İçeriğe geç

Ders 126 · Bölüm 19

Bilişsel yük ve gereksiz dramatizasyon

Öğrenmeyi destekleyen ve dikkat dağıtan ayrıntıyı ayırır.

1.847 kelime · 9 örnek · yaklaşık 12 dakika okuma · hedef video 8 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Birincisi: bilişsel yükün üç türü vardır — konunun kendi yükü, sunum yükü ve yapıcı yük; tasarımın işi ikinciyi düşürüp üçüncüye yer açmaktır.

İkincisi: baştan çıkarıcı ayrıntı ilgi çekicidir, hedefle ilgisizdir ve hatırlanır — zararı tam da hatırlanmasından gelir.

Üçüncüsü: yardımcı duygu kavramla birlikte hatırlanır, engelleyici duygu kavramın yerine hatırlanır.

Dördüncüsü: gereksiz ayrıntı diye bir şey yok; yanlış derste bulunan ayrıntı var — aynı cümle bir derste zarar, ötekinde tam gerekli olan olabilir.

Beşincisi: memnuniyet öğrenmeyi ölçmez; ölçüm dersin sonunda değil bir hafta sonra yapılır.

Açılış sahnesi

Bir eğitim vakası okuyacağım.

"Ada, elleri titreyerek kuyunun başına gitti. Sabahın ilk ışıkları yüzüne vururken, hasta annesinin ilaç parasını nasıl bulacağını düşünüyordu. Ölçüm çubuğunu suya daldırdı. Su seviyesi günde on sekiz santimetre düşüyordu."

Şimdi öğrencilere bir hafta sonra soralım: bu vakada su ne kadar düşüyordu?

Çoğu hatırlamıyor.

Ama hepsi hasta anneyi hatırlıyor.

Ne oldu? Vakadaki tek sayı, vakadaki en güçlü duygunun yanında durdu ve kayboldu.

Şimdi aynı vakayı sadeleştirelim.

"Ada ölçüm çubuğunu suya daldırdı. Su seviyesi günde on sekiz santimetre düşüyordu."

İki cümle. Hiçbir duygu. Ve bir hafta sonra herkes sayıyı hatırlıyor.

Birinci metin daha iyi yazılmıştı. İkincisi daha iyi öğretti.

Öğrenmeyi destekleyen ayrıntı ile dikkat dağıtan ayrıntı aynı şey değildir; ikincisi ne kadar iyi yazılırsa o kadar çok zarar verir.

Bu ders o ayrımı yapıyor.

Bu derste ne olacak

Önce bilişsel yükü tanımlayacağız ve üç türünü ayıracağız. Sonra baştan çıkarıcı ayrıntı olgusunu göreceğiz — bu dersin merkezi. Ardından ayrıntının hangi durumda öğrenmeye hizmet ettiğini kuracağız. Sonra duygunun eğitimdeki iki yüzünü konuşacağız. Ardından fazlalığın dört kaynağını sayacağız. Sonra sadeleştirmenin sınırını göreceğiz — çıplak bilgi de öğretmiyor. Ardından çalışma belleğinin sınırını ele alacağız. Son olarak ayrıntı denetimini bir yönteme çevireceğiz. Dokuz örnekten ders kitabı tasarımından sunum düzenine, bilim iletişiminden sınav sonuçlarına bunları izleyeceğiz.

Sıfır noktası

Bir sırt çantası düşün.

Yürüyüşe çıkıyorsun. Çantaya su, yiyecek ve harita koyuyorsun. Sonra bir kitap, bir fener, bir battaniye ekliyorsun.

Her ek bir ağırlık. Ve bir yerden sonra çanta yürümeni engelliyor.

Öğrenme de böyle: her ayrıntı bir yük.

Şimdi benzetmenin kırıldığı yeri söyleyeyim ve bu dersin merkezinde. Çantada gereksiz eşya seni yavaşlatıyor ama gerekli eşyayı çıkarmıyor.

Zihinde çıkarıyor.

Çalışma belleği sınırlı ve dolduğunda yeni gelen, orada olanın yerini alıyor. Yani gereksiz bir ayrıntı yalnızca yer kaplamıyor — gerekli bir şeyi dışarı atıyor.

Açılıştaki vakada olan tam olarak bu: hasta anne, on sekiz santimetreyi dışarı attı.

Ve bir şey daha var. Ağır çanta hemen fark ediliyor; bilişsel yük fark edilmiyor.

Öğrenci ilgiyle dinliyor, keyif alıyor ve öğrenmiyor. Herkes dersin iyi geçtiğini düşünüyor.

Mekanizma

Bilişsel yükün üç türü

Üç türü var ve üçü ayrı davranıyor.

