Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Acıyı gösteren fotoğraflar kamu yararına hizmet edebilir, olayları görünür kılabilir ve yardım toplayabilir; ama aynı kareler bir insanı en kırılgan anında adsız bir simgeye indirgeyerek onurunu zedeleyebilir. Hayat tehlikedeyken yardım fotoğraftan önce gelir; Kevin Carter'ın 1993'te çektiği ve 1994'te Pulitzer alan kare, bu sorunun en çok tartışılan örneklerindendir. Fotoğraflanan insanların izni ve kendi sesi aranır, acının hep aynı coğrafyalar ve tenler üzerinden gösterilmesi sorgulanır ve fotoğrafçı kendi ikincil travmasını da ciddiye alır.
Öğrenme hedefi
Bir afetin, bir savaşın, bir hastalığın ya da bir kaybın ortasında fotoğraf çekerken nerede durman gerektiğini düşünmene yardım edecek soruları kurabileceksin. Acıyı göstermenin kamu yararına, yani bir olayı görünür kılmaya ve yardım toplamaya nasıl hizmet edebileceğini, aynı karenin bir insanın onurunu nasıl zedeleyebileceğini birlikte tartacaksın. Birinin hayatı tehlikedeyken yardımın fotoğraftan önce gelmesi gerektiği yardım önceliğini, dünyaca bilinen, kaynaklarla belgelenmiş bir kare üzerinden tartışacaksın. Fotoğraflanan insanların rızasını, özellikle çocukların ve kriz içindeki insanların durumunu ayrıca düşünecek, onların hikâyesini kendi sesiyle anlatmanın yollarını arayacaksın. Acıyı sürekli belli coğrafyalardan ve belli tenlerden insanlar üzerinden göstermenin kalıplaşmış bir bakışı nasıl beslediğini sorgulayacak, acıya tanıklık eden fotoğrafçının kendisinin de etkilenebileceğini, yani ikincil travmayı tanıyacaksın. Burada kurallar değil, bir fotoğrafçının kendine sorabileceği sorular öneriliyor.
Merak sorusu
Kulüpteki masada elden ele bir telefon dolaşıyor. Ekranda, sarsıntıdan sonra yıkılmış bir evin taşları üstünde gözyaşları içinde oturan küçük bir çocuk var. Kare bağış kampanyalarında kullanılmış, birçok insanı yardım etmeye yöneltmiş. Bir başka üye ise yumuşak bir sesle soruyor: o çocuk, yıllar sonra bu fotoğrafı internette gördüğünde ne hissedecek? Ona bu karenin çekilip dünyaya yayılmasını isteyip istemediği soruldu mu?
Arkadaşın, kendi şehrinde bir sel ya da bir yangın olsa makinesiyle ne yapacağını düşünüyor. Deklanşöre mi basmalı, makineyi indirip yardıma mı koşmalı, yoksa ikisini birden mi yapmalı? Fotoğrafçı nerede durmalı?
Bağlam
Işık ve doğa ustalarını incelerken acıyı güzel bir görüntüye dönüştürmenin izleyiciyi uzaklaştırabileceği eleştirisini konuşmuştuk (Ders 26.3). Sokak ve mahremiyet dersinde savunmasız insanları yayınlamadan önce sorulacak soruları görmüştün (Ders 29.3). Manipülasyon dersinde de sahnelemenin ve yanlış altyazının, tek bir piksele dokunmadan izleyiciyi nasıl yanılttığını konuşmuştuk (Ders 29.4).
Bu ders, fotoğrafçılığın en zor sorularından birine bakıyor. Acıyı gösteren fotoğraflar tarih boyunca savaşları durdurmaya, yardım toplamaya ve görmezden gelinen olayları görünür kılmaya katkıda bulunmuştur. Aynı fotoğraflar, fotoğraflanan insanların en kırılgan anlarını izinsiz ve kalıcı olarak dünyaya açmıştır. Bu gerilimin tek bir doğru cevabı yoktur; her fotoğrafçı ve her durum kendi dengesini arar.
Basit açıklama
Acıyı göstermek neden gerekebilir?
