İçeriğe geç

Ders 128 · Bölüm 19

Belirsizlik ve olasılığı anlaşılır anlatmak

Kesin olmayan sonucu dürüst ve açık ifade eder.

1.882 kelime · 9 örnek · yaklaşık 13 dakika okuma · hedef video 8 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Birincisi: belirsizliğin üç türü vardır — bilgi eksikliği, doğal değişkenlik ve model belirsizliği; üçü ayrı yazılır.

İkincisi: zihin oranları değil sayımları kavrar; sıklık çevirisi aynı bilgiyi taşır ve yanlış anlaşılmaz.

Üçüncüsü: bir değişim mutlak sayılarla verilmeli — "iki katına çıktı" cümlesi başlangıç değeri olmadan anlamsızdır.

Dördüncüsü: belirsizlik kelimeleri kişiden kişiye değişir; ciddi metinlerde kelimenin yanına sayı konur.

Beşincisi: kesinlik ile eylem aynı şey değildir — "kesin değil ama şu anki bilgiyle şu makul" cümlesi hem dürüst hem kullanışlıdır.

Açılış sahnesi

Bir hava tahmini: "Yarın yüzde otuz ihtimalle yağmur var."

Ertesi gün yağmur yağmıyor.

Tahmin yanlış mıydı?

Çoğu insan "yanlış" diyor. Oysa tahmin, yağmurun yağmayacağını söylüyordu — yüzde yetmiş ihtimalle.

Şimdi aynı bilgiyi başka türlü verelim.

"Bugüne benzeyen on günden üçünde yağmur yağdı."

Aynı sayı. Tamamen aynı bilgi.

Ama şimdi kimse "tahmin yanlıştı" demiyor. Çünkü cümle bir söz vermiyor; bir sıklık bildiriyor.

Fark nerede? Birincisi tek bir güne bakıyor ve bir sayı yapıştırıyor. İkincisi on gün gösteriyor ve okurun kendi saymasına izin veriyor.

İnsan zihni tek olayın olasılığını kavramıyor. Sıklığı kavrıyor.

Bir olasılığı anlaşılır kılmanın en kesin yolu, onu bir orandan bir sayıma çevirmektir.

Bu ders o çeviriyi öğretiyor.

Bu derste ne olacak

Önce belirsizliğin türlerini ayıracağız — hepsi aynı şey değil. Sonra olasılığın neden anlaşılmadığını göreceğiz. Ardından sıklık çevirisini kuracağız: bu dersin asıl aracı. Sonra aralık vermeyi ele alacağız. Ardından belirsizlik dilini konuşacağız — "olabilir" ile "muhtemelen" arasındaki fark bir dürüstlük meselesi. Sonra kesinlik baskısını göreceğiz. Ardından karşılaştırmalı riski ele alacağız: bir sayı tek başına büyük ya da küçük değil. Son olarak belirsizliği bir hikâye içinde taşımayı kuracağız. Dokuz örnekten hava tahmininden tıbbi riske, seçim anketinden iklim senaryolarına bunları izleyeceğiz.

Sıfır noktası

Bir terazi düşün.

Bir tarafa gerçeği, öteki tarafa bilgiyi koyuyorsun. Bilgi arttıkça terazi dengeye geliyor.

Bilgi eksikse belirsizlik var demektir: daha çok bilgi, daha az belirsizlik.

Şimdi benzetmenin kırıldığı yeri söyleyeyim ve bu dersin merkezinde. Belirsizliğin bir kısmı bilgi eksikliğinden değil.

Bir kısmı, olayın kendisinden geliyor.

Bir madenî parayı attığında sonucu bilmemenin sebebi bilgisizlik değil; sonucun henüz belirlenmemiş olması. Ne kadar araştırırsan araştır, hangi yüzün geleceğini önceden bilemiyorsun.

Ve bu ayrım pratikte çok işe yarıyor, çünkü ikisi farklı biçimde anlatılıyor.

Bilgi eksikliği: "henüz bilmiyoruz, araştırılıyor."

Doğal değişkenlik: "bilinemez; yalnızca sıklığı söylenebilir."

İkisini karıştıran metin, ya sahte bir umut veriyor ya gereksiz bir çaresizlik.

Mekanizma

Belirsizliğin üç türü

Hepsi aynı şey değil ve üçü ayrı yazılıyor.

Bir: bilgi belirsizliği. Cevap var ama henüz bilinmiyor. Ölçüm yapılmamış, veri toplanmamış.