Bir: konunun kendi yükü. Öğretilen şeyin doğal zorluğu. Değiştirilemiyor.

İki: sunum yükü. Malzemenin nasıl düzenlendiğinden gelen ek yük. Azaltılabiliyor ve azaltılmalı.

Üç: yapıcı yük. Öğrencinin bağ kurmak ve anlamak için harcadığı çaba. İstenen yük.

Tasarımın işi net: ikinciyi düşür, üçüncüye yer aç.

Ve buradaki asıl mesele şu: gereksiz dramatizasyon ikinci türden bir yük ve üçüncünün yerini alıyor.

Öğrenci hikâyeyi takip etmeye çalışırken kavramı bağlayacak kapasiteyi harcıyor.

Baştan çıkarıcı ayrıntı

Bu dersin merkez olgusu ve adı var.

Üç özelliği var.

Bir: ilgi çekici. Duygusal, şaşırtıcı ya da somut.

İki: hedefle ilgisiz. Öğrenilecek kavramı taşımıyor.

Üç: hatırlanıyor. Ve tam da bu yüzden zararlı.

Zarar mekanizması iki yönlü.

Dikkat çalıyor. Öğrenci oraya bakıyor ve kavramı kaçırıyor.

Hafızada yer alıyor. Sonradan hatırlanan şey o oluyor ve kavramı bastırıyor.

Ve en sinsi tarafı: baştan çıkarıcı ayrıntı bir hata gibi görünmüyor. Tersine, dersi canlandıran şey gibi duruyor.

Ölçü tek soruda: bu ayrıntı çıkarılırsa öğrenci hedefe ulaşabilir mi? Ulaşabiliyorsa ayrıntı gereksiz.

Ayrıntı ne zaman hizmet ediyor

Her ayrıntı zararlı değil. Üç durumda öğrenmeye doğrudan hizmet ediyor.

Bir: kavramın kendisini taşıyorsa. On sekiz santimetre bir ayrıntı ama kavramın kendisi.

İki: bir ayrım kuruyorsa. İki durumun farkını gösteren ayrıntı, farkı öğretiyor.

Üç: yanlış bir sezgiyi kırıyorsa. Öğrencinin beklentisine aykırı bir ayrıntı, beklentiyi düzeltiyor.

Üçüncüsü en verimlisi. Çünkü kavram, öğrencinin zaten sahip olduğu yanlış bir modelin üstüne yazılıyor ve o modeli silmek için çarpıcı bir şey gerekiyor.

Ve fark burada: çarpıcılık hedefe hizmet ediyorsa yatırım, etmiyorsa israf.

Aynı duygu, aynı somutluk — biri öğretiyor, öteki engelliyor.

Duygunun iki yüzü

Yüz yirmi dördüncü derste duygunun hatırlamayı güçlendirdiğini kurmuştuk. Burada tersini de görüyoruz.

Yardımcı duygu: öğrenilecek şeyin kendisinden geliyor. Bir sayının şaşırtıcı olması, bir sonucun beklenmedik çıkması.

Engelleyici duygu: dışarıdan ekleniyor. Bir karakterin dramı, bir felaket, bir kişisel trajedi.

Ayrım şu soruda: duygu, kavramı anlamaktan mı geliyor, yoksa kavramın yanındaki bir şeyden mi?

Ve bir ölçü daha: yardımcı duygu kavramla birlikte hatırlanıyor; engelleyici duygu kavramın yerine hatırlanıyor.

Açılıştaki hasta anne ikinci türden. Su seviyesinin günde on sekiz santimetre düşmesi ise birinci türden — o sayı zaten şaşırtıcı ve şaşkınlık doğrudan kavramın kendisinden geliyor.

Fazlalığın dört kaynağı

Gereksiz ayrıntı dört yerden geliyor ve dördü ayrı gerekçelerle savunuluyor.

Bir: canlandırma isteği. "Kuru olmasın." En yaygın gerekçe.

İki: gerçekçilik kaygısı. "Gerçek hayatta böyle olur." Doğru ama gerçek hayatın tamamı gerekmiyor.

Üç: yazarın ilgisi. Yazan kişinin ilginç bulduğu şey metne giriyor.

Dört: dolgu. Malzeme kısa geldiğinde uzatılıyor.

Dördüncüsü en dürüst olanı ve en kolay çözüleni: kısa bir ders kısa kalabiliyor.

Üçüncüsü en zor fark edileni. Bir yazar kendi ilgisini öğrencinin ilgisi sanıyor ve o ayrıntıyı savunuyor.

Panzehir: ayrıntı denetimini başkasına yaptırmak. Kendi metnindeki sevdiğin ayrıntıyı sen eleyemiyorsun.

