İçeriğe geç

Ders 26.2 · Seviye 4 — Uzman

Ustalar I: Anı yakalayanlar

Cartier-Bresson "karar anını" nasıl buldu?

Modül 26 · Fotoğrafik Düşünce, Sanat ve Kişisel Tarz

1.651 kelime · yaklaşık 8 dakika okuma · 9 dk video senaryosu

  • sahne kurup bekleme
  • bel hizası vizör
  • kent belleği
  • ölüm sonrası yayın
  • bakış biçimi
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Henri Cartier-Bresson küçük ve sessiz bir makineyle, ışığın ve biçimin uygun olduğu bir yerde sahneyi kurup bekleyerek karar anını hazırladı; Vivian Maier bel hizası vizörlü bir makineyle yabancılara yakından ve aşağıdan baktı, fotoğraflarının çoğunu hiç yayımlamadı ve işleri ölümünden sonra başkalarınca seçildi; Ara Güler İstanbul'un gündelik hayatını onlarca yıl kaydederek bir kent belleği oluşturdu. Aynı gelenekten gelen üç ustanın bakış biçimleri, konu, uzaklık ve zamanlama kararlarında ayrışır; sokakta habersiz çekilen insanlar, ölüm sonrası yayın ve siyah beyaz baskıda farklı tenlerin nasıl pozlandığı bu geleneğin düşünülmesi gereken sorularıdır.

Öğrenme hedefi

Anı yakalama geleneğinin üç ustasını, Henri Cartier-Bresson'u, Vivian Maier'i ve Ara Güler'i, yalnızca ünlü fotoğraflarıyla değil, çalışma biçimleri ve bakışlarıyla tanıyabileceksin. Cartier-Bresson'un küçük bir makineyle, bir sahneyi kurup doğru anı bekleyerek nasıl çalıştığını, Vivian Maier'in makineyi bel hizasında tutarak insanlara nasıl yaklaştığını ve Ara Güler'in bir şehrin gündelik hayatını onlarca yıl boyunca kaydederek nasıl bir kent belleği oluşturduğunu karşılaştıracaksın. Bir fotoğrafçının bakış biçiminin, konu seçiminden kadraja ve zamanlamaya kadar tekrar eden kararlardan oluştuğunu göreceksin. Sokakta habersiz çekilen insanların ve fotoğrafçının ölümünden sonra yayımlanan fotoğrafların rıza sorusunu nasıl doğurduğunu tartışacak, siyah beyaz sokak fotoğrafında farklı tenlerin nasıl pozlandığının bir fotoğrafçı kararı olduğunu bileceksin.

Merak sorusu

Kulüpteki yaşlı üye, albümün yanına üç küçük kitap koyuyor. En incesinin kapağında Paris'te bir tren garının arkasında, durgun suyun üzerinden havaya sıçramış bir adamın silueti var; adam havada asılı, ayağı suya değmek üzere, yansıması altında. Yanındakinde bir kentin kaldırımlarında yüzlerine yakından bakılmış yabancılar ve dükkân camlarında beliren, kendi fotoğrafını çeken bir kadının gölgesi var. Sonuncusunda İstanbul'un sisli iskeleleri, balıkçı tekneleri, kahvehanelerde oturan yaşlı adamlar.

Arkadaşın ilk kitaptaki adama uzun uzun bakıyor. Bu kare bir şans mı, yoksa fotoğrafçı adamın zıplayacağını önceden mi bildi? Yaşlı üye, fotoğrafçının bu anlara bir ad verdiğini söylüyor. Cartier-Bresson «karar anını» nasıl buldu? Aynı sokakta yürüyen biri neden bu anı görmez de bir başkası görür?

Bağlam

Fotoğrafçı gibi görmek dersinde Henri Cartier-Bresson'un bir kitabında adını koyduğu belirleyici anı, bir olayın anlamıyla onu taşıyan biçim düzeninin saniyenin bir kesrinde çakışması olarak görmüştün (Ders 2.4). Sokak fotoğrafı dersinde de kamusal alanda sahnelenmemiş gündelik hayatı çekmenin tekniklerini ve etik sorularını konuşmuştuk (Ders 16.3). Bu ders, o fikirleri bu geleneğin ustalarının gerçek çalışma biçimleri üzerinden okuyor.

