Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Kişisel üslup, konu, ışık, renk, uzaklık, kadraj ve düzenleme alanlarında tekrar tekrar verilen kararların bir işler bütününde görünen toplamıdır; bir hazır ayarla yaratılamaz ve çoğu zaman bir fotoğrafçının farkında olmadan oluşturduğu bilinçsiz örüntülerden doğar. Kendi arşivini bir yabancının işi gibi okuyup bir üslup haritası çıkarmak bu örüntüleri görünür kılar ve her tekrarın bir tercih mi bir kaçınma mı olduğunu sormayı sağlar; ustaları öğrenmek için taklit etmek bir yöntemi içeriden öğretir, üslup dönemlere ayrılarak değişir ve bir üslubun renk kararının farklı tenleri eşit taşıyıp taşımadığı ile insanları özne olarak gösterip göstermediği ayrıca sınanır.
Öğrenme hedefi
Kendi fotoğraflarında tekrar eden seçimleri fark ederek kişisel üslubunun nasıl bir şey olduğunu görebilecek ve onu bilinçli olarak geliştirmeye başlayabileceksin. Üslubun bir filtre ya da hazır bir düzenleme ayarı değil, konu, ışık, renk, uzaklık, kadraj ve zamanlama gibi alanlarda tekrar tekrar verilen kararların toplamı olduğunu açıklayacaksın. Kendi arşivini bir yabancının işi gibi okuyarak farkında olmadan yaptığın seçimleri bulacak, bunları bir üslup haritasında düzenleyecek, ustaları öğrenmek için taklit etmek ile onların bakışını kopyalamak arasındaki farkı ayırt edeceksin. Üslubun zamanla değişebileceğini ve zorla kurulamayacağını kabul edeceksin. Kendi renk ve ışık tercihlerinin farklı tenleri eşit biçimde taşıyıp taşımadığını ve üslubunun insanları özne olarak mı yoksa bir dekorun parçası olarak mı gösterdiğini sorgulayacaksın.
Merak sorusu
Arkadaşın son bir yılda çektiği kırk fotoğrafı masaya diziyor ve onları, yaşlı üyenin önerdiği gibi, hiç tanımadığı birinin işi gibi okumaya çalışıyor. Bir süre sonra kareler arasında kendisinin hiç fark etmediği bağlar beliriyor. Hemen hepsinde güneş yeni doğmuş; ışık alçak ve yandan geliyor. Çoğunda bir insan var, ama hep kadrajın bir kenarında, küçük ve yalnız. Renkler sıcak, biraz soluk, sanki eski bir kâğıda basılmış gibi.
Bunların hiçbirini bilerek seçmemişti; sabahları yürüyüşe çıkıyordu, düzenleme programında hep aynı ayarı kullanıyordu, insanlara yaklaşmaktan çekiniyordu. Yine de kırk kare yan yana gelince, bir başkasının karelerinden ayırt edilebilir bir şey ortaya çıkmış. Kendi tarzımı nasıl bulurum? Farkında olmadan yapılan seçimler bir üslup mudur, yoksa yalnızca bir alışkanlık mı?
Bağlam
Anı yakalayan ustaları incelerken her birinin neye bakacağına, sahneye ne kadar yaklaşacağına ve deklanşöre ne zaman basacağına dair kararlarını tek bir bakış biçimi olarak toplamıştık (Ders 26.2). Kendi fotoğrafını okumak dersinde çekim anısının kendi karelerine bakarken araya girdiğini ve bir süre beklemenin bu yükü hafiflettiğini görmüştün (Ders 23.7). Bir önceki derste de başkasının çektiği bir kareyi adım adım okumayı, önce görüneni sayıp sonra anlamını ve değerini tartmayı çalışmıştın (Ders 26.6).
Bu ders o okuma becerisini kendi işine çeviriyor. Kişisel üslup, bir fotoğrafçıdan en sık beklenen ama en az anlatılan şeydir; çoğu zaman bir sır ya da bir yetenek gibi konuşulur. Oysa üslubun büyük bölümü gözlemlenebilir kararlardan oluşur ve bu kararlar, kendi fotoğraflarını dikkatle okuyan herkes tarafından görünür kılınabilir.
Basit açıklama
Üslup neyden oluşur?
Kişisel üslup, bir fotoğrafçının neyi çektiğine, hangi ışığı beklediğine, hangi renkleri sevdiğine, konuya ne kadar yaklaştığına ve sonradan dosyayı nasıl işlediğine dair yinelenen seçimlerinin, işlerini bir başkasınınkinden ayırt edilebilir kılan toplamıdır. Üslup tek bir karede değil, bir işler bütününde görünür; tek bir fotoğraf bir şans olabilir, ama kırk fotoğrafta tekrar eden bir seçim bir eğilimdir.
Üslup çoğu zaman bir filtreyle ya da bir hazır ayarla karıştırılır. Bütün fotoğraflara aynı renk düzenlemesini uygulamak onlara ortak bir görünüm verir, ama bu görünüm çekim anında verilen kararların, nereye bakıldığının, ne zaman deklanşöre basıldığının, konuya ne kadar yaklaşıldığının yerini tutmaz. Üslubun asıl kaynağı düzenleme programı değil, fotoğrafçının dünyaya nasıl baktığıdır; düzenleme bu bakışı güçlendirebilir ama tek başına yaratamaz. Aynı hazır ayarı kullanan iki fotoğrafçının işleri, bakışları farklıysa yine birbirinden ayırt edilir.
Bilinçsiz örüntü, bir fotoğrafçının farkında olmadan, alışkanlık, çekingenlik ya da rastlantı yüzünden tekrar tekrar yaptığı seçimlerin işlerinde oluşturduğu tekrardır. Arkadaşının sabah ışığı, kenardaki küçük insanlar ve soluk sıcak renkler böyle bir örüntüdür. Bilinçsiz bir örüntü henüz bir üslup değildir; ama bir üslubun ham malzemesidir. Onu fark etmek, hangi seçimleri sürdürmek, hangilerini değiştirmek istediğine bilerek karar vermeyi sağlar.
Kendi üslubunu nasıl görürsün?
Üslup haritası, bir fotoğrafçının kendi işlerinden seçtiği bir grup karede konu, ışık, renk, uzaklık, kadraj ve düzenleme gibi başlıklar altında tekrar eden seçimleri sayarak ve not ederek hazırladığı tablodur. Kırk karenin her biri için ışığın yönü ve saati, insanın kadrajdaki yeri ve büyüklüğü, renklerin sıcaklığı ve doygunluğu yazılır; sonra hangi seçimlerin ne sıklıkta tekrarlandığına bakılır. Bu harita, gözün bir bakışta sezdiği bir benzerliği, adı konmuş ve sayılmış kararlara dönüştürür.
Harita çıkarıldıktan sonra her tekrarın önüne bir soru konur: bu bir tercih mi, yoksa bir kaçınma mı? Sabah ışığı gerçekten sevilen bir ışık olabilir; ama kenardaki küçük insanlar, insanlara yaklaşmaktan duyulan bir çekingenliğin sonucu da olabilir. Bir üslubu bilinçli kılmak, sevilen seçimleri güçlendirmek ve kaçınmadan doğanları sınamak demektir. Kendi fotoğraflarına bakarken çekim anısının araya girdiğini unutmamak ve haritayı bir süre bekledikten sonra hazırlamak, okumayı daha dürüst kılar.
Üslup nasıl gelişir?
Öğrenme amaçlı taklit, bir fotoğrafçının bir ustanın çalışma biçimini, ışığını ya da kadrajını, onun bakışını anlamak için bilerek denemesidir. Anı yakalayan bir ustanın sahneyi kurup bekleme biçimini ya da bir manzara ustasının ton planlamasını bir süre taklit etmek, o bakışın nasıl kurulduğunu içeriden öğretir. Taklit ederken asıl öğrenilen, ustanın neden o saatte, o uzaklıkta ve o açıdan çektiğidir; bir süre sonra aynı kararın kendi konunda işe yarayıp yaramadığını görmeye başlarsın. Bu, ustaların işini kopyalayıp kendi işiymiş gibi sunmaktan farklıdır; amaç bir yöntemi öğrenip sonra kendi konusuna ve kendi sorusuna uygulamaktır. Üslup çoğu zaman birçok ustadan öğrenilen parçaların fotoğrafçının kendi merakıyla birleşmesinden doğar.
Üslup dönemi, bir fotoğrafçının üslubunun belirli bir zaman aralığında belirli seçimler etrafında toplanması ve zamanla değişerek yeni bir döneme geçmesidir. Üslup bir kez bulunup sonsuza kadar korunan bir şey değildir; konular, ilgiler ve hayat değiştikçe o da değişir. Bir üslubu zorla kurmaya çalışmak, bütün fotoğrafları aynı kalıba sokmaya ve merakı köreltmeye yol açabilir. Kendi eski dönemlerine bakmak da öğreticidir: iki yıl önceki karelerin bugünkülerden farklıysa, bu bir kayıp değil, bakışının yol aldığının işaretidir. Tutarlılık değerlidir, ama merakın yerini almamalıdır.
