L01-P02-M04-D01
Anlatı derlemesi
Fonksiyonel Tıp Akademisi — L01, Bilimsel ve Tıbbi Okuryazarlık · 1.742 kelime · 2 kanıt kartı · ≈ 8 dk okuma · 13 dk dinleme
Açılış sahnesi
Cuma öğleden sonra bir eğitim hastanesinin aile hekimliği kliniğinde haftalık makale saati başlamak üzere. Asistan Tuğba Hanım perdeye on iki sayfalık bir derlemenin ilk sayfasını yansıtıyor: otuz yılını kolon ve rektum cerrahisine vermiş bir profesörün, hemoroid yakınmalarında ılık oturma banyosunu anlattığı davetli yazı. Metin akıcı ve öğretici; yöntemin nereden geldiğini, hangi dönemde neden rutin hâline geldiğini, çalışmaların neden birbirine benzemediğini biliyor ve anlatıyor. Kaynakçada elli sekiz kaynak var ve son paragraf açık: ılık oturma banyosu akut yakınmalarda belirgin rahatlama sağlar.
Tuğba Hanım bir sonraki slayta geçiyor. Kaynakçadaki elli sekiz kaynağın yalnız sekizi oturma banyosunu sınayan randomize çalışma ve bunların altısı olumlu sonuç bildiriyor. Kendisi iki veri tabanında ve bir klinik çalışma kayıt sisteminde aynı soruyu aramış ve yirmi randomize çalışma bulmuş. Derlemenin anmadığı on iki çalışmanın yalnız dördü olumlu. Sorumlu uzman Nevzat Bey'in sorusu kısa: "Yazar bunları gizledi mi?" Tuğba Hanım'ın cevabı da kısa: "Bilmiyoruz, çünkü neyi neden seçtiğini yazmamış."
Bu derste ne olacak
Deneysel tasarımlar modülü tek tek çalışmaların nasıl kurulduğunu ve nerede zayıfladığını gösterdi. Bu modül o tekil sonuçları bir araya getirmenin yollarını ele alıyor ve ilk yol en eskisi: alanı iyi bilen birinin literatürü kendi yargısıyla anlatması. Önce anlatı derlemesinin sistematik derlemenin veremediği gerçek değerine bakacağız. Sonra Tuğba Hanım'ın sayılarıyla tek yapısal zayıflığını ölçeceğiz, ardından iki tür arasındaki gri bölgeye ve iş bölümüne geçeceğiz.
Sıfır noktası
İki türü ayıran sözcüğü o derste koymuştun: önceden (L01-P01-M02-D03). Orada kırk çalışmayı farklı biçimde bölen iki yazarı yan yana görmüş, farkın ancak iki metin karşılaştırılınca göründüğünü fark etmiştin. Bu ders bir adım öteye gidiyor. Elinde yalnız tek bir anlatı derlemesi varken seçimin izini nasıl sürersin, ve o sözcüğün eksikliği bir metinden neyi götürürken neyi bırakır?
Mekanizma
Ne kazandırıyor
Anlatı derlemesinin değeri gerçektir ve sistematik derlemenin taşımadığı şeyleri taşır. İlki bağlamdır: profesör, ilk çalışmaların neden ameliyat sonrası hastalarda yapıldığını ve sonrakilerin neden poliklinik hastalarına kaydığını anlatıyor. Sistematik derleme bulguları toplar, bu hikâyeyi anlatmaz. İkincisi kavramsal çerçevedir; dağınık bulguları birbirine bağlayan yapı. Ders kitabı dersinde bu işi ders kitabının ilk gücü olarak görmüştün, anlatı derlemesi aynı işi daha dar ve daha güncel bir alanda yapar.
Üçüncü kazanç bilginin sınırlarını tarif etmektir. Profesörün metni, alandaki çalışmaların üç ayrı sonlanım kullandığını, suyun sıcaklığının çalışmadan çalışmaya değiştiğini ve yaşlılarda hiç çalışma yapılmadığını söylüyor; bunlar bir çalışma listesinden kendiliğinden çıkmaz. Dördüncüsü heterojen literatürü ele alabilmesidir: sorular, tasarımlar ve ölçüler çok farklıysa sayısal sentez zaten yapılamaz ve anlatısal yaklaşım tek seçenek kalır.
Dördüncü kazanç modülün ilerisine bağlanıyor, çünkü bir sistematik derleme de sayısal birleştirme uygun değilse anlatısal sentez yapabilir. İki türü ayıran şey birleştirme biçimi değil, seçimdir. Tuğba Hanım'ın makale saatinde tartışılan şey de profesörün anlatım biçimi değil, anlattığı sekiz çalışmanın nasıl seçildiği.
