L00-P03-M03-D08
Kişisel Akademik Etik Bildirgesi
Fonksiyonel Tıp Akademisi — L00, Oryantasyon ve Öğrenmeyi Öğrenme · 1.448 kelime · 1 kanıt kartı · ≈ 7 dk okuma · 11 dk dinleme
Açılış sahnesi
Mart ortası, doğum hastanesinin emzirme danışmanlığı odası. Ayşen Hanım'ın masasının kenarında iki haftadır sarı küçük bir not yapışık duruyor ve üzerinde el yazısıyla tek bir soru var: "Bu öneriden bir kazancım var mı, ve söyledim mi?" O öğleden sonra bir anne, meme ucu çatlakları için hangi kremi alması gerektiğini soruyor ve Ayşen Hanım'ın aklına ilk gelen ürün, pompası için iş birliği yaptığı firmanın kremi. Cümleye başlıyor, sonra gözü nota kayıyor ve cümlesinin ortasına bir cümle ekliyor: "Bu firmayla bir iş birliğim var, bunu bilerek değerlendir; eczanede başka seçenekler de var ve istersen onları da birlikte konuşalım."
Ayşen Hanım bir ay önce de dürüst biri olduğunu düşünüyordu ve haklıydı. Ama "dürüst olacağım" düşüncesi, Berna'yla konuştuğu gün aklına hiç gelmemişti; o anda aklında pompanın sessiz çalışması ve Berna'nın altı hafta sonra işe dönecek olması vardı. Değişen şey Ayşen Hanım'ın karakteri değil. Değişen şey, ilkenin artık masanın kenarında, tam öneri yaptığı anda görebileceği bir yerde, bir soru olarak durması. Bu ders sana böyle bir not yazdırıyor, ama yedi ilkenin her biri için.
Bu görevde ne yapacaksın
Bu modülde yedi ilke gördün ve her biri bir sahneyle geldi. Her birine muhtemelen içinden katıldın, çünkü hiçbiri tartışmaya açık bir fikir gibi görünmüyor. Sorun katılmakta değil, hatırlamakta: bir ilkeye masa başında katılmak ile karşındaki biri sana soru sorarken o ilkeyi hatırlamak arasında büyük bir boşluk var. Bu görev o boşluğu kapatmaya çalışıyor.
Yedi ilkenin her biri için iki şey yazacaksın: bir somut taahhüt ve o taahhüdü çiğnediğin anı yakalayacak bir işaret. Toplamda yedi madde olacak. Görev bir sınav değil ve doğru ya da yanlış bir cevabı yok; ölçülen tek şey her maddenin gerçekten senin hayatından bir duruma bağlı olup olmadığı. Bir bildirge başkasınınkine benziyorsa, büyük olasılıkla henüz senin değildir.
Yedi ilke ve iki alan
Aşağıdaki yedi ilke bu modülün yedi dersinde, bu sırayla işlendi. Her birinin yanına o dersin sahnesini ve taşıdığı ayrımı hatırlatmak için kısa bir not koydum. Notlar ilkenin tanımı değil; bildirgeni yazarken hangi ayrımı aklında tutacağını gösteren birer işaret.
- Bilgiyi güç aracı yapmamak — bir açıklamanın ölçütü ne kadar ayrıntılı olduğu değil, karşındakinin bir sonraki soruyu sormasını kolaylaştırıp kolaylaştırmadığı.
- Hastayı nesneleştirmemek — "on ikideki Parkinson" cümlesi yanlış değildi; sorun etiketten sonra Hüsnü Bey'in kendi cümlesinin karara hiç dönmemesiydi.
- Belirsizlikte dürüstlük — Semra Hanım'a verilen "kesin" bir söz ile bilineni, bilinmeyeni ve boşluğun nasıl kapanacağını ayıran bir cevap arasındaki fark.
- Gerçekçi bir umutla yanlış bir vaat arasındaki çizgi — Mahir'e "kesin döner" de "boşuna" da denmedi; gerçek olasılık değiştirilmeden denemeye değer bir zemin bırakıldı.
- Bilimsel hatanın düzeltilmesi — Nazan Hanım kimse sormadan geçen yılki kırk kişiye geri döndü; belirleyici olan düzeltmenin sıklığı değil, kimin başlattığıydı.
- Kaynak ve katkı sahipliğine saygı, yani bir fikrin nereden geldiğini doğru söylemek — Ertan Bey'in broşüründeki üç katman: bu nereden geliyor ve biz buna ne ekledik?
