Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Sualtı fotoğrafçılığına başlamak için en bol ışık ve en kısa su yolu yüzeye yakın sudadır: güneşin kumun üstünde çizdiği ışık ağı, suyun üstünü ve altını aynı karede gösteren yarım kare ve kısa bir ördek dalışıyla yaklaşılan konular flaşsız da canlı renkler verir. Nefes tutarak yapılan her dalış bir eşle ve sakin bir nefesle yapılır, ve yarım karede ikiye bölünen bir bedende yüzün hangi yarıda kalacağı çekimden önce seçilir.
Öğrenme hedefi
Tüplü dalış eğitimi ve flaş düzeni olmadan, yalnızca maske, şnorkel ve sade bir su geçirmez kılıfla, yüzeye yakın ve ışığın bol olduğu suda ilk sualtı karelerini çekebileceksin. Güneşin dalgalı yüzeyden geçip kumun üstünde çizdiği oynak ışık desenini karenin konusu yapacaksın. Karenin bir yarısında suyun üstünü, diğer yarısında altını gösteren kareyi kuracak ve iki yarı arasındaki ışık farkını yöneteceksin. Yüzeyden aşağı güvenli ve kısa bir dalışla konuya yaklaşmayı, bunu hiçbir zaman yalnız yapmamayı öğreneceksin. Yarısı suyun üstünde yarısı altında duran bir insanın teninin iki farklı renge bürünmesini fark edip bir karar vereceksin.
Merak sorusu
Eğitmen arkadaşını dalış teknesine değil, köyün kumsalına götürüyor. İkisinin elinde birer maske, birer şnorkel; arkadaşının telefonu basit bir su geçirmez kılıfın içinde. Su diz boyundan göğüs boyuna kadar derin, dip beyaz kum, güneş tepede. Arkadaşın şaşırıyor: flaşlar, kollar, muhafaza, bir haftadır konuştukları her şey nerede? Eğitmen suyun yüzeyinden aşağı bakmasını söylüyor. Şnorkelle fotoğraf gerçekten bir başlangıç olabilir mi?
Bağlam
Kırmızının suda ilk kaybolan renk olduğunu ve kaybın ışığın aldığı yol uzadıkça büyüdüğünü bu rotanın başında görmüştün (Ders W.1). Muhafazanın önündeki yarım küre biçimli camı, kubbe portu, ve düz bir camın görüntüyü nasıl büyüttüğünü ekipman dersinde tanımıştın (Ders W.2). Flaşın kaybolan renkleri yalnızca yakın konularda geri getirdiğini ve flaşsız sığ sularda bir renk filtresinin işe yaradığını da sualtı ışığı dersinde öğrenmiştin (Ders W.4).
Bu üç dersin ortak sonucu sığ suyu işaret eder: yüzeye yakın suda su yolu kısadır, güneş kırmızısını henüz kaybetmemiştir ve flaşa gerek kalmadan renkler yaşar. Bu yüzden birçok sualtı fotoğrafçısının ilk kareleri bir teknede değil, bir kumsalda çekilir.
Basit açıklama
Kumun üstündeki desen nedir?
Işık ağı, güneş ışığının dalgalı yüzeyden geçerken kırılıp dipte ya da bir yüzeyde oluşturduğu, sürekli kıpırdayan parlak çizgiler ağıdır. Her küçük dalga bir mercek gibi davranır ve ışığı bazı noktalarda toplar, bazılarında seyreltir. Sığ ve berrak suda, güneş yüksekken ve yüzey hafifçe dalgalıyken beyaz kumun üstünde en canlı hâlini alır; derinleştikçe ve bulut geldikçe solar.
Işık ağı bir sığ su hediyesidir ve kendi başına bir konu olabilir: kumun üstünde bir deniz yıldızı, bir kabuk ya da bir yüzücünün gölgesiyle birlikte. Desen çok hızlı değiştiği için seri çekim işe yarar; kısa bir enstantane çizgileri keskin dondurur. Bir yüzücünün teninin üstüne düştüğünde ağ, bedeni parlak ve koyu şeritlerle boyar; koyu bir tende parlak çizgiler ayrıntıyı ortaya çıkarırken açık bir tende en parlak çizgiler kolayca patlar, pozlama o çizgilere göre korunur.
Suyun hem üstü hem altı aynı karede olur mu?
Yarım kare, objektifin önündeki su çizgisinin kareyi ikiye böldüğü ve bir yarısında suyun üstünü, alt yarısında ise altını aynı anda gösteren karedir: yukarıda bir tekne ya da kıyı, aşağıda kum, bir balık sürüsü ya da bir yüzücünün bacakları. Bu kare için geniş bir kubbe port en elverişlisidir; düz bir kılıfla da denenebilir ama çizgi daha zor tutulur. Kubbe, su çizgisini kareyi yumuşak bir kıvrımla geçecek biçimde gösterir, ve makine yarısı suya batık, dengeli tutulur.
