Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Birincisi: soyut arzu yanlış değil, yazılabilir değildir; sahne bir eylem ister.
İkincisi: somutlaştırma üç soruyla yapılır — ne, ne zamana kadar, nereden anlaşılacak.
Üçüncüsü: bitiş çizgisi hem kazanma hem kaybetme tarafında tanımlanmalıdır; tanımlanmazsa hikâye bitmez, sadece durur.
Dördüncüsü: somut hedef temayı küçültmez, taşır; tema büyüdükçe taşıyıcının daha sıkı olması gerekir.
Beşincisi: büyük hedefin yanında her sahnenin kendi küçük hedefi olmalıdır — "bu sahnede kim, kimden, neyi almaya çalışıyor?"
Açılış sahnesi
Aynı projenin iki ayrı tanıtım cümlesi.
Birincisi: "Kadın kendini bulmak istiyor."
İkincisi: "Kadının babasından kalan tekneyi cuma gününe kadar satması gerekiyor, çünkü tekne kardeşinin adına kayıtlı ve kardeşi imza atmıyor."
İkisi de aynı hikâye olabilir. Ama birincisiyle bir sahne yazamazsın, ikincisiyle otuz sahne yazabilirsin.
Fark, arzunun derinliğinde değil. İkisinin de derinliği aynı. Fark, birinin ölçülebilir olması.
Soyut arzu bir hikâyenin konusu olabilir; ama sahnesi olamaz. Sahne, yapılabilecek bir şey ister.
Bu ders soyut arzuyu sahneye çevirmeyi öğretiyor.
Bu derste ne olacak
Önce soyut arzunun neden yazılamadığını göreceğiz — sebebi düşündüğünden daha teknik. Sonra somutlaştırmanın üç sorusunu açacağız ve her arzuya uygulanabilir bir merdiven kuracağız. Ardından bitiş çizgisi kavramına geleceğiz: okurun "oldu" ya da "olmadı" diyebileceği o gözlenebilir an. Sonra somutluk ile küçüklüğü ayıracağız, çünkü çoğu yazar hedefini somutlaştırmaktan tam olarak bu korkuyla kaçınır. On örnekten filmden romana, oyundan belgesele ve yatırım sunumuna bunu izleyeceğiz. Ders bittiğinde kendi karakterinin arzusunu tek cümlelik, tarihli ve ölçülebilir bir hedefe çevirebiliyor olacaksın.
Sıfır noktası
Bir taksiye bin.
Şoföre "beni mutlu edecek bir yere götür" de. Araba hareket etmez. Şoför sana bakar ve bir şey sorar.
"Bu şehirde huzur arıyorum" de. Yine hareket etmez.
Bir adres söyle. Araba hareket eder.
Adres, isteğin küçüldüğü an değil. İsteğin harekete dönüştüğü an.
Şimdi benzetmenin kırıldığı yeri söyleyeyim. Taksi şoförü adresin nereye çıktığını bilir; okur bilmez ve bilmemesi de gerekir. Yazarın işi adresi vermek, varış noktasında ne olacağını değil. Daha önemlisi: adres tek başına yolculuğu ilgi çekici yapmaz. Somut hedef bir başlangıç şartıdır, bir çözüm değil. Direnç ve bedel sonraki derslerin konusu. Bu derste sadece arabayı hareket ettiriyoruz.
Mekanizma
Soyut arzu neden yazılamaz
Sebep şu: sahne bir eylem ister ve soyut arzunun eylemi yoktur.
"Mutlu olmak" bir eylem değil, bir durum tarifi. "Kendini bulmak" bir eylem değil, sonradan yapılan bir değerlendirme. Bunları isteyen bir karakteri sahneye koyduğunda karakter ne yapacağını bilmez — çünkü yazar da bilmiyordur.
Testi tek soruluk: bu karakter bu arzu için bugün, önümüzdeki iki saat içinde ne yapabilir?
Cevabı yazamıyorsan arzu soyuttur. Yazabiliyorsan sahnen var.
Bu test acımasız görünür ama şunu unutma: soyut olan yanlış değil, sadece yazılabilir değil. "Kendini bulmak" karakterin gerçekten istediği şey olabilir ve olmalıdır da. Sorun onu istemesi değil; sen onu doğrudan yazmaya çalışman.
Somutlaştırmanın üç sorusu
Her arzuya sırayla üç soru sorulur.
Bir: ne? İstenen şey gözlenebilir olmalı. Bir nesne, bir imza, bir kapının açılması, bir kişinin bir yere gelmesi. Dışarıdan bakan biri onu görebiliyorsa somuttur.
