L00-P02-M03-D09
Yanlış Anlama Günlüğü
Fonksiyonel Tıp Akademisi — L00, Oryantasyon ve Öğrenmeyi Öğrenme · 1.607 kelime · 2 kanıt kartı · ≈ 7 dk okuma · 12 dk dinleme
Açılış sahnesi
Bir köyün süt toplama merkezinde, ocak sabahı, saat yediyi biraz geçiyor. Sabiha on iki ineği olan bir süt üreticisi ve her sabah olduğu gibi bidonlarını kooperatifin soğutma tankına boşaltmak için sırada bekliyor. Tankın başındaki Ertuğrul üç gündür öksürüyor, burnu akıyor, sesi kısılmış. Sabiha hiç düşünmeden tavsiyesini veriyor: "Doktora git, bir antibiyotik yazsın, üç günde toparlarsın." Ertuğrul başını sallıyor, Sabiha da bidonunu boşaltıp traktörüne dönüyor.
Yolun yarısında cümle aklına geri geliyor ve bir tuhaflık fark ediyor. Geçen kış kendisi de aynı hâldeyken aile hekimine gitmiş, antibiyotik istemişti. Hekim ona soğuk algınlığının çoğunlukla bir virüsten kaynaklandığını, antibiyotiklerin ise virüslere etki etmediğini sakin sakin anlatmış, Sabiha da ikna olup eve dönmüştü. Bunu biliyordu. Yine de bu sabah ağzından çıkan cümle, bir yıl önce elenmiş olan eski inancın ta kendisiydi ve Sabiha onu söylerken yeni bir fikir, hatta iyi bir tavsiye gibi hissetmişti.
Bu derste ne olacak
Önce düzeltilmiş bir yanlışın neden iz bırakmadığını göreceğiz; sebep unutkanlık değil, kaydın biçimi. Sonra bunun neden bir sorun olduğuna geleceğiz, çünkü yanlış anlamalar geri gelebiliyor ve geri geldiğinde tanınmıyor. Üçüncü bölümde günlüğün üç satırını kuracağız; en kritik olanı ilk bakışta gereksiz görünen satır. Kapanışta bu kaydın en zor yanını konuşacağız: kendi eski hatanı yazılı tutmak, onu silmekten daha rahatsız edici.
Sıfır noktası
Şimdiye kadar kurduğumuz kayıt biçimleri hep bir kazancı saklıyordu: bir tanım, bir işleyiş, bir iddia, bir gözlem. Hiçbiri bir kaybı saklamıyor. Sabiha'nın defterinde, bir defteri olsaydı, geçen kıştan kalan tek bir doğru cümle dururdu: antibiyotik virüse etki etmez. O cümlenin altında bir zamanlar başka bir şeye inandığına dair hiçbir iz olmazdı.
Bu, not sisteminin doğal davranışı. Kimse eski yanlışı silmeye karar vermiyor; yeni bilgi aynı yere yazıldığı için eskisi kendiliğinden kayboluyor. Önceki dersin köprüsündeki kazı defteri de böyle işlerdi: yanlış tipe konmuş bir parça düzeltildiğinde doğru tip aynı satıra geçer ve satır bir zamanlar başka bir şey söylediğini göstermez. Sorun, silinen şeyin aslında silinmemiş olması. Defterden gidiyor, ama kafadan gitmiyor.
Mekanizma
Yanlış anlama geri gelir
Düzeltilmiş bir yanlışın bir daha ortaya çıkmayacağını varsayıyoruz. Sabiha da öyle varsaymıştı; hekimin anlattığını anlamış, kabul etmiş ve konuyu kapanmış saymıştı. Ölçüldüğünde bu varsayım tutmuyor.
Kartın notundaki "sezgiye uygun" ifadesi Sabiha'nın cümlesini açıklıyor. "Hastaysan ilaç al, iyileşirsin" düşüncesi sezgiye son derece uygun ve bir yıl önceki düzeltme bu sezgiyi ortadan kaldırmadı, yalnız üstüne bir cümle ekledi. Geri dönüşün en sinsi yanı tanınmaması: eski anlayış geri geldiğinde onu yeni bir düşünce gibi karşılıyorsun, çünkü bir kez elenmiş olduğu bilgisi elinde yok.