Sadeleştirmenin sınırı

Buraya kadar hep çıkarmaktan söz ettik. Şimdi tersini söyleyelim, çünkü aşırı sadeleştirme de öğretmiyor.

Üç sebebi var.

Bir: bağlam kayboluyor. Bilgi nerede kullanılacağı belli olmadan öğrenilmiyor.

İki: tutunacak yer kalmıyor. Yüz yirmi dördüncü derste kurmuştuk: bilgi bilinen bir şeye tutunmadan durmuyor.

Üç: ayrım öğrenilmiyor. Yalnızca doğru örneği gören öğrenci, yanlış olanı tanıyamıyor.

Yani hedef "az ayrıntı" değil, "doğru ayrıntı".

Ve pratik denge şu: her ayrıntı bir işe hizmet etsin. Sayı azaltmak değil, işlevsizleri elemek.

Çalışma belleğinin sınırı

Somut bir kısıt ve tasarımı doğrudan etkiliyor.

Bir kişi aynı anda az sayıda yeni ögeyi taşıyabiliyor. Ve bu sayı, öge karmaşıklaştıkça düşüyor.

Üç pratik sonucu var.

Bir: yeni terim sayısı sınırlı. Bir derste kaç yeni kavram tanıtıldığı, kaç dakika sürdüğünden önemli.

İki: sıra önemli. Birbirine bağlı bilgiler art arda verilmeli; arada başka bir şey girdiğinde bağ kopuyor.

Üç: parçalama işe yarıyor. Bir bütün, tanıdık parçalara ayrıldığında yük düşüyor.

Ve bir uyarı: bu sınır aşıldığında öğrenci "anlamadım" demiyor. Genellikle dinlemeyi bırakıyor ve bunu fark etmiyor.

Bu yüzden yükü öğrencinin tepkisinden değil, yapıdan ölçmek gerekiyor.

Ayrıntı denetimi

Bütün dersi bir yönteme indirebiliyoruz. Yüz yirmi dördüncü derste kısaca değinmiştik; burada tamamlıyoruz.

İki sütunlu bir tablo.

Sol sütun: metindeki her ayrıntı. Tek tek.

Sağ sütun: o ayrıntının hangi öğrenme hedefine hizmet ettiği.

Sonra üç işlem.

Bir: sağı boş olanlar çıkarılıyor.

İki: aynı hedefe hizmet eden birden fazla ayrıntı varsa biri kalıyor.

Üç: en çok hatırlanacak ayrıntı işaretleniyor — hedefle ilgili değilse yeniden yazılıyor.

Üçüncü işlem en önemlisi ve şu soruyla yapılıyor: bir hafta sonra bu metinden ne hatırlanacak?

Cevap hedefin kendisi değilse metin yanlış yere yatırım yapmış demektir.

Örneklerden okuma

Önce baştan çıkarıcı ayrıntının ölçülmesine üç örnekten bakalım.

Şimdi ayrıntının hizmet ettiği durumlara üç örnekten bakalım.

Son olarak yük yönetimine üç örneğe bakalım.

Usta katmanı

Şimdi üç ince noktaya bakalım.

Birincisi, bilişsel yükün en sinsi tarafı öğrencinin memnun olması. Süslü, hikâyeli ve akıcı bir ders keyifli geçiyor; öğrenci anladığını hissediyor ve eğitmen dersin iyi geçtiğini düşünüyor. Zorlanma hissi ile öğrenme çoğu zaman aynı yönde gitmiyor — kolay gelen ders, az öğreten ders olabiliyor.

İkincisi, bir ayrıntının zararlı olup olmadığı hedefe göre değişiyor, kendisine göre değil. Hasta anne, sağlık hizmetlerine erişim öğretilen bir derste tam da gereken ayrıntı. Aynı cümle, su ölçümü öğretilen bir derste zarar veriyor. Yani "gereksiz ayrıntı" diye bir ayrıntı yok; yanlış derste bulunan ayrıntı var.

Üçüncüsü, bir üretim notu. Eğitim malzemelerinde en yararlı sınama, metni yazan kişinin dışında birine bir hafta sonra tek soru sormak: "bu dersten aklında ne kaldı?" Cevap hedefin kendisiyse malzeme çalışıyor. Bir anekdotsa metin yanlış yere yatırım yapmış — ve bu, dersin hemen sonrasında yapılan hiçbir değerlendirmede görünmüyor.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlışÇok yaygın bir kanı şu: bir dersi ilgi çekici kılan her şey öğrenmeye yardım eder.
Doğrusu

İlgi çekicilik hedefe hizmet ediyorsa yatırım, etmiyorsa israf. Baştan çıkarıcı ayrıntı hem dikkat çalıyor hem hafızada yer alıyor; sonradan hatırlanan o oluyor ve kavramı bastırıyor. Ölçü tek soruda: bu ayrıntı çıkarılırsa öğrenci hedefe ulaşabilir mi?