Bir ustayı tanımak, onun fotoğraflarını ezberlemek değil, nasıl baktığını anlamaktır. Aynı dönemde, aynı türde çalışan fotoğrafçılar bile birbirinden çok farklı kararlar verir: nereye bakacaklarını, ne kadar yaklaşacaklarını, ne zaman deklanşöre basacaklarını ve fotoğrafları ne yapacaklarını. Bu ders üç ustayı yan yana koyarak bu kararları görünür kılıyor.

Basit açıklama

Cartier-Bresson nasıl çalışırdı?

Henri Cartier-Bresson, 1908'de Fransa'da doğmuş ve 2004'te ölmüş bir fotoğrafçıdır. Resim eğitimi almıştı ve biçime, özellikle geometriye, bir ressam gibi bakıyordu. 1930'ların başında küçük, sessiz, elde taşınabilen otuz beş milimetrelik bir makineyle tanıştı ve ömrü boyunca bu tür makinelerle çalıştı. Böyle bir makine, fotoğrafçının kalabalığın içinde fark edilmeden dolaşmasına ve anın geldiği saniyede tepki vermesine izin veriyordu. 1947'de birkaç fotoğrafçıyla birlikte, fotoğrafçıların kendi işlerinin haklarını elinde tuttuğu bir ajans olan Magnum'u kurdu.

Sahne kurup bekleme, fotoğrafçının ışığı, çizgileri ve biçimleri uygun bir yer bulup orada durduğu ve sahneyi tamamlayacak bir olayın gerçekleşmesini beklediği çalışma biçimidir. Su birikintisinin üstünden atlayan adamın karesi çoğu zaman bir şans gibi görülür, ama bu gelenek şansı hazırlamayı öğretir: kompozisyon önceden kurulur, fotoğrafçı sahnenin içinde bekler, hareket başladığında göz ve parmak birlikte çalışır. Karar anı, bu hazırlığın ürünüdür; sokakta yürüyen herkes aynı anı görmez, çünkü herkes aynı yerde, aynı biçimi görerek beklemez.

Vivian Maier neyi farklı yaptı?

Vivian Maier, 1926'da New York'ta doğmuş ve 2009'da Chicago yakınlarında ölmüş bir fotoğrafçıdır. Hayatının büyük bölümünü çocuk bakıcısı olarak çalışarak geçirdi ve on binlerce fotoğraf çekti, ama hayattayken bu fotoğrafların neredeyse hiçbirini yayımlamadı; birçok filmini banyo ettirmedi bile. Fotoğrafları, ödenmeyen bir depo kirası yüzünden eşyaları açık artırmaya çıkınca, 2007'de bir alıcının eline geçti ve ölümünden sonra geniş bir ilgi gördü.

Bel hizası vizör, makinenin göz hizasında değil, göğüs ya da bel hizasında tutulup üstten aşağıya bakılarak kadrajlandığı vizördür. Maier sokakta çoğunlukla böyle bir vizörü olan, iki objektifli, orta formatlı bir makine kullandı. Bu makineyle çeken biri insanların yüzüne değil, aşağıya, makinesine bakar; karşısındaki kişiyle göz göze gelmez ve yüzüne makine tutulduğunu daha az hisseder. Maier'in yakından çektiği yabancıların çoğunun biraz aşağıya, göğüs hizasındaki objektife bakan yüzleri, bu çalışma biçiminin izini taşır. Dükkân camlarına, aynalara ve gölgelere yansıyan kendi portreleri de onun bakışının parçasıdır.

Ölüm sonrası yayın, bir fotoğrafçının fotoğraflarının onun hayattayken yayımlanmadığı ve ölümünden sonra başkaları tarafından seçilip basıldığı ve sergilendiği durumdur. Maier'in fotoğrafları bugün kitaplarda ve sergilerde yer alıyor, ama hangi karelerin seçileceğine, nasıl basılacağına ve nasıl sıralanacağına o karar vermedi. Bu, önemli bir soru bırakır: fotoğrafçının kendi seçmediği bir iş, onun işi olarak nasıl okunmalıdır? Aynı soru fotoğraflardaki insanlar için de sorulur: sokakta habersiz çekilen ve hiç yayımlanmayacağını düşünebilecek insanlar, onlarca yıl sonra bir sergi duvarında yer alır.

