Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
İnsan fotoğrafı zordur, çünkü karşıdaki insan objektifi fark eder, ifadesi saniyeler içinde değişir ve fotoğrafçı aynı anda hem teknikle hem de o insanın rahatlığıyla ilgilenmek zorundadır; ödüllüdür, çünkü iyi bir portre bir insanın yıllar sonra hatırlanmak istediği hâlini saklar. Bağ, çekimden önce konuşmakla, ayarları önceden hazırlayıp dikkati kişiye vermekle, ona bir iş vermekle ve ekranı göstermekle kurulur; rıza ise çekimin başında sorulur ve sonuna kadar yenilenir. Bir insanın tenini, çillerini ve izlerini onun kendini nasıl görmek istediğine sadık kalarak göstermek, her tende portrenin saygısının bir parçasıdır.
Öğrenme hedefi
İnsan fotoğrafının neden hem en zor hem en ödüllendirici tür sayıldığını açıklayabilecek ve bir portreye başlamadan önce kurulması gereken ilişkiyi tanıyacaksın. Bir portrenin yalnızca bir yüzün benzerliğini değil, bir insanın ifadesini ve karakterini taşıdığını görecek, yakın portre ile kişiyi kendi ortamında gösteren çevresel portreyi ayırt edecek, teknik ayarları önceden hazırlayıp dikkatini kişiye vermenin neden işe yaradığını deneyecek, rızayı çekimin başında ve sonunda sormayı alışkanlık hâline getirecek ve bir insanın tenini, çillerini ya da izlerini onun kendini nasıl görmek istediğini sormadan değiştirmemeyi öğreneceksin. Dersin sonunda bu türde derinleşmek için hangi rotaya geçebileceğini de bileceksin.
Merak sorusu
Mahallendeki eski plak dükkânının sahibini çekmek istiyorsun. Yetmişine yaklaşmış, açık tenli, yüzü çillerle ve güneş lekeleriyle dolu, gözlükleri burnunun ucunda bir adam. Kabul ediyor, ama makineyi kaldırdığın anda omuzları kalkıyor, çenesi geri çekiliyor ve yüzüne zoraki bir gülümseme yerleşiyor. Ekrandaki kare keskin, iyi pozlanmış, düzgün kadrajlanmış; ama tanıdığın adam orada değil.
Makineyi indirip ona dükkândaki en eski plağı soruyorsun. Yirmi dakika sonra raflardan birinden bir plak çıkarmış, kapağını parmaklarıyla okşayarak onu ilk dinlediği yazı anlatıyor. O an yeniden çektiğin kare bambaşka. İnsan fotoğrafı neden hem en zor hem en ödüllü tür? Bu derste portreyi zorlaştıran ve değerli kılan şeyi, bağ kurmayı konuşacağız.
Bağlam
Bir manzara ya da bir bina, makineye bakmaz. İnsan ise bakar: objektifin karşısında kendini fark eder, nasıl göründüğünü düşünür, bazen kasılır, bazen bir rol takınır. Portrenin zorluğu buradan gelir. Fotoğrafçı aynı anda hem ışığı, netliği ve kadrajı hem de karşısındaki insanın rahatlığını ve ifadesini yönetmek zorundadır; ifadeler ise çoğu zaman saniyenin bir kesrinde değişir.
Ödülü de aynı yerden gelir. İyi bir portre, bir insanın yıllar sonra hatırlanmak istediği hâlini saklar; aileler onu kuşaktan kuşağa taşır, bazen bir insandan geriye kalan en değerli görüntü olur. Bu modül fotoğrafın farklı türlerine birer kapı açıyor. Her ders bir türün temel yaklaşımını tanıtıyor ve o türde derinleşmek isteyene ilgili uzmanlık rotasını gösteriyor. İlk kapı, en çok insanın çektiği ve en çok insanın zorlandığı türe açılıyor.
Basit açıklama
Portre neyi yakalar?
Portre, bir insanı merkeze alan fotoğraftır; ama iyi bir portre, bir yüzün benzerliğinden fazlasını taşır. Aynı kişinin iki fotoğrafı düşün: birinde yüz keskin, pozlama doğru, ama ifade boş; ötekinde küçük bir kusur var, belki bir el bulanık, ama kişinin bakışında, gülüşünün kenarında, duruşunda onu tanıyanların hemen «işte o» diyeceği bir şey var. İfade, bir yüzün o anki düşüncesini ya da duygusunu dışarıya taşıyan hâlidir ve portrenin asıl konusu çoğu zaman odur.
Portreler farklı mesafelerden kurulabilir. Yakın portre, yüze ve ifadeye odaklanır; çevre ya siliktir ya da hiç görünmez. Çevresel portre ise kişiyi kendi ortamında, işinin, evinin ya da sevdiği şeylerin arasında gösterir; plak dükkânının sahibini rafların ve plakların önünde çekmek gibi. Ortam, kişi hakkında yüzün tek başına söyleyemeyeceği şeyler söyler. Hangi mesafenin seçileceği, bir kural değil, o insan hakkında neyi anlatmak istediğinin kararıdır.