Yaygın yanlış"Anlatı derlemesi eski ve aşılmış bir yazı türüdür."
Farklı bir işi yapar. Bir alanın nasıl geliştiğini, hangi kavramların nereden geldiğini ve nerede tıkandığını anlatan bir metin, hiçbir sistematik derlemeden çıkmaz. Sorun türün varlığı değil, etkinlik sorusuna cevap olarak kullanılması.
Tek yapısal zayıflık
Anlatı derlemesinin zayıflığı tektir ve her şeyi belirler: hangi çalışmaların dâhil edilmediği bilinmez. Tuğba Hanım bunu kendi aramasıyla görünür kıldı ve sayılar hesaplanabilir. Derleme var olan çalışmaların 8 ÷ 20 = 0,40'ını, yani beşte ikisini anıyor. Anılan çalışmalarda olumlu oran 6 ÷ 8 = 0,75, anılmayanlarda 4 ÷ 12 ≈ 0,33. Bütün küme birlikte okununca olumlu çalışmalar (6 + 4) ÷ 20 = 0,50 ediyor: metin dört çalışmadan üçünün yarar gösterdiği bir literatür anlatıyor, oysa literatürün yarısı yarar göstermiyor.
Bu farkın ilk sonucu seçimin denetlenemez olmasıdır. Yazar kendi görüşünü destekleyen çalışmaları öne çıkarmış olabilir ve bunu kasıtlı yapması gerekmez. Doğrulama yanlılığı dersinde tanıdığın seçici arama ve seçici yorum tam burada işler: uzman, yıllardır işe yaradığını gördüğü bir yöntemin lehindeki çalışmaları daha kolay bulur ve daha güçlü okur. Deneysel tasarımlar modülünün son bulgusu da buraya ekleniyor; yöntemsel korumaları eksik çalışmalar daha büyük etki bildirdiği için, seçim bilmeden zayıf çalışmalara kayarsa metin daha da iyimser olur.
İkinci sonuç tekrarlanamazlıktır. Aynı soruda bir fizyoterapistin yazdığı ikinci bir anlatı derlemesi yedi randomize çalışma anıyor ve iki metin yalnız üç çalışmada buluşuyor. İkisinin andığı toplam çalışma 8 + 7 − 3 = 12, ortak olanların payı 3 ÷ 12 = 0,25. Tekrarlanabilirlik dersinde bir bulgunun değerini aynı yöntemle yeniden ulaşılabilmesine bağlamıştın; burada iki uzman aynı literatüre bakıp çalışmaların yalnız dörtte birinde ortak bir kümeye ulaşıyor, çünkü ikisinin yöntemi de ilan edilmemiş. Üçüncü sonuç kapsamın görünmemesidir: kaç çalışma var, kaçı ele alındı, kaçı neden dışarıda kaldı, hiçbiri metinden okunamaz ve akış şeması yoktur.
Vakadaki okur çaresiz, çünkü elinde yalnız iki metin var. Tuğba Hanım'ı ondan ayıran şey tek bir iş oldu: metinlerin dışına çıkıp literatürün tamamını kendisi saymak. Bu, anlatı derlemesini okurken yapılabilecek en güçlü denetimdir ve sistematik derlemenin yöntem olarak yaptığı şeyin küçük bir provasıdır.
Aradaki gri bölge
Pratikte çoğu metin iki türün arasında durur ve etiketler yanıltıcı olabilir. Bir yazı "literatür taranmıştır" diyebilir ama hangi veri tabanında, hangi terimlerle arandığını yazmayabilir; seçimi tek kişi yapmış ya da çalışmaların kalitesini hiç tartmamış olabilir.
Sistematik derleme dersinde gerçekten sistematik bir metnin üç işaretini görmüştün: önceden kayıtlı bir protokol, sayıları birbirini tutan bir akış şeması ve dâhil edilen çalışmaların yanlılık değerlendirmesi. Üçü de yoksa metin, adı ne olursa olsun anlatısaldır. Bu bir suçlama değil, metnin doğru etiketle okunması gerektiğinin tespitidir. Profesörün yazısı kendini zaten davetli bir derleme olarak sunuyor; sorun ancak ondan bir etkinlik cevabı çıkarıldığında başlıyor.
