İçeriğe geç

L02-P01-M01-D01

Tam sayı, kesir ve ondalık

Fonksiyonel Tıp Akademisi — L02, Nicel Temeller · 1.675 kelime · 2 kanıt kartı · ≈ 8 dk okuma · 12 dk dinleme

Açılış sahnesi

Cumartesi akşamı, bir ilçe hastanesinin yenidoğan kontrol polikliniği kapandıktan sonra çocuk hekimi Kerem Bey günün panosunu hazırlıyor. Gün boyunca yirmi bir bebek ilk haftalarının kontrolüne getirilmiş. Yedisi sorunsuz bulunup taburcu edilmiş, yedisinde deri üzerinden ölçülen bilirubin yüksek çıktığı için kan testine yönlendirilmiş, yedisi de başka nedenlerle, kilo alımını ya da beslenmeyi izlemek için, birkaç gün sonraya kontrole çağrılmış. Kerem Bey bilirubin satırı için üç yazılış arasında kararsız: "yedi kişi", "üçte bir" ve hesap makinesinin ekranındaki "yüzde 33,33".

Üçü de aynı miktarı söylüyor, ama okura aynı şeyi söylemiyor. "Yedi bebek" bir sayım, "üçte bir" bir bütünün parçası, "yüzde 33,33" ise sanki büyük bir çalışmadan gelmiş gibi duran, iki basamak hassasiyetli bir oran. Bu ders bir aritmetik dersi gibi görünüyor ama konusu bu farktır: aynı miktarın farklı yazılışları farklı bilgiler gösterir ve farklı bilgiler gizler.

Bu derste ne olacak

Önce üç gösterimi tanımlayacak ve aralarındaki tek farkı, paydanın ne kadar görünür olduğunu bulacağız. Sonra Kerem Bey'in sayılarıyla kesirden ondalığa, ondalıktan yüzdeye ve geri dönüşümleri elle yapacağız. Ardından hangi biçimin hangi işe yaradığını ve doğal frekansın neden bu kadar iyi çalıştığını göreceğiz. Son bölümde bir sayının yazılışının, o sayının ne kadar kesin bilindiği hakkında ne iddia ettiğine geleceğiz.

Sıfır noktası

Bu programa gelmeden önce kesirle, ondalıkla ve yüzdeyle zaten çok çalıştın. Risk derslerinde "bin kişiden üçü" gibi ifadeleri yüzdelere çevirdin, doğal frekanslarla anlatımı işleyen derste de aynı bilginin yüzde yerine kişi sayısıyla yazılınca daha kolay anlaşıldığını gördün. Bu ders o alışkanlıkların altındaki aritmetiği adlandırıyor. Üç temel yazılışla başlayalım.

Üç tanımın arasındaki tek fark paydanın görünürlüğüdür. Kesirde payda yazılıdır: yedi bölü yirmi bir, yirmi bir bebeğin bütün sayıldığını söyler. Ondalıkta payda gizlidir; 0,33 yazısının arkasında yirmi bir bebek mi, üç bin bebek mi olduğu okunmaz. Yüzdede ise payda her zaman yüze sabitlenmiştir ve gerçek payda ayrıca söylenmedikçe kaybolur. Bu modülün ilerideki derslerinin çoğu bu gözlemin bir uzantısı.

Mekanizma

Dönüşümler

Üç biçim arasında gidip gelmek için üç işlem yeter. Kesirden ondalığa geçerken pay paydaya bölünür: Kerem Bey'in bilirubin satırında 7 ÷ 21 = 0,333…, yani üçte bir. Ondalıktan yüzdeye geçerken sayı yüzle çarpılır: 0,333 × 100 = 33,3. Yüzdeden kesire dönerken payda yüz alınır ve sadeleştirilir: yüzde 25, yüz üzerinden yirmi beştir ve pay da payda da yirmi beşe bölününce dörtte bir kalır.

Bir de ayın toplamına bakalım. Poliklinik bir ayda 480 bebek görmüş ve 36'sını bilirubin nedeniyle kan testine yönlendirmiş olsun. Ondalık olarak 36 ÷ 480 = 0,075, yüzde olarak 7,5; kesir olarak sadeleştirince kırkta üç. Aynı bilgiyi "kabaca on üç bebekten biri" diye de yazabilirsin, çünkü 480 ÷ 36 ≈ 13,3.