Bağ nasıl kurulur?
İnsanların çoğu objektifin karşısında kendini tuhaf hisseder. Güven, kişinin fotoğrafçıya ve çekime kendini bırakabilmesidir ve genellikle makineden önce kurulur. Kişiyle çekimden önce konuşmak, ne yapacağını ve fotoğrafları nerede kullanacağını anlatmak, çekim sırasında ara ara ekranı göstermek bu güveni büyütür. Talimat yağdırmak yerine ona bir iş vermek, bir plağı raftan çıkarmasını, çayını karıştırmasını istemek, ellerini ve dikkatini meşgul eder ve kaskatı pozu çözer.
Bunun teknik bir önkoşulu var: ayarları önceden hazırlamak. Işığa bakıp yerini seçmek, pozlamayı ve odak modunu kişi gelmeden kurmak, dikkatini menülerde değil karşındaki insanda tutmanı sağlar. Makineyle uğraşan bir fotoğrafçının önünde bekleyen kişi, her saniye biraz daha kasılır. Bu yüzden birçok portreci ilk birkaç dakikayı bilerek ısınmaya ayırır; o karelerin çoğu kullanılmaz, ama kişinin objektife alışmasını sağlar.
Rıza ve ten neden birlikte düşünülür?
Rıza, bir insanın fotoğrafının çekilmesine ve nasıl kullanılacağına açıkça izin vermesidir. Çekimin başında sorulur, ama bir kez sorulup bitmez: çekimin ortasında rahatsız olan kişi durmak isteyebilir, çekimden sonra bir kareyi beğenmeyip silinmesini isteyebilir. Çocukları çekerken hem çocuğun hem de ailesinin onayı gerekir. Bir fotoğrafı paylaşmadan önce kişiye göstermek, hem rızayı yeniler hem de güveni pekiştirir.
Rıza, fotoğrafın düzenlenmesine de uzanır. Bir insanın teni, çilleri, yara izleri, vitiligo lekeleri ya da kırışıkları onun kendisidir. Koyu bir teni daha açık, açık bir teni daha pembe göstermek, çilleri ya da izleri sormadan silmek, o insana onun olmayan bir yüz vermektir. En basit yol sormaktır: kendini nasıl görmek istiyorsun, dokunmamı istemediğin bir şey var mı? Düzenlerken ekrandaki teni, aynı ışıkta kişinin gerçek yüzüyle karşılaştırmak da, yüzün ona sadık kalıp kalmadığını gösterir.
Görsel kanıt
Plak dükkânına bir kez daha, bu kez akşamüstü gidiyorsun. Işığa önceden bakıyor, vitrinin yanındaki pencere ışığının adamın yüzüne yandan düştüğü yeri seçiyor, pozlamayı ve yüz takibini o gelmeden ayarlıyorsun. Çekime başlamadan önce ona fotoğrafları mahalle kitabı için istediğini söylüyor, istemediği bir karenin kullanılmayacağını anlatıyorsun. Sonra yalnızca konuşuyorsunuz; makine kucağında.
Adam en sevdiği plağı raftan çıkarıp pikaba koyduğunda, gözleri kapanıyor ve başı müziğe doğru hafifçe eğiliyor. O kareyi çekiyorsun: çilleri ve güneş lekeleri pencere ışığında belirgin, gözlüklerinin camında plağın dönen etiketi. Arkada rafları düzenleyen koyu tenli genç çırağa da soruyor, onayını alınca onu da kadraja alıyorsun. Çekimden sonra ikisine ekranı gösteriyorsun. Adam, «Lekelerimi silme, onlar benim» diyor. Çırak ise ekrandaki yüzünün gerçekteki teninden biraz açık çıktığını fark ediyor; düzenlerken teninin sıcak kahvesini, pencere ışığında yüzüne bakarak karşılaştırdığın rengine geri getiriyorsun.
Sık yapılan hata
Yaygın yanlışKişi gelince ayarlarla uğraşmak.
Makineyle meşgul fotoğrafçının önünde bekleyen kişi kasılır. Düzeltmesi: ışığı, yeri ve ayarları kişi gelmeden hazırla; dikkatini insana ver.
Yaygın yanlışRızayı yalnızca başta bir kez sormak.
Kişi çekimin ortasında ya da sonunda fikrini değiştirebilir. Düzeltmesi: çekim boyunca ekranı göster, istemediği kareleri sil ve paylaşmadan önce yeniden sor.
Yaygın yanlışBir insanın tenini, çillerini ya da izlerini sormadan değiştirmek.
Kişiye onun olmayan bir yüz verilir. Düzeltmesi: kendini nasıl görmek istediğini sor ve düzenlerken ekrandaki teni gerçek yüzle karşılaştır.
