İçeriğe geç

Ders 102 · Bölüm 16

Uyarlamada ne korunur, ne değişir?

Öz, olay ve ifade aracını ayırır.

1.852 kelime · 9 örnek · yaklaşık 12 dakika okuma · hedef video 7 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Birincisi: uyarlamada üç katman ayrılır — öz korunur, olaylar değişebilir, ifade aracı değişmek zorundadır.

İkincisi: öz tek cümleyle bulunur ve o cümlenin boşluğuna olay değil mesele yazılır; öz bulunduğunda bütün kesme kararları kolaylaşır.

Üçüncüsü: sadakat yanılgısı üç sebeple çalışmaz — her mecranın aracı farklıdır, olay sadakati zamanı bozar ve kaynağın kusurlarını da taşır.

Dördüncüsü: iç dünya dört yolla dışa çevrilir — eylem, nesne, karşıt kişi ve mekân; dış ses bir çeviri değil bir aktarımdır.

Beşincisi: asıl ölçü kaynağı bilmeyen seyircidir; uyarlama kendi başına ayakta durmuyorsa iş tamamlanmamıştır.

Açılış sahnesi

Bir romanda şu cümle var: "Otuz yıldır bu evde yaşıyordu ve bir kez bile üst kata çıkmamıştı."

On dört kelime. İçinde otuz yıl, bir ev, bir yasak ve bir merak var.

Şimdi bunu filme çekelim.

Sadık uyarlama şunu yapıyor: bir dış ses giriyor ve cümleyi okuyor. Kamera eve giriyor, merdiveni gösteriyor.

Sahne çalışmıyor. Çünkü bilgi verildi ama hiçbir şey olmadı.

Şimdi sadık olmayan uyarlamaya bakalım.

Kadın merdivenin önünden geçiyor. Elindeki bezi merdivenin ilk basamağına koyup siliyor — sadece o basamağı. Sonra devam ediyor. Sahne boyunca üç kez aynı yerden geçiyor ve üç kez yukarı bakmıyor.

Tek kelime yok. Ve romandaki cümlenin yaptığı işin tamamı orada: süre, alışkanlık, yasak ve merak.

Hangisi daha sadık?

Kelimesi kelimesine olan birincisi. İşi yapan ikincisi.

Uyarlamada üç şey ayrılır: öz, olaylar ve ifade aracı. Korunması gereken öz; değişmesi gereken ifade aracıdır.

Bu ders Bölüm 16'yı açıyor.

Bu derste ne olacak

Önce üç katmanı ayıracağız: öz, olaylar ve ifade aracı. Sonra özün nasıl bulunduğunu göreceğiz — tek cümlelik bir sınav. Ardından sadakat yanılgısını açacağız. Sonra mecra değişiminin dört zorunlu dönüşümünü sayacağız. Ardından neyin kesileceğine karar vermenin yöntemini kuracağız. Sonra iç dünyanın dışa çevrilmesini konuşacağız — uyarlamanın en zor işi. Ardından uzunluk ve yapı dönüşümünü göreceğiz. Son olarak uyarlama sözleşmesini kuracağız: okur ne bekliyor. Dokuz örnekten roman uyarlamalarından oyun sahnelemesine, çizgi roman karelerinden radyo oyununa bunları izleyeceğiz.

Sıfır noktası

Bir şarkının başka bir çalgıya aktarılmasını düşün.

Piyano için yazılmış bir eseri kemana veriyorsun. Notalar aynı kalabilir.

Ama piyanoda aynı anda on nota çalınıyor; kemanda çalınmıyor. Piyanoda bir tuş bırakıldığında ses kesiliyor; kemanda yay sürdükçe uzuyor.

Notaları aynen aktarırsan eser bozuluyor. Eseri korumak için notaları değiştirmek zorundasın.

Uyarlama tam olarak bu.

Şimdi benzetmenin kırıldığı yeri söyleyeyim. Müzikte hangi notanın taşınacağı yazılı; anlatıda değil.

Bir romanın "notası" nedir? Olaylar mı, karakterler mi, tema mı, ton mu, bir cümlenin verdiği duygu mu?

İşte bütün mesele bu soruda. Ve cevabı her uyarlamada yeniden veriliyor.

Mekanizma

Üç katman

Bir anlatı üç katmandan oluşuyor ve uyarlamada üçü ayrı davranıyor.