İki: doğal değişkenlik. Cevap tek değil. Aynı koşullarda farklı sonuçlar çıkıyor.

Üç: model belirsizliği. Elimizde bir hesap var ama hesabın kendisi bir yaklaşım.

Üçüncüsü en az anlatılanı ve en yanlış anlaşılanı: bir tahmin, gerçeğin ölçümü değil bir modelin çıktısı.

Ve dürüst bir metin üçünü ayırıyor: "bilmiyoruz" mu, "değişiyor" mu, yoksa "modelimiz bunu söylüyor" mu?

Olasılık neden anlaşılmıyor

Üç sebebi var ve üçü de bilinen zihinsel eğilimler.

Bir: tek olay sorunu. Yüzde otuz, tek bir gün için ne anlama geliyor? Zihin bunu bir sayıya değil bir karara çeviriyor: yağacak ya da yağmayacak.

İki: yanlış bölen. "Bu ilaç riski iki katına çıkarıyor" cümlesi, riskin başlangıçta ne olduğu söylenmediğinde anlamsız. Binde birden binde ikiye çıkmak da iki kat.

Üç: kesinlik tercihi. İnsanlar belirsiz bir doğru yerine kesin bir yanlışı tercih ediyor. Kesin cümle daha güvenilir geliyor.

Üçüncüsü bu dersin bütün gerilimini kuruyor: dürüst olan cümle, güvenilir görünmüyor.

Ve çözüm, belirsizliği gizlemek değil — anlaşılır kılmak.

Sıklık çevirisi

Bu dersin asıl aracı ve tek bir hamleden ibaret.

Neden çalıştığı belli: zihin oranları değil sayımları kavrıyor.

Üç kuralı var.

Bir: aynı bölen kullanılıyor. Bütün sayılar aynı taban üzerinden veriliyor — hepsi yüzde ya da hepsi binde.

İki: taban söyleniyor. "Yüz kişiden üçü" — kaç kişiden kaçı olduğu açık.

Üç: mutlak sayı veriliyor. Yalnızca değişim değil, başlangıç ve varış noktası.

Bir örnek: "risk iki katına çıkıyor" yerine "yüz bin kişide iki iken dört oluyor."

İkinci cümle aynı bilgiyi veriyor ve okuru paniğe sokmuyor — çünkü ölçeği gösteriyor.

Ve bu, yüz on sekizinci derste kurduğumuz ölçek geçişinin sayısal karşılığı.

Aralık vermek

Tek bir sayı vermek çoğu zaman yanlış; doğru olan bir aralık.

Üç şey belirtiliyor.

Merkez. En olası değer.

Aralık. Alt ve üst sınır.

Güven. Bu aralık ne kadar güvenilir?

Ve aralığın genişliği bir bilgi taşıyor: dar aralık çok veri, geniş aralık az veri demek.

Bir uyarı: aralık verildiğinde okur genellikle merkezi alıyor ve aralığı unutuyor. Bunu önlemenin yolu aralığı önce söylemek.

"Otuz ile elli arasında, muhtemelen kırk civarında" cümlesi, "kırk civarında, otuz ile elli arasında"dan daha iyi taşınıyor.

Belirsizlik dili

Kelime seçimi burada bir dürüstlük meselesi, bir üslup tercihi değil.

Türkçede kullanılan ifadeler bir sıra oluşturuyor.

Kesin. Ölçüldü, gösterildi.

Muhtemelen. Kanıt güçlü, kesinlik yok.

Olabilir. Mümkün, kanıt zayıf ya da sınırlı.

İleri sürülüyor. Bir iddia var, doğrulanmadı.

Bilinmiyor. Veri yok.

Sorun şu: bu kelimeler farklı kişilerce farklı anlaşılıyor. Birinin "muhtemelen"i yüzde altmış, ötekinin yüzde doksan.

Bu yüzden ciddi metinlerde kelimenin yanına sayı konuyor: "muhtemelen — yani beş çalışmadan dördünde."

Ve en sık yapılan hata kelimenin yükseltilmesi: kaynak "olabilir" diyor, metin "muhtemelen" yazıyor, başlık "kanıtlandı" diyor.

Yüz on yedinci derste kesinlik eklemeyi tahrifat biçimlerinden biri olarak saymıştık. Burada mekanizmasını görüyoruz: her aktarma aşamasında kesinlik bir kademe artıyor.

Kesinlik baskısı

Bu bölümün en zor tarafı ve dışarıdan geliyor.

Okur kesinlik istiyor. Editör kesin bir başlık istiyor. Karar verici net bir cevap istiyor.