- Çıkar çatışmasını açıklamak — Ayşen Hanım'ın payı pompanın iyi olup olmadığını değiştirmiyordu; ama Berna'nın karar anında bunu bilmesi gerekiyordu.
Her ilke için iki alan dolduracaksın. Birincisi somut taahhüt: ilkeyi soyut bir cümle olarak değil, yapacağın belirli bir davranış olarak yazarsın. "Dürüst olacağım" bir taahhüt değil; "bilmediğim bir şey sorulduğunda önce 'şunu bilmiyorum' diyeceğim, sonra bildiğimi söyleyeceğim" bir taahhüt. İkincisi kendimi nasıl yakalarım: taahhüdü çiğnediğin anı fark etmeni sağlayacak somut bir işaret. "Dikkatli olacağım" bir işaret değil; "cümlemi bitirdikten sonra karşımdaki soru sorabildi mi diye kendime sorarım" bir işaret. İşaret bir soru, bir an ya da bir nesne olabilir; Ayşen Hanım'ınki üçü birden: masadaki bir not, öneri anı ve bir soru.
Bir madde nasıl görünür
Biçimi göstermek için dört ilkeden örnek maddeler aşağıda. Bunları kopyalamak yerine kendi hayatından bir durumla yeniden yazman bekleniyor; örnekler yalnızca iki alanın birbirine nasıl bağlandığını gösteriyor.
- İlke: Belirsizlikte dürüstlük.
- Somut taahhüt: Bir soruya kesin cevabım olmadığında, önce "şu an bunu bilmiyorum" diyeceğim; sonra elimde ne olduğunu (varsa) ve bu boşluğun ne zaman kapanabileceğini ayrı ayrı söyleyeceğim.
- Kendimi nasıl yakalarım: Bir cevap verdikten sonra kendime şunu sorarım: "az önce söylediğim şeyde bir sayı ya da oran var mıydı, yoksa yalnızca kendinden emin bir ton mu vardı?" Yalnızca tonsa, geri dönüp düzeltirim.
İkinci örnek çıkar çatışması ilkesinden ve açılıştaki notun biraz daha uzun bir hâli. Taahhüt para ile sınırlı değil; emek ve ad da içinde.
- İlke: Çıkar çatışmasını açıklamak.
- Somut taahhüt: Bir öneri yaptığımda, o öneriyle kişisel bir bağlantım varsa (para kazandığım, emek verdiğim ya da adımın bağlı olduğu bir şey), bunu öneriyle aynı cümlede söyleyeceğim; sorulmadan.
- Kendimi nasıl yakalarım: Bir öneri yaptıktan sonra kendime sorarım: "bu konudan bir kazancım var mı ve az önce bundan hiç bahsettim mi?" İkinci sorunun cevabı hayırsa, geri dönüp söylerim.
Üçüncü örnek bir hatayı düzeltme ilkesinden. Burada işaretin bir öneri anına değil, yeni bir bilgiyi öğrendiğin ana bağlandığına dikkat et; Nazan Hanım'ın on dördüncü slaytta durduğu an tam böyle bir andı.
- İlke: Bilimsel hatanın düzeltilmesi.
- Somut taahhüt: Daha önce paylaştığım bir bilginin yanlış ya da eksik olduğunu fark ettiğimde, kimse sormadan, o bilgiyi kime söylediysem ona geri dönüp düzelteceğim.
- Kendimi nasıl yakalarım: Yeni bir bilgi öğrendiğimde kendime sorarım: "bu, daha önce başka birine söylediğim bir şeyi geçersiz kılıyor mu?" Cevap evetse, düzeltmeyi ertelemeden yaparım.
Dördüncü örnek hastayı nesneleştirmeme ilkesinden. Bu maddenin işareti bir konuşmanın sonuna bağlı, çünkü Hüsnü Bey'in toplantısında kayıp tam orada, liste bir sonraki yatağa geçerken yaşanmıştı.
- İlke: Hastayı nesneleştirmemek.
- Somut taahhüt: Bir kişi hakkında konuşurken yalnızca bir kategori ya da bir ölçüm değeri kullandığımı fark edersem, hemen ardından o kişinin kendi anlattığı en az bir ayrıntıyı da söyleyeceğim.