Öz. Metnin asıl meselesi: hangi soruyu soruyor, hangi duyguyu üretiyor, neyi göstermek istiyor. Korunur.

Olaylar. Kimin ne yaptığı, sırası, kaç kişi olduğu. Değişebilir.

İfade aracı. Cümleler, iç sesler, tarifler, kesme biçimleri. Değişmek zorunda.

Kötü uyarlamaların neredeyse tamamı aynı hatayı yapıyor: olayları koruyup özü kaybetmek.

Çünkü olaylar görünür ve sayılabilir. Öz görünmüyor — bulunması gerekiyor.

Özü bulmak

Bulmanın en hızlı yolu bir sınav.

Şu cümleyi tamamla: "Bu metin, ... hakkında bir metindir."

Boşluğa olay yazamazsın. "Bir adamın hazine aramasi hakkında" bir öz değil, bir özet.

Öz şuna benziyor: "Sadakatin bir noktadan sonra körlüğe dönüşmesi hakkında." "Bir kişinin haklı olmasının kimseyi kurtarmaması hakkında."

Ve ikinci bir kontrol: bu cümle doğruysa, metnin en önemli sahnesi hangisi? Cevap net geliyorsa öz doğru bulunmuş demektir.

Öz bulunduğunda uyarlamanın bütün kararları kolaylaşıyor. Bir sahne kesilecek mi? Öze dokunuyorsa kalır, dokunmuyorsa gider — kaynak metinde ne kadar sevilen bir sahne olursa olsun.

Sadakat yanılgısı

Sadık uyarlama çoğu zaman kötü uyarlama oluyor. Sebebi teknik.

Birincisi: her mecra kendi araçlarıyla çalışıyor. Romanın aracı iç ses; filmin aracı görüntü. Aynı içeriği aynı biçimde taşımak, ikinci mecranın araçlarını kullanmamak demek.

İkincisi: olay sadakati zaman bütçesini bozuyor. Beş yüz sayfalık bir romanın bütün olayları iki saate sıkıştığında hiçbiri nefes alamıyor ve metin bir özete dönüşüyor.

Üçüncüsü: sadakat, kaynağın kusurlarını da taşıyor. Kaynak metnin zayıf bir yan hattı varsa, sadık uyarlama onu da alıyor.

Ve şu ayrım pratikte çok işe yarıyor: kaynağa sadakat ile okura sadakat aynı şey değil. Okur olayları değil, o metinden aldığı deneyimi hatırlıyor.

Dört zorunlu dönüşüm

Mecra değiştiğinde dört şey zorunlu olarak dönüşüyor.

Bir: iç dünya dışa çevrilir. Aşağıda ayrı başlık.

İki: zaman yeniden bölünür. Romanın esnek zamanı, filmin sahne süresine ya da dizinin bölüm yapısına oturuyor.

Üç: kadro küçülür ya da birleşir. Görsel mecrada her yüz bir hafıza yükü; yazıda taşınabilen kalabalık ekranda taşınmıyor.

Dört: anlatıcı sesi dağıtılır. Yazıdaki anlatıcı yorumu, ya bir karaktere ya kameranın konumuna ya da kurgunun ritmine dağılıyor.

Dördüncüsü en çok kaçırılanı ve en çok kayıp verilen yer. Bir romanın tadı çoğu zaman anlatıcı sesindeyse, o ses dağıtılamadığında uyarlama "doğru ama tatsız" oluyor.

Neyi kesmeli

Uyarlamanın en somut işi bu ve bir sırası var.

Bir: özü belirle.

İki: her sahneyi öze bağla. Bağlanmayan sahneleri işaretle.

Üç: işaretlenenleri iki gruba ayır. Bir grubu tamamen çıkar; diğerini birleştir.

Dört: birleştirmeyi karakter üzerinden yap. İki yan karakteri tek kişide toplamak, iki sahneyi tek sahnede toplamaktan daha az kayıp veriyor.

Ve bir uyarı: sevilen sahne ile gerekli sahne farklı şeyler. Kaynağın hayranlarının beklediği sahne öze dokunmuyorsa, onu korumak metni değil beklentiyi tatmin ediyor.

İç dünyayı dışa çevirmek

Uyarlamanın en zor işi ve dört yolu var.

Bir: eylem. Karakterin düşüncesi bir davranışa çevriliyor. Açılıştaki merdiven sahnesi bu.

İki: nesne. Bir düşünce bir eşyaya bağlanıyor ve o eşyanın kullanımı düşünceyi taşıyor.