Günlüğün üç satırı
Günlükteki her kayıt üç satır taşıyor. Birinci satır "ne sanıyordum" sorusuna cevap veriyor: eski anlayış, senin kendi cümlelerinle ve savunulabilir biçimde yazılıyor. Karikatürleştirilmiş bir yanlış işe yaramıyor, çünkü geri geldiğinde o hâliyle gelmeyecek. Sabiha'nın birinci satırı "antibiyotik her hastalığa iyi gelir" olmamalı, çünkü buna hiçbir zaman inanmadı; "boğaz ağrıyıp öksürük başlayınca antibiyotik iyileşmeyi hızlandırır" olmalı, çünkü tam olarak buna inanıyordu.
İkinci satır "şimdi ne biliyorum" sorusuna ayrılıyor: düzeltmenin kendisi ve dayanağı. Sabiha'nın ikinci satırı hekimin söylediği şey olurdu, yanında da kimin söylediği ve ne zaman söylediği. Bu satır, önceki derslerde kurduğun kartların diliyle yazılıyor; iddia–kanıt kartının dört sorusu burada da işe yarıyor.
Üçüncü satır ilk bakışta gereksiz görünen ve asıl işi yapan satır: "beni yanıltan neydi?" Yanlış anlamayı üreten şey bir kelimenin iki anlamı mıydı, bir benzerlik mi, bir eksik bilgi mi, yoksa aceleci bir çıkarım mı? Üçüncü satır olmadan günlük bir hata listesi oluyor. Üçüncü satırla birlikte bir örüntü listesi oluyor, çünkü aynı yanıltıcı yapı başka konularda da karşına çıkıyor.
Sabiha'nın üçüncü satırı düşündüğünden uzun çıkıyor, çünkü onu yanıltan iki şey var. Birincisi kendi deneyimi: yıllar önce bir kış antibiyotik almış ve bir haftada iyileşmişti. Oysa soğuk algınlığı çoğu zaman ilaçsız da aşağı yukarı bu sürede geçiyor; iyileşme ile ilaç aynı haftaya denk gelmişti ve Sabiha aradaki karşılaştırmayı, yani ilaçsız bir haftanın nasıl geçeceğini, hiç görmemişti. İkincisi kendi ahırı: veteriner hekim geçen yıl bir ineğinin bakteri kaynaklı meme iltihabına antibiyotik yazmış ve hayvan düzelmişti. Sabiha kendi ağrıyan boğazına da yıllardır "boğaz iltihabı" diyordu ve "iltihap" kelimesi kafasında iki farklı durumu tek bir kutuya koymuştu.
Yaygın yanlış"Yanlışı yazmak kafamı karıştırır, doğrusunu yazmam yeterli."
Bu kaygı makul ve tersine çalışıyor. Karışıklık, iki bilgi yan yana durduğunda değil, biri hiç yazılmadığında doğuyor: eski anlayış geri geldiğinde onu yeni bir fikir sanıyorsun ve elenmiş bir şeyi baştan değerlendiriyorsun. Yazılı bir terk edilmiş inanç, ikinci kez zaman harcamanı engelliyor.
Düzeltmenin nasıl yazıldığı
Bir düzeltmeyi kaydetmenin biçimi de sonucu değiştiriyor. Geçen kış Sabiha'nın aldığı düzeltme yalnız ikinci satırdan oluşuyordu: doğrusu buydu. Onu neyin yanılttığı konuşulmamıştı ve bu eksiklik aşağıdaki kartın tam olarak ölçtüğü şey.
Kartın koyduğu sınır günlüğün biçimini belirliyor: üç satır, daha fazlası değil. Sabiha'nın üçüncü satırı iki yanıltıcıyı taşıyor ama iki kısa cümlede kalabilir: "İyileşmeyi ilaca bağladım, oysa zaman da iyileştiriyordu. İneğin bakteri iltihabı ile benim virüsümü aynı kelimeyle andım." Bu iki cümle, bir sonraki kış aynı tavