İçeriğe geç

Ders 56 · Bölüm 9

Tanrısal, nesnel ve ikinci kişi

Üç yaklaşımın işlevini bağlama göre seçer.

2.003 kelime · 12 örnek · yaklaşık 13 dakika okuma · hedef video 9 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Birincisi: tanrısal anlatıcı genişlik ve ironi verir, odak kaybı riski taşır; riski yönetmenin yolu genişliği dönemsel kullanmaktır.

İkincisi: tanrısal anlatıcının bir kişiliği olmalıdır — kişiliksiz olan, okura yazarın notları gibi gelir.

Üçüncüsü: nesnel anlatım iç dünyayı yasakladığı için bütün yükü davranışa bindirir ve tarafsız değildir; kadraj bir yorumdur.

Dördüncüsü: ikinci kişi yakınlık, suç ortaklığı ya da rahatsızlık üretir; doğal evi etkileşimli biçimlerdir, çünkü orada "sen" bir varsayım değil bir betimlemedir.

Beşincisi: üçünün ortak yanı okurun konumunu görünür kılmalarıdır; gerekçesiz seçildiklerinde metnin en görünür zayıflığı olurlar.

Açılış sahnesi

Aynı an, üç ayrı konumdan.

Tanrısal: "Ada çatlağı yeni görmüştü. Muhtar ise üç aydır her sabah onun biraz daha büyümesini izliyordu."

Nesnel: "Ada elini çatlağa soktu. Çıkardığında parmaklarında siyah çamur vardı. Muhtar arkasını döndü."

İkinci kişi: "Kuyunun kenarına eğiliyorsun. Çocukken adını kazıdığın taşı bulamıyorsun."

Birincisinde her şeyi biliyoruz ve iki insanın arasındaki boşluğa yukarıdan bakıyoruz.

İkincisinde hiçbir şey bilmiyoruz; bir kamera gibi izliyoruz ve o dönen sırtı kendimiz yorumluyoruz.

Üçüncüsünde ise oradayız. Eğilen biziz.

Üç konum, üç ayrı sözleşme. Ve üçü de okurdan farklı bir şey istiyor.

Bu üç biçimin ortak yanı, okurla anlatı arasındaki sözleşmeyi görünür kılmaları. Sınırlı odakta sözleşme fark edilmez; burada okur nerede durduğunu bilir.

Bu ders üçünü birden açıyor.

Bu derste ne olacak

Önce tanrısal anlatıcıyı ele alacağız: neyi mümkün kıldığını, neyi riske attığını ve bu anlatıcının neden bir kişiliği olması gerektiğini. Sonra nesnel anlatıma geçeceğiz — hiçbir zihne girmeyen, yalnızca gözlenebileni veren biçim; en soğuk görünen ve en çok iş isteyen seçenek. Ardından ikinci kişiye geleceğiz, üç ayrı etkisine ve doğal evine bakacağız. Son olarak üçünün ortak yanını ve seçim ölçütlerini konuşacağız. On iki örnekten romandan filme, oyundan atasözüne bunları izleyeceğiz.

Sıfır noktası

Bir tiyatro salonu düşün ve üç ayrı yer.

Balkondan izliyorsun. Bütün sahneyi görüyorsun, kulisin kenarını bile. Kimin nereye gittiğini oyuncudan önce biliyorsun. Ama kimsenin yüzünü tam göremiyorsun.

Ön sıradan izliyorsun. Yüzleri görüyorsun, sesleri duyuyorsun ve hiçbir şeyi yorumlamıyorsun; sadece olanı alıyorsun.

Sahnenin üstündesin. Oyunun içindesin ve sana bir replik verilmiş.

Üç ayrı bilet, üç ayrı gece.

Şimdi benzetmenin kırıldığı yeri söyleyeyim. Tiyatroda yerini sen seçersin ve orada kalırsın. Metinde okuru yazar oturtur ve okurun itiraz hakkı yoktur. Bu, seçimin bir hizmet değil bir dayatma olduğu anlamına geliyor — ve dayatmanın bir gerekçesi olması gerekiyor. Bu üç biçim, gerekçesiz kullanıldığında en çabuk fark edilen üç biçim.

