İçeriğe geç

Ders 139 · Bölüm 21

Anlatıbilimin temel soruları

Zaman, ses, odak ve düzey kavramlarını uygular.

1.463 kelime · 8 örnek · yaklaşık 10 dakika okuma · hedef video 8 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Anlatıbilim hüküm vermiyor, tarif ediyor: neyin nerede olduğunu gösteriyor.

Olay "ne oldu", söylem "bize nasıl ulaştı" — ve okurun yaşadığı şey söylem.

Dört soru söylemi çözüyor: zaman düzeni, kim konuşuyor, kim görüyor, hangi düzeydeyiz.

Anlatı düzeyi mesafe kuruyor ve iç anlatı dış anlatıda bir şeyi değiştirmiyorsa süs.

Bilgi konumunun üç hâli de meşru; yanlış olan hangisinde olduğunu bilmemek.

Ve karakter işlevi tek soruyla sınanıyor: çıkarınca hikâye bozuluyor mu?

Açılış sahnesi

Bir atölyede iki kişi aynı metni okuyor.

Birincisi diyor ki: "Bir yeri eksik ama neresi bilmiyorum."

İkincisi diyor ki: "Üçüncü sayfada anlatıcı bir şey biliyor ve okur bilmiyor. Ama metin bunu bir sır olarak kullanmıyor, sadece unutuyor. Bilgi konumu kazayla açılmış."

İkisi de aynı sorunu hissetti. Biri gösterebildi.

Aradaki fark yetenek değil. Bir soru listesi.

Şimdiye kadar bu listedeki soruların çoğunu kullandık — sekizinci derste olayı anlatımdan ayırdık, elli üçüncü derste kimin anlattığı ile kimin gördüğünü ayırdık, altmışıncı derste sıra, süre ve sıklığı kurduk.

Kullandık ama adını koymadık.

Anlatıbilim, anlatının nasıl çalıştığını sistematik olarak inceler. Sezgiyle bulduğun şeyi adlandırılabilir hâle getirir.

Bu ders o listeyi tamamlıyor ve tek çerçeveye topluyor.

Bu derste ne olacak

Önce anlatıbilimin ne yaptığını ve neden bir eleştiri değil bir tarif aracı olduğunu kuracağız. Sonra olay ile söylem ayrımını hatırlatıp üstüne bineceğiz. Ardından dört ana soruyu sırayla ele alacağız: zaman nasıl düzenlenmiş, kim konuşuyor, kim görüyor, hangi düzeydeyiz. Sonra bu derste yeni olan iki aracı kuracağız — anlatı düzeyi ve okurun bilgi konumu. Ardından karakter işlevi ile tekrarı ekleyeceğiz. Sekiz örnekten dört tanıklıktan bir hayvanın bakışına, bir günlük anlatıdan hayvan masallarına bunları izleyeceğiz.

Sıfır noktası

Bir bina düşün.

İçinde yaşayan biri odaların yerini biliyor, hangi kapının sıkıştığını biliyor, akşam güneşinin nereye vurduğunu biliyor.

Bir mimar başka bir şey biliyor: hangi duvarın taşıyıcı olduğunu.

İkisi de doğru bilgi ve ikincisi olmadan duvar yıkılamıyor.

Anlatıbilim de öyle: hikâyenin taşıyıcı duvarlarını gösteriyor.

Şimdi benzetmenin kırıldığı yeri söyleyeyim, çünkü bu bölümün tamamı için geçerli. Binada taşıyıcı duvar sabit — kim bakarsa baksın aynı.

Anlatıda taşıyıcı olan şey, ne yapmak istediğine göre değişiyor.

Aynı zaman sıçraması bir metinde gerilimi taşıyor, başka bir metinde sadece süsleme. Anlatıbilim hangisinin taşıyıcı olduğunu söylemiyor; neyin nerede olduğunu söylüyor.

Yani sana bir cetvel veriyor, bir hüküm değil.

Ve bu ayrım, ilk kuralımızın devamı: estetik tercih kural olarak anlatılmıyor. Anlatıbilim tarif ediyor, karar sana kalıyor.

Mekanizma

Anlatıbilim ne yapar

Kaynağımız inceleme alanlarını sayıyor: olay ve söylem, zaman düzeni, anlatıcı türleri, odaklanma, anlatı düzeyleri, karakter işlevleri, tekrar ve okurun bilgi konumu.

