İçeriğe geç

0.4 · Seviye 0 · Gerçekçi başlangıç

Girişimcilik mitleri

"Genç dahi", "garajdan dev", "risk sever kahraman" anlatılarını kanıtla karşılaştırır

Girişimcilik Akademisi — M00, Girişimciliğe Gerçekçi Bakış · 1.714 kelime · 3 işletme örneği · ≈ 8 dk okuma · 11 dk dinleme

Vaka işletmeleri ve kişiler kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir.

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Duyduğumuz girişim hikâyeleri hayatta kalan yanlılığıyla süzülmüş, görünür bir azınlığın hikâyeleridir.
  2. ABD kayıtlarının tamamına bakıldığında, en hızlı büyüyen şirketlerin kurucuları kuruluşta ortalama kırk beş yaşında.
  3. Girişimin sektöründe uzun deneyim, en yüksek büyümeye ulaşma olasılığını kabaca iki katına çıkarıyor.
  4. İşini bırakmadan başlamak meşru bir yoldur; gemileri yakmanın başarı şartı olduğuna dair bir dayanak yok.

Açılış

Ortahisar'da, Hasan Usta'nın yıllardır sabah çayını içtiği kahvede televizyon açık. Bir haber programı yirmi üç yaşında bir kurucuyla röportaj yapıyor. Genç adam anlatıyor: üniversiteyi ikinci sınıfta bırakmış, ailesinin garajında iki arkadaşıyla başlamış, "her şeyimi ortaya koydum, geri dönüş yolu bırakmadım" diyor. Şirketi şimdi üç ülkede.

Masadaki eski arkadaşı Recep, gözünü ekrandan ayırmadan konuşuyor: "Bak işte, girişim gençlerin işi. Senin yaşında adam dükkân açmaz Hasan, emekliliğini bekler."

Hasan Usta kırk yedi yaşında. Yirmi yıldır hamur yoğuruyor, hangi unun hangi mevsimde nasıl davrandığını, otel mutfaklarının sabah kaçta ekmek istediğini, hangi fırıncının neden battığını biliyor. Ama ekrandaki hikâyede bunların hiçbiri yok. Orada yaş genç, mekân garaj, yöntem her şeyi ortaya koymak. Hasan Usta'nın elindeki her şey o hikâyeye göre bir dezavantaj gibi duruyor.

Bu ders ekrandaki hikâyeyi yalanlamak için yazılmadı; o kurucu gerçekten var olabilir. Sorulacak soru başka: bu hikâye kaç kurucunun hikâyesi ve geri kalanlar ne yaptı?

Tek fikir

Duyduğumuz girişim hikâyeleri, başaranlar arasından da en sıra dışı olanlardır. Kurucuların tamamına bakan araştırmalar başka bir resim çiziyor: başarılı kurucular çoğunlukla orta yaşlı, sektörü içeriden tanıyan ve köprüleri yakmadan başlayan kişiler.

Kavram

Bir mit, yanlış bir bilgiden çok, doğru bir örneğin yanlış genellenmesidir. Ekrandaki genç kurucu gerçek olabilir; mit, onun hikâyesinin "girişim böyle olur" kuralına dönüştüğü yerde başlar. Bu dönüşümün arkasında çoğu zaman aynı mekanizma çalışır.

Garajda başlayıp dev bir şirkete dönüşen her hikâyenin yanında, aynı garajda başlayıp birkaç ay içinde kapanan çok sayıda hikâye vardır. Bunlar haber programına çıkmaz. Ekranda gördüğümüz örnekler bu yüzden rastgele bir örneklem değil, filtrelenmiş bir azınlıktır. Önceki derste taban oranlarını okurken gördüğümüz şeyle aynı ders: bir sayı ya da bir hikâye, neyi saymadığını bilmeden yorumlanamaz.

Girişimcilik konuşmalarında üç mit özellikle sık tekrarlanır.

Birincisi, genç dâhi miti. Büyük girişimleri yirmili yaşlarındaki kurucuların kurduğu, yaş ilerledikçe girişimcilik kapısının kapandığı düşüncesi. Bu mit yalnız sohbetlerde yaşamaz; bazı yatırımcıların karar verirken yaşa baktığı da açıkça söylenmiştir. Bu dersin "Ne biliyoruz" bölümünde göreceğimiz büyük çalışma, tam da bu düşünceyi yatırımcıların ve ünlü kurucuların ağzından aktararak açılır ve sonra veriye bakar.