Mekanizma

Tanrısal anlatıcı

İki gücü var.

Genişlik. Aynı anda birden fazla yerde olabilir; bir kuşağı, bir kasabayı ya da bir savaşı tek bir bakışta tutabilir.

İroni. Karakterlerin bilmediğini okura verebilir. Otuz dokuzuncu derste konuştuğumuz okur eğrisinin karakter eğrisinden ayrılması, en kolay burada kurulur.

Bir riski var ve büyüktür: odak kaybı. Herkesin içine girebilen bir anlatıcı, okurun kimin tarafında olduğunu bilememesine yol açar. Yakınlık, genişlikle ters orantılı çalışır.

Riski yönetmenin yolu, genişliği sürekli değil dönemsel kullanmak: bölümün açılışında geniş bakış, sonra tek bir kişiye inmek.

Tanrısal anlatıcının kişiliği

Bu, en çok atlanan nokta.

Tanrısal anlatıcı "kimse" değildir. Bir bakışı, bir tonu ve bir tavrı vardır — alaycı, şefkatli, mesafeli, öfkeli olabilir.

Kişiliksiz tanrısal anlatıcı, okura yazarın notları gibi gelir. Kişilikli olan ise metnin en tanınabilir ögesi hâline gelir.

Pratik soru: bu anlatıcı karakterlerini seviyor mu? Cevap ne olursa olsun tutarlı olmalı ve cümlelerde görünmeli.

Nesnel anlatım

Kamera anlatımı da denir ve benzetme doğru: kamera bir kafanın içini gösteremez.

İki şey verir.

Katılım. Okur yorumu kendisi yapar ve kendi kurduğu yoruma daha çok inanır.

Soğukluk. Mesafe sabittir ve bu mesafe, bazı konularda tek dürüst seçenek olabilir.

Zorluğu şurada: iç dünya yasak olduğu için bütün yük davranışa biner. Her jest, her duraklama, her nesne bir iş yapmak zorunda. Bu, en az yazılan ve en çok çalışılması gereken biçim.

Bir uyarı: nesnel anlatım "tarafsız" demek değildir. Neyi göstereceğine yine yazar karar veriyor. Kadraj bir yorumdur; sadece görünmez bir yorum.

İkinci kişi

Üç ayrı etki üretebiliyor ve hangisini üreteceği tona bağlı.

Yakınlık. Okur karakterin yerine geçer ve mesafe sıfırlanır.

Suç ortaklığı. Okur yapılan şeyin içine çekilir; hoşuna gitmese de o eylemi "yapmış" olur.

Rahatsızlık. Okur kendisine ait olmayan bir hayata sokulur ve direnir. Bu bazen tam olarak istenen şeydir.

Riski en yüksek biçim bu. Uzun mesafede yorucu olur ve okur bir noktada "ben değilim" der. Bu yüzden düzyazıda genelde kısa metinlerde ya da bölümler hâlinde kullanılır.

İkinci kişinin doğal evi

Etkileşimli biçimlerde ikinci kişi doğaldır ve hiç yorucu değildir.

Sebebi basit: orada okur gerçekten bir şey yapıyor. Metin "kapıyı açıyorsun" dediğinde okur gerçekten kapıyı açmayı seçmiştir.

Düzyazıda "sen" bir varsayımdır; oyunda bir betimlemedir. Aradaki fark, biçimin taşıma kapasitesini belirliyor.

Üçünün ortak yanı

Sınırlı odakta okur nerede durduğunu düşünmez; kendini karakterin yanında bulur ve sorgulamaz.

Bu üç biçimde ise konum görünür. Okur balkonda olduğunu, camdan baktığını ya da sahneye çıkarıldığını bilir.

Bu görünürlük bir kusur değil, bir araç. Anlatının kendisini bir mesele hâline getiren metinler — anlatmanın kim tarafından ve neden yapıldığını sorgulayan metinler — bu üç biçimden birini seçer.

Seçim ölçütleri

Üç kısa ölçüt.

