İçeriğe geç

L00-P02-M04-D03

Kolay, Orta ve Zor Oturumlar

Fonksiyonel Tıp Akademisi — L00, Oryantasyon ve Öğrenmeyi Öğrenme · 1.693 kelime · 2 kanıt kartı · ≈ 8 dk okuma · 13 dk dinleme

Açılış sahnesi

Bir devlet hastanesinin kan alma biriminde perşembe sabahı, ilk hastalar gelmeden önceki yarım saat. Gonca ile İlker birime iki hafta önce başladı ve birim sorumlusu gelecek hafta ikisine de aynı soruyu soracak: istenen tahlillere göre tüpler hangi sırayla doldurulur ve sıra neden önemlidir? Sıranın gerekçesi basit ama akılda tutması zor, çünkü bir tüpün içindeki katkı maddesi iğneyle bir sonraki tüpe taşınabilir ve o tüpün sonucunu bozabilir. Hangi tüpün hangisinden önce geleceği bu yüzden ezber bir renk dizisi değil, her halkası bir nedene bağlı bir zincir.

İkisi de birimin çalışma defterine aynı satırı yazıyor: "Tüp dolum sırası, yirmi dakika." Gonca yirmi dakikayı tezgâhın önünde, duvardaki renkli sıra şemasına bakarak geçirdi; şemayı satır satır okudu, tüpleri sırayla eline alıp yerine koydu. İlker ise şemayı arkasını çevirerek kapattı, sırayı nedenleriyle birlikte bir kâğıda yazmaya çalıştı, iki yerde takıldı ve şemayı yalnız o iki yer için açıp baktı.

Defterdeki iki satır birebir aynı: aynı konu, aynı süre, aynı sabah. Satırın kaydetmediği tek şey duvardaki şemanın açık mı kapalı mı olduğu ve iki oturumun zahmetinin neredeyse tamamı o farktan geliyor. Çalışma defterlerinin çoğu böyle tutuluyor; "bir bölüm okundu", "kırk dakika çalışıldı" ya da "elli soru çözüldü" gibi satırlar harcanan süreyi ve kapsanan konuyu kaydediyor, oturumun senden ne istediğini kaydetmiyor. Bu derste o görünmeyen farkı ölçülebilir bir şeye çeviriyoruz.

Bu derste ne olacak

Dersin sonunda elinde bir kol olacak: bir oturumu konusuna hiç dokunmadan kolaylaştıran ya da zorlaştıran bir ayar. O kolu bulmak için önce zorluğun nerede oturduğunu düzeltmemiz gerekiyor, çünkü çoğu insan onu yanlış yere, konunun kendisine koyuyor. Ardından kolun üç kademesine ve hangi kademede durmanın işe yaradığını söyleyen bulguya bakacağız. En sonda ters yöne geçeceğiz: zorluğu yükseltmenin de bir bedeli var ve o bedel yorgunlukla kolayca karışıyor.

Sıfır noktası

Bu modülün ilk iki dersi oturumun iki dış özelliğini ele aldı. Dikkat ve bilişsel yük dersi oturumun içine neyin girdiğini, zorunlu yükü boşa yükten ayırarak inceledi; ders süresinin planlanması dersi de oturumun ne kadar süreceğini ve onu neyin kapatacağını konuştu. İkisi de oturumu dışarıdan, bir kabın içeriği ve uzunluğu gibi tarif ediyor. Geriye tuhaf bir gözlem kaldı: aynı kişi aynı bitiş kuralıyla ve aynı uzunlukta iki oturum yapabiliyor, biri öbüründen çok daha ağır geçiyor.

Yaygın cevap konuyu suçluyor: "ikinci bölüm daha zordu." Bazen doğru, ama Gonca ile İlker'in sabahı bu cevabı dışarıda bırakıyor, çünkü ikisinin konusu aynı şemaydı ve fark yine büyüktü. Demek ki ağırlık konudan başka bir yerde oturuyor. Yeri oturumun senden istediği iş ve bu iş ölçülebildiği için oturumları ona göre dizmek de mümkün.