İki yarı arasında büyük bir ışık farkı vardır: suyun üstü güneşle aydınlanır, altı ise suyun içinden gelen, daha az ve daha mavi bir ışıkla. Pozlama genellikle su altındaki yarıya göre kurulur ve üstteki gökyüzü biraz parlak kalır; güneşi arkaya almak farkı azaltır. Yarı yarıya suya girmiş bir insanın teni de iki renge bölünür: suyun üstündeki omuzlar sıcak ve güneşli, altındaki bedeni mavimsi ve soluk. Bu fark düzeltilecek bir hata değil, suyun kendisidir; ama yüzün hangi yarıda kalacağı, çekimden önce verilen bir karardır.
Konuya nasıl yaklaşılır?
Ördek dalışı, şnorkelcinin yüzeyde yüzerken belden kırılıp başını aşağı, bacaklarını yukarı kaldırarak ağırlığıyla kısa ve dik bir biçimde aşağı indiği harekettir. Şnorkelle fotoğraf çoğu zaman yüzeyden aşağı bakarak yapılır, ama bir kayanın dibindeki bir canlıya yaklaşmak için birkaç saniyelik bir ördek dalışı yeterlidir. İnerken kulaklardaki basınç eşitlenir; kare çekilir ve sakince yüzeye dönülür.
Nefes tutarak yapılan her dalış, kısa ve sığ bile olsa, kurallarla yapılır. Şnorkelle hiçbir zaman yalnız yüzülmez; bir eş yüzeyde kalıp dalanı izler. Dalıştan önce art arda hızlı ve derin nefesler alınmaz, çünkü bu, su altında fark edilmeden bilinç kaybına yol açabilir. Tekne trafiği olan yerlerde renkli bir yüzey şamandırası taşınır, akıntı ve rüzgâr suya girmeden sorulur. Bir kare, bir dalışı uzatmaya değmez.
Görsel kanıt
Göğüs boyu suda eğitmen arkadaşına kumun üstündeki ışık ağını gösteriyor. Arkadaşın yüzeyden aşağı bakarak, seri çekimle, bir deniz yıldızının üstünden geçen parlak çizgileri çekiyor. Karelerin birinde çizgiler yıldızın kollarını tek tek çiziyor, kum beyaz, kırmızı ve turuncu renkler flaşsız olarak canlı.
Sonra eğitmen, kubbe portlu muhafazasıyla bir yarım kare çekiyor. Arkadaşın beline kadar suda, güneşe sırtını dönmüş duruyor. Karenin üst yarısında köyün beyaz evleri ve omuzları, alt yarısında kum ve bacakları. Arkadaşın koyu teni suyun üstünde sıcak ve güneşli, altında mavimsi; eğitmen yüzün tamamen üst yarıda kalması için makineyi biraz alçaltıyor.
Son olarak arkadaşın, eğitmen yüzeyde onu izlerken, bir kayanın dibindeki küçük bir balık sürüsüne bir ördek dalışıyla iniyor. Birkaç saniye içinde iki kare çekiyor ve sakince yüzeye dönüyor. Karede sürü birkaç kol boyu ötede, su berrak ve mavi; arkadaşın gülerek, bir haftanın bütün derslerini tek bir sabaha sığdırdıklarını söylüyor.
Sık yapılan hata
Yaygın yanlışŞnorkelle yalnız yüzmek ya da dalıştan önce art arda hızlı nefesler almak.
Sığ suda bile bilinç kaybı ve kaza riski doğar. Düzeltmesi: her zaman bir eşle yüz, dalıştan önce sakin ve normal nefes al.
Yaygın yanlışYarım karede pozlamayı gökyüzüne göre kurmak.
Su altındaki yarı kararır ve renkler kaybolur. Düzeltmesi: pozlamayı su altındaki yarıya göre kur ve güneşi arkaya al.
Yaygın yanlışIşık ağını bulutlu bir günde ya da derin suda aramak.
Desen solar ya da hiç oluşmaz. Düzeltmesi: güneş yüksekken, hafif dalgalı, berrak ve sığ suda çalış.
Özet
Sualtı fotoğrafçılığına başlamak için en bol ışık ve en kısa su yolu yüzeye yakın sudadır: güneşin kumun üstünde çizdiği ışık ağı, suyun üstünü ve altını aynı karede gösteren yarım kare ve kısa bir ördek dalışıyla yaklaşılan konular flaşsız da canlı renkler verir. Nefes tutarak yapılan her dalış bir eşle ve sakin bir nefesle yapılır, ve yarım karede ikiye bölünen bir bedende yüzün hangi yarıda kalacağı çekimden önce seçilir.
Mini ödev
Sualtı rotasının kapanış projesi bu ödevde: maskeni, şnorkelini ve su geçirmez kılıfını ya da muhafazanı alıp sığ bir kıyıda beş karelik küçük bir dizi hazırlayacaksın.