Dört yazılış da aynı miktarı korur. Değişen tek şey hangi bilginin görünür kaldığıdır. "Kırkta üç" paydayı açıkça taşır; "0,075" iki oranı karşılaştırmayı kolaylaştırır; "yüzde 7,5" bu polikliniği başka büyüklükteki bir poliklinikle yan yana koymayı sağlar; "480 bebekten 36'sı" ise hem sayımı hem bütünü birlikte verir.

Hangi biçim ne zaman

Tam sayı sayılabilir şeyler içindir: kişi, olay, gün. Kerem Bey'in panosunda "yedi bebek" yazısı yanlış anlaşılmaz, çünkü yarım bebek yoktur. Bir ortalamayı tam sayıya yuvarlamak bazen bilgi kaybettirir, ama okumayı kolaylaştırır; günde ortalama on altı virgül dört bebek yerine "günde on altı civarı" demek çoğu zaman yeterlidir.

Kesir, paydayı göstermek gerektiğinde işe yarar: "yirmi bir bebekten yedisi" kaç bebekten söz edildiğini içinde taşır. Ondalık hesaplama ve karşılaştırma içindir; iki oranı karşılaştırmak 0,33 ile 0,075 arasında kolaydır, yedi bölü yirmi bir ile otuz altı bölü dört yüz seksen arasında zordur. Yüzde ise farklı büyüklükteki grupları ortak bir paydaya çeker. Her biçim bir şey kazandırır ve bir şey saklar, bu yüzden seçim okurun neye ihtiyacı olduğuna göre yapılır. Bu ayrımın önceki programlara en güçlü bağlandığı yer aşağıdaki kanıt kartı.

Kartın bulgusu bir üslup tercihini değil, bir aritmetik farkı anlatıyor. Doğal frekans bir kesirdir ve paydayı silmez. "480 bebekten 36'sı" diyen biri okura hem oranı hem de oranın hangi büyüklükte bir gruptan geldiğini verir; "yüzde 7,5" diyen biri yalnız oranı verir.

Yazılışın iddia ettiği kesinlik

Şimdi dersin daha az bilinen yarısına geçelim. Bir sayının yazılış biçimi, o sayının ne kadar kesin bilindiğini de bildirir. Deri üzerinden ölçen cihaz bilirubini virgülden sonra tek basamakla okuyor, örneğin 12,4. Aynı değeri kayda 12,40 diye geçirmek, miktarı değiştirmez ama cihazın yüzde birler basamağını ölçtüğünü ve orada sıfır bulduğunu iddia eder. Oysa cihaz o basamağa hiç bakmadı.

Bu terimi nokta ve aralık tahmini dersinde (L01-P04-M03-D01) bir sunum hatası olarak tanımıştın: yirmi üç kişiden yedisi yanıt verdiğinde "yüzde 30,43" yazmak. Burada aynı hatanın aritmetik kökünü görüyorsun. Akademinin genel ilkesi, bir ifadenin dayandığı kanıttan güçlü olmaması, sayı düzeyinde bir yazım kuralına dönüşüyor: yazdığın basamak kadar kesin olmalısın.

Sahte kesinliğin en yaygın ilk kaynağı, bir hesabın çıktısını olduğu gibi yazmaktır. Üç bebeğin bilirubin değeri 12,4, 13,1 ve 13,7 olsun; ortalama (12,4 + 13,1 + 13,7) ÷ 3 = 39,2 ÷ 3 = 13,0666… çıkar. Hesap makinesi basamakları durmadan üretir, ama ölçümler onda bir basamağına kadar okunmuştu ve ortalama da 13,1 diye yazılır. Makinenin ürettiği her ek basamak ölçüme değil bölme işlemine aittir.

İkinci kaynak küçük bir gruptan yüzde hesaplamaktır. Kerem Bey'in yirmi bir bebeğinde tek bir bebeğin sonucu farklı çıksaydı oran 8 ÷ 21 ≈ 0,381 olurdu. Tek bir bebek oranı 1 ÷ 21 ≈ 0,048 kadar, yani kabaca yirmide bir oynatıyor. Oysa "yüzde 33,33" yazısı oranı 0,3333 diye, on binde birlik bir incelikle bildiriyor ve gruba olduğundan çok daha büyük bir güven yüklüyor.