İki türün iş bölümü
Anlatı derlemesi bir alanı tanıtmak, kavramsal bir tartışma yürütmek, bir yöntemin tarihini anlatmak, bilgi boşluklarını haritalamak ve çok heterojen bir literatürü değerlendirmek için uygundur. Sistematik derleme ise bir etkinlik sorusuna cevap vermek, bir kılavuz önerisine dayanak oluşturmak, bir kanıt gövdesinin gücünü belirlemek ya da bir iddiayı sınamak gerektiğinde gereklidir. Kaynak türlerini sınıflandırma dersindeki kural burada da geçerli: mutlak anlamda iyi bir derleme yoktur, bu soru için uygun derleme vardır. Nevzat Bey'in makale saati için profesörün yazısı alanı tanımanın en iyi yolu olabilir, ama hastaya "oturma banyosu işe yarar" demenin dayanağı olamaz.
Bu akademideki karşılığı doğrudandır: bir kanıt rozeti anlatı derlemesine dayanarak verilemez. Rozet bir kanıt gövdesinin gücünü bildirir ve gövdenin tamamı görülmeden gücü belirlenemez. Tuğba Hanım'ın saydığı yirmi çalışma olmasaydı, klinik yalnız sekiz çalışmanın altı olumlusunu görecekti.
Yaygın yanlış"Derlemede otuz kaynak var, o hâlde kapsamlı."
Kaynak sayısı kapsamı göstermez. Otuz kaynak, var olan üç yüz çalışmadan seçilmiş olabilir — ve hangi ölçütle seçildiği yazmıyorsa sayı bir bilgi taşımaz. Kapsam, dâhil edilenlerle değil dışlananların bilinmesiyle ölçülür.
Profesörün kaynakçası bunun iyi bir örneği. Elli sekiz kaynağın yalnız sekizi soruyu doğrudan sınayan çalışma, yani kaynakçanın 8 ÷ 58 ≈ 0,14'ü; geri kalanı tarih, fizyoloji ve teknik ayrıntı. Kaynakça etkileyici görünüyor, ama etkinlik sorusu için sayılabilecek kısım yedide birden az ve o kısım da seçilmiş.
Klinik gerçeklik
Elindeki metnin hangi tür olduğunu anlamak için önce arama stratejisinin yazılı olup olmadığına bak: hangi veri tabanları, hangi terimler, hangi tarih aralığı. Sonra dâhil etme ve dışlama ölçütlerinin tanımlanıp tanımlanmadığını ve bir akış şeması bulunup bulunmadığını ara. Ardından dâhil edilen çalışmaların yanlılık riskinin değerlendirilip değerlendirilmediğini ve protokolün önceden kaydedilip kaydedilmediğini kontrol et. Beşi de varsa metin sistematiktir, hiçbiri yoksa anlatısaldır, arada kalıyorsa yarı sistematiktir ve hangi adımın eksik olduğu ayrıca sorulur.
Makale saatinin sonunda Nevzat Bey profesörün yazısını çöpe atmıyor; asistanlara alanın haritası olarak okumalarını öneriyor. Ama polikliniğin hasta bilgi föyüne "belirgin rahatlama" cümlesi girmiyor. Tuğba Hanım'a bir sonraki makale saati için bir görev veriyor: aynı soruyu, önce soruyu yazıp sonra arayarak kurmak.
Kendini sına
- İki derleme türünü ayıran tek sözcük neydi? Neden birleştirme biçimi değil de seçim?
- Anlatı derlemesinin dört kazancını say. Hangisi bir çalışma listesinden kendiliğinden çıkmaz?
- Tuğba Hanım'ın sayılarıyla derlemenin kapsamını ve anılan ile anılmayan çalışmalardaki olumlu oranı hesapla.
- Tek yapısal zayıflığı yaz ve doğurduğu üç sonucu say.
- İki anlatı derlemesinden biri sekiz, öteki yedi çalışma anıyor ve üçü ortak. Ortak payı hesapla; bu sayı hangi ölçütün karşılanmadığını gösteriyor?
- Denetlenemez seçim neden yazarın dürüstlüğünden bağımsız bir sorun?
- Bir metnin gerçekten sistematik olduğunu gösteren üç işaret nedir?
- Kanıt rozeti neden anlatı derlemesine dayanamaz? Kaynak sayısı neden kapsamı göstermez?
Bir sonraki derse köprü
Nevzat Bey'in verdiği görev "önce soruyu yaz" diyor ve bunun bir nedeni var. Tuğba Hanım'ın bulduğu yirmi çalışmanın üç ayrı sonlanım kullandığını hatırla: ağrıyı ölçen çalışma ile kanamalı günleri sayan çalışma, aynı sorunun cevabı sayılabilir mi? Sıradaki ders sentez sorusunun kendisini ele alıyor. Nüfus, müdahale, karşılaştırma ve sonlanım bileşenlerinin her birinin hangi çalışmanın içeri gireceğine nasıl karar verdiğini ve sorunun genişliğinin kesinlik ile yorumlanabilirlik arasında nasıl bir ödünleşim kurduğunu orada göreceksin.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.