- Suya girmeden bir güvenlik planı yaz: eşin kim, akıntı ve rüzgâr nasıl, tekne trafiği var mı, dönüş noktası nerede; eşinin güneşte, sudan önce bir ten referans karesini çek.
- Beş kare çek: bir ışık ağı karesi, bir yarım kare, bir ördek dalışıyla yaklaşılmış yakın bir konu, eşinin onayıyla sudaki bir portresi ve yeri gösteren geniş bir kare.
- Karelerin renklerini, eşinin tenini sudan önceki referansla karşılaştırarak düzenle; dizinin başına suyun ışığa ne yaptığını anlatan iki cümle yaz.
Kendini değerlendir
- Güvenlik planın ve eşin suya girmeden hazır mıydı, ve hiçbir karede yalnız değil miydin?
- Yarım karede pozlama su altındaki yarıya göre mi kuruldu, ve yüz istediğin yarıda mı?
- Eşinin teni, referans kareye bakıldığında gerçek rengine yakın mı?
Sözlük
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Işık ağı | Caustics | Güneş ışığının dalgalı yüzeyden kırılarak geçip dipte oluşturduğu, sürekli kıpırdayan parlak çizgiler ağı. |
| Yarım kare | Over-under shot | Su çizgisinin kareyi ikiye böldüğü ve suyun üstünü ve altını aynı anda gösteren kare. |
| Ördek dalışı | Duck dive | Şnorkelcinin belden kırılıp bacaklarını kaldırarak ağırlığıyla kısa ve dik biçimde aşağı indiği hareket. |
Mini test
1. Işık ağı en canlı hâlini ne zaman alır?
- A) Bulutlu bir günde, derin suda
- B) Güneş yüksekken, sığ, berrak ve hafif dalgalı suda
- C) Gece, fenerle
- D) Suyun tamamen durgun olduğu bir anda
2. Yarım karede pozlama genellikle neye göre kurulur?
- A) Su altındaki yarıya göre
- B) Gökyüzüne göre
- C) Güneşin kendisine göre
- D) Su çizgisinin kendisine göre
3. Şnorkelle dalıştan önce art arda hızlı nefesler neden alınmaz?
- A) Maskeyi buğuladığı için
- B) Kulakları tıkadığı için
- C) Su altında fark edilmeden bilinç kaybına yol açabildiği için
- D) Balıkları kaçırdığı için
4. Yarım karede yarısı suda duran birinin teni neden iki renge bölünür?
- A) Kılıf rengi değiştirdiği için
- B) Makine iki farklı beyaz dengesi kullandığı için
- C) Deri suda renk değiştirdiği için
- D) Üst yarı güneşle, alt yarı suyun içinden gelen mavi bir ışıkla aydınlandığı için
Cevaplar
- B — Güçlü güneş ve küçük dalgalar ışığı kumda toplayıp çizgiler kurar.
- A — Su altındaki yarı daha karanlıktır, renklerini korumak için ona göre pozlanır.
- C — Hızlı nefesler vücudun nefes alma uyarısını geciktirir ve risk yaratır.
- D — İki yarıyı iki ayrı ışık aydınlatır; bu, suyun kendisinin bir sonucudur.
Özet kartı
- Yüzeye yakın su: kısa su yolu, bol güneş, flaşsız canlı renk.
- Işık ağı: güneş yüksek, su sığ ve berrak, seri çekim, parlak çizgileri koru.
- Yarım kare: kubbe port, pozlama su altına, güneş arkada, yüz hangi yarıda?
- Ördek dalışı: kısa, sakin, eşin yüzeyde izlerken.
- Hiçbir zaman yalnız yüzme; dalıştan önce hızlı nefes yok.
Serinin sonu
Bu dersle sualtı rotası, ve onunla birlikte programın okuma sırası sona eriyor. Yolculuk, makinenin bir şeyi değil, o şeyden gözümüze dönen ışığı yakaladığı fikriyle başlamıştı; burada, ışığın her metrede biraz daha kaybolduğu bir ortamda, aynı fikre dönüyor: kırmızı bir süngeri görünür kılan şey, ona ulaşan ışıktır. Arada pozlamayı, objektifi, rengi, kompozisyonu, ışığı yönetmeyi, düzenlemeyi ve bir projeyi baştan sona kurmayı çalıştın; rotalarda da bu bilgiyi portreden mimariye, sokaktan havaya ve suyun altına taşıdın. Buradan sonrası seçtiğin bir rotaya geri dönüp onu derinleştirmek, ya da bir konuyu aylarca takip eden kendi projeni kurmaktır. Hangisini seçersen seç, her çekimde aynı soruyu sormaya devam et: bu karede ışık nereden geliyor, neye çarpıyor, ve bana ne kadarı ulaşıyor?