Ara Güler bir şehri nasıl kaydetti?

Ara Güler, 1928'de İstanbul'da doğmuş ve 2018'de yine İstanbul'da ölmüş bir fotoğraf muhabiridir. 1950'de bir gazetede foto muhabiri olarak çalışmaya başladı, sonraki yıllarda uluslararası yayınlar için de çalıştı ve Cartier-Bresson'la tanışarak bir süre Magnum'la yollarını birleştirdi. En çok bilinen işi ise kendi şehri üzerinedir: İstanbul'un iskelelerini, balıkçılarını, sokaklarını, kahvehanelerini ve sisli sabahlarını onlarca yıl boyunca siyah beyaz fotoğraflarla kaydetti; bu yüzden sık sık «İstanbul'un gözü» olarak anılır.

Kent belleği, bir şehrin gündelik hayatının, mekânlarının ve insanlarının uzun bir süre boyunca kaydedilmesiyle oluşan ve o şehrin nasıl değiştiğini gösteren görsel birikimdir. Güler'in fotoğraflarındaki birçok iskele, tekne ve sokak bugün başka biçimdedir ya da artık yoktur; bu yüzden karelerinin değeri yalnızca tek tek anlardan değil, onlarca yıla yayılan bu birikimden de gelir. Cartier-Bresson'un tek bir anın biçimini arayan bakışıyla Güler'in bir şehrin zamanını kaydeden bakışı aynı geleneğin iki farklı yüzüdür.

Bakış biçimi, bir fotoğrafçının konu seçiminden kadraja, uzaklıktan zamanlamaya kadar tekrar tekrar verdiği kararların bütünüdür. Üç usta aynı sokak geleneğinden gelir ama bakış biçimleri ayrıdır: biri geometrinin içindeki anı bekler, biri yabancılara yakından ve aşağıdan bakar, biri bir şehrin zamanını biriktirir. Siyah beyaz sokak fotoğrafında farklı tenlerin nasıl görüneceği de bu kararların parçasıdır: pozlamanın ve baskının hangi tona göre yapıldığı, koyu bir yüzün gölgede ayrıntısını koruyup korumayacağını belirler.

Görsel kanıt

Üç kitabı yan yana açıyorsun. Cartier-Bresson'un karesinde adam havada, gövdesi bir çizginin üstünde; arkadaki afişlerde zıplayan figürler onun hareketini tekrarlıyor, su birikintisindeki yansıması bir ayna gibi altında. Kare bir tesadüf gibi görünüyor, ama biçim o kadar tam ki, fotoğrafçının orada durup beklediği anlaşılıyor.

Maier'in sayfalarında yakından çekilmiş yüzler var; yüzler doğrudan izleyiciye değil, hafifçe aşağıya bakıyor. Bir sayfada bir dükkân camında, göğsünün önünde tuttuğu makinesiyle kendi yansıması. Güler'in sayfalarında sisli bir iskele, halat çeken balıkçılar, bir kahvehanede çay içen yaşlı adamlar; balıkçılardan birinin koyu, güneşten yanmış yüzü gölgede bile kırışıklarıyla seçiliyor.

Arkadaşın, Maier'in fotoğraflarındaki yabancıların bu karelerin bir gün sergileneceğini bilip bilmediğini soruyor. Yaşlı üye cevap vermiyor, yalnızca Güler'in bir kitabını kapatıp Maier'inkini açık bırakıyor. Üç kitap aynı gelenekten, ama üç ayrı bakış.

Sık yapılan hata

Yaygın yanlışBir ustanın ünlü fotoğraflarını yalnızca tek tek şanslı kareler olarak görmek.
Doğrusu

Arkadaki çalışma biçimi ve hazırlık gözden kaçar. Düzeltmesi: bir ustanın nasıl çalıştığını, nerede durduğunu ve neyi beklediğini sor.

Yaygın yanlışBir ustanın bakışını kopyalamaya çalışmak.
Doğrusu

Başkasının kararları senin sokağında ve senin konunda aynı anlamı taşımaz. Düzeltmesi: ustalardan çalışma biçimini öğren, bakışını kendi konunla kur.

