ve ağır anlar çoğu zaman uzaktan daha çok taşır.

Beşincisi: sabit mesafe ölçüsüzlük üretir — yakınlığın değeri, uzaklığın yanında ölçülür.

Açılış sahnesi

Aynı an, beş ayrı uzaklıktan.

"Bir kadın kuyunun başında duruyordu."

"Ada kuyunun başında durdu."

"Ada çatlağa baktı ve içi daraldı."

"Çatlak büyümüştü. Demek ki geç kalmıştı."

"Geç. Yine geç."

Beş cümlenin hepsi üçüncü kişi. Anlatıcı değişmedi, odak değişmedi.

Değişen tek şey uzaklık. Birincisinde bir yabancıyı uzaktan görüyoruz. Sonuncusunda o kadının zihninde, onun kelimeleriyle duruyoruz.

Ve şunu fark et: hiçbir yerde "yaklaşıyorum" denmedi. Mesafe kelimelerle taşındı.

Anlatıcı türü bir çerçeve verir. Mesafeyi cümleler kurar. Aynı çerçevenin içinde okur karakterin metrelerce uzağında da olabilir, nefesinin içinde de.

Bu ders o ayarı öğretiyor.

Bu derste ne olacak

Önce mesafeyi tanımlayacağız ve beş basamağını tek tek açacağız. Sonra mesafeyi neyin belirlediğini göreceğiz — dört ölçülebilir ayar var ve dördü de cümle düzeyinde çalışıyor. Ardından mesafe hareketine geleceğiz: bir sahne içinde yaklaşmak ve uzaklaşmak. Sonra en çok yanılınan noktayı konuşacağız — yakınlık her zaman daha duygusal değildir; bazı acılar ancak uzaktan taşınabilir. Son olarak sabit mesafenin bedelini göreceğiz. On bir örnekten romandan filme, taraftar dilinden marka metnine bunları izleyeceğiz.

Sıfır noktası

Bir objektif düşün.

Geniş açıdan başlıyorsun: bir meydan, içinde küçük insanlar. Sonra yaklaşıyorsun: bir kişi, yüzü seçiliyor. Sonra daha da: bir göz, bir el, bir titreme.

Aynı sahne, üç ayrı uzaklık ve üç ayrı bilgi.

Metinde de böyle. Ve buradaki objektif kelimelerden yapılmış.

Şimdi benzetmenin kırıldığı yeri söyleyeyim. Kamerada yakınlaşma süreklidir ve görünür; seyirci hareketi fark eder. Metinde mesafe kesiklidir ve görünmezdir: bir cümleden diğerine sıçrar ve okur hareketi görmez, sonucunu hisseder.

İkinci fark daha önemli. Kamerada yakınlaşmak her zaman daha çok bilgi verir. Metinde yakınlaşmak bilgiyi azaltabilir — karakterin zihnine girdiğinde odanın geri kalanını kaybedersin. Yakınlık bir kazanç değil, bir takas.

Mekanizma

Mesafe nedir

Elli üçüncü derste söylemiştik: birinci kişi her zaman daha yakın değildir. Şimdi bunun sebebi görünüyor — yakınlığı tür değil, bu ayar belirliyor.

Beş basamak

Açılıştaki beş cümle beş basamağı gösteriyordu. Adlandıralım.

Bir — Dışarıdan bakış. Karakter bir yabancıdır; adı bile verilmez. "Bir kadın kuyunun başında duruyordu."

İki — Adlandırılmış dış bakış. Karakterin adı vardır, iç dünyası yoktur. "Ada kuyunun başında durdu."

Üç — Rapor edilen iç dünya. Anlatıcı karakterin ne hissettiğini söyler. "Ada çatlağa baktı ve içi daraldı."

Dört — Serbest dolaylı anlatım. Karakterin düşüncesi anlatıcının cümlesine geçer. "Çatlak büyümüştü. Demek ki geç kalmıştı."

Beş — Doğrudan zihin. Karakterin kendi kelimeleri, kendi ritmi. "Geç. Yine geç."

Bu basamaklar bir hiyerarşi değil. Beşinci basamak birincisinden iyi değil; farklı bir iş yapıyor.

Mesafeyi belirleyen dört ayar

Dördü de cümle düzeyinde ve dördü de ölçülebilir.

Bir — İsim kullanımı. Soyadı en uzak, ad orta, hiç kullanmayıp zamirle devam etmek en yakın hâldir.

İki — Kelime dağarcığı. Anlatıcının kelimeleri mi, karakterin kelimeleri mi? Karakterin kullanmayacağı bir kelime, okuru bir adım geri atar.

Üç — Algı fiilleri. "Ada çatlağı gördü" uzak, "Çatlak oradaydı" yakın. Algı fiili, okur ile algı arasına bir katman koyar.