Bu mitin kendini besleyen bir yanı da var. Yatırımcılar genç kurucuları daha çok dinlerse, yatırım alan şirketler arasında gençler daha sık görünür; bu görüntü de mitin kanıtı sayılır. Oysa ölçülen şey, kimin daha iyi kurucu olduğu değil, kimin daha çok dinlendiğidir. Bir mitin doğru olup olmadığını anlamak için bu yüzden seçilmiş bir gruba değil, kurucuların tamamına bakmak gerekir.

İkincisi, dışarıdan gelen kurucu miti. Bir sektörü hiç bilmeyen kişinin, alışkanlıklara takılmadığı için o sektörü daha iyi değiştireceği düşüncesi. Bunun da gerçek örnekleri vardır. Ama genel kural olarak sınandığında, tersi daha sık görülüyor: sektörü içeriden tanıyan kurucu, kimin ne için para ödediğini, tedarikçinin nerede geciktiğini, müşterinin neye kızdığını baştan bilir.

Üçüncüsü, gemileri yakma miti. Gerçek girişimcinin işinden ayrılıp bütün birikimini ortaya koyduğu, geri dönüş yolu bırakmadığı, ancak böyle kararlılık gösterilebileceği düşüncesi. Bu mitin karşısında duran yolun bir adı var.

Hibrit yol, ilk derste gördüğümüz kaynak ötesi davranışın bir başka biçimidir: maaş, kurucunun kontrol ettiği bir kaynaktır ve onu bırakmak zorunlu değildir. Bu yol, işin ilk aylarında kurucunun kendini değil işi sınamasına izin verir. ABD'de işini bırakmadan kendi işini kuran kişileri izleyen bir çalışma, önce hibrit başlayıp sonra tam zamana geçenlerin, maaşlı işten doğrudan tam zamanlı girişimciliğe geçenlere göre daha uzun yaşadığını bildiriyor (Raffiee ve Feng, 2014). Tek bir çalışma olduğu için bunu kesin bir kural gibi değil, mitin karşısında duran ciddi bir işaret olarak okumak gerekir; ama gemileri yakmanın başarının şartı olduğu iddiasının da bir dayanağı yok.

Bu üç mitin ortak noktası, girişimciliği bir kişilik gösterisi olarak anlatmalarıdır: genç olmak, dışarıdan gelmek, cesur olmak. İlk derste gördüğümüz tanım ise girişimciliği bir davranış olarak koyuyordu. Davranış öğrenilir, deneyimle güçlenir ve risk küçültülerek yapılabilir. Mitler bu üç gerçeğin tam tersini söylüyor; bu yüzden onları ayıklamak, akademinin geri kalanı için zemini temizlemek anlamına geliyor.

Vaka işletmelerinde

Üç işletme aynı mitlerle farklı yerlerden karşılaşıyor. Hasan Usta için mit kendi elindeki kaynağı küçümsetiyor; Mert ve Ayça için eksik olan kaynağı görünmez kılıyor; Nazlı için ise henüz gerekmeyen bir riski erdem gibi gösteriyor. Mitin zararı her birinde farklı, ama hepsinde ortak olan bir sonuç var: kurucunun dikkatini kendi gerçek durumundan alıp başka birinin hikâyesine kaydırıyor.

Ne biliyoruz

Genç dâhi mitini sınamak için kurucuların küçük bir kısmına değil, tamamına bakmak gerekir. Bunu yapan en kapsamlı çalışmalardan biri ABD'nin resmi kayıtlarını kullandı.

Azoulay ve arkadaşlarının çalışmasında dikkat çeken bir karşılaştırma var: ödül listeleri ve medya haberlerinden derlenen başarılı teknoloji kurucularının ortalama yaşı yirmili yaşların sonu ile otuzların ortası arasında görünürken, kayıtların tamamı kırklı yaşları gösteriyor. Fark, hayatta kalan yanlılığının ve medyanın seçiciliğinin ölçülmüş hâlidir. Görünür olan genç kurucu; çoğunluk olan ve en büyük büyümeyi daha sık yakalayan ise sektörünü tanıyan orta yaşlı kurucu.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlış"Bu yaştan sonra girişim olmaz."
Doğrusu

Kayıtların tamamına bakan araştırma, en hızlı büyüyen şirketlerin kurucularının kuruluştaki ortalama yaşını kırk beş olarak buluyor. Yaş kendi başına ne bir engel ne bir garanti; ama onunla birlikte gelen sektör deneyimi ve ilişkiler ölçülebilir bir avantaj.

