Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Birincisi: hikâyenin eğitimdeki tek işi soyut bilgiyi problem içine yerleştirmektir — ilgi çekmek değil.
İkincisi: her konu hikâye istemez; ölçü, öğrencinin o konuda yanlış bir karar verip veremeyeceğidir.
Üçüncüsü: hikâye öğrenme hedefiyle üç düzeyde hizalanır — zorluk, karar ve ayrıntı.
Dördüncüsü: her benzetmenin sınırı benzetmeyle birlikte söylenir; kurulup bırakılan benzetme yıllarca süren bir yanlış anlama üretir.
Beşincisi: doğruluk sıralaması nettir — ayrıntı azaltmak kabul edilebilir, eksik göstermek bildirilirse meşru, yanlış göstermek hiçbir şekilde.
Açılış sahnesi
Bir bilgi vereceğim.
"Yeraltı suyu aşırı çekim nedeniyle azalabilir."
Bu cümle doğru. Kısa. Net. Ve on dakika sonra unutuluyor.
Şimdi aynı bilgiyi başka türlü verelim.
"Ada'nın kuyusundaki su seviyesi her gün on sekiz santimetre düşüyor. Yağış değişmedi. Hangi üç insan faaliyeti bu düşüşü açıklayabilir?"
Ne değişti?
Birincisinde öğrenci bir cümle aldı. İkincisinde bir işi var: kanıt topluyor, varsayım kuruyor, karar veriyor.
Ve bir şey daha oldu — soruyu cevaplamak için birinci cümledeki bilgiyi kendisi bulmak zorunda.
Yani bilgi verilmedi; bilgiye ihtiyaç yaratıldı.
Ama dikkat: buradaki hikâye bir süs değil. Ada'nın kim olduğu, kuyunun ne renk olduğu, o sabah hava nasıldı — hiçbiri yok.
Yalnızca bir sayı, bir sabit ve bir soru var.
Eğitim hikâyesinde doğruluk, öğrenme hedefi ve bilişsel yük; dramatik süsten önce gelir.
Bu ders Bölüm 19'u açıyor.
Bu derste ne olacak
Önce hikâyenin eğitimde ne yaptığını göreceğiz — tek bir işi var. Sonra hikâyenin işe yaradığı ve yaramadığı durumları ayıracağız; her konu hikâye istemiyor. Ardından öğrenme hedefiyle hizalamayı kuracağız. Sonra üç yanlış kullanım biçimini sayacağız. Ardından merak boşluğunu ele alacağız: bilgiye ihtiyaç yaratmak. Sonra somutlaştırmanın sınırını konuşacağız — her benzetme yardımcı değil. Ardından hikâyenin hatırlamayı nasıl etkilediğini göreceğiz. Son olarak eğitimde doğruluk ile etki arasındaki gerilimi ele alacağız. Dokuz örnekten vaka yönteminden benzetme kullanımına, sınav tasarımından ders açılışına bunları izleyeceğiz.
Sıfır noktası
Bir kap düşün.
Öğrenciyi boş bir kap sayıyorsun ve içine bilgi döküyorsun. Ne kadar dökersen o kadar doluyor.
Öğretme sanki bu: aktarma.
Şimdi benzetmenin kırıldığı yeri söyleyeyim ve bu dersin merkezinde. Kap ne dökülürse alıyor.
Zihin almıyor.
Zihin gelen her şeyi bir yere bağlamaya çalışıyor ve bağlayamadığını atıyor. Bir bilgi, zaten bilinen bir şeye tutunamıyorsa tutunmuyor.
Ve hikâyenin eğitimdeki bütün işi burada: bilgiye tutunacak bir yer vermek.
Ama bir uyarı hemen geliyor. Kap benzetmesinin bir doğru tarafı var: kapasite sınırlı.
Bir zihin aynı anda az sayıda şey taşıyabiliyor. Ve hikâye de yer kaplıyor — karakter, mekân, olay, hepsi hafızada bir yer tutuyor.
Yani hikâye hem tutunma yeri veriyor hem yer kaplıyor. Bu dersin bütün dengesi bu ikisi arasında.
Mekanizma
Hikâyenin eğitimdeki tek işi
Kaynağımız tek cümlede veriyor: hikâye, soyut bilgiyi problem içine yerleştirir.
Dikkat — "ilgi çeker" ya da "eğlenceli kılar" demiyor. Yerleştirir diyor.
Üç şey yapıyor.
Bir: bağlam veriyor. Bilgi nerede işe yarıyor?
