İçeriğe geç

L00-P03-M01-D05

Fikrini Güncelleme Becerisi

Fonksiyonel Tıp Akademisi — L00, Oryantasyon ve Öğrenmeyi Öğrenme · 1.645 kelime · 2 kanıt kartı · ≈ 7 dk okuma · 12 dk dinleme

Açılış sahnesi

Hatice bir banka şubesinde çalışıyor ve üç haftadır öğle yemeğinde ayran içmiyor. Aile mesaj grubuna düşen bir ileti bunu değiştirmişti: "Bir üniversitenin araştırmasına göre yemekle birlikte soğuk içecek içmek mide enzimlerini yavaşlatıyor, hazımsızlığın bir numaralı sebebi bu." Hatice iletiyi okuyunca kendi öğleden sonralarını hatırladı. Buz gibi ayran içtiği günlerde midesinin ağırlaştığını düşündü ve kendine bir açıklama kurdu: soğuk içecek sindirimi yavaşlatıyor, bu yüzden öğleden sonra midem ağırlaşıyor.

Salı sabahı aynı gruba bir yalanlama düşüyor. Adı geçen üniversite böyle bir araştırma yapmadığını, iletideki cümlelerin hiçbir yayına dayanmadığını duyurmuş. Masa arkadaşı Levent yalanlamayı okuyunca Hatice'ye soruyor: "Peki şimdi ne düşünüyorsun?" Hatice gülüyor: "Tabii ki artık inanmıyorum, uydurmaymış." Söylediğine gerçekten inanıyor.

Ertesi gün öğle yemeğinde şubeye yeni gelen bir çalışan, Hatice'nin neden ayran almadığını soruyor. Hatice bir an bile düşünmeden anlatıyor: "Soğuk içecek mideyi yavaşlatıyor, içtiğim gün öğleden sonra midem taş gibi oluyor." Cümlede üniversite yok, ileti yok, ama açıklama üç hafta önce kurulduğu hâliyle duruyor. Hatice kaynağın sahte olduğunu kabul etti; kaynaktan kurduğu açıklamayı geri almadı.

Bu derste ne olacak

Önce Hatice'nin yaşadığı boşluğun gerçek ve yaygın olup olmadığına bakacağız; bir kanıt kartı bu boşluğun sistemli biçimde arandığını söylüyor. Sonra çelişen kanıt dersinin yöntemini buraya bağlayacağız. Orada iki kaynağı yan yana koyup hangi tarafın ağır bastığını görmeyi öğrenmiştin, ama ağır basanı görmek ile ona göre düşünmeye başlamak aynı iş değil.

Ardından güncellemeyi ölçülebilir kılan tek bir teknik kuracağız: önce ve sonra sayısı. Hatice'nin açıklamasını bu teknikle adım adım açacağız ve sayının neden beklenenden az kıpırdadığını göreceğiz. Kapanışta tekniğin kendi sınırı var; sayı yazmak güncellemeyi zorunlu kılmıyor, yalnız görünür yapıyor.

Sıfır noktası

Güven düzeyini ifade etmek dersinde bir güveni sayıya bağlamayı öğrenmiştin: "muhtemelen" yerine bir yüzde, "büyük ihtimalle" yerine "on kişiden yedisinde." Çelişen kanıt dersinde de iki kaynağı aynı satırlarla yan yana yazıp gerçekten aynı soruyu cevaplayıp cevaplamadıklarına ve hangisinin ağır bastığına bakmıştın. Bu iki beceri birleştiğinde kendiliğinden bir soru çıkıyor: karşılaştırmadan önceki güvenin neydi, sonrasında ne oldu?

Cevap yoksa, karşılaştırmayı yapmış olman hiçbir şeyi değiştirmemiş olabilir. Bilgiyi işlemiş, ama güveni taşımamış olursun. Hatice'nin durumu bunun en sade hâli; ortada iki kaynak bile yok, tek bir kaynak var ve o kaynak tamamen düştü. Buna rağmen açıklama yerinde kaldı ve bu dersteki olayda hiçbir grup kimliği ya da savunulan bir tutum yok, yalnız sıradan bir bilgi hatası var.

Mekanizma

Kabul etmek yetmiyor

Hatice yalan söylemiyordu. "Artık inanmıyorum" derken bunu gerçekten hissediyordu ve iletinin uydurma olduğunu kimseye tartışmadan kabul etmişti. Sorun, kabul ettiği şey ile taşıdığı şeyin aynı olmamasıydı. Kabul ettiği şey "ileti sahte" cümlesiydi; taşıdığı şey ise iletiden yola çıkıp kendi hayatına uyguladığı açıklamaydı.

