0.7 · Seviye 0 · Zemin
Süreler neden önemli
Hak düşürücü süre ile zamanaşımı arasındaki fark; kaçırılan sürenin hakkı nasıl kapattığı; sürenin hesaplanması, tatil günleri ve adli tatil
Gündelik Hukuk Akademisi — M00, Başlangıç · 1.808 kelime · 4 gündelik durum · ≈ 8 dk okuma · 12 dk dinleme
Dayanak: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu
Mevzuat son kontrol: 5 Ekim 2026
Bu ders genel hukuki bilgidir, hukuki danışmanlık değildir. Mevzuat değişebilir; kendi durumun için bir avukata ya da baronun adli yardım bürosuna başvur. Gündelik durumlardaki kişiler kurgusaldır.
Açılış
Esra Kütahya'da bir üniversitede araştırma görevlisi. Babası mart ayında vefat etti; cenaze, taziye, kardeşleriyle evin toplanması derken yaz geldi. Temmuzda bir banka avukatından gelen yazıyla babasının yüklü bir kredi borcunu öğrendi ve bir arkadaşı ona mirası reddedebileceğini söyledi. Esra adliyeye gittiğinde memur takvime bakıp bir soru sordu: "Babanızın vefatını ne zaman öğrendiniz?"
Cevap martın ortasıydı ve üç ay çoktan geçmişti. Esra'nın bilmediği şey, bu sürenin uzatılabilecek bir son tarih olmadığı, geçtiğinde reddetme hakkının kendisinin ortadan kalktığıydı. Aynı hafta komşusu, sekiz yıl önce verdiği bir borcu geri isterken karşı tarafın "zamanaşımı" demesinden yakınıyordu. İki süre de geçmişti, ama sonuçları birbirine hiç benzemiyordu.
Tek fikir
Bir süre geçtiğinde neyin kaybedildiği sürenin türüne bağlıdır: hak düşürücü sürede hakkın kendisi, zamanaşımında alacağı mahkeme yoluyla alabilme imkânı. Süreyi doğru saymak, haklı olmak kadar önemlidir.
Kural ne diyor
Aynı kanunun bir önceki maddesi önemli bir kapı açık bırakır: ölüm tarihinde mirasbırakanın borçlarını ödeyemeyeceği açıkça belliyse ya da resmen tespit edilmişse, miras reddedilmiş sayılır. Esra'nın durumunda bu kapı, süreden bağımsız ama ayrıca ispat edilmesi gereken bir yoldur.
Zamanaşımı alacağın muaccel olmasıyla, yani istenebilir hâle gelmesiyle işlemeye başlar ve bazı olaylarla baştan başlar.
Bir sürenin geçip geçmediğini bilmek için onu doğru saymak da gerekir. Mahkeme süreleri için kural Hukuk Muhakemeleri Kanunu'ndadır.
Sözleşmelerdeki ifa süreleri için Türk Borçlar Kanunu'nun 92 ve 93. maddeleri benzer bir sayım koyar; orada da son gün tatile rastlarsa süre tatil olmayan ilk güne geçer, ama taraflar bunun aksini kararlaştırabilir.
Bir de yazın kendine özgü bir dönem vardır.
Nasıl işler
Elindeki bir hakkın ya da bir borcun süresini şu sırayla çıkarabilirsin.
1. Sürenin türünü belirle. Bir hakkı kullanmak için mi bir süre var (mirası reddetmek, bir sözleşmenin seni bağlamadığını bildirmek, bir karara itiraz etmek), yoksa bir alacağın istenebileceği süre mi? İlki çoğu zaman hak düşürücü, ikincisi zamanaşımıdır. Kanun maddesi genellikle ipucu verir: "… içinde kullanılmazsa düşer" ya da "… sayılır" gibi ifadeler hak düşürücü süreye, "zamanaşımına tabidir" ifadesi zamanaşımına işaret eder.
2. Başlangıç gününü bul. Zamanaşımı alacağın istenebilir olduğu günden, mirası reddetme süresi ölümün öğrenildiği günden, mahkeme süreleri çoğu zaman tebliğden başlar. Başlangıcı gösteren belgeyi bul: ödeme planı, ölüm belgesi, tebliğ mazbatası. Taksitli bir borçta her taksitin vadesi kendi başlangıcıdır. Alacağın istenebilir olması bir bildirime bağlıysa, Türk Borçlar Kanunu'nun 149. maddesine göre zamanaşımı bu bildirimin yapılabileceği günden işlemeye başlar.
3. Süreyi takvimde say. Gün olarak verilen sürede başlangıç günü sayılmaz. Hafta, ay ve yıl olarak verilenlerde karşılık gelen güne gidilir: 14 Mart'ta başlayan üç aylık süre 14 Haziran'da biter. Son gün resmî tatilse ilk iş gününe kayar.
4. Adli tatile bak. Mahkeme sürenin sonu 20 Temmuz ile 31 Ağustos arasına düşüyorsa ve işin adli tatile tabi olup olmadığını biliyorsan, sürenin eylülün ilk haftasına uzayıp uzamadığını hesapla. Nafaka ya da işçi davası gibi tatilde de görülen işlerde süre uzamaz.
5. Zamanaşımında kesilme olaylarını ara. Borçlunun borcu kabul ettiği bir mesaj, yaptığı küçük bir ödeme ya da açılmış bir icra takibi varsa, süre o günden yeniden başlamış olabilir. Bu olayların tarihini ve kanıtını bir kenara yaz.
Gündelik hayatta
Yaygın yanılgılar
Yaygın yanlış"Zamanaşımı dolan borç silinir."
