İçeriğe geç

Ders 16 · Bölüm 3

Empati, sempati ve özdeşleşme

Ahlaki onay ile perspektif anlamayı ayırır.

1.934 kelime · 12 örnek · yaklaşık 13 dakika okuma · hedef video 8 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Birincisi: sempati acımadır, empati konumdan bakabilmedir, özdeşleşme ise amacı üstlenmektir; üçü ayrı araçlardır.

İkincisi: okurun karaktere hak vermesi gerekmez; onun yerinde olmanın nasıl bir şey olduğunu görebilmesi gerekir.

Üçüncüsü: anlamayı kuran şey sevimlilik değil, kısıt, iç mantık, bedel, özgül ayrıntı ve bilgi eşitliğidir.

Dördüncüsü: kurmacanın perspektif alma fırsatı sunabildiği söylenebilir; "kurmaca okumak insanı empatik yapar" cümlesi elimizdeki bulguları aşar.

Beşincisi: empati ile taraf tutturma arasındaki fark niyet değil simetridir — karşı konumu da kurulabilir bırakıp bırakmadığındır.

Açılış sahnesi

Bir sahne düşün. Adam, ona yıllarca bakmış olan ağabeyinin parasını çalıyor.

Bunu onaylıyor musun? Hayır.

Peki neden yaptığını anlıyor musun? Sana şunu söyleyeyim: adamın oğlu hastanede ve ameliyat parası bugün yatmazsa sıra kayboluyor. Ağabeyi ona defalarca "bir kuruş daha yok" demiş.

Şimdi ne oldu? Hâlâ onaylamıyorsun. Ama sahne artık başka bir sahne.

Bu iki şey — onaylamak ve anlamak — günlük dilde birbirine karışır. Yazarken karıştığında ise iki tür hata doğar. Ya karakterini haklı çıkarmaya çalışırsın ve gerçekliğini kaybeder, ya da anlaşılmaz bırakırsın ve okur kopar.

Okurun karaktere hak vermesi gerekmez. Onun yerinde olsa nasıl bir şey olurdu, bunu görebilmesi gerekir.

Bu ders o ayrımı üç ayrı kavrama bölüyor.

Bu derste ne olacak

Önce üç kavramı ayıracağız: empati, sempati ve özdeşleşme. Üçü ayrı şeyler ve yazarken üçü ayrı araçlar. Sonra bu konuda dolaşan en büyük iddiaya bakacağız — kurmaca okumanın empatiyi artırdığı iddiası — ve elimizde gerçekte ne olduğunu söyleyeceğim. Ardından okurun bir karakteri anlamasını sağlayan beş somut yolu açacağız; hiçbiri "onu sevimli yap" değil. On iki örnekten romanda, tiyatroda, çizgi romanda, oyunda, belgeselde ve filmde bunları izleyeceğiz. Ders bittiğinde onaylamadığın bir karakteri okura anlatabiliyor olacaksın.

Sıfır noktası

Bir arkadaşın sana bir sorununu anlatıyor. Üç ayrı tepki verebilirsin.

Birincisi: "Çok üzüldüm, geçmiş olsun." Onun acısına katılıyorsun ama içine girmiyorsun.

İkincisi: "Bir dakika — yani o an odada tek başınaydın ve kimse aramadı, öyle mi?" Onun konumuna geçmeye çalışıyorsun. Ne hissettiğini değil, oradaki durumun nasıl bir şey olduğunu kuruyorsun.

Üçüncüsü: "Ben de aynısını yaşamıştım." Kendini onun yerine koydun ama kendi hikâyene geçtin.

Üç tepki, üç ayrı ilişki.

Şimdi benzetmenin kırıldığı yeri söyleyeyim. Üçü pratikte üst üste biner; sevdiğin bir karaktere hem sempati duyar hem özdeşleşirsin. Ayrım, bunları saf hâlde bulmak için değil; bir sahne çalışmadığında hangisinin eksik olduğunu bulmak için var.

Mekanizma

İddiaya bakalım

Bu konuda en çok tekrarlanan cümleyle başlayalım.

Bu ihtiyat, konuyu zayıflatmıyor. Tersine, işe yarar olanı ayırıyor: senin elinde olan şey okuru empatik bir insana dönüştürmek değil; bir sahnede bir kişinin konumunu kurabilmek. İkincisi bir zanaat işi ve öğrenilebilir.

Neden onay tuzağı

Yeni yazarların en sık düştüğü tuzak şu: okurun karakteri sevmesini istemek.

Sevilme kaygısı üç şey yapar. Karakterin kusurlarını yumuşatır. Kötü kararlarına gerekçe yığar. Ve en kötüsü, karşı tarafı haksızlaştırır.