Dört — Cümle uzunluğu ve düzeni. Düzgün kurulmuş uzun cümleler anlatıcıya aittir; kesik, eksiltili, sıra dışı cümleler karaktere.

Bir sahnede mesafeyi değiştirmek istiyorsan bu dört ayardan en az ikisini birlikte oynatman gerekir. Tek ayar değiştirildiğinde okur farkı kaydetmez.

Mesafe hareketi

En işe yarar sahne düzeni şu: uzaktan başla, yaklaş, en yakın noktada kes.

Sebebi şu: okur bir sahneye girerken yönelime ihtiyaç duyar — nerede, kim, ne zaman. Bu bilgi uzak mesafede daha kolay verilir. Sahne ilerledikçe yönelim tamamlanır ve yakınlaşmanın önü açılır.

Ters yön de meşru ve daha az kullanılır: yakından başlayıp uzaklaşmak. Bu, bir kaybı ya da bir kopuşu göstermenin en sessiz yollarından biri. Karakterin zihninden çıkıp onu dışarıdan görmeye başlarsın ve okur, bir şeyin bittiğini kimse söylemeden anlar.

Kural: mesafe hareketi tek yönlü olmalı. Bir sahnede üç kez yaklaşıp uzaklaşmak, okurun ölçek duygusunu bozar.

Ne zaman uzak durmalı

En çok yanılınan nokta bu.

Sezgi şunu söyler: duygusal sahnelerde yakınlaş.

Uygulama çoğu zaman tersini gösteriyor. En ağır anlar, en uzak mesafeden yazıldığında daha çok taşıyor.

Sebebi şu: yakın mesafede karakterin duygusu adlandırılır ve adlandırılan duygu, okurun kendi duygusunun yerine geçer. Uzak mesafede ise okurun doldurması gereken bir boşluk kalır ve okur onu kendi malzemesiyle doldurur.

Elli birinci derste tepki sahnesi için söylediğimiz şey burada genel bir ilkeye dönüşüyor: acı, uzaktan yazıldığında daha ağır olur.

Bu bir kural değil bir eğilim. Ama bir sahne çalışmıyorsa ve yakın yazılmışsa, denenecek ilk şey geriye çekilmek.

Sabit mesafenin bedeli

Bir metin baştan sona aynı mesafede durabilir ve bu bir tercih olabilir.

Bedeli şu: mesafe bir ölçü aracıdır ve sabit ölçü, ölçemez. Her sahnede aynı uzaklıkta duran bir metinde hiçbir an öne çıkmaz.

Yakınlığın değeri, uzaklığın yanında ölçülür. Bir bölüm boyunca dış bakışta kalıp tek bir cümlede zihne girmek, o cümleyi bütün bölümden ayırır.

Bu, otuz dördüncü derste risk için, kırk sekizinci derste değer için söylediğimiz şeyin üçüncü tekrarı — ve tesadüf değil. Bütün ölçüler karşılaştırmayla çalışıyor.

Örneklerden okuma

Önce mesafenin akıcı biçimde değiştiği dört esere bakalım.

Şimdi uzak mesafenin ağırlık taşıdığı üç işe bakalım.

Şimdi anlatıcının kendi mesafesini konu ettiği iki esere bakalım.

Son olarak mesafenin kurmaca dışında nasıl kullanıldığına iki örnekten bakalım.

Usta katmanı

Şimdi üç ince noktaya bakalım.

Birincisi, mesafe ile bilgi ters çalışabilir. En yakın mesafede karakterin dünyaya bakışını alırsın, dünyayı kaybedersin; onun görmediği hiçbir şey sahnede yoktur. Bu yüzden çok yakın yazılmış uzun bölümler, okurda bir klostrofobi üretir. Bilinçliyse güçlü, farkında değilse yorucu.

İkincisi, mesafe geçişleri en çok cümle uzunluğundan belli olur ve bu ayar sessizce çalışır. Uzun ve düzgün bir cümleden sonra gelen üç kelimelik bir cümle, okuru bir anda içeri çeker. Hiçbir kelime değişmeden yapılan bu geçiş, en ekonomik yakınlaşma tekniği.

Üçüncüsü, bir üretim notu. Uyarlamada mesafe, bakış açısından bile daha zor taşınır. Romandaki serbest dolaylı anlatım sinemada doğrudan karşılığı olmayan bir şey; yönetmenler bunu kamera yakınlığı, ses tasarımı ve süre ile yeniden kurar. Bir uyarlamanın "romanın havasını taşıyıp taşımadığı" tartışmasının altında neredeyse her zaman bu vardır.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlışÇok yaygın bir kanı şu: duygulu sahnede okura yaklaşmak gerekir.
Doğrusu

Uygulama çoğu zaman tersini gösteriyor. Yakın mesafede duygu adlandırılır ve adlandırılan duygu okurun kendi duygusunun yerini alır. Bir sahne çalışmıyorsa ve yakın yazılmışsa, denenecek ilk hamle geri çekilmek.