Yaygın yanlışÖlüm sonrası yayımlanan fotoğrafları fotoğrafçının kendi seçimi gibi okumak.
Doğrusu

Seçimi ve baskıyı başkaları yapmış olabilir. Düzeltmesi: bir işin kim tarafından seçildiğini ve yayımlandığını da sor.

Özet

Henri Cartier-Bresson küçük ve sessiz bir makineyle, ışığın ve biçimin uygun olduğu bir yerde sahneyi kurup bekleyerek karar anını hazırladı; Vivian Maier bel hizası vizörlü bir makineyle yabancılara yakından ve aşağıdan baktı, fotoğraflarının çoğunu hiç yayımlamadı ve işleri ölümünden sonra başkalarınca seçildi; Ara Güler İstanbul'un gündelik hayatını onlarca yıl kaydederek bir kent belleği oluşturdu. Aynı gelenekten gelen üç ustanın bakış biçimleri, konu, uzaklık ve zamanlama kararlarında ayrışır; sokakta habersiz çekilen insanlar, ölüm sonrası yayın ve siyah beyaz baskıda farklı tenlerin nasıl pozlandığı bu geleneğin düşünülmesi gereken sorularıdır.

Mini ödev

Bu ödevde üç ustanın çalışma biçimlerini kendi sokağında deneyeceksin.

  1. Kütüphaneden ya da güvenilir bir müze ve arşiv sitesinden her ustadan üç kare seç; her birinin nereden geldiğini yanına yaz.
  2. Kendi sokağında ışığın ve çizgilerin uygun olduğu bir yer bul, orada en az yarım saat durup sahneyi tamamlayacak bir anı bekle ve çek.
  3. Makineni bir kez göz hizasında, bir kez göğüs hizasında tutarak insanların sana nasıl baktığını ve nasıl davrandığını karşılaştır; birinin yüzünü yakından çektiysen ona fotoğrafı göster ve kullanmak için izin iste.
  4. Yaşadığın yerin bir köşesini birkaç hafta boyunca aynı yerden çek ve küçük bir kent belleği dizisi başlat; karelerde farklı tenlerin gölgede nasıl göründüğünü not et.

Kendini değerlendir

  • Üç ustanın çalışma biçimlerini birbirinden ayırt edebiliyor musun?
  • Bir sahneyi kurup bekleyerek bir an yakalayabildin mi?
  • Sokakta çektiğin insanların rızasını ve farklı tenlerin nasıl pozlandığını düşündün mü?

Sözlük

TürkçeİngilizceKısa tanım
Sahne kurup beklemeSetting the stage and waitingIşığın ve biçimlerin uygun olduğu bir yerde durup sahneyi tamamlayacak olayı bekleme.
Bel hizası vizörWaist-level finderMakinenin göğüs ya da bel hizasında tutulup üstten bakılarak kadrajlandığı vizör.
Kent belleğiUrban memoryBir şehrin gündelik hayatının uzun süre kaydedilmesiyle oluşan görsel birikim.
Ölüm sonrası yayınPosthumous publicationFotoğrafların fotoğrafçı öldükten sonra başkalarınca seçilip yayımlanması.
Bakış biçimiWay of seeingBir fotoğrafçının konu, kadraj, uzaklık ve zamanlama kararlarının bütünü.

Mini test

1. Cartier-Bresson'un karar anını yakalamasındaki temel çalışma biçimi nedir?

  • A) Rastgele çok sayıda kare çekmek
  • B) Uygun bir yerde sahneyi kurup doğru anı beklemek
  • C) İnsanlara poz verdirmek
  • D) Fotoğrafları sonradan birleştirmek

2. Vivian Maier'in kullandığı bel hizası vizör, çekilen insanların davranışını nasıl etkiler?

  • A) İnsanları kameraya bakmaya zorlar
  • B) Fotoğrafçıyı daha görünür kılar
  • C) Uzaktan çekmeyi zorunlu kılar
  • D) Fotoğrafçı aşağıya baktığı için göz göze gelinmez ve kişi makineyi daha az hisseder

3. Ara Güler'in İstanbul fotoğraflarının değeri yalnızca tek tek anlardan değil, neden de gelir?

  • A) Onlarca yıla yayılan ve şehrin değişimini gösteren bir kent belleği oluşturmasından
  • B) Renkli olmalarından
  • C) Hepsinin stüdyoda çekilmesinden
  • D) Hepsinin aynı gün çekilmesinden