Yaygın yanlışİkinci yaygın yanlış: bilişsel yükü azaltmak, malzemeyi kısaltmak demektir.
Doğrusu

Aşırı sadeleştirme de öğretmiyor: bağlam kayboluyor, bilginin tutunacağı yer kalmıyor ve öğrenci yanlış örneği tanıyamıyor. Hedef az ayrıntı değil, doğru ayrıntı — sayı azaltmak değil, işlevsizleri elemek.

Yaygın yanlışÜçüncüsü: öğrenciler dersi beğendiyse ders işini yapmıştır.
Doğrusu

Memnuniyet ile öğrenme aynı yönde gitmiyor. Süslü ve akıcı bir ders keyifli geçiyor ve öğrenci anladığını hissediyor; bir hafta sonra elinde yalnızca anekdot kalıyor. Ölçüm dersin sonunda değil, bir hafta sonra yapılıyor.

Uygulama — kendin dene

Birinci adım. Öğrenme hedefini tek cümlede yaz.

İkinci adım. İki sütunlu tabloyu kur. Solda her ayrıntı, sağda hangi hedefe hizmet ettiği.

Üçüncü adım. Sağı boş kalan satırları işaretle. Silmeden önce say — kaç tane çıktı?

Dördüncü adım. Aynı hedefe hizmet eden birden fazla ayrıntı varsa en somut olanı bırak.

Beşinci adım. Duygu kontrolü yap. Metindeki duygu kavramdan mı geliyor, yanındaki bir şeyden mi?

Altıncı adım. Yeni terim say. Bir oturumda kaç yeni kavram tanıtılıyor?

Yedinci adım. Bir hafta testi kur: bu metinden bir hafta sonra ne hatırlanacak? Cevabın hedef olması gerekiyor.

Son kontrol. Sadeleştirme sınırını yokla. Çıkardıklarından sonra bağlam kaldı mı, tutunacak yer kaldı mı?

Kilit özet

Birincisi: bilişsel yükün üç türü vardır — konunun kendi yükü, sunum yükü ve yapıcı yük; tasarımın işi ikinciyi düşürüp üçüncüye yer açmaktır.

İkincisi: baştan çıkarıcı ayrıntı ilgi çekicidir, hedefle ilgisizdir ve hatırlanır — zararı tam da hatırlanmasından gelir.

Üçüncüsü: yardımcı duygu kavramla birlikte hatırlanır, engelleyici duygu kavramın yerine hatırlanır.

Dördüncüsü: gereksiz ayrıntı diye bir şey yok; yanlış derste bulunan ayrıntı var — aynı cümle bir derste zarar, ötekinde tam gerekli olan olabilir.

Beşincisi: memnuniyet öğrenmeyi ölçmez; ölçüm dersin sonunda değil bir hafta sonra yapılır.

Sonraki derse köprü

Eğitimde neyin taşınacağını kurduk. Şimdi bilimin kendi anlatısına geçiyoruz.

Sıradaki derste bilimin gerçek anlatısı var: soru, yöntem, bulgu. Kaynağımız bir kalıbı reddediyor — "dâhi bir kişi gerçeği buldu." Gerçek bilim anlatısı altı soruyla kuruluyor: soru nasıl doğdu, hangi hipotezler elendi, yöntem neydi, belirsizlik ne kadar, bulgu hangi koşullarda geçerli ve topluluk nasıl denetledi? Sonucu maceralaştırıp süreci silmenin neden bilimi yanlış temsil ettiğini konuşacağız.


Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel an — açılışta iki metnin yan yana durması; birincide hasta anne cümlesinin parlayıp sayıyı gölgelemesi.

Görsel an — sırt çantası benzetmesinde: eklenen bir eşyanın gerekli bir eşyayı dışarı itmesi.

Görsel an — üç yük türünün üç ayrı renkte gösterilmesi; ikincinin küçülüp üçüncünün büyümesi.

Görsel an — ayrıntı denetiminde: iki sütunlu tablo ve sağı boş satırların silinmesi.

Görsel an — bir hafta testinde: takvim ilerlerken metinden yalnızca bir ayrıntının kalması.

Motif — Bölüm 19 boyunca dönen soru işareti; bu derste bir terazi üzerinde ağırlık olarak duruyor.

Ritim — açılışta iki metin arasında iki saniye, "daha iyi öğretti" cümlesinden sonra iki saniye. Üç yük türü arasında birer saniye. Dört fazlalık kaynağı arasında yarımşar saniye. Kilit özetin beş cümlesi arasında birer saniye boşluk.