İki: ne zamana kadar? Süresiz istek gerilim üretmez, çünkü kaybetme anı yoktur. Bir tarih, bir olay ya da doğal bir sınır gerekir. Kışın gelmesi de bir tarihtir.
Üç: nereden anlaşılacak? Okur "başardı" ya da "başaramadı" diyebilmeli. Bunu diyemiyorsa hikâye bitmez, sadece durur.
Ada'ya uygulayalım. Soyut hâli: köyünü kurtarmak istiyor. Üç sorudan sonra: yağmurlar başlamadan önce yeni su hattı için gereken izni almak. Ne: izin belgesi. Ne zamana kadar: ilk yağmura kadar. Nereden anlaşılacak: belge ya var, ya yok.
Hikâye aynı hikâye. Ama artık yazılabiliyor.
Somutlaştırma merdiveni
Üç soru her zaman doğrudan cevap vermez. O zaman merdiveni kullanırsın.
En üst basamağa soyut arzuyu yaz: "sevilmek istiyor."
Bir basamak in: kim tarafından? "Babası tarafından."
Bir basamak in: babasının ne yapması sevildiğini gösterirdi? "Onun işine gelmesi."
Bir basamak daha: bu ne zaman, nerede olacak? "Cumartesi günkü açılışta."
En alt basamak sahnendir: babasını cumartesi açılışa getirmek.
Kural iki tane. Birincisi: en alta inmeden yazmaya başlama. İkincisi: en üstü de silme. Üst basamak iç ihtiyaçtır ve okurun hissettiği şeydir; alt basamak dış amaçtır ve okurun izlediği şeydir. İkisi aynı anda çalışır. Yirmi altıncı dersteki ayrım tam olarak buraya bağlanıyor.
Bitiş çizgisi
Bitiş çizgisi olmayan arzunun iki sorunu var.
Birincisi, gerilim üretmez. Gerilim kaybetme ihtimalinden doğar ve kaybetmenin ne zaman kesinleşeceği belli değilse ihtimal de belirsiz kalır.
İkincisi, hikâye ne zaman biteceğini bilmez. Yazarların en sık yaşadığı tıkanma budur: yazılan sahneler iyidir, ama bir türlü bitmez. Genelde eksik olan malzeme değil, çizgidir.
Bitiş çizgisi kaybetme tarafında da tanımlanmalı. Sadece "başarırsa ne olur" değil, "başaramazsa hangi anda kesin olarak başaramamış olur" da yazılmalı.
Somutluk küçüklük değildir
Bu ders boyunca en çok direnilen nokta burası.
Yazar hedefini somutlaştırmaktan çekinir, çünkü hikâyesinin küçüleceğini düşünür. "Benim hikâyem aidiyet üstüne; onu bir belgeye indirgeyemem."
İndirgemiyorsun. Taşıyorsun.
Somut hedef, soyut temanın taşıyıcısıdır. Tema ne kadar büyükse taşıyıcının o kadar sağlam olması gerekir. Küçük ve sıkı bir hedef, büyük bir temayı taşıyabilir; büyük ve gevşek bir hedef hiçbir şey taşıyamaz.
Sahne hedefi
Büyük hedef bütün hikâyeyi kapsar. Ama her sahnenin de kendi küçük hedefi olmalı.
Sahne hedefi, karakterin o sahnede elde etmeye çalıştığı şeydir ve genelde büyük hedefe giden bir adımdır. Aynı üç soru burada da geçerli, sadece ölçek küçülür.
Pratikte en işe yarar hâli şu: bir sahneye başlamadan önce tek cümle yaz. "Bu sahnede X, Y'den Z'yi almaya çalışıyor." Yazamıyorsan sahne henüz kurulmamıştır.
Örneklerden okuma
Önce küçük ve somut bir hedefin devasa bir temayı taşıdığı üç işe bakalım.
Şimdi bitiş çizgisinin bütün eseri düzenlediği üç işe bakalım.
Şimdi kurmaca dışı iki biçime bakalım — ikisinde de ölçülebilir hedef bir yazım şartıdır.
Son olarak iki sınır durumuna bakalım.
Usta katmanı
Şimdi üç ince noktaya bakalım.
Birincisi, hedefin sahibi karakter olmalı. Yazarın koyduğu hedef ile karakterin istediği hedef aynı değilse okur bunu hisseder. Belirti şudur: karakter hedefe doğru yürür ama hiçbir sahnede o hedef için bir şeyden vazgeçmez. Vazgeçmiyorsa istemiyordur.