Sekiz başlık ve hepsi tek bir işe hizmet ediyor: aynı olayın kaç farklı biçimde anlatılabileceğini görmek.

Bunun pratik değeri şu. Bir metin çalışmıyorsa iki ihtimal var — ya olay zayıf ya anlatım. Anlatıbilim ikisini ayırmanı sağlıyor. Ve çoğu zaman olay iyi, anlatım yanlış yerde duruyor.

Olay ve söylem

Her şeyin altındaki ayrım.

Sekizinci derste olay örgüsünü kurmuştuk. Şimdi üstüne bir katman biniyor.

Olay "ne oldu"nun cevabı. Söylem "bize nasıl ulaştı"nın cevabı.

Ve tek cümlede söylenebilir: olay değişmeden söylem değişebilir, ve okurun yaşadığı şey söylemdir.

Aynı ölüm, ilk sayfada söylenirse yas hikâyesi; son sayfada söylenirse gerilim.

Dört ana soru

Söylemi çözmek için dört soru yetiyor.

Bir: zaman nasıl düzenlenmiş? Sıra, süre, sıklık. Altmışıncı derste kurmuştuk.

İki: kim konuşuyor? Anlatıcının kimliği, mesafesi, güvenilirliği.

Üç: kim görüyor? Odaklanma. Elli üçüncü derste kurmuştuk ve ayrımın kendisi buradan geliyor: konuşan ile gören aynı kişi olmak zorunda değil.

Dört: hangi düzeydeyiz? Anlatının kaçıncı katmanındayız.

İlk üçünü biliyorsun. Dördüncüsü bu dersin yeni aracı.

Anlatı düzeyi

Bir karakter hikâye anlatmaya başladığında ikinci düzey açılıyor. O hikâyedeki biri de anlatırsa üçüncü.

Ve düzeyin üç işi var.

Bir: mesafe kuruyor. İç anlatıdaki olay, dış anlatıdakinden daha uzak yaşanıyor.

İki: anlatıcıyı sorgulanabilir kılıyor. İçerideki hikâyeyi anlatan bir karakter; ve karakterlerin çıkarı var.

Üç: iki katman birbirini yorumluyor. İç hikâye, dış hikâyedeki bir sorunun cevabı ya da aynası oluyor.

Üçüncüsü tekniğin asıl gerekçesi. İç anlatı bir dolgu değilse, dış anlatıda bir şeyi değiştiriyor demektir.

Okurun bilgi konumu

Listenin son maddesi ve pratikte en güçlüsü.

Üç hâli var.

Okur daha çok biliyor. Gerilim buradan çıkıyor: okur tehlikeyi görüyor, karakter görmüyor.

Okur ile karakter eşit. Merak buradan çıkıyor: birlikte öğreniyoruz.

Karakter daha çok biliyor. Şaşırtma buradan çıkıyor — ve saklanan şeyin sonradan haklı çıkması gerekiyor.

Üçü de meşru. Yanlış olan tek şey, hangi hâlde olduğunu bilmemek.

Açılış sahnesindeki metnin sorunu buydu: anlatıcı bir şey biliyordu, okur bilmiyordu ve metin bu farkı hiçbir işte kullanmıyordu. Kazayla açılmış bir bilgi farkı, gerilim değil tutarsızlık üretiyor.

Karakter işlevi ve tekrar

İki araç daha.

Karakter işlevi, bir karakterin anlatı içinde ne iş gördüğüdür — kim olduğu değil. Aynı kişi bir bölümde engel, başka bölümde yardımcı olabiliyor. İşlev kimliğe değil konuma bağlı.

Faydası şurada: bir karakteri çıkarınca hikâye bozulmuyorsa, o karakterin işlevi yok demektir. Bu, sevilen ama gereksiz karakterleri bulmanın en hızlı yolu.

Tekrar, aynı öğenin dönmesi. Birinci derste bilinçli tekrarı kurmuştuk; anlatıbilimde ölçü daha keskin: bir tekrar ya anlamını değiştiriyor ya yer kaplıyor.

Örneklerden okuma

Usta katmanı

İki şey.

Bir: anlatıbilim önce tarif eder, sonra karar verdirir.

Bir metni çözümlerken sıra şu: ne olduğunu yaz, sonra nasıl anlatıldığını yaz, sonra ikisi arasındaki farkın ne kazandırdığını sor. Üçüncü adımı öne alan çözümleme, gördüğünü değil beklediğini buluyor.