Bir üslup renkleri ve insanları nasıl gösterdiğiyle de sınanır. Sıcak ve soluk bir renk düzenlemesi açık bir teni solgun ve kansız, koyu bir teni ise çamurlu bir griye yakın gösterebilir; bir üslubun renk kararı, farklı tenleri aynı özenle taşıyıp taşımadığına bakılarak denetlenir. Kadrajın kenarında hep küçük kalan insanlar da bir soru bırakır: üslup insanları birer özne olarak mı, yoksa bir manzaranın dekoru olarak mı gösteriyor? Bu bir kural değil, fotoğrafçının üslubuna sorması gereken bir sorudur.
Görsel kanıt
Kırk kareyi aldığın notlarla bir üslup haritasına döküyorsun. Işık sütununda otuz dört karede sabahın ilk saati, yandan ve alçak; renk sütununda neredeyse hepsi sıcak ve düşük doygunlukta; insan sütununda yirmi altı karede bir kişi, hepsinde kadrajın kenarında ve küçük. Bir bakışta sezdiğin benzerlik, şimdi sayılmış kararlar olarak masada duruyor.
Her tekrarın önüne soruyu koyuyorsun. Sabah ışığını gerçekten seviyorsun; ilk saatin yumuşak yan ışığı seni o saatte dışarı çıkaran şey. Ama kenardaki küçük insanlar için dürüst cevap başka: yaklaşmaya çekiniyorsun. Soluk sıcak düzenlemeyi koyu tenli bir komşunun portresinde denediğinde, yüzün sıcaklığının kaybolup grileştiğini görüyorsun.
Bir sonraki hafta sabah ışığını koruyor, düzenlemeyi komşunun yüzünde ten rengini kaybetmeyecek biçimde yeniden ayarlıyor ve ilk kez bir insana yaklaşıp onu kadrajın ortasına alıyorsun. Kare hâlâ senin karelerine benziyor; aynı ışık, aynı sakinlik. Ama insan artık bir dekor değil, fotoğrafın öznesi.
Sık yapılan hata
Yaygın yanlışÜslubu bir hazır ayar ya da filtreyle yaratmaya çalışmak.
Ortak bir görünüm oluşur ama bakış değişmez. Düzeltmesi: üslubu çekim anındaki kararlarda ara.
Yaygın yanlışHer tekrarı bir üslup saymak.
Bazı tekrarlar yalnızca bir kaçınmadır. Düzeltmesi: her tekrara bunun bir tercih mi yoksa bir kaçınma mı olduğunu sor.
Yaygın yanlışBir üslubu zorla kurup bütün işleri aynı kalıba sokmak.
Merak körelir. Düzeltmesi: üslubun zamanla değişmesine izin ver.
Özet
Kişisel üslup, konu, ışık, renk, uzaklık, kadraj ve düzenleme alanlarında tekrar tekrar verilen kararların bir işler bütününde görünen toplamıdır; bir hazır ayarla yaratılamaz ve çoğu zaman bir fotoğrafçının farkında olmadan oluşturduğu bilinçsiz örüntülerden doğar. Kendi arşivini bir yabancının işi gibi okuyup bir üslup haritası çıkarmak bu örüntüleri görünür kılar ve her tekrarın bir tercih mi bir kaçınma mı olduğunu sormayı sağlar; ustaları öğrenmek için taklit etmek bir yöntemi içeriden öğretir, üslup dönemlere ayrılarak değişir ve bir üslubun renk kararının farklı tenleri eşit taşıyıp taşımadığı ile insanları özne olarak gösterip göstermediği ayrıca sınanır.
Mini ödev
Bu ödevde kendi fotoğraflarından bir üslup haritası çıkaracaksın.
- Son bir yıldan otuz ile elli fotoğraf seç; bir hafta bekledikten sonra onları bir yabancının işi gibi yan yana diz.
- Her kare için ışığın yönünü ve saatini, konuyu, uzaklığı, insanın kadrajdaki yerini ve büyüklüğünü, renklerin sıcaklığını ve doygunluğunu bir tabloya yaz.
- En sık tekrar eden beş seçimi bul ve her birinin önüne bunun bir tercih mi yoksa bir kaçınma mı olduğunu yaz.