- Kendimi nasıl yakalarım: Bir konuşmanın sonunda kendime sorarım: "az önce bu kişi hakkında, ölçülen bir sayının dışında, kendi cümlesiyle söylediği bir şeyi tekrar edebiliyor muyum?" Edemiyorsam, konuşmaya geri dönerim.
Kalan üç ilke için de, yani bilgiyi güç aracı yapmamak, gerçekçi bir umutla yanlış bir vaat arasındaki çizgi ve bir fikrin nereden geldiğini doğru söylemek için, aynı iki alanı kendi cümlelerinle dolduracaksın. Bilgiyi güç aracı yapmamak dersi (L00-P03-M03-D01) sana hazır bir soru bırakmıştı: bu açıklama karşımdakinin bir sonraki soruyu sormasını kolaylaştırdı mı? Umut ilkesinde Mahir'in sahnesindeki ölçüt işine yarayabilir: konuşmanın sonunda karşındakinin aklında kalan olasılık, gerçek olasılığa yakın mı? Kaynak ilkesinde ise iki soru var: bu nereden geliyor ve ben buna ne ekledim?
İki alanın neden ayrı ayrı istendiğini aşağıdaki kart açıklıyor. Taahhüt tek başına bir niyet; onu doğru anda hatırlatan işaret olmadan çoğu zaman o anda akla gelmiyor.
Kartın sınırı, bildirgeni yazarken seçeceğin durumu da belirliyor. Ayşen Hanım'ın notu işe yaradı, çünkü öneri yapmak onun her gün birkaç kez yaşadığı bir an. Bir ilkeyi hayatında hiç yaşamayacağın bir duruma bağlarsan, taahhüt doğru olsa bile hatırlanacak bir an bulamaz. Bu yüzden her madde için önce kendine sor: bu ilke benim hayatımda en sık hangi anda sınanıyor? Bir yakınına bir tahlil sonucunu anlatırken mi, bir mesaj grubunda bir haber paylaşırken mi, bir danışanla konuşurken mi? Taahhüdü o ana, işareti de o anın bir parçasına bağla.
Tamamlama ölçütü
Bildirgen bittiğinde onu bir kez baştan okuyup üç şeye bak. Görevi bitirmiş sayılman için aşağıdakilerin hepsi doğru olmalı:
- Yedi ilkenin her biri için bir somut taahhüt ve bir "kendimi nasıl yakalarım" işareti yazılmış.
- En az iki maddede taahhüt, geçmişte gerçekten yaşadığın ve o ilkeyi çiğnediğin ya da çiğnemeye yaklaştığın bir anla ilişkilendirilmiş.
- Hiçbir madde yalnızca ilkenin kendi tanımını tekrar etmiyor; her biri bir eylem fiili taşıyor.
Bu üç madde bir puan değil, bildirgenin gerçekten senin hayatına bağlı yazıldığını gösteren üç iz. İkinci maddeyi yazmak en zor olanı, çünkü bir ilkeyi çiğnediğin anı hatırlamayı istiyor. Ama modülün bütün sahnelerinde aynı şey vardı: acildeki hekim, Ertan Bey, ilk görüşmedeki Ayşen Hanım kötü niyetli değildi ve hepsi iyi bir şey yapmaya çalışırken bir ilkeyi gözden kaçırdı. Kendi anını bulmak bir itiraf değil, işaretinin nereye konacağını bulmak.
Bir sonraki bölüme köprü
Yedi ilkenin ortak bir yanı vardı: hepsi senin başkasına bilgi aktardığın anlara bakıyordu. Oryantasyon burada bitiyor ve akademi bu kez yönü çeviriyor: senin okuduğun kaynaklar sana bilgiyi nasıl aktarıyor? Bir sonraki bölüm, Sağlık Bilgisinin Kaynakları modülünün ilk dersi olan Ders Kitabı ve Referans Eser, bir fizyoloji laboratuvarında eski bir kitaptan çıkan bir şemayla açılıyor ve kaynak ilkesinin sorusunu kendi rafına yöneltiyor: bu şema bu sayfaya hangi yoldan ulaştı? Bir kitabın yeni basılmış olmasının içindeki bilginin yeni olduğu anlamına gelmediğini ve kanıt düzeyleri farklı cümlelerin aynı kendinden emin dille yazıldığında hepsinin eşit sağlam göründüğünü orada göreceksin. Ertan Bey'in broşüründe gördüğün katmanların bir kitabın sayfalarında nasıl göründüğünü de.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.