Kartın X rozeti bu bulguya isabetli bir karşılık. Sınanan varsayım "kabul ettim, o hâlde güncelledim" cümlesiydi ve tutmadı; ikisi ayrı adımlar ve biri ötekini kendiliğinden getirmiyor. Notun son cümlesi Hatice'nin öğle yemeğini de açıklıyor. Açıklama bir kez "midem taş gibi oluyor" gibi kendi gözlemine bağlanınca, kaynağına ihtiyaç duymadan ayakta durmaya başladı.

Yaygın yanlış"Kanıtı kabul ettim, demek ki güncelledim."
Doğrusu

Kabul etmek bir cümle söylemektir. Güncellemek, o cümleden sonra kurduğun her açıklamanın gerçekten değişmiş olmasıdır. İkisi arasındaki fark, ancak ölçüldüğünde görünür.

Önce ve sonra sayısı

Boşluk ölçülmeden kapanmıyor ve ölçmenin yolu güven düzeyi dersinden tanıdık: bir sayı yazmak. Teknik üç adımlı ve her adımın yazılı bir çıktısı var. Karşılaştırmaya ya da yeni bilgiye bakmadan önce, konuya duyduğun güveni bir sayıyla yazarsın; bu adım atlanırsa sonradan karşılaştıracağın bir "önce" olmaz. Sonra yeni bilgiyi işlersin; iki kaynak varsa çelişen kanıt dersindeki gibi yan yana koyup hangisinin ağır bastığını görürsün. Son adımda aynı soruya yeni bir sayı yazarsın.

Ölçülebilir çıktı tek bir soruda toplanıyor: iki sayı arasında, kanıtın yönüne uygun bir fark var mı? Yeni sayı eskisinden farklı çıkmalı ve farkın yönü ağır basan tarafın yönüyle eşleşmeli. Ağır basan taraf ilk görüşünü zayıflattığı hâlde sayın hiç kıpırdamadıysa, ne kadar "kabul ediyorum" desen de güncelleme olmamış demektir. Kâğıt üzerinde "değiştim" yazmak bir şey değiştirmiyor; iki sayının arasındaki mesafe değiştiriyor.

Levent, Hatice'ye bu üç adımı sonradan, geriye dönük olarak yaptırıyor. Yalanlamadan önce "soğuk içecek sindirimimi yavaşlatıyor" cümlesine ne kadar güveniyordun? Hatice yüzde 85 yazıyor. Yalanlamadan sonra kaç? Hatice biraz düşünüp yüzde 70 yazıyor. Sayı kıpırdadı ve yönü doğru, yani ilk bakışta güncelleme olmuş görünüyor.

Levent bir soru daha soruyor: "O iletiyi hiç görmeseydin, yalnız kendi öğleden sonralarına bakarak kaç yazardın?" Hatice'nin cevabı yüzde 40. Burada epistemik alçakgönüllülük dersinin kutuları devreye giriyor. Açıklamanın iki dayanağı vardı: (b) kutusunda duran, adı belli bir kaynak gibi görünen ileti ve (a) kutusunda duran kendi gözlemi. Yalanlama birinci dayanağı tamamen düşürdü; geriye yalnız ikincisi kaldı ve Hatice'nin kendi söylediğine göre o dayanak tek başına yüzde 40 taşıyor. Yalanlamanın beklenen etkisi 85 − 40 = 45 puanlık bir düşüştü; Hatice'nin sayısı 85 − 70 = 15 puan düştü. Aradaki 45 − 15 = 30 puan, kaynağı gittiği hâlde yerinde kalan açıklamanın payı.

Gözlem dayanağı da göründüğü kadar sağlam değil. Hatice ayranı en çok şubenin yanındaki lokantada, pilavlı ve etli yemeklerin olduğu günlerde içiyor; ağır bir öğle yemeği ile soğuk bir içecek aynı günlere düşüyor ve tek bir kişinin gözleminde ikisinin payı birbirinden ayrılmıyor. Bu, yüzde 40'ın bile cömert olabileceğini söylüyor. Ama dersin konusu o sayının doğru olup olmadığı değil; Hatice'nin kendi verdiği sayıların birbiriyle tutarlı olmaması.