Kamu yararı, bir fotoğrafın yayınlanmasının toplumun bir olayı bilmesine, anlamasına ya da ona karşı harekete geçmesine hizmet etmesidir. Bir afetin boyutunu, bir savaşın sivillere etkisini ya da bir haksızlığı gösteren kareler, insanların uzakta olan bir acıyı görmesini ve yardım etmesini sağlayabilir. Hiç fotoğraflanmayan bir acı, çoğu zaman hiç yaşanmamış gibi unutulur.
İnsan onuru ise, bir insanın en zor anında bile yalnızca bir acı simgesine indirgenmeden, bir kişi olarak görülme hakkıdır. Bir fotoğraf, bir insanın yüzünü en çaresiz anında, adı ve hikâyesi olmadan, yalnızca bir duyguyu uyandırmak için kullanıyorsa, kamu yararı taşısa bile onun onurunu zedeleyebilir. İki değer çoğu zaman aynı karede karşı karşıya gelir; fotoğrafçı hangi karenin, nasıl bir kadrajla ve hangi bağlamla yayınlanacağına karar verirken bu ikisini birlikte tartar. Aynı olay, bir yüzü en çaresiz anında yakından gösteren bir kareyle de, insanların birbirine tutunduğunu geniş bir kadrajla gösteren bir kareyle de anlatılabilir. Hangisinin seçileceği, izleyiciye olayı mı yoksa yalnızca bir duyguyu mu aktarmak istendiğine bağlıdır; ikisi arasında bir kural değil, fotoğrafçının vicdanıyla verdiği bir karar vardır.
Yardım mı, fotoğraf mı?
Yardım önceliği, birinin hayatı ya da sağlığı acil bir tehlike altındayken, fotoğrafçının önce yardım etmesi ya da yardım çağırması gerektiği, fotoğrafın ancak bundan sonra gelebileceği ilkesidir. Bu ilkenin en çok tartışıldığı örneklerden biri, fotoğrafçı Kevin Carter'ın Sudan'daki kıtlık sırasında çektiği, New York Times'ta 26 Mart 1993'te yayımlanan karedir: yere çökmüş, çok zayıf bir çocuk ve birkaç metre ötesinde bekleyen bir akbaba. Kare, kıtlığa dünyanın dikkatini çekti ve fotoğrafçıya 1994'te Pulitzer Ödülü'nü kazandırdı. Aynı zamanda sert eleştiriler aldı: birçok kişi, fotoğrafçının çocuğa yardım etmek yerine kareyi beklediğini ve çocuğun ne olduğunu takip etmediğini sorguladı. Carter aynı yılın yazında hayatını kaybetti. Yıllar sonra yayımlanan bazı haberler, çocuğun o kıtlıktan sağ çıktığını ileri sürdü; ama tartışma, fotoğrafçının sorumluluğu üzerine bir soru olarak sürdü.
Bu örnek tek bir cevap vermez, ama bir soruyu keskinleştirir: fotoğrafçı hem tanık hem de bir insandır. Bir afet bölgesinde çalışan birçok fotoğrafçı, önce kurtarma ekiplerinin işine engel olmamayı, gerektiğinde makineyi indirip yardım etmeyi ve ancak güvenli olduğunda çekmeyi kendine ilke edinir.
Fotoğraflanan insanlar ve fotoğrafçı nasıl korunur?
Kendi sesi, acıyı yaşayan insanların, fotoğraflarının nasıl kullanılacağına katılmaları ve hikâyelerini kendi sözleriyle anlatmaları anlamına gelir. Paylaşmadan önce fotoğraftaki kişiye, çocuksa ailesine sormak, adını ve anlattıklarını fotoğrafla birlikte vermek, kişiyi yalnızca bir kurban olarak değil, yaşadığı olay karşısında bir özne olarak gösterir. Kriz anında izin almak her zaman mümkün olmayabilir; ama daha sonra kişiye ulaşmak ve fotoğrafı göstermek çoğu zaman mümkündür.
Acının kimler üzerinden gösterildiği de bir sorudur. Yardım kampanyalarında ve haberlerde belirli coğrafyalardan ve koyu tenli insanların hep çaresiz, yoksul ya da acı içinde gösterilmesi, bazı eleştirmenlerin deyişiyle bir tür yoksulluk gösterisi yaratır ve o insanların başka hiçbir hâliyle görülmemesine yol açar. Aynı insanları direnirken, birbirine yardım ederken ya da hayatlarını yeniden kurarken göstermek, izleyiciye daha eksiksiz bir resim sunar.