Özet
İnsan fotoğrafı zordur, çünkü karşıdaki insan objektifi fark eder, ifadesi saniyeler içinde değişir ve fotoğrafçı aynı anda hem teknikle hem de o insanın rahatlığıyla ilgilenmek zorundadır; ödüllüdür, çünkü iyi bir portre bir insanın yıllar sonra hatırlanmak istediği hâlini saklar. Bağ, çekimden önce konuşmakla, ayarları önceden hazırlayıp dikkati kişiye vermekle, ona bir iş vermekle ve ekranı göstermekle kurulur; rıza ise çekimin başında sorulur ve sonuna kadar yenilenir. Bir insanın tenini, çillerini ve izlerini onun kendini nasıl görmek istediğine sadık kalarak göstermek, her tende portrenin saygısının bir parçasıdır.
Mini ödev
Bu ödevde tanıdığın birinin portresini, önce bağ kurarak çekeceksin.
- Işığa ve yere önceden bak; pozlamayı ve odak modunu kişi gelmeden ayarla.
- Kişiyle çekimden önce en az on dakika konuş; fotoğrafları ne için istediğini ve beğenmediği karelerin silineceğini anlat.
- Ona sevdiği bir işi yaptırırken çek: bir şey pişirirken, bir enstrüman çalarken, bir kitabı karıştırırken; bir yakın portre ve bir çevresel portre çek.
- Kareleri ona göster, beğenmediklerini sil ve düzenlerken teninin rengini aynı ışıkta gerçek yüzüyle karşılaştır.
Kendini değerlendir
- İlk karelerle konuşmadan sonra çektiğin kareler arasında ifade farkı var mı?
- Çevresel portre, kişi hakkında yakın portrenin söylemediği bir şey söylüyor mu?
- Düzenlediğin portrede kişinin teni, çilleri ve izleri, açık ya da koyu fark etmeksizin, onun kendini tanıdığı hâliyle mi duruyor?
Sözlük
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Portre | Portrait | Bir insanı merkeze alan, benzerliğin yanında ifadeyi ve karakteri taşıyan fotoğraf. |
| Çevresel portre | Environmental portrait | Kişiyi kendi ortamında, işinin ya da evinin içinde gösteren portre. |
| İfade | Expression | Bir yüzün o anki düşüncesini ya da duygusunu dışarıya taşıyan hâli. |
| Rıza | Consent | Bir insanın fotoğrafının çekilmesine ve kullanılmasına açıkça izin vermesi; çekim boyunca yenilenir. |
| Güven | Trust | Kişinin fotoğrafçıya ve çekime kendini bırakabilmesi; çoğu zaman makineden önce kurulur. |
Mini test
1. Portrenin asıl konusu çoğu zaman nedir?
- A) Makinenin çözünürlüğü
- B) Arka planın bulanıklığı
- C) Kişinin ifadesi ve karakteri
- D) Objektifin markası
2. Kişiyi kendi ortamında, işinin arasında gösteren portreye ne denir?
- A) Çevresel portre
- B) Yakın portre
- C) Kuş bakışı
- D) Siluet
3. Ayarları kişi gelmeden hazırlamak neden işe yarar?
- A) Dosya boyutunu küçültür
- B) Bataryayı korur
- C) Rızayı gereksiz kılar
- D) Dikkati menülerden kişiye verir ve kişinin beklerken kasılmasını önler
4. Düzenlerken koyu tenli bir kişinin yüzünün gerçekteki teninden açık çıktığını fark ediyorsun. Ne yapmalısın?
- A) Olduğu gibi bırakmak
- B) Teni aynı ışıkta gerçek yüzle karşılaştırıp kendi rengine geri getirmek ve kişiye sormak
- C) Fotoğrafı siyah beyaza çevirmek
- D) Teni daha da açmak
Cevaplar
- C — İyi bir portre benzerliğin ötesinde ifadeyi ve karakteri taşır.
- A — Çevresel portre, ortamı kişinin hikâyesinin bir parçası yapar.
- D — Makineyle uğraşan fotoğrafçının önünde bekleyen kişi kasılır.
- B — Kişinin tenine sadık kalmak, portrenin saygısının bir parçasıdır.
Özet kartı
- Portre benzerlikten fazlası: ifade ve karakter.
- Yakın portre yüze, çevresel portre kişiye ve ortamına bakar.
- Bağ makineden önce: konuş, iş ver, ekranı göster.
- Ayarları önceden hazırla; dikkat insanda kalsın.
- Rıza baştan sona; teni, çilleri ve izleri sormadan değiştirme.
Sonraki derse köprü
Portrede derinleşmek istersen, R1 · Portre ve İnsan rotası seni portre objektifinden modelle iletişime, poz verdirmekten gözlere ve pencere ışığına kadar on dört derste ilerletiyor. Okuma sırasındaki sıradaki kapı ise insanlardan uzağa, açık araziye açılıyor. Bir tepeden gördüğün manzara sana nefes kesici gelir, ama fotoğrafı eve dönünce düz ve sıradan bir kartpostal gibi durur. Manzara fotoğrafını kartpostal olmaktan ne kurtarır? Sonraki ders manzarayı, ön planı, ışığı ve sabrı konuşuyor.