Vakadaki kişi ile Hatice aynı boşluğun iki farklı yüzünü gösteriyor. Vakada kişi karşıt kanıtın ağır bastığını kabul etti ama sayısı yalnız beş puan kıpırdadı. Hatice'de kaynak tamamen düştü ama sayı, onun kendi hesabına göre inmesi gereken yerin otuz puan üstünde durdu. İki durumda da "temkinliyim" ya da "inanmıyorum" demek boşluğu göstermedi; boşluğu gösteren iki sayının arasındaki mesafeydi.

Teknik kendi başına yeterli mi?

Sayı yazmak güncellemeyi kolaylaştırıyor, ama garanti etmiyor. Hatice iki sayıyı da yazdı ve arada otuz puanlık bir açık kaldı; Levent o son soruyu sormasaydı açık hiç görünmeyecekti. Aşağıdaki kart bu tekniğin neyi yapıp neyi yapmadığını ayırıyor.

Kartın sınırı önemli. Sayı yazmak seni dürüst olmaya zorlamıyor, yalnız dürüst olup olmadığını görünür kılıyor ve farkı kapatmak yine sana kalıyor. Bu modülün sonundaki güven kalibrasyonu günlüğü (L00-P03-M01-D08) bu yüzden önce-güven ile sonra-güveni her kayıtta ayrı ayrı yazdıracak ve aradaki farkın yönünü soracak. Tek bir kayıt Hatice'nin açığını göstermeye yetti; birçok kayıt yan yana gelince hangi tür bilgide sayının inatla yerinde durduğu da görünmeye başlayacak.

Klinik gerçeklik

Sağlıkla ilgili bir görüş değiştiğinde, bir yöntemin daha güçlü kanıtla desteklendiğini ya da eski bir görüşün çürüdüğünü öğrendiğinde, "artık biliyorum" demek yetmiyor. Sorulacak soru şu: bu konudaki güvenini bir sayıyla ifade etsen, o sayı gerçekten kıpırdadı mı? Kıpırdadıysa, kanıtın gerektirdiği kadar mı kıpırdadı? Hatice'nin örneğinde ikinci soruyu cevaplamanın yolu, kaynağı hiç görmemiş olsaydın ne yazacağını ayrıca sormaktı.

Bu teknik bir tedavi kararı vermiyor. Yalnız kendi zihnindeki güncellemenin gerçek mi yoksa sözde mi olduğunu sana gösteriyor. Gerçek bir sağlık kararı söz konusu olduğunda bu farkı görmek, yetkili bir uzmanla konuşurken de işe yarıyor. "Biliyorum ama içim rahat değil" cümlesi çoğu zaman tam olarak bu boşluğu anlatıyor ve boşluğu sayıyla söyleyebilen kişi, görüşmede neyin hâlâ kendisini tuttuğunu da daha kolay anlatabiliyor.

Kendini sına

  1. Hatice yalan mı söylüyordu? Kabul ettiği şey ile taşıdığı şey arasındaki fark ne?
  2. İlk kanıt kartının rozeti X. Bu, "kabul ettim, demek ki güncelledim" cümlesi hakkında ne söylüyor?
  3. Kartın notu kalıcılığın nedenini neye bağlıyor? Hatice'nin öğle yemeğindeki cümlesi bu nedene nasıl uyuyor?
  4. Önce/sonra tekniğinin üç adımını kendi cümlelerinle anlat.
  5. Hatice'nin sayısı kaç puan düştü, kendi verdiği sayılara göre kaç puan düşmesi gerekirdi? Aradaki farkı hesapla ve ne anlama geldiğini söyle.
  6. Hatice'nin gözlem dayanağı neden göründüğü kadar sağlam değil?
  7. Vakadaki kişinin sayısı neden az kıpırdadı ve bunu gösteren neydi?
  8. İkinci kartın notu bir sınır çiziyor. Yazılı kayıt güncellemeyi zorunlu mu kılıyor, yoksa yalnız neyi kolaylaştırıyor?

Bir sonraki derse köprü

Hatice'nin açıklaması hiçbir gruba, hiçbir görüşe bağlı değildi; kimse ondan bir tarafı savunmasını beklemiyordu ve yine de açıklama yerinde kaldı. Bir inanç kim olduğunla, hangi topluluğa ait olduğunla ya da daha önce açıkça savunduğun bir tutumla karıştığında güncellemenin bedeli büyüyor, çünkü değişen yalnız bir sayı değil, başkalarının seni nasıl gördüğü de oluyor. Bir sonraki ders, Kimlik Koruyucu Akıl Yürütme, bu durumda sayısal becerinin insanı neden korumadığını soruyor. Karşılığında basit bir sınama öneriyor: aynı argümanı, kaynağını karşı tarafa vererek yeniden tartmak.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.