Üç: karşıt kişi. İç çatışma, dışarıdan bir kişiye bölünüyor; karakter kendi kendine tartışmak yerine biriyle tartışıyor.

Dört: mekân ve zaman. Karakterin hâli, bulunduğu yerin durumuyla veriliyor.

Dördü de yetmiş dokuzuncu derste kurduğumuz gösterme ilkesinin uygulaması. Ve en çok kullanılan beşinci yol — dış ses — bilinçli olarak listede yok: dış ses iç dünyayı çevirmiyor, taşıyor. Bazen doğru karar, ama bir çözüm değil bir aktarım.

Uzunluk ve yapı dönüşümü

Her mecranın kendi yapı birimi var ve malzeme ona göre yeniden bölünüyor.

Roman → film. Tek bir hat seçilir, yan hatlar kesilir. Genellikle üçte iki malzeme çıkar.

Roman → dizi. Yan hatlar korunur, hatta genişletilir; asıl iş bölüm sonlarını bulmak.

Oyun → film. Mekân açılır ve konuşma azaltılır; sahnedeki tek odanın gerilimi, kamerada bir kısıt hâline gelir.

Öykü → film. Malzeme eklenir. Bu, en çok yanlış anlaşılan yön: kısa metin uyarlanırken sıkıştırma değil genişletme gerekiyor.

Dördüncüsü aynı zamanda en verimli uyarlama yönü — çünkü öykü bir görme anı veriyor ve film onu genişletecek alana sahip.

Uyarlama sözleşmesi

Son mesele ve seksen sekizinci dersteki tür sözleşmesinin kardeşi.

Bir uyarlama izleyiciye ne vaat ediyor?

Kaynağı bilenlere: aynı deneyimi, başka araçlarla. Aynı olayları değil.

Bilmeyenlere: kendi başına ayakta duran bir iş.

İkinci grup asıl ölçü. Bir uyarlama, kaynağı okumamış birine anlaşılmıyorsa iş tamamlanmamış demektir — çünkü seyirci eksik parçayı kendi hafızasından tamamlayamıyor.

Ve pratik kontrol: uyarlamayı kaynağı hiç bilmeyen birine izlet ve tek soru sor — anlamadığın bir şey var mı?

Örneklerden okuma

Önce özün korunup olayların değiştiği üç işe bakalım.

Şimdi mecra değişiminin zorunlu dönüşümlerine üç örnekten bakalım.

Son olarak uyarlama kararlarının üretimdeki karşılıklarına üç örnekten bakalım.

Usta katmanı

Şimdi üç ince noktaya bakalım.

Birincisi, en iyi uyarlamalar kaynağın en güçlü yanını değil, en çevrilebilir yanını merkeze alıyor. Bir romanın en sevilen özelliği dili olabilir; dil çevrilmiyor. O metinde çevrilebilir olan ne varsa — bir ilişki, bir kural, bir sıkışma — uyarlamanın merkezi o oluyor. Bu, kaynağı küçültmek değil; başka bir eser üretmek.

İkincisi, uyarlamada en çok kaybedilen şey ton. Olaylar taşınıyor, karakterler taşınıyor, ama metnin ağzın tadı gidiyor. Sebebi genellikle anlatıcı sesinin dağıtılmaması. Çözüm bir karakteri anlatıcının işlevini üstlenmeye zorlamak değil; kameranın mesafesini, kurgunun ritmini ve müziğin varlığını o sesin karşılığı olarak tasarlamak.

Üçüncüsü, bir üretim notu. Uyarlama projelerinde en yararlı belge tek sayfalık bir "öz beyanı" oluyor: bu iş neyin hakkında ve hangi üç sahne olmadan yapılamaz? Bu belge yazılmadan başlanan uyarlamalarda tartışma sürekli sahne düzeyinde kalıyor ve kimse hangi ölçüye göre karar verildiğini bilmiyor.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlışÇok yaygın bir kanı şu: iyi uyarlama, kaynağa sadık uyarlamadır.
Doğrusu

Olay sadakati çoğu zaman özü öldürüyor, çünkü her mecra kendi araçlarıyla çalışıyor ve aynı içerik aynı biçimde taşınamıyor. Ölçü kaynağa sadakat değil okura sadakat: okur olayları değil, o metinden aldığı deneyimi hatırlıyor.