Ve belirsiz konuşan kişi bilgisiz sanılıyor.

Üç karşı hamle var.

Bir: belirsizliği bilgi olarak sun. "Bilmiyoruz" yerine "şu aralıkta, şu koşulda" — aynı şey, farklı ağırlık.

İki: neyin kesin olduğunu söyle. Her metinde kesin bilinen bir şey vardır; onu ayır ve öne al.

Üç: kararı belirsizlikle birlikte ver. "Kesin değil ama şu anki bilgiyle şunu yapmak makul." Bu cümle hem dürüst hem kullanışlı.

Üçüncüsü asıl çözüm: kesinlik ile eylem aynı şey değil. Bir karar, kesin bilgi olmadan da verilebiliyor — ve zaten çoğu karar öyle veriliyor.

Karşılaştırmalı risk

Bir sayı tek başına büyük ya da küçük değil. Karşılaştırma olmadan anlamı yok.

Üç karşılaştırma zemini var.

Kendi geçmişi. Geçen yıl neydi?

Benzer durum. Başka bir yerde ne kadar?

Tanıdık bir risk. Herkesin ölçeğini bildiği bir şey.

Üçüncüsü en etkili ve en riskli olanı.

Etkili, çünkü okur bir ölçü kazanıyor. Riskli, çünkü iki risk gerçekten karşılaştırılabilir olmayabiliyor — biri gönüllü, öteki değil; biri kontrol edilebilir, öteki değil.

Ve bir kural: karşılaştırma bir küçümseme aracına dönüşmemeli. "Bundan endişelenmeyin, şu daha tehlikeli" cümlesi bir bilgi değil bir yönlendirme.

Doğru biçim: iki sayıyı yan yana koymak ve yorumu okura bırakmak.

Belirsizliği hikâye içinde taşımak

Son mesele: bütün bunlar bir metinde nasıl duruyor?

Üç yerleştirme biçimi var.

Cümle içinde. "Yüz bin kişide iki ile dört arasında." En sık ve en kolay.

Ayrı bir bölümde. "Bu çalışmanın söylemediği şeyler." Uzun metinlerde en temiz çözüm.

Anlatının içinde. Bir kişinin belirsizlikle nasıl karar verdiğini göstermek.

Üçüncüsü en güçlüsü ve en az kullanılanı.

Çünkü belirsizlik soyut bir kavram; ama belirsizlik içinde karar veren bir insan bir sahne. Ve okur, bir sayıyı anlamasa bile o sahneyi anlıyor.

Bu, bölüm boyunca kurduğumuz ilkenin son hâli: soyut bilgi, problem içine yerleştirildiğinde taşınıyor.

Örneklerden okuma

Önce sıklık çevirisine üç örnekten bakalım.

Şimdi aralık ve dile üç örnekten bakalım.

Son olarak karşılaştırma ve sunuma üç örneğe bakalım.

Usta katmanı

Şimdi üç ince noktaya bakalım.

Birincisi, belirsizliği en iyi taşıyan şey sayı değil karar. Okur yüzde otuzu anlamayabiliyor; ama şemsiye alıp almamaya karar veren birini anlıyor. Bu yüzden en etkili belirsizlik anlatımı, bir kişinin eksik bilgiyle nasıl karar verdiğini göstermek — sayı o sahnenin içinde geçiyor ve yerine oturuyor.

İkincisi, belirsizliği bildirmenin bir zamanlaması var. Metnin sonunda toplanan sınırlar okunmuyor; başında verilen sınırlar ise metni daha okunmadan zayıflatıyor. En iyi yer ortası: iddia kurulduktan hemen sonra, sonuçlar çıkarılmadan önce.

Üçüncüsü, bir üretim notu. Sayı içeren metinlerde en yararlı denetim, her sayının yanına tabanını yazmak: neyin yüzdesi, kaç kişide kaç, hangi yıl? Bu denetim yapıldığında metindeki sayıların bir kısmının karşılaştırılamaz olduğu ortaya çıkıyor — ve genellikle en çarpıcı olanı, tabanı en belirsiz olanı.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlışÇok yaygın bir kanı şu: bir olasılığı anlatmanın en net yolu yüzde vermektir.
Doğrusu

Zihin tek bir olay için yüzdeyi kavramıyor; onu bir karara çeviriyor. Sıklık çevirisi aynı bilgiyi taşıyor ve yanlış anlaşılmıyor: "yüz kişiden üçü" ile "yüzde üç" aynı sayı, farklı anlaşılırlık.