Yaygın yanlış"Sektörü bilmemek seni özgür kılar."
Doğrusu

Dışarıdan gelmek bazen yeni bir bakış kazandırır; ama aynı sektörde yıllarca çalışmış kurucuların daha sık başarılı olduğu ölçülmüş durumda. Dışarıdan geliyorsan, Mert ve Ayça'nın Ayça'nın teyzesiyle yaptığı gibi, sektör bilgisini ödünç almanın yolunu ara.

Yaygın yanlış"Gerçek girişimci gemileri yakar."
Doğrusu

İşini bırakmadan başlamak bir kararsızlık işareti değil, riskin bir kısmını kontrol etmenin yoludur. Ne zaman tam zamana geçeceğini önceden yazılı bir eşiğe bağlamak, cesaret gösterisinden daha sağlam bir karardır.

Girişim Defteri

Bu ödev, mitlerin senin kararlarına nereden sızdığını görmen için. Herkesin aklında en az bir girişim hikâyesi vardır; önemli olan, o hikâyenin senin durumun hakkında ne söylediği ve ne söylemediği.

Defter: Hikâyenin üç işareti, senin üç cevabın ve bir yanlış ders. Hibrit yoldaysan, tam zamana geçmeyi düşüneceğin eşiği bir cümleyle ekle: hangi gelirin kaç ay üst üste gelmesi gerekir?

Özet

  1. Duyduğumuz girişim hikâyeleri hayatta kalan yanlılığıyla süzülmüş, görünür bir azınlığın hikâyeleridir.
  2. ABD kayıtlarının tamamına bakıldığında, en hızlı büyüyen şirketlerin kurucuları kuruluşta ortalama kırk beş yaşında.
  3. Girişimin sektöründe uzun deneyim, en yüksek büyümeye ulaşma olasılığını kabaca iki katına çıkarıyor.
  4. İşini bırakmadan başlamak meşru bir yoldur; gemileri yakmanın başarı şartı olduğuna dair bir dayanak yok.

Kendini sına

  1. Kahvedeki televizyon röportajı, hayatta kalan yanlılığına neden iyi bir örnektir?
  2. Azoulay ve arkadaşlarının bulgusu Hasan Usta ile Mert ve Ayça için ne söylüyor?
  3. Nazlı işinden ayrılma kararını nasıl bir cesaret gösterisi yerine bir eşiğe bağlayabilir?

Yanıtlar

  1. Ekrana yalnız başaran kurucu çıkıyor. Aynı yaşta, aynı biçimde garajda başlayıp kapanan kurucular görünmüyor; bu yüzden röportajdaki özellikler, gençlik ya da her şeyi ortaya koymak, başarının nedeni gibi görünüyor ama başarısız olanlarda da aynı özelliklerin bulunup bulunmadığını bilmiyoruz.
  2. Hasan Usta'nın yaşı ve yirmi yıllık sektör deneyimi, araştırmanın başarıyla ilişkili bulduğu özelliklerle örtüşüyor. Mert ve Ayça ise sektör dışından geliyor; bulgu onlara bu eksikliği ciddiye almalarını, Ayça'nın teyzesi gibi sektörü içeriden bilen birinin bilgisini erken aşamada sürece katmalarını söylüyor.
  3. Ayrılma kararını önceden yazılı bir koşula bağlayarak: örneğin serbest işten gelen aylık gelirin üst üste birkaç ay boyunca maaşını karşılaması ve en az birkaç aylık bir tampon birikmesi. Böylece karar bir hikâyenin heyecanına değil, kendi işinin gösterdiği bir sonuca dayanır.

Sonraki derse köprü

Hasan Usta'nın elindeki en güçlü kaynak, yirmi yılda biriktirdiği bilgiydi; Mert ve Ayça'nın en büyük eksiği de aynı türden bir bilgi. Sonraki ders kurucunun avantajının nereden geldiğini soruyor: önceki bilginin, aynı piyasaya bakan iki kişiden birinin fırsatı görüp ötekinin neden göremediğini nasıl belirlediğini ve kendi bilgi koridorunu nasıl çıkaracağını.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.