Yaygın yanlışİkinci yaygın yanlış: uzun metinler uyarlanırken kısaltmak, kısa metinler uyarlanırken de birebir taşımak gerekir.
Doğrusu

Kısa metin uyarlaması genişletme ister — öykü bir görme anı verir, film onu taşıyacak alana sahiptir. Öyküyü olduğu gibi çekmek genellikle boş bir metin üretiyor.

Yaygın yanlışÜçüncüsü: iç dünyayı taşımanın yolu dış sestir.
Doğrusu

Dış ses iç dünyayı çevirmiyor, olduğu gibi taşıyor; bazen doğru karar ama bir çözüm değil. Asıl çeviri dört yolla yapılıyor — eylem, nesne, karşıt kişi ve mekân. Dördü de görünür, dış ses ise duyulur.

Uygulama — kendin dene

Birinci adım. Öz sınavını uygula: "Bu metin, ... hakkında bir metindir." Boşluğa olay yazma.

İkinci adım. Kontrolü yap: bu öz doğruysa metnin en önemli sahnesi hangisi? Net bir cevap gelmiyorsa özü yeniden yaz.

Üçüncü adım. Metindeki en güçlü iç an'ı bul — birinin bir şey düşündüğü ya da hissettiği bir an.

Dördüncü adım. O anı dört yolla dışa çevir. Eylemle, nesneyle, karşıt kişiyle ve mekânla ayrı ayrı yaz. Dördü de birer paragraf.

Beşinci adım. Dördünü karşılaştır ve en az açıklama gerektireni seç.

Altıncı adım. Metnin sahnelerini listele ve her birini öze bağla. Bağlanmayanları işaretle; ikisini tek karakterde birleştirmeyi dene.

Son kontrol. Uyarlamanı kaynağı bilmeyen birine anlat. Anlamadığı bir şey varsa, eksik olan şey kaynağa yaslanıyor demektir.

Kilit özet

Birincisi: uyarlamada üç katman ayrılır — öz korunur, olaylar değişebilir, ifade aracı değişmek zorundadır.

İkincisi: öz tek cümleyle bulunur ve o cümlenin boşluğuna olay değil mesele yazılır; öz bulunduğunda bütün kesme kararları kolaylaşır.

Üçüncüsü: sadakat yanılgısı üç sebeple çalışmaz — her mecranın aracı farklıdır, olay sadakati zamanı bozar ve kaynağın kusurlarını da taşır.

Dördüncüsü: iç dünya dört yolla dışa çevrilir — eylem, nesne, karşıt kişi ve mekân; dış ses bir çeviri değil bir aktarımdır.

Beşincisi: asıl ölçü kaynağı bilmeyen seyircidir; uyarlama kendi başına ayakta durmuyorsa iş tamamlanmamıştır.

Sonraki derse köprü

Uyarlamanın kararlarını kurduk. Şimdi hedef mecraya giriyoruz.

Sıradaki derste sinema var: görüntüyle düşünmek. Kaynağımız sinemayı görüntü, ses, performans, kurgu ve zamanın birleşimi olarak tarif ediyor. Ama asıl mesele tek bir soruda: bir iç duyguyu, hiçbir kelime kullanmadan hangi görünür eyleme ve hangi kadraja çevireceğim? Kadrajın kendisinin bir cümle olduğunu ve neyi dışarıda bıraktığının neyi gösterdiği kadar anlam taşıdığını konuşacağız.


Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel an — açılışta romandaki cümlenin ekranda durması; sonra silinip yerine bezle silinen tek basamağın gelmesi.

Görsel an — çalgı benzetmesinde: aynı notaların iki farklı çalgıda farklı sonuç vermesi.

Görsel an — üç katmanın üst üste duran üç şerit olarak gösterilmesi; alttaki katmanın sabit, üsttekinin tamamen değişmesi.

Görsel an — iç dünyayı çevirmenin dört yolu: bir el hareketi, bir nesne, bir yüz, bir oda.

Görsel an — kesme bölümünde: sahnelerin öze bağlanan ve bağlanmayan diye ikiye ayrılması.

Motif — bölüm boyunca dönecek bir kadraj çerçevesi; bu derste ilk kez beliriyor.

Ritim — açılışta iki sahne arasında iki saniye, "hangisi daha sadık" sorusundan sonra iki saniye. Üç katman arasında birer saniye. Dört zorunlu dönüşüm arasında birer saniye. Kilit özetin beş cümlesi arasında birer saniye boşluk.