İki: ihtiyaç üretiyor. Öğrenci bilgiyi almadan önce eksikliğini hissediyor.
Üç: uygulama sağlıyor. Bilgi kullanılarak öğreniliyor, duyularak değil.
Üçüncüsü belirleyici. Bir bilgiyi duymak ile kullanmak arasındaki fark, hatırlamada kat kat büyüyor.
Ve bu, hikâyenin süsleyici değil yapısal bir araç olduğu anlamına geliyor.
Ne zaman işe yarıyor, ne zaman yaramıyor
Her konu hikâye istemiyor ve bunu kabul etmek gerekiyor.
İşe yaradığı yerler:
Karar gerektiren bilgi. Birden fazla seçenek varsa ve seçim ölçütü öğretilecekse.
Sistem bilgisi. Birbirine bağlı parçalar varsa; hikâye bağlantıyı taşıyor.
Sonucu geciken bilgi. Bugünkü kararın yarınki etkisi gösterilecekse.
Karşı sezgisel bilgi. Öğrencinin beklentisi yanlışsa; hikâye beklentiyi kurup kırıyor.
İşe yaramadığı yerler:
Saf tanım. Bir terimin ne olduğunu öğretmek için hikâye gereksiz yük.
Yordam. Adım adım bir işlem — hikâye adımları gizliyor.
Ezber gerektiren liste. Hikâye yardım etmiyor; sıralama ve tekrar ediyor.
Ve pratik bir ölçü: bu konuda bir öğrenci yanlış bir karar verebiliyor mu? Verebiliyorsa hikâye işe yarıyor. Veremiyorsa muhtemelen gereksiz.
Öğrenme hedefiyle hizalama
Bu dersin asıl tekniği ve genellikle atlanıyor.
Bir eğitim hikâyesi yazmadan önce tek bir cümle yazılıyor: öğrenci bu dersten sonra ne yapabilecek?
Sonra hikâye o cümleye göre kuruluyor.
Üç düzeyde hizalama gerekiyor.
Zorluk hizası. Hikâyedeki problem, hedeflenen beceri düzeyinde olmalı — daha kolay değil, çok daha zor değil.
Karar hizası. Hikâyede verilen karar, öğretilmek istenen karar olmalı.
Ayrıntı hizası. Hikâyedeki her ayrıntı hedefle ilgili olmalı.
Üçüncüsü en çok ihlal edileni ve yüz yirmi altıncı derste ayrıntısıyla çalışacağız.
Ve bir kontrol: hikâyeyi anlat, sonra sor — öğrenci bu hikâyeden ne öğrendi? Cevap hedefle aynı değilse hikâye kendi başına bir yere gitmiş demektir.
Üç yanlış kullanım
Bir: süs olarak hikâye. Ders anlatılıyor, arada bir anekdot atılıyor, sonra derse dönülüyor. Anekdot hoş vakit geçiriyor ve konuyla bağlanmıyor. Öğrenci anekdotu hatırlıyor, konuyu unutuyor.
İki: ödül olarak hikâye. "Şimdi bir hikâye anlatacağım" — dikkat toplamak için kullanılıyor. Bir kez çalışıyor; ikinci kez öğrenci hikâye başlayınca dinlemeyi bırakıyor, çünkü sınavda çıkmayacağını öğrendi.
Üç: örtü olarak hikâye. Zor bir konu hikâyeyle yumuşatılıyor ve zorluk gizleniyor. Öğrenci anladığını sanıyor, uygulamaya geçince yapamıyor.
Üçü de aynı yerden bozuluyor: hikâye konunun içinde değil yanında duruyor.
Ölçü şu: hikâyeyi çıkar. Ders eksiliyor mu, yoksa kısalıyor mu? Yalnızca kısalıyorsa hikâye süstü.
Merak boşluğu
Açılıştaki ikinci kurulumun neden işe yaradığını açalım.
Mekanizması üç adımlı.
Bir: bir durum kuruluyor. Öğrenci anlıyor.
İki: bir soru soruluyor. Cevabı bilmediğini fark ediyor.
Üç: cevaba ulaşmak için bir yol açılıyor. Bilgi burada devreye giriyor.
Ve kritik nokta ikinci adımda: öğrenci eksikliği fark etmeli. Fark etmeden verilen bilgi, ihtiyaç duyulmayan bir cevap oluyor.
Bir uyarı: boşluk çok büyük olursa merak değil çaresizlik üretiyor. Öğrenci hiçbir fikir yürütemiyorsa vazgeçiyor.