İkincisi, hedef değişebilir ama değişimin görünmesi gerekir. Ortada hedef değiştirmek yaygın ve meşrudur — karakter aradığı şeyin yanlış olduğunu anlar. Ancak yeni hedef, eskisi kadar somut olmalı ve değişim bir sahnede olmalı. Sessizce değişen hedef, okurun takibi kaybettiği yerdir.
Üçüncüsü, bir üretim notu. Somut hedef aynı zamanda bir tanıtım aracıdır. Bir işi tek cümleyle anlatman gerektiğinde anlattığın şey hemen her zaman somut hedeftir; tema tek cümleye sığmaz. Yirmi ikinci derste kurduğumuz tek cümlelik özet ile bu ders aynı malzemeyi kullanıyor: hedefi somutlaştırmak, aynı anda hikâyeyi anlatılabilir hâle getiriyor.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışÇok yaygın bir kanı şu: somut hedef, ticari anlatılara özgüdür; sanat anlatısı böyle şeylere ihtiyaç duymaz.
Bu ayrım gözleme dayanmıyor. Yavaş ve içe dönük anlatıların çoğu son derece somut çerçevelere oturur — bir yolculuk, bir cenaze, bir bekleyiş, bir tarih. Somutluk hızla ilgili değil, tutamakla ilgili.
Yaygın yanlışİkinci yaygın yanlış: hedef en baştan belli olmalıdır.
Olmak zorunda değil. Bazı anlatılar hedefi geç kurar ve o zamana kadar okuru başka bir şeyle tutar. Kural şu değil: "hedef erken olmalı." Kural şu: hedef kurulana kadar okuru tutan başka bir şey olmalı. Hedefsiz açılış meşrudur; boş açılış değil.
Yaygın yanlışÜçüncüsü: ölçülebilir hedef karakteri basitleştirir.
Hedefin ölçülebilir olması, karakterin ona neden gittiğini basitleştirmez. Ada'nın izin belgesi ölçülebilir; o belgeyi neden bu kadar çok istediği ise beş dersin konusu. Ölçülebilen şey hedef, hedefin sebebi değil.
Uygulama — kendin dene
Birinci adım. Karakterinin arzusunu bildiğin gibi yaz. Muhtemelen soyut olacak; olması normal.
İkinci adım. Merdiveni kur. Yazdığın cümlenin altına dört basamak ekle ve her basamakta bir kat daha somutlaş. En alt basamak bir eylem olsun — birinin yapabileceği, birinin görebileceği bir şey.
Üçüncü adım. Üç soruyu en alt basamağa uygula. Ne, ne zamana kadar, nereden anlaşılacak. Üçüne de tek kelimeyle cevap verebiliyorsan hedef kurulmuştur.
Dördüncü adım. Kaybetme çizgisini yaz. Tek cümle: "Şu an gelirse ve şu olmazsa, kesin olarak başaramamış olur."
Beşinci adım ve asıl iş. Tek bir sahne yaz, iki yüz kelime. Sahnede karakter hedefe doğru tek bir somut adım atsın ve o adım kısmen başarılı olsun — tamamen değil. Hedefi kimse cümleyle söylemesin.
Son kontrol. Sahneyi birine okut ve sor: "Bu kişi ne elde etmeye çalışıyor?" Cevap senin yazdığın alt basamakla aynıysa hedef sahnede görünüyor demektir.
Kilit özet
Birincisi: soyut arzu yanlış değil, yazılabilir değildir; sahne bir eylem ister.
İkincisi: somutlaştırma üç soruyla yapılır — ne, ne zamana kadar, nereden anlaşılacak.
Üçüncüsü: bitiş çizgisi hem kazanma hem kaybetme tarafında tanımlanmalıdır; tanımlanmazsa hikâye bitmez, sadece durur.
Dördüncüsü: somut hedef temayı küçültmez, taşır; tema büyüdükçe taşıyıcının daha sıkı olması gerekir.
Beşincisi: büyük hedefin yanında her sahnenin kendi küçük hedefi olmalıdır — "bu sahnede kim, kimden, neyi almaya çalışıyor?"
Sonraki derse köprü
Hedefi kurduk. Şimdi karşısına bir şey çıkarmak gerekiyor, yoksa karakter hedefe doğrudan yürür ve hikâye biter.
Sıradaki derste çatışmayı ele alıyoruz — ama engel yığmak olarak değil. Çatışmanın yedi ayrı düzeyde çalıştığını göreceğiz: karakterin kendi içinden başlayıp iki kişi arasına, oradan gruplara, kurumlara ve en dışta bir düzenin kendisine kadar. Asıl mesele bu düzeylerin hangisini seçtiğin değil, aralarında nasıl bağ kurduğun.