İkincil travma, başkalarının acısına sürekli tanıklık eden birinin, kendisi doğrudan zarar görmese bile ruhsal olarak etkilenmesidir. Afet ve çatışma bölgelerinde çalışan fotoğrafçılar için bu gerçek bir risktir. Dinlenmek, deneyimlerini paylaşabileceği insanlar bulmak ve gerektiğinde bir terapiste ya da psikoloğa başvurmak, fotoğrafçının kendisini korumasının parçasıdır.
Görsel kanıt
Arkadaşının şehrinde bir gece bir apartman yangını çıkıyor. Arkadaşın olay yerine vardığında itfaiye çalışıyor. Önce itfaiyenin kurduğu şeridin dışında kalıyor, bir görevliye yardım edip edemeyeceğini soruyor; kendisinden yalnızca yolu açık tutması isteniyor.
Sonra fotoğraf çekiyor, ama sokağa battaniyelerle çıkmış bir anneyi ve çocuğunu yakın plan çekmek yerine, onları geniş bir kadrajda, komşuların getirdiği çaylarla ve battaniyelerle birlikte gösteren bir kare seçiyor. Ertesi gün aileyi buluyor; anneye fotoğrafları gösteriyor ve yayınlanıp yayınlanamayacağını soruyor. Anne yalnızca komşuların yardımını gösteren kareye izin veriyor; kendi yüzünün göründüğü kareleri istemiyor.
Arkadaşın bu kararlara uyuyor ve haberi, annenin anlattıklarıyla birlikte yayınlıyor. O hafta birkaç gece uyumakta zorlanıyor ve yaşadıklarını yaşlı üyeyle konuşuyor.
Sık yapılan hata
Yaygın yanlışHayat tehlikedeyken önce fotoğraf çekmek.
Tanıklık, yardımın yerini tutmaz. Düzeltmesi: önce yardım et ya da yardım çağır, çekimi ancak güvenli olduğunda yap.
Yaygın yanlışAcı içindeki insanları adsız birer simgeye dönüştürmek.
İnsan onuru zedelenir. Düzeltmesi: iznini al, adını ve kendi sözlerini fotoğrafla birlikte ver.
Yaygın yanlışKendi yaşadığı etkiyi görmezden gelmek.
İkincil travma birikir. Düzeltmesi: dinlen, konuş ve gerektiğinde destek al.
Özet
Acıyı gösteren fotoğraflar kamu yararına hizmet edebilir, olayları görünür kılabilir ve yardım toplayabilir; ama aynı kareler bir insanı en kırılgan anında adsız bir simgeye indirgeyerek onurunu zedeleyebilir. Hayat tehlikedeyken yardım fotoğraftan önce gelir; Kevin Carter'ın 1993'te çektiği ve 1994'te Pulitzer alan kare, bu sorunun en çok tartışılan örneklerindendir. Fotoğraflanan insanların izni ve kendi sesi aranır, acının hep aynı coğrafyalar ve tenler üzerinden gösterilmesi sorgulanır ve fotoğrafçı kendi ikincil travmasını da ciddiye alır.
Mini ödev
Bu ödevde acı içeren bir durum için kendi ilkelerini yazacaksın.
- Bir afet, bir kaza ya da bir kayıp anında fotoğraf çekme durumunu düşün; önce ne yapacağını, hangi durumda makineyi indireceğini ve ne zaman çekeceğini yazan beş maddelik bir ilke listesi hazırla.
- Bir haber sitesinden acı içeren bir fotoğraf seç; kamu yararı ile fotoğraflanan kişinin onuru açısından bir paragraf değerlendirme yaz.
- Aynı olayı, insanları yalnızca çaresizlik içinde değil, birbirine yardım ederken ya da hayatlarını yeniden kurarken gösterecek üç kare fikri yaz.
- Fotoğraflanan kişinin kendi sesini nasıl katacağını, yani iznini nasıl alacağını ve sözlerini nasıl aktaracağını anlatan kısa bir not yaz. Zor bir çekimden sonra kendini nasıl koruyacağını da bir cümleyle ekle.