Oysa okur, sevmediği karakterleri de sonuna kadar takip eder. Takip etmesinin şartı sevmek değil, anlamak.

Bir test: en sevdiğin üç anlatıyı düşün ve içindeki en akılda kalan karakteri seç. Büyük ihtimalle onaylamadığın bir şey yapmıştır.

Anlamayı kuran beş yol

Bunların hiçbiri "onu sevimli yap" değil.

Bir: kısıtı göster. Karakterin seçeneklerini daralt ve daraldığını okura göster. Seçeneksizlik anlaşılırlığın en hızlı yoludur; okur "başka ne yapabilirdi ki" diye sorduğunda içeri girmiştir.

İki: iç mantığı ver. Karakterin kendi kafasında tutarlı bir sebebi olsun. Yanlış olabilir; tutarsız olmasın. Anlaşılmayan karakter kötü karakter değil, mantığı gösterilmemiş karakterdir.

Üç: bedeli göster. Yaptığı şeyin ona ne kaybettirdiğini göster. Bedelsiz kötülük anlaşılmaz; bedelli olan anlaşılır.

Dört: küçük ve özel bir ayrıntı ver. Genel insanlık hâlleri bağ kurdurmaz; özgül ayrıntı kurar. Kimseye söylemediği bir alışkanlık, elini nereye koyduğu, neyi saklamayı seçtiği.

Beş: bilgi eşitliği kur. Okur, karakterin bildiğini bildiğinde onun konumundan bakar. Karakterin bilmediği bir şeyi okura verirsen empati değil, gerilim üretirsin — ikisi de işe yarar ama aynı şey değildir.

Özdeşleşmenin ayrı işi

Özdeşleşme daha dar bir araçtır ve her karakterde gerekmez.

İşe yaradığı yer şudur: okurun karakterin amacını bir süreliğine üstlenmesi. Bu olduğunda sahne gerilimi kişisel hâle gelir; okur sonucu merak etmez, ister.

Kurmanın yolu çoğunlukla amacın açık ve engelin somut olmasıdır. Sevimlilik değil, netlik.

Ve bir uyarı: özdeşleşme kurduğun karakter kötü bir şey yaptığında okur rahatsız olur. Bu bir arıza değil, en güçlü etkilerden biri. Yirmi birinci bölümde bunun etik tarafını konuşacağız.

Örneklerden okuma

Önce onaylamadığımız halde içine girdiğimiz üç karaktere bakalım.

Şimdi anlamanın onaydan bilinçli olarak ayrıldığı üç işe bakalım.

Şimdi anlamanın somut ayrıntıyla kurulduğu üç örneğe bakalım.

Son olarak, kurmaca dışında empatinin nasıl kurulduğuna üç örnek.

Usta katmanı

Şimdi konuyu zorlayalım.

Birincisi, empati kurmak her karakter için gerekli değil ve her karakterde eşit dozda olmamalı. Bir anlatıda herkesin konumu eşit derinlikte kurulursa vurgu kaybolur. Kime iç dünya verdiğin bir tercih ve o tercih, anlatının kimin hakkında olduğunu söyler. Dokuzuncu bölümde bunu bakış açısının etiği başlığı altında açacağız.

İkincisi, empati ile manipülasyon arasındaki sınır ince ve teknik olarak aynı araçlar kullanılıyor. Fark niyet değil, simetri: kurduğun konumun karşısındaki konumu da kurulabilir bırakıyor musun? Karşı tarafı hiç konuşturmayan, kısıtını hiç göstermeyen bir anlatı empati kurmaz; taraf tutturur.

Üçüncüsü, bir meslek notu. Oyuncu eğitiminde çok tekrarlanan bir ilke var: kimse kendini kötü adam olarak oynamaz. Karakteri oynayan kişi onun gerekçesini bulmak zorundadır, yoksa oyun karikatüre döner. Aynı ilke yazı için de geçerli — karakterini savunamıyorsan onu henüz yazmamışsındır.

Dördüncüsü, bir sınır durumu. Bazı anlatılarda empatinin bilerek engellenmesi gerekir. Bir failin iç dünyasını derinleştirmek, bazı konularda kurbanın yerini daraltır ve etik olarak savunulamaz hâle gelir. Burada teknik bir zorunluluk yok; bir karar var ve karar, konuya göre değişir. Yirmi birinci bölümde temsil ve zarar azaltma başlığında bunu ayrıntısıyla tartışacağız.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlışÇok yaygın bir kanı şu: okurun karakteri sevmesi gerekir, yoksa kitabı bırakır.
Doğrusu

Okurlar sevmedikleri karakterlerle dolu kitapları bitirir; bırakma sebebi genelde sevgisizlik değil, anlaşılmazlıktır. "Sevilebilir karakter" hedefi çoğu zaman karakteri düzleştirir ve tam da bu yüzden ilgi kaybettirir. Hedef sevilmek değil, izlenebilir olmak.