Doğru boşluk şu: öğrenci bir tahmin yürütebiliyor ama emin olamıyor.
Somutlaştırmanın sınırı
Soyut bir kavramı somut bir şeye benzetmek eğitimin en eski aracı. Ve en çok yanlış kullanılanı.
Üç sorun var.
Bir: benzetme kendi kurallarını getiriyor. Bir kavramı bir şeye benzettiğinde, o şeyin bütün özellikleri de geliyor ve bazıları yanlış.
İki: öğrenci benzetmeyi öğreniyor. Kavramı değil benzetmeyi hatırlıyor ve yeni bir duruma uygulayamıyor.
Üç: benzetme sökülmüyor. Bir kere kurulan benzetme yıllarca kalıyor ve ileri düzeyde engel oluyor.
Bu serinin her dersinde bir benzetme kuruluyor ve hemen ardından kırılıyor — nerede tutmadığı söyleniyor. Bunun sebebi tam olarak bu: benzetme kurulup bırakılırsa bir yanlış anlama üretiyor.
Ve kural şu: her benzetmenin sınırı, benzetmeyle birlikte söylenir.
Hikâye hatırlamayı nasıl etkiliyor
Üç mekanizma çalışıyor ve üçü ayrı.
Bir: bağlanma. Yeni bilgi, tanıdık bir yapıya tutunuyor.
İki: sıra. Hikâye bir sıra veriyor ve sıralı bilgiler daha iyi hatırlanıyor.
Üç: duygusal işaret. Bir duyguyla birlikte gelen bilgi daha güçlü kaydediliyor.
Üçüncüsü hem güçlü hem riskli. Çünkü duygu bilgiyi taşıyabildiği gibi gölgeleyebiliyor da: çok çarpıcı bir anekdot, öğrencinin yalnızca anekdotu hatırlamasına yol açıyor.
Ve bir ölçü: hikâyedeki duygu, öğrenilecek şeyin kendisinden gelmeli — dışarıdan eklenmiş bir dramdan değil.
Ada'nın kuyusundaki suyun düşmesi zaten bir gerilim taşıyor. Ada'nın ayrıca hasta bir çocuğu olması, gerilimi artırıyor ve öğrenmeyi azaltıyor.
Doğruluk ile etki gerilimi
Kaynağımızın sıralaması net: doğruluk, öğrenme hedefi ve bilişsel yük; dramatik süsten önce geliyor.
Bu sıralama bir gerilimi çözüyor.
Bir eğitim hikâyesi basitleştirmek zorunda. Ama her basitleştirme bir şey kaybettiriyor.
Üç düzeyde basitleştirme var ve üçü ayrı değerlendiriliyor.
Kabul edilebilir: ayrıntı azaltma. Doğru ama gereksiz bilgiler çıkarılıyor. Kavram bozulmuyor.
Şartlı: eksik gösterme. Bir kısmı anlatılıyor, geri kalanı sonraya bırakılıyor. Şart: eksik olduğu söyleniyor.
Kabul edilemez: yanlış gösterme. Anlaşılır olsun diye gerçekte olmayan bir şey anlatılıyor.
Üçüncüsü eğitimde en çok yapılan ve en pahalıya mal olan hata: öğrenci sonradan doğruyu öğrendiğinde yalnızca bilgiyi değil, öğretene olan güvenini de düzeltmek zorunda kalıyor.
Ve dürüst çözüm ikincisi: "şimdilik böyle düşün, sonra bunun bir istisnası olduğunu göreceğiz."
Örneklerden okuma
Önce problem yerleştirmenin çalışmasına üç örnekten bakalım.
Şimdi hikâyenin yanlış kullanımına üç örnekten bakalım.
Son olarak hizalama ve basitleştirmeye üç örneğe bakalım.
Usta katmanı
Şimdi üç ince noktaya bakalım.
Birincisi, en iyi eğitim hikâyeleri kahramansız. Öğrencinin bir karakterle özdeşleşmesi gerekmiyor; kararı verecek kişi zaten öğrencinin kendisi. Bir eğitim vakasında karakter ne kadar gelişmişse, öğrenci o kadar seyirci konumuna geçiyor. Ada'nın kuyusu bir kişinin hikâyesi değil, öğrencinin önündeki bir masa.
İkincisi, bir eğitim hikâyesinde en değerli ayrıntı yanlış yola götüren ayrıntı. Bütün ipuçları doğru cevaba giden bir vaka, düşünmeyi öğretmiyor; ayıklamayı öğreten şey, ilgisiz ama makul görünen bilgiler. Bu, seksen dokuzuncu derste kurduğumuz dürüst yanlış iz mekaniğinin eğitimdeki karşılığı.