Kendini değerlendir
- Kamu yararı ile insan onuru arasındaki gerilimi bir örnekle açıklayabiliyor musun?
- Yardım önceliği ilkesini kendi sözlerinle anlatabiliyor musun?
- Acıyı hep aynı insanlar üzerinden gösteren bir bakışı fark edebiliyor musun?
Sözlük
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Kamu yararı | Public interest | Bir fotoğrafın yayınlanmasının toplumun bir olayı bilmesine ve ona karşı harekete geçmesine hizmet etmesi. |
| İnsan onuru | Human dignity | Bir insanın en zor anında bile bir acı simgesine indirgenmeden bir kişi olarak görülme hakkı. |
| Yardım önceliği | Duty to assist first | Hayat tehlikedeyken fotoğrafçının önce yardım etmesi ya da yardım çağırması ilkesi. |
| İkincil travma | Secondary trauma | Başkalarının acısına sürekli tanıklık edenin, doğrudan zarar görmese de ruhsal olarak etkilenmesi. |
| Kendi sesi | Subject's own voice | Acıyı yaşayan insanların fotoğraflarının kullanımına katılması ve hikâyesini kendi sözleriyle anlatması. |
Mini test
1. Acıyı gösteren bir fotoğraf hangi durumda kamu yararına hizmet edebilir?
- A) Bir olayı görünür kıldığında ve insanları harekete geçirdiğinde
- B) Yalnızca bir yarışma kazandığında
- C) Kişinin adı gizlendiğinde
- D) Hiçbir durumda
2. Yardım önceliği ilkesi neyi söyler?
- A) Önce en iyi kareyi almayı
- B) Hiç fotoğraf çekmemeyi
- C) Hayat tehlikedeyken önce yardım etmeyi ya da yardım çağırmayı
- D) Yalnızca uzaktan çekmeyi
3. Kevin Carter'ın 1993'te Sudan'da çektiği kare neden tartışıldı?
- A) Renkli olduğu için
- B) Fotoğrafçının çocuğa yardım edip etmediği ve çocuğu takip edip etmediği sorgulandığı için
- C) Hiç yayımlanmadığı için
- D) Sahnelendiği kanıtlandığı için
4. İkincil travmaya karşı fotoğrafçı ne yapabilir?
- A) Hiçbir şey hissetmemeye çalışmak
- B) Daha çok çekime gitmek
- C) Yaşadıklarını kimseyle paylaşmamak
- D) Dinlenmek, yaşadıklarını paylaşmak ve gerektiğinde profesyonel destek istemek
Cevaplar
- A — Bir afetin ya da haksızlığın görünür olması, toplumun ona karşı harekete geçmesini sağlayabilir.
- C — Tanıklık önemlidir ama bir hayatı kurtarma çabasının yerini tutmaz.
- B — Kare kıtlığı görünür kıldı, ama fotoğrafçının sorumluluğu üzerine sert bir tartışma başlattı.
- D — Başkalarının acısına tanıklık etmek iz bırakır; destek almak fotoğrafçının kendini korumasının parçasıdır.
Özet kartı
- Kamu yararı ile insan onurunu birlikte tart.
- Hayat tehlikedeyse önce yardım, sonra fotoğraf.
- İzin al; insanların adı ve kendi sözleri olsun.
- Acıyı hep aynı coğrafyalar ve tenler üzerinden gösterme.
- Kendi yaşadığını ciddiye al; dinlen ve destek al.
Sonraki derse köprü
Yangın haberinin ardından arkadaşın bir haber sitesinde başka bir kare görüyor: bir selde çatıda bekleyen bir aile. Kare çok paylaşılmış, ama birkaç gün sonra bunun gerçek bir fotoğraf değil, bir yapay zekâ aracıyla üretilmiş bir görüntü olduğu ortaya çıkıyor. Kulüpte bir üye, yakında kimsenin makineye ihtiyaç duymayacağını, istenen her görüntünün birkaç sözcükle üretilebileceğini söylüyor. Arkadaşın, yangında annenin izin verdiği karenin böyle bir görüntüden neyle ayrıldığını düşünüyor. Yapay zekâ fotoğrafçıların yerini alacak mı? Sonraki ders, üretilen görüntü ile tanıklık eden fotoğraf arasındaki farkı ele alıyor.