Mekanizma

Zorluk konunun değil oturumun özelliği

Aynı malzemeyi üç ayrı oturumda çalışabilirsin ve üçü üç ayrı ağırlıkta olur. Birinci oturumda metni okuyup altını çiziyorsun; metin önünde, sıralama hazır ve hiçbir şey senden çıkmıyor. İkinci oturumda metni okuyup kapatıyor ve başlıklarını yazıyorsun; metin gitti, iskeleti sen çıkarıyorsun, ama ayrıntılar hâlâ metnin sunduğu sırada duruyor.

Üçüncü oturumda metni hiç açmadan konuyu birine anlatıyormuş gibi baştan kuruyor ve tıkandığın yerleri işaretliyorsun. Burada ne metin var ne sıra; ikisini de sen üretiyorsun. Konu üç oturumda da aynı sayfa, ama oturumun istediği iş her basamakta katlanarak arttı. Gonca'nın sabahı birinci basamaktaydı, İlker'inki üçüncüye yakındı.

Ağırlığı çeviren kol

Duvardaki şema tam olarak buydu. Bir oturumu zorlaştırmak için konuyu değiştirmen gerekmiyor, desteği çekmen yetiyor; kolaylaştırmak için de konuyu basitleştirmen gerekmiyor, desteği geri vermen yetiyor. Bu, kolun neden bu kadar kullanışlı olduğunu açıklıyor: konu dışarıdan, bir müfredattan ya da bir sınavdan gelir ve çoğu zaman senin elinde değildir, destek ise her zaman senin elindedir.

İlker takıldığında şemanın tamamını açmadı, yalnız takıldığı yere baktı ve bu düzenin iki işi var. Desteği tek hamlede geri vermek oturumu bir anda en kolay kademesine düşürür; kademeli vermek ise oturumu zor bandın içinde tutar. Üstelik kademeli verilen her ipucu, kişinin tam olarak nerede tıkandığını da işaretler ve bir sonraki oturumun nereden başlayacağını söyler.

Bulgunun pratik karşılığı üç kademeli bir düzen. Kolay oturum üretmeyi hiç istemeyen oturumdur ve yeri sınırlıdır: konuya ilk kez girerken ya da çok yorgunken işe yarar. Orta oturum, çoğunun çıktığı ama bir kısmının çıkmadığı oturumdur ve asıl iş burada yapılır. Zor oturum ise ancak destek tamamen çekildiğinde ne bilmediğini görmek istediğinde anlamlıdır, bir çeşit ara yoklama gibi.

Bu düzen Gonca'ya bir yol gösteriyor. Birimdeki ilk gününde şemaya bakarak çalışması yerindeydi, çünkü sırayı ilk kez görüyordu; iki hafta sonra aynı kademede kalması ise yirmi dakikayı zaten tanıdığı bir diziyi yeniden tanımaya harcaması demek. Ertesi sabah şemayı kapatıp yalnız takıldığı halkalarda açarsa konu değişmeden oturumu orta banda taşımış olur.

Ters yön: ağır oturumun kendi bedeli

Bir kişi her oturumunu en yüksek kademede yapmaya karar verse ne olur? Malzemeyi hiç açmadan, her seferinde sıfırdan kurmaya çalışarak ilerler ve bir süre sonra iki şey birden gerçekleşir. Oturumlar dayanılmaz hâle gelir ve üretilen şeyin doğruluğu kontrol edilmediği için yanlış kurulmuş bağlantılar da pekişir. İlker takıldığı iki yeri şemadan kontrol etmeseydi, yanlış hatırladığı bir sırayı yirmi dakika boyunca tekrar etmiş olurdu.

Yani ağırlık kendi başına bir erdem değil. L00-P02-M01-D03'teki aralıklı tekrar dersi faydalı zorluk kavramını kurmuştu: çalışma anında performansı düşüren bazı koşullar kalıcılığı artırıyor. O kavramın kapsamı bütün zorluklar değil, karşılığı olan zorluklardı ve kanıt kartındaki orta bant da aynı şeyi söylüyor.