Yaygın yanlışİkinci yaygın yanlış: mesafe, anlatıcı türüyle belirlenir.
Doğrusu

Tür bir çerçeve verir, mesafeyi cümleler kurar. Uzaktan yazılmış bir birinci kişi, yakından yazılmış bir üçüncü kişiden daha soğuktur. Bu ikisini karıştırmak, "birinci kişi yazdım ama yakınlık olmadı" şikâyetinin en yaygın sebebi.

Yaygın yanlışÜçüncüsü: tutarlı bir metin sabit mesafede yazılır.
Doğrusu

Sabit mesafe tutarlılık değil ölçüsüzlük üretir — hiçbir an öne çıkmaz. Tutarlılık, mesafe hareketlerinin bir düzene bağlı olmasıdır: nerede yaklaşıldığı ve nerede çekilindiği bir mantık taşımalıdır, sabit kalmak değil.

Uygulama — kendin dene

Birinci adım. Beş basamağı kâğıda yaz ve kendi sahnenden tek bir anı beş kez yaz — her basamakta bir kez. Cümleler kısa olsun.

İkinci adım. Beş cümleyi arka arkaya oku. Hangi basamakta durmak istediğine karar ver.

Üçüncü adım. Sahneni yeniden yaz, iki yüz kelime. Kural: uzaktan başla, en yakın noktada bitir. Geçişleri işaretleme; sadece dört ayarı oynat.

Dördüncü adım. Dört ayarı tek tek denetle. İsim kullanımın değişiyor mu? Kelimeler karakterinkine kayıyor mu? Algı fiillerini siliyor musun? Cümleler kısalıyor mu?

Beşinci adım. Ters yönü dene. Aynı sahneyi yakından başlayıp uzaklaşarak yaz, yüz kelime. İki sürümü karşılaştır: hangisi bu sahnenin söylemek istediğini taşıyor?

Son kontrol. En ağır cümleni bul ve bir basamak geriye çek. Zayıfladı mı, güçlendi mi? Cevap çoğu zaman ikincisi olur — ve olmadığında da bir şey öğrenmiş olursun.

Kilit özet

Birincisi: anlatı mesafesi anlatıcı türünden bağımsızdır; tür bir çerçeve verir, mesafeyi cümleler kurar.

İkincisi: beş basamak vardır — dışarıdan bakış, adlandırılmış dış bakış, rapor edilen iç dünya, serbest dolaylı anlatım ve doğrudan zihin; bunlar hiyerarşi değil, ayrı işlerdir.

Üçüncüsü: mesafeyi dört ayar belirler — isim kullanımı, kelime dağarcığı, algı fiilleri ve cümle düzeni; geçiş için en az ikisi birlikte oynatılmalıdır.

Dördüncüsü: yakınlık her zaman daha duygusal değildir; adlandırılan duygu okurun kendi duygusunun yerine geçer ve ağır anlar çoğu zaman uzaktan daha çok taşır.

Beşincisi: sabit mesafe ölçüsüzlük üretir — yakınlığın değeri, uzaklığın yanında ölçülür.

Sonraki derse köprü

Şimdiye kadar anlatıcının doğru söylediğini varsaydık. Sıradaki derste bu varsayımı kaldırıyoruz.

Güvenilmez anlatıcıyı ele alacağız: aktardıkları eksik, çarpıtılmış ya da yanlış olabilen ses. Altı ayrı sebebi var ve hepsi farklı bir metin üretiyor. En önemli kuralı da şu: güvenilmezlik rastgele bir sürpriz olamaz. Metin, anlatıcının iddiası ile ayrıntılar arasında okurun fark edebileceği çatlaklar bırakmak zorunda.


Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel an — açılışta beş cümlenin sırayla belirmesi ve her cümlede kadrajın bir kademe yaklaşması.

Görsel an — objektif benzetmesinde: meydan, yüz ve göz kadrajlarının sırayla gelmesi; sonra metinde geçişin sıçramalı olduğunun gösterilmesi.

Görsel an — dört ayarın dört kadran olarak dizilmesi ve ikisinin birlikte hareket etmesi.

Görsel an — uzak mesafe bölümünde: yakın kadrajda adlandırılmış bir duygu etiketi, uzak kadrajda boş bir alan.

Görsel an — sabit mesafe bölümünde: hepsi aynı büyüklükte kutular ve hiçbirinin öne çıkmaması.

Motif — ders boyunca dönen bir kadraj çerçevesi; her bölümde bir kademe yer değiştiriyor.

Ritim — açılışta beş cümle arasında yarımşar saniye, beşinciden sonra iki saniye. Beş basamağın her biri arasında birer saniye. Dört ayar arasında yarımşar saniye. Kilit özetin beş cümlesi arasında birer saniye boşluk.