Yaygın yanlışİkinci yaygın yanlış: belirsizliği belirtmek metnin otoritesini zayıflatır.
Doğrusu

Zayıflatan şey belirsizliğin kendisi değil, sunuluş biçimi. "Bilmiyoruz" bir boşluk bildiriyor; "şu aralıkta, şu koşulda ölçüldü" bir kapsam bildiriyor. İkincisi aynı bilgiyi taşıyor ve metni güçlendiriyor.

Yaygın yanlışÜçüncüsü: bir riski tanıdık bir riskle karşılaştırmak onu anlaşılır kılar.
Doğrusu

Kısmen — ama iki risk gerçekten karşılaştırılabilir olmayabiliyor: biri gönüllü, öteki zorunlu; biri kontrol edilebilir, öteki değil. Ve "şundan daha az tehlikeli" cümlesi bir bilgi değil bir yönlendirme. Doğru biçim iki sayıyı yan yana koyup yorumu okura bırakmak.

Uygulama — kendin dene

Birinci adım. Her sayıyı işaretle ve yanına tabanını yaz: neyin yüzdesi, kaç kişide kaç?

İkinci adım. Tabanı belirsiz olanları ayır. Kaç tane çıktı?

Üçüncü adım. Bir oranı sıklığa çevir. "Yüzde üç" yerine "yüz kişiden üçü" yaz ve okumadaki farkı gör.

Dördüncü adım. Belirsizlik türünü belirle: bilgi eksikliği mi, doğal değişkenlik mi, model belirsizliği mi?

Beşinci adım. Bir aralık ekle ve önce aralığı, sonra merkezi yaz.

Altıncı adım. Belirsizlik kelimelerini tara. Kaynakta ne yazıyordu, metinde ne yazıyor? Kesinlik yükselmiş mi?

Yedinci adım. Bir karşılaştırma zemini ekle — kendi geçmişi, benzer durum ya da tanıdık bir ölçü.

Son kontrol. Belirsizliği bir sahneye çevir: eksik bilgiyle karar veren birini yaz. Sayı o sahnenin içinde geçsin.

Kilit özet

Birincisi: belirsizliğin üç türü vardır — bilgi eksikliği, doğal değişkenlik ve model belirsizliği; üçü ayrı yazılır.

İkincisi: zihin oranları değil sayımları kavrar; sıklık çevirisi aynı bilgiyi taşır ve yanlış anlaşılmaz.

Üçüncüsü: bir değişim mutlak sayılarla verilmeli — "iki katına çıktı" cümlesi başlangıç değeri olmadan anlamsızdır.

Dördüncüsü: belirsizlik kelimeleri kişiden kişiye değişir; ciddi metinlerde kelimenin yanına sayı konur.

Beşincisi: kesinlik ile eylem aynı şey değildir — "kesin değil ama şu anki bilgiyle şu makul" cümlesi hem dürüst hem kullanışlıdır.

Sonraki derse köprü

Belirsizliği anlatmayı kurduk. Şimdi sayıların bir anlatı hâline gelmesine geçiyoruz.

Sıradaki derste veri hikâyesinin yedi adımı var. Kaynağımız somut bir akış veriyor: bağlam, değişim, karşılaştırma, açıklama, insan etkisi, sınır ve eylem. Yedi adımın her birinin ne iş yaptığını, hangisinin atlandığında neyin bozulduğunu ve bir grafiğin neden bir dekor değil bir kanıt olduğunu konuşacağız.


Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel an — açılışta yüzde otuz yazısının solması ve yerine on gün ikonunun gelip üçünün yağmurlu olması.

Görsel an — terazi benzetmesinde: bilginin artmasıyla dengelenen taraf, sonra dengelenmeyen ikinci bir belirsizlik türünün belirmesi.

Görsel an — sıklık çevirisinde: bir yüzde işaretinin yüz küçük figüre dönüşmesi.

Görsel an — kesinlik yükselmesinde: aynı cümlenin üç aşamada sertleşmesi.

Görsel an — aralık bölümünde: bir çubuğun genişliğinin veri miktarına göre değişmesi.

Motif — Bölüm 19 boyunca dönen soru işareti; bu derste bir aralık çubuğuna dönüşüyor.

Ritim — açılışta iki ifade arasında iki saniye, "kendi saymasına izin veriyor" cümlesinden sonra iki saniye. Üç belirsizlik türü arasında birer saniye. Beş belirsizlik kelimesi arasında yarımşar saniye. Kilit özetin beş cümlesi arasında birer saniye boşluk.