Yuvarlamanın kendisi de bir iz bırakır ve bunu bilmek okurken işe yarar. Kerem Bey üç satırı da tam sayı yüzdeye yuvarlarsa panoda 33, 33 ve 33 yazar ve 33 + 33 + 33 = 99 eder. Kayıp bir bebek yoktur; her satırdan atılan üçte birlik kırıntılar toplamda bir puan tutar. Toplamı 99 ya da 101 olan bir yüzde tablosu genellikle hatalı değil, yuvarlanmıştır, ve bunu dipnotta söylemek okurun kafasını karıştırmaz.

Kartın son cümlesi bu modülün konumunu belirliyor. Sayı okumayı öğrenmek yararlıdır, ama asıl sorumluluk sayıyı yazandadır. Kerem Bey panoya "yirmi bir bebekten yedisi" yazarsa okurun ek bir beceriye ihtiyacı kalmaz; "yüzde 33,33" yazarsa okurdan paydayı ve kesinlik sınırını kendisinin bulmasını bekler.

Yaygın yanlış"Yüzde her zaman daha anlaşılır."
Doğrusu

Yüzde paydayı yüze sabitliyor ve gerçek paydayı gizliyor. "Yüzde elli" ifadesi iki kişiden birini de bin kişiden beş yüzünü de anlatabiliyor; ikisi çok farklı ağırlıkta bulgular.

Yaygın yanlış"Daha çok ondalık basamak daha kesin demek."
Doğrusu

Basamak, ölçümün desteklediği kadar yazılıyor. Fazlası kesinlik değil kesinlik görüntüsü üretiyor — sözde bilimsel dil dersinde gördüğün süsün sayısal karşılığı bu.

Klinik gerçeklik

Bir sayıyla karşılaştığında ilk sorun paydanın ne olduğu olsun. Sayı bir yüzdeyse gerçek payda ayrıca aranır, çünkü yüzde onu yüze sabitleyerek silmiştir. Ardından sayının kaç kişiden hesaplandığına bak: yirmi bir kişilik bir grupta tek bir kişi oranı yaklaşık 0,048 oynatır, dört yüz seksen kişilik bir grupta ise yalnız 1 ÷ 480 ≈ 0,002 kadar.

Sonra basamak sayısının ölçüme uygun olup olmadığını sor. Bir hesaplamanın sonucu, girdilerinin taşıdığından fazla basamakla yazılmışsa o basamaklar bilgi değil süstür. Son olarak aynı bilginin kesir olarak nasıl görüneceğini kendine sor; "yüzde 33,33"ü "yirmi bir bebekten yedisi" diye yeniden yazdığında hem paydayı hem de kesinliğin gerçek sınırını bir cümlede görürsün. Bu son soru dersin en pratik aracıdır ve yalnız bir cümle sürer.

Kendini sına

  1. Üç gösterimi tanımla. Aralarındaki tek fark ne?
  2. Kırkta üçü ondalığa ve yüzdeye çevir. Yüzde yirmi beşi kesre çevir ve sadeleştir.
  3. Dönüşümlerde değişen şey ne, değişmeyen şey ne? Her biçim ne zaman kullanılıyor?
  4. A rozetli kart neden bu derste? Aritmetik temeli ne?
  5. Anlamlı basamak ile sahte kesinliği ayır. 12,4 ile 12,40 arasındaki fark ne?
  6. Sahte kesinliğin iki kaynağını say. Üç bilirubin değerinin ortalamasını doğru basamakla yaz.
  7. Yirmi bir kişilik bir grupta tek bir kişi oranı ne kadar oynatır? Vakadaki üç yazılıştan hangisi en az bilgi taşıyor?
  8. Üç eşit satır yüzdeye yuvarlanınca toplam neden 99 çıkıyor? B rozetli kartın son cümlesi bu modülün konumunu nasıl belirliyor?

Bir sonraki derse köprü

Bu derste aynı miktarın üç yazılışını gördün ve yüzdenin paydayı yüze sabitleyerek sakladığını fark ettin. Sıradaki ders yüzdenin kendisine odaklanıyor ve bir sorunun, "neyin yüzdesi?" sorusunun, ne kadar çok şeyi değiştirdiğini gösteriyor. Aynı sembolün bir payı da bir değişimi de bildirebildiğini ve "yüzde 50 daha yüksek" bir risk ile "yüz kişide iki kişi fazla" arasındaki mesafeyi, yüzde ile yüzde puan ayrımıyla orada ölçeceksin.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.