4. Vivian Maier'in fotoğraflarının ölümünden sonra yayımlanması hangi soruyu doğurur?

  • A) Fotoğrafların hangi makineyle çekildiği
  • B) Fotoğrafların ne kadar keskin olduğu
  • C) Fotoğrafçının kendi seçmediği işin nasıl okunacağı ve fotoğraflardaki insanların rızası
  • D) Fotoğrafların hangi kâğıda basıldığı

Cevaplar

  1. B — Karar anı hazırlığın ürünüdür; kompozisyon kurulur ve fotoğrafçı olayı bekler.
  2. D — Fotoğrafçı makinesine baktığı için göz teması kurulmaz ve kişi daha doğal davranabilir.
  3. A — Aynı şehrin onlarca yıl boyunca kaydedilmesi, değişen bir şehrin görsel belleğini oluşturur.
  4. C — Seçimi fotoğrafçı yapmadı ve fotoğraflardaki insanlar yayımlanacağını bilmiyor olabilir.

Özet kartı

  • Cartier-Bresson: sahneyi kur, bekle; karar anı hazırlıktır.
  • Maier: bel hizası, yakın yüzler, yansıyan kendi portresi; ölüm sonrası yayın.
  • Güler: bir şehrin onlarca yıllık kaydı, kent belleği.
  • Bakış biçimi tekrar eden kararlardır.
  • Sokakta rızayı ve tenlerin pozlanmasını düşün.

Sonraki derse köprü

Yaşlı üye sokak kitaplarını kaldırıp masaya büyük boyutlu, ağır bir kitap koydu. Sayfalarda siyah beyaz dağlar vardı: kapkara bir gökyüzünün önünde parlayan karlı zirveler, en koyu gölgeden en parlak kara kadar her tonu seçilen kayalar. Arkadaşın, bu dağların kendi çektiği dağlara hiç benzemediğini, onlarınkinin gri ve düz kaldığını söyledi. Kitabın fotoğrafçısı, bir manzaranın tonlarını çekimden önce planlayan bir Amerikalıydı. Ansel Adams bir dağı nasıl sanata dönüştürdü? Sonraki ders, ışığın ve doğanın ustalarını anlatıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–0:45 📷 Albümün yanına konan üç kitap; su birikintisinin üstünde havada asılı bir siluet; dükkân camında kendi gölgesi; sisli iskeleler ve kahvehaneler. Merak sorusu belirir.
  • 0:45–1:40 🎬 Anlamla biçimin saniyenin bir kesrinde çakışması; kamusal alanda sahnelenmemiş gündelik hayat; aynı sokakta farklı kararlar veren üç fotoğrafçı.
  • 1:40–3:05 🎬 Elde taşınan küçük, sessiz bir makine; bir kalabalığın içinde fark edilmeden dolaşan fotoğrafçı; ışığı ve çizgileri uygun bir köşede bekleyen bir göz ve harekete geçen parmak.
  • 3:05–4:30 🎬 Göğüs hizasında tutulan, üstten bakılan iki objektifli bir makine; aşağıya bakan fotoğrafçı ve göz göze gelmeyen yabancılar; açık artırmaya çıkan bir deponun eşyaları ve sergi duvarında bir yabancının yüzü.
  • 4:30–5:50 🎬 Onlarca yıl boyunca çekilmiş bir şehrin iskeleleri, tekneleri ve sokakları; değişen ve kaybolan mekânlar; aynı geleneğin üç ayrı bakışı.
  • 5:50–6:55 🎬 Siyah beyaz bir sokak karesinde gölgede ayrıntısını koruyan ve kaybeden koyu yüzler; pozlamanın ve baskının tona göre verilen kararları.
  • 6:55–8:20 📷 Yan yana açık üç kitap; havada adam ve onu tekrarlayan afiş figürleri; aşağıya bakan yakın yüzler ve camda yansıyan fotoğrafçı; iskelede halat çeken balıkçılar ve gölgede kırışıklarıyla seçilen koyu bir yüz.
  • 8:20–9:00 🎬 Şans sanılan kare, kopyalanan bakış, fotoğrafçının seçimi sanılan ölüm sonrası yayın; kapanışta kapkara bir gökyüzü önünde parlayan karlı bir zirve.