İki: bu araçlar yazarken de çalışır.

Tıkanmış bir metinde dört soruyu sırayla değiştir. Aynı sahneyi başka bir sırayla, başka bir odaklanmayla, başka bir bilgi konumuyla yaz. Çoğu tıkanıklık olayda değil söylemde, ve söylemin dört ayarı var.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlış"Anlatıbilim eserleri kurallara göre notlandırır."
Doğrusu

Notlandırmıyor, tarif ediyor. "Bu metinde okur karakterden az biliyor" bir tespit; iyi ya da kötü olduğu ayrı bir soru.

Yaygın yanlış"Terimleri bilmek yazmayı zorlaştırır."
Doğrusu

Terim yazarken değil, tamir ederken kullanılıyor. Neyin bozuk olduğunu adlandıramazsan aynı yeri tekrar tekrar deniyorsun.

Yaygın yanlış"Anlatıcı yazardır."
Doğrusu

Değil. Anlatıcı metnin içinde kurulmuş bir sestir; yazar dışarıdadır. Bu ayrım silindiğinde her metin itiraf sayılıyor.

Yaygın yanlış"Karmaşık yapı derin anlam demektir."
Doğrusu

Düzey eklemek anlam eklemiyor. İç anlatı dış anlatıda bir şeyi değiştirmiyorsa süs.

Yaygın yanlış"Bu araçlar sadece romana uygun."
Doğrusu

Bilgi konumu bir sunumda da var, odaklanma bir belgeselde de. Bu bölümdeki her araç, önceki bölümlerde iş anlatısına uyguladığımız şeylerin adı.

Uygulama — kendin dene

Sol sütuna olayları oluş sırasıyla yaz — gerçekte ne, ne zaman oldu.

Sağ sütuna metindeki sırayla yaz — okura ne, ne zaman ulaştı.

İki sütun farklıysa, her farkın yanına tek soruyu sor: bu değişiklik okura ne kazandırdı?

Sonra dört soruyu ekle: zaman nasıl düzenlenmiş, kim konuşuyor, kim görüyor, hangi düzeydeyiz.

Ve son olarak metnin üç noktasında bilgi konumunu işaretle — okur mu çok biliyor, karakter mi, yoksa eşit mi?

Bu tek sayfa, çoğu çözümlemeden fazlasını gösteriyor.

Kilit özet

Anlatıbilim hüküm vermiyor, tarif ediyor: neyin nerede olduğunu gösteriyor.

Olay "ne oldu", söylem "bize nasıl ulaştı" — ve okurun yaşadığı şey söylem.

Dört soru söylemi çözüyor: zaman düzeni, kim konuşuyor, kim görüyor, hangi düzeydeyiz.

Anlatı düzeyi mesafe kuruyor ve iç anlatı dış anlatıda bir şeyi değiştirmiyorsa süs.

Bilgi konumunun üç hâli de meşru; yanlış olan hangisinde olduğunu bilmemek.

Ve karakter işlevi tek soruyla sınanıyor: çıkarınca hikâye bozuluyor mu?

Sonraki derse köprü

Bu derste anlatı düzeyini bir araç olarak tanıttık — bir karakterin hikâye anlatmaya başladığı yer.

Sonraki derste o katmanların içine gireceğiz.

Bir hikâye kendi kurmaca oluşuna dikkat çektiğinde ne oluyor, iç anlatı dış anlatıyı nasıl yargılıyor ve "gerçeği kim kuruyor" sorusu bir teknikle nasıl sorulur? Üstkurmaca, bir gösteriş biçimi değil bir soru sorma biçimi olarak duruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

  • Açılış sahnesinde iki okurun aynı sayfaya bakışı gösterilsin; ikincisinin gördüğü nokta işaretlensin.
  • Olay ve söylem iki paralel şerit olsun; aynı olaylar farklı sırayla dizilsin.
  • Dört ana soru dört sabit kart hâlinde ekranda kalsın, örneklerde ilgili kart yansın.
  • Anlatı düzeyi iç içe çerçevelerle gösterilsin; Kelile ve Dimne örneğinde üç katman açılsın.
  • Bilgi konumu için okur ve karakter iki çizgi olsun; üç hâlde çizgilerin yüksekliği değişsin.
  • Seslendirmede dört sorunun okunuşu eşit ritimde olsun.