- Bir kaçınmayı bilerek değiştirerek yeni bir dizi çek. Renk düzenlemeni farklı ten tonlarından insanların portrelerinde dene ve tenlerin doğal rengini koruyup korumadığını kontrol et.
Kendini değerlendir
- Üslubun bir hazır ayar değil, tekrar eden kararlar olduğunu açıklayabiliyor musun?
- Kendi üslup haritanda bir tercih ile bir kaçınmayı ayırt edebildin mi?
- Üslubunun renk kararının farklı tenleri eşit taşıyıp taşımadığını denetledin mi?
Sözlük
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Kişisel üslup | Personal style | Bir fotoğrafçının tekrar tekrar verdiği kararların işlerini ayırt edilebilir kılan toplamı. |
| Bilinçsiz örüntü | Unconscious pattern | Farkında olmadan, alışkanlık ya da çekingenlik yüzünden tekrar tekrar yapılan seçimlerin oluşturduğu tekrar. |
| Üslup haritası | Style map | Kendi işlerinde tekrar eden seçimleri başlıklar altında sayarak hazırlanan tablo. |
| Öğrenme amaçlı taklit | Imitation for learning | Bir ustanın çalışma biçimini, bakışını anlamak için bilerek deneme. |
| Üslup dönemi | Style period | Üslubun belirli bir zaman aralığında belirli seçimler etrafında toplanması ve sonra değişmesi. |
Mini test
1. Kişisel üslubun asıl kaynağı nedir?
- A) Kullanılan hazır ayar
- B) Makinenin markası
- C) Çekim anında ve sonrasında tekrar tekrar verilen kararlar
- D) Fotoğrafın boyutu
2. Arkadaşın insanları hep kadrajın kenarında küçük göstermesinin nedeni çekingenlikse, bu tekrar nedir?
- A) Bir kaçınmadan doğan bilinçsiz örüntü
- B) Bilinçli bir üslup kararı
- C) Bir hazır ayar etkisi
- D) Bir ışık tercihi
3. Üslup haritası neyi sağlar?
- A) Fotoğrafların renklerini eşitlemeyi
- B) Fotoğrafları büyük basmayı
- C) Ustaların fotoğraflarını kopyalamayı
- D) Bir bakışta sezilen benzerliği sayılmış ve adlandırılmış kararlara dönüştürmeyi
4. Sıcak ve soluk bir renk düzenlemesi koyu tenli bir komşunun yüzünü grileştiriyorsa ne yapılır?
- A) Düzenlemeyi olduğu gibi bırakmak, çünkü üslup korunmalı
- B) Düzenlemeyi tenin doğal rengini koruyacak biçimde ayarlamak
- C) Portreyi siyah beyaza çevirmek
- D) Komşunun portresini diziden çıkarmak
Cevaplar
- C — Üslup çekimde ve düzenlemede tekrarlanan kararlardan doğar; hazır ayar bunun yerini tutmaz.
- A — Bir kaçınmadan doğan tekrar henüz bilinçli bir tercih değildir; fark edilip sınanmalıdır.
- D — Harita gözün sezdiği benzerliği somut, sayılmış seçimlere çevirir.
- B — Bir üslup farklı tenleri aynı özenle taşımalıdır; renk kararı ona göre ayarlanır.
Özet kartı
- Üslup, tekrar eden kararların toplamıdır; hazır ayar değildir.
- Kendi arşivini bir yabancının işi gibi oku.
- Üslup haritası çıkar; her tekrar tercih mi kaçınma mı sor.
- Ustaları öğrenmek için taklit et, kopyalama.
- Üslubun renk kararını farklı tenlerde sına; insanı özne olarak göster.
Sonraki derse köprü
Üslup haritasını inceleyen yaşlı üye arkadaşına bir soru sordu: sabahın ilk ışığı ona ne ifade ediyordu? Arkadaşın biraz düşündükten sonra bunun onun için her gün yeniden başlamak demek olduğunu söyledi. Yaşlı üye, bir sonraki dizisine gördüğü bir sahneden değil, bu fikirden başlamasını önerdi: yeniden başlamak. Arkadaşın, bir fikrin fotoğrafa nasıl dönüşebileceğini, soyut bir düşüncenin somut bir karede nasıl görünür kılınabileceğini bilmiyordu. Fotoğraf bir fikri nasıl anlatır? Sonraki ders, önce konseptin geldiği ve görüntünün onu taşıdığı kavramsal fotoğrafı anlatıyor.