Tanrısal seç eğer konu tek bir kişiye sığmıyorsa: bir kuşak, bir kasaba, bir düzen. Ya da ironiye ihtiyacın varsa.

Nesnel seç eğer karakterlerin iç dünyası okur tarafından kurulmalıysa. Ya da bir konuya yorum yapmanın kendisi sorunluysa.

İkinci kişi seç eğer okurun konumu anlatının konusuysa. Ya da biçim zaten etkileşimliyse.

Hiçbiri geçerli değilse sınırlı odağa dön. Bu üç biçim, gerekçesi olmadan seçildiğinde metnin en görünür zayıflığı olur.

Örneklerden okuma

Önce tanrısal anlatıcının dört ayrı kullanımına bakalım.

Şimdi nesnel anlatıma üç işten bakalım.

Şimdi ikinci kişiye ve doğal evine dört örnekten bakalım.

Son olarak ikinci kişinin en eski ve en kısa hâline bakalım.

Usta katmanı

Şimdi dört ince noktaya bakalım.

Birincisi, tanrısal anlatıcı ile yazar aynı kişi değildir. Metindeki geniş bakışlı ses, bir kurgu ögesidir ve kendi sınırları vardır; yazarın kendi görüşünü doğrudan söylediği yer değil. Bu ayrımı kaybeden metinlerde anlatıcı bir yorum makinesine döner ve okur karakterleri değil yazarı okumaya başlar.

İkincisi, nesnel anlatımda seçim yorumdur. Hangi ayrıntının kadraja gireceğine karar verirken zaten bir hüküm veriliyor. "Tarafsız anlatım" diye bir şey yok; olan şey, hükmün görünmez hâle getirilmesi. Bu bilinerek kullanıldığında bir güç, bilinmeden kullanıldığında bir kendini kandırma.

Üçüncüsü, ikinci kişide "sen" kim olduğu tanımlanmalı. Belirsiz bir "sen" okuru dışarıda bırakır, çünkü okur kendini o tarife uyduramaz. En işe yarar çözüm, "sen"i metnin içinde belirli bir kişi olarak kurmak ve okurun o kişiyi giymesini istemek.

Dördüncüsü, bir üretim notu. Bu üç biçim seslendirmede çok farklı davranır. Tanrısal ses, dış ses olarak doğal durur ve en kolay seslendirilen biçimdir. Nesnel anlatım seslendirmede zorlanır, çünkü okuyucunun tonu istemeden yorum ekler. İkinci kişi ise seslendirmede en güçlü hâlini alır — dinleyici doğrudan muhatap alındığında dikkati ölçülebilir biçimde artıyor.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlışÇok yaygın bir kanı şu: tanrısal anlatıcı, yazarın istediği her şeyi söyleyebilmesi demektir.
Doğrusu

Erişim sınırsız olabilir; kullanım değil. Tanrısal anlatıcının da bir tutarlılığı, bir tonu ve bir dikkat düzeni vardır. Her şeyi söyleyen anlatıcı bir güç değil, bir dağınıklık üretir — çünkü okur neye bakacağını bilemez.

Yaygın yanlışİkinci yaygın yanlış: nesnel anlatım daha gerçekçidir, çünkü hayatta da başkalarının içini göremeyiz.
Doğrusu

Bu benzetme kulağa doğru gelir ve yanıltıcıdır. Hayatta insanların içini göremeyiz ama sürekli tahmin ederiz; anlatıda ise nesnel biçim, bu tahmini okura yaptırır. Yani daha gerçekçi değil, daha çok iş isteyen bir biçim.

Yaygın yanlışÜçüncüsü: ikinci kişi bir deneysellik gösterisidir ve okuru uzaklaştırır.
Doğrusu

Uzaklaştıran şey zamir değil, gerekçesizlik. Etkileşimli biçimlerde ve kısa metinlerde ikinci kişi en doğal seçenektir; kimse bir oyun açıklamasını okurken zamirden rahatsız olmuyor. Rahatsızlık, "sen"in kim olduğu tanımlanmadığında başlıyor.