Yaygın yanlışİkinci yaygın yanlış: kurmaca okumak insanı daha iyi bir insan yapar.
Doğrusu

Bu iddia güzel olduğu için tekrarlanıyor ama elimizdeki bulgular bu kadar iddialı bir sonucu taşımıyor. Daha savunulabilir olan şu: kurmaca, başka bir konumdan bakma alıştırması sunabilir. Alıştırmanın kime, ne kadar ve hangi koşulda etki ettiği ayrı bir soru. Kurmacanın değerini savunmak için abartılı bir iddiaya ihtiyacı yok.

Yaygın yanlışÜçüncüsü: empati kurmak için karakterin acısını göstermek gerekir.
Doğrusu

Acı, sempatinin kısa yoludur ve fazla kullanıldığında etkisini yitirir; buna melodram deniyor ve on birinci bölümde ayrıntısıyla göreceğiz. Empatinin daha dayanıklı yolu acıyı değil KISITI göstermektir. "Ne kadar çok acı çekti" değil, "elinde başka ne vardı" sorusu bağ kurar.

Uygulama — kendin dene

Onaylamadığın bir davranış seç. Gerçek olabilir, uydurma olabilir; ama gerçekten onaylamadığın bir şey olsun.

Şimdi o davranışı yapan kişiyi yaz. Üç yüz kelime, tek sahne. Kurallar şunlar.

Onu savunma. Hiçbir cümle "aslında haklıydı" demesin.

Acısını anlatma. Ağlamasın, geçmişi anlatılmasın.

Bunun yerine üç şey yap: seçeneklerinin ne kadar daraldığını göster, kendi kafasındaki mantığı tek bir cümlede sezdir, ve yaptığı şeyin ona ne kaybettirdiğini bir ayrıntıyla ver.

Bitirdiğinde metni birine okut ve iki ayrı soru sor. Birincisi: bu kişiyi onaylıyor musun? İkincisi: neden yaptığını anlıyor musun?

İki cevabın da "hayır" olması metnin çalışmadığı anlamına gelir. İkisinin de "evet" olması genelde savunmaya kaydığın anlamına gelir. Aradığın cevap şu: hayır ve evet.

Kilit özet

Birincisi: sempati acımadır, empati konumdan bakabilmedir, özdeşleşme ise amacı üstlenmektir; üçü ayrı araçlardır.

İkincisi: okurun karaktere hak vermesi gerekmez; onun yerinde olmanın nasıl bir şey olduğunu görebilmesi gerekir.

Üçüncüsü: anlamayı kuran şey sevimlilik değil, kısıt, iç mantık, bedel, özgül ayrıntı ve bilgi eşitliğidir.

Dördüncüsü: kurmacanın perspektif alma fırsatı sunabildiği söylenebilir; "kurmaca okumak insanı empatik yapar" cümlesi elimizdeki bulguları aşar.

Beşincisi: empati ile taraf tutturma arasındaki fark niyet değil simetridir — karşı konumu da kurulabilir bırakıp bırakmadığındır.

Sonraki derse köprü

Buraya kadar anlatının gücünü konuştuk: bağ kuruyor, hatırlatıyor, başka bir konumdan baktırıyor.

Şimdi faturayı göreceğiz.

Tek bir insanın hikâyesi çok şey anlatır ama hiçbir şey kanıtlamaz. Sıradaki ders, bu kursun en rahatsız edici dersi olabilir: etkileyici örneğin neden genelleme olmadığını, hangi hikâyelerin bize hiç ulaşmadığını ve iyi bir anlatının nasıl olup da yanlış bir sonuca götürebileceğini konuşacağız.


Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel an — açılışta aynı sahnenin iki kez gösterilmesi; ikincisinde köşede beliren hastane bilgisi.

Görsel an — üç tepkinin üç ayrı mesafe olarak çizilmesi: yanında duran, içine bakan, yerine geçen.

Görsel an — beş yolun beş simge olarak dizilmesi; "sevimli yap" simgesinin üstünün çizilmesi.

Görsel an — simetri bölümünde: iki konum yan yana, birinin içi dolu diğerininki boş.

Görsel an — uygulamada iki soru ve beklenen cevap: hayır ve evet.

Motif — ders boyunca dönen "iki konum" fikri; aralarındaki mesafe her bölümde değişiyor.

Ritim — açılıştaki "Hâlâ onaylamıyorsun" cümlesinden sonra iki saniye sessizlik. Üç terim tanımı arasında birer saniye. Bilgi etiketi kutularında ton düşürülmeli. Kilit özetin beş cümlesi arasında birer saniye boşluk.