Bu karışma modülün önceki iki dersine birden bağlanıyor. Dikkat ve bilişsel yük dersindeki boşa yük, istem düzeyi düşük bir oturumu da yorucu yapabiliyor: sekmeler arasında gezinmek ve bildirimlerden sonra yeniden başlamak kapasite tüketiyor ama hiçbir şey istemiyor. Ders süresinin planlanması dersindeki uyanıklık düşüşü de aynı işi süre üzerinden yapıyor, çünkü uzayan bir oturum hafif bir işte bile yorar. Yorgunluk o zaman malzemeden değil, malzemeye ulaşmanın zahmetinden ve sürenin kendisinden geliyor.

Yaygın yanlış"Zor oturumdan çıktığımda kendimi kötü hissediyorum, demek ki yöntem bana uymuyor."
Doğrusu

Ölçüt yanlış seçilmiş. Bir oturumun ardından kalan his, o oturumun ne bıraktığını bildirmiyor; akıcı geçen bir oturumun insana iyi hissettirmesini yeniden okuma yanılsaması dersinde (L00-P02-M01-D09) işleme akıcılığı adıyla görmüştün. Sorulacak soru his değil: bir gün sonra aynı şeyi destek olmadan kurabiliyor musun?

Klinik gerçeklik

Bir hastalığı ya da bir bulguyu araştıran kişinin oturumu neredeyse her zaman kolun en alt kademesinde duruyor. Sekmeler açık, metinler önde, göz satırların üstünde geziyor ve hiçbir şeyin üretilmesi gerekmiyor. Oturum akıcı geçtiği için kişi de konuyu öğrendiğini düşünüyor.

Bunun kendine özgü bir tuzağı var. Bir bulguyu ekranda okurken cümle anlaşılır görünüyor; aynı bulguyu ekran kapalıyken "hangi nüfusta, neyle karşılaştırılmış, ne ölçülmüş" diye kurmaya çalıştığında çoğu zaman üçü de çıkmıyor. Anlaşılmış olan şey metnin akışıydı, bulgunun yapısı değil.

Yapılacak iş tek bir hareketten oluşuyor: kaynağı okuduktan sonra kapat ve o üç soruyu kendi cümlelerinle cevapla. Cevaplayamadığın soruyu işaretle ve yalnız onun için kaynağa geri dön; bu, basamaklı ipucunun gündelik hâli. Oturumun kademesini yükseltmenin en ucuz yolu bu, çünkü fazladan hiç süre istemiyor, yalnız desteğin bir süre kapalı kalmasını istiyor.

Kendini sına

  1. Gonca ile İlker defterine aynı satırı yazdı. Satırın kaydetmediği şey ne?
  2. Aynı sayfa üç ayrı ağırlıkta çalışılabiliyorsa, ağırlık nereden geliyor?
  3. Destek miktarı hangi yönde çevrildiğinde oturum ağırlaşıyor? Konuya dokunmak gerekiyor mu?
  4. Basamaklı ipucu, desteği tek hamlede geri vermekten hangi iki bakımdan farklı?
  5. Kanıt kartındaki bant neden yukarı ucuna kadar açılamıyor?
  6. Üç kademeden hangisi asıl işin yapıldığı kademe? Diğer ikisinin yeri nerede?
  7. Her oturumu en yüksek kademede yapmanın iki ayrı bedeli ne?
  8. Yorgunluk neden tek başına okunamıyor? Okumak için hangi soruyu eklemek gerekiyor?

Bir sonraki derse köprü

Artık bir oturumun ağırlığını konusuna dokunmadan ayarlayabiliyorsun. Geriye bir karar kalıyor: kolu hangi kademede bırakacaksın? Gonca'nın bu soruya verebileceği tek cevap şimdilik "tüp sırasını öğrenmek" ve bu cevap hangi kademenin gerektiğini söylemiyor, çünkü öğrenmenin ne zaman gerçekleşmiş sayılacağını da söylemiyor.

Sıradaki ders, öğrenme hedefini davranışla yazmak, bu cümleyi işe yarar hâle getiriyor. Dışarıdan görülebilen bir eylemin, o eylemin hangi koşulda yapılacağının ve ne zaman yeterli sayılacağının hedef cümlesinin içine nasıl girdiğini göreceksin. "Şema kapalıyken" gibi bir koşulun, bu dersteki destek kolunun hedef cümlesindeki karşılığı olduğunu da orada fark edeceksin.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.