Zamanaşımı alacağı yok etmez; yalnızca borçluya ödemekten kaçınma imkânı verir. Borçlu bunu ileri sürmezse hâkim kendiliğinden dikkate almaz. Zamanaşımı dolmuş bir borcu ödeyen kişi de ödediğini zamanaşımı gerekçesiyle geri isteyemez. Hak düşürücü sürede ise durum farklıdır: süre geçince hak gerçekten ortadan kalkar ve mahkeme bunu kendisi gözetir.
Yaygın yanlış"Bir ay otuz gündür, üç ay doksan gündür."
Ay ve yıl olarak belirlenen süreler gün sayılarak değil, takvimdeki karşılık gelen güne gidilerek hesaplanır. 31 Ocak'ta başlayan bir aylık süre şubatın son günü biter; 14 Mart'ta başlayan üç aylık süre 14 Haziran'da biter. Günle verilen süreler ise gün gün sayılır ve başlangıç günü sayılmaz.
Yaygın yanlış"Yazın mahkemeler kapalıdır, bütün süreler durur."
Adli tatil sürelerin işlemesini durdurmaz; yalnızca adli tatile tabi işlerde, tatil içinde biten süreleri tatilin bitiminden itibaren bir hafta uzatır. İşçinin iş sözleşmesinden doğan davası, nafaka ve velayet gibi işler tatilde de görülür ve onların süreleri uzamaz. Hak düşürücü süreler ve zamanaşımı ise adli tatilden hiç etkilenmez.
Kendi durumuna bak
Çıktı: Üç satırlık bir süre takvimi: her satırda sürenin türü, başlangıç ve bitiş tarihleri, ispat belgesi ve varsa kesilme olayı. Hangisinin en yakın tarihte dolduğunu en üste yaz.
Sınır
Bu ders genel kuralları anlattı; birçok alanda süreler başka kanunlardadır ve çok daha kısadır. İşçi alacakları, tüketici hakları, haksız fiilden doğan tazminatlar, sigorta tazminatları, çekler ve senetler kendi süreleriyle gelir. Bir sürenin hak düşürücü mü yoksa zamanaşımı mı olduğu da her zaman maddenin metninden açıkça okunmaz ve mahkemeler bunu tartışabilir. Sürenin son günlerindeysen ya da bir sürenin geçmiş olabileceğinden kuşkulanıyorsan, beklemeden bir avukata başvurmak çoğu zaman kurtarılabilir olanı kurtarır. Gelirin buna yetmiyorsa, baroların adli yardım servisleri ücretsiz avukat görevlendirmesi için başvuru alır. Miras konusunda ise reddin nasıl yapılacağını ve terekenin borca batık olup olmadığının nasıl gösterileceğini, mirasın açıldığı yerin sulh hukuk mahkemesinde işlem yapmadan önce mutlaka konuşmak gerekir.
Kapanış
- Hak düşürücü süre geçince hak ortadan kalkar ve mahkeme bunu kendiliğinden gözetir; zamanaşımı geçince alacak yaşar, ama borçlu ileri sürerse ödemekten kaçınabilir.
- Gün olarak verilen sürelerde başlangıç günü sayılmaz, ay ve yıl olarak verilenlerde takvimdeki karşılık gelen güne gidilir ve son gün tatile rastlarsa süre ilk iş gününe kayar.
- Adli tatil süreleri durdurmaz; yalnızca tatile tabi işlerde, tatil içinde biten süreleri tatilin bitiminden itibaren bir hafta uzatır.
Üç soru
- Babanın vefatını 20 Ocak'ta öğrendin ve mirası reddetmek istiyorsun. Süren hangi gün biter ve bu süre geçerse ne olur?
- Bir arkadaşın yedi yıl önce verdiği borç için seni icraya verdi. Bu borç zamanaşımına uğramış mıdır ve icrada bir şey söylemezsen ne olur?
- Bir alacak davasında aleyhine verilen karar 15 Ağustos'ta sana tebliğ edildi. İki haftalık istinaf süresi ne zaman biter?
Yanıtlar
Birinci soruda üç aylık süre 20 Nisan'da biter. Bu hak düşürücü bir süredir: geçtiğinde reddetme hakkı ortadan kalkar ve geriye yalnızca, ölüm tarihinde terekenin borca batık olduğunun açıkça belli olması gibi süreye bağlı olmayan dar yollar kalır. İkinci soruda borç zamanaşımına uğramamıştır, çünkü kanunda aksine hüküm bulunmadıkça alacaklar on yıllık zamanaşımına tabidir. Zamanaşımı dolmuş olsaydı bile, sen ileri sürmedikçe mahkeme onu kendiliğinden dikkate almazdı. "Yedi yıl çok uzun, kesin düşmüştür" düşüncesi çekicidir, çünkü kira gibi bazı alacaklarda süre beş yıldır; ama sıradan bir borç için genel kural on yıldır. Üçüncü soruda süre normalde 29 Ağustos'ta, yani adli tatilin içinde biterdi. Dava adli tatile tabi bir alacak davası olduğu için süre, tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzamış sayılır; yine de son güne bırakmadan, mümkünse tatil içinde başvurmak en güvenlisidir.
Sonraki derse köprü
Bu derste mahkeme sürelerinin çoğunun tebliğle başladığını defalarca söyledik. Ama tebliğin kendisi ne zaman yapılmış sayılır: zarf kapıya bırakıldığında mı, muhtara teslim edildiğinde mi, yoksa elektronik tebligat adresine ulaştığında mı? 0.8 Tebligat bu soruyu, adreste bulunamamanın ve elektronik tebligatın süre hesabına etkisiyle birlikte ele alıyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.