Üçüncüsü, bir üretim notu. Eğitim malzemesi hazırlarken en yararlı belge iki sütunlu bir tablo: solda hikâyedeki her ayrıntı, sağda o ayrıntının hangi öğrenme hedefine hizmet ettiği. Sağ tarafı boş kalan satırlar çıkarılıyor. Bu tablo genellikle malzemenin üçte birini eliyor — ve elenen kısım hep en sevilen kısım oluyor.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışÇok yaygın bir kanı şu: hikâye dersi ilgi çekici kılar, o hâlde her konuya bir hikâye eklemek iyidir.
Hikâye yer kaplıyor ve her konu bu maliyeti karşılamıyor. Saf tanım, adım adım yordam ve ezber gerektiren listelerde hikâye yardımcı olmuyor, yük oluyor. Ölçü şu: bu konuda öğrenci yanlış bir karar verebiliyor mu?
Yaygın yanlışİkinci yaygın yanlış: bir kavramı somut bir şeye benzetmek onu öğretir.
Benzetme kendi kurallarını da getiriyor ve bazıları yanlış; öğrenci kavramı değil benzetmeyi öğreniyor. Kural şu: her benzetmenin sınırı, benzetmeyle birlikte söylenir — nerede tuttuğu kadar nerede tutmadığı da.
Yaygın yanlışÜçüncüsü: anlaşılır olsun diye biraz basitleştirmek zararsızdır.
Üç düzey var ve ayrı ayrı değerlendiriliyor: ayrıntı azaltma kabul edilebilir, eksik gösterme bildirilmek şartıyla, yanlış gösterme hiçbir şekilde. Sonuncusunda öğrenci sonradan yalnızca bilgiyi değil, öğretene olan güvenini de düzeltmek zorunda kalıyor.
Uygulama — kendin dene
Birinci adım. Öğrenme hedefini tek cümlede yaz: "Öğrenci bu dersten sonra ... yapabilecek."
İkinci adım. Uygunluk kontrolü yap. Bu konuda öğrenci yanlış bir karar verebiliyor mu? Veremiyorsa hikâye kurma; başka bir araç seç.
Üçüncü adım. Bir problem durumu yaz. Bir sayı, bir sabit ve bir soru — üçü yeterli.
Dördüncü adım. Merak boşluğunu ayarla. Öğrenci bir tahmin yürütebiliyor ama emin olamıyor mu?
Beşinci adım. Bir yanlış yola götüren ayrıntı ekle. Makul görünsün, ilgisiz olsun.
Altıncı adım. Ayrıntı denetimi yap. Her ayrıntının karşısına hangi hedefe hizmet ettiğini yaz; boş kalan satırları sil.
Yedinci adım. Basitleştirme kontrolü. Bir şeyi eksik gösteriyorsan bunu metinde söyle.
Son kontrol. Hikâyeyi çıkar. Ders eksiliyor mu, yoksa yalnızca kısalıyor mu?
Kilit özet
Birincisi: hikâyenin eğitimdeki tek işi soyut bilgiyi problem içine yerleştirmektir — ilgi çekmek değil.
İkincisi: her konu hikâye istemez; ölçü, öğrencinin o konuda yanlış bir karar verip veremeyeceğidir.
Üçüncüsü: hikâye öğrenme hedefiyle üç düzeyde hizalanır — zorluk, karar ve ayrıntı.
Dördüncüsü: her benzetmenin sınırı benzetmeyle birlikte söylenir; kurulup bırakılan benzetme yıllarca süren bir yanlış anlama üretir.
Beşincisi: doğruluk sıralaması nettir — ayrıntı azaltmak kabul edilebilir, eksik göstermek bildirilirse meşru, yanlış göstermek hiçbir şekilde.
Sonraki derse köprü
Hikâyenin eğitimde ne zaman işe yaradığını kurduk. Şimdi o hikâyeyi tasarlamaya geçiyoruz.
Sıradaki derste problem temelli öğrenme senaryosu var. Soyut bir kavram, karar gerektiren bir vakaya nasıl dönüşüyor? Bir vakanın hangi bilgiyi vermesi, hangisini saklaması ve hangi noktada öğrenciyi durdurup soru sorması gerektiğini konuşacağız — çünkü iyi bir vaka, cevabı olmayan değil, cevaba giden yolu öğrencinin kurduğu vakadır.