Uygulama — kendin dene

Birinci adım. Aynı paragrafı tanrısal anlatıcıyla yaz, yüz elli kelime. Kural: en az iki kişinin zihnine gir ve bir de bu iki kişinin bilmediği bir şeyi okura ver.

İkinci adım. Anlatıcına bir tavır ver. Alaycı mı, şefkatli mi, mesafeli mi? Yazdığın paragrafta bu tavrın göründüğü tek bir cümleyi işaretle. Yoksa ekle.

Üçüncü adım. Aynı paragrafı nesnel anlatımla yaz, yüz elli kelime. Kural: hiçbir duygu, düşünce ya da niyet cümlesi kurma. Yalnızca görülen ve duyulan.

Dördüncü adım. Nesnel sürümü birine okut ve sor: "Bu iki kişi arasında ne var?" Doğru cevabı veriyorsa davranışlar işini yapmış demektir. Veremiyorsa iki ayrıntı ekle — açıklama değil, ayrıntı.

Beşinci adım. Aynı paragrafı ikinci kişiyle yaz, yüz kelime. Yazmadan önce tek soruyu cevapla: bu "sen" kim? Yaşı, geçmişi, bu odada ne işi olduğu.

Son kontrol. Dört sürümü yan yana koy ve sor: hangisi bu hikâyenin taşıdığı gerilime en uygun? Cevabın sınırlı odak sürümüyse, bu bölümün asıl kazancını almışsın demektir — üç uç biçimi denemek, ortadaki seçimi bilinçli hâle getiriyor.

Kilit özet

Birincisi: tanrısal anlatıcı genişlik ve ironi verir, odak kaybı riski taşır; riski yönetmenin yolu genişliği dönemsel kullanmaktır.

İkincisi: tanrısal anlatıcının bir kişiliği olmalıdır — kişiliksiz olan, okura yazarın notları gibi gelir.

Üçüncüsü: nesnel anlatım iç dünyayı yasakladığı için bütün yükü davranışa bindirir ve tarafsız değildir; kadraj bir yorumdur.

Dördüncüsü: ikinci kişi yakınlık, suç ortaklığı ya da rahatsızlık üretir; doğal evi etkileşimli biçimlerdir, çünkü orada "sen" bir varsayım değil bir betimlemedir.

Beşincisi: üçünün ortak yanı okurun konumunu görünür kılmalarıdır; gerekçesiz seçildiklerinde metnin en görünür zayıflığı olurlar.

Sonraki derse köprü

Beş biçimi de gördük. Şimdi hepsinin üstünde çalışan bir ayara geliyoruz.

Sıradaki derste anlatı mesafesi var. Aynı anlatıcı türü içinde bile okur karaktere çok yakın ya da çok uzak durabilir ve bu mesafe cümle cümle değişir. Bir sahnede uzaktan başlayıp yaklaşmak, sonra tekrar uzaklaşmak — bu hareket, okurun ne zaman düşüneceğini ve ne zaman hissedeceğini belirliyor.


Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel an — açılışta aynı kuyu görüntüsünün üç ayrı yükseklikten gösterilmesi: yukarıdan, karşıdan ve içeriden.

Görsel an — tiyatro benzetmesinde: balkon, ön sıra ve sahne üstü konumlarının üç ayrı kadrajla belirmesi.

Görsel an — tanrısal bölümünde: birden fazla zihin balonunun aynı anda açılması ve odak çizgisinin dağılması.

Görsel an — nesnel bölümünde: zihin balonlarının hepsinin kapanması ve yalnızca ellerin, nesnelerin kalması.

Görsel an — ikinci kişi bölümünde: kadrajın izleyiciye dönmesi ve "sen" kelimesinin ekranda durması.

Motif — ders boyunca dönen üç ayrı koltuk; her bölümde biri aydınlanıyor.

Ritim — açılışta üç örnek arasında birer saniye, üçüncüden sonra iki saniye. Üç biçimin tanımları arasında birer saniye. İkinci kişinin üç etkisi arasında yarımşar saniye. Kilit özetin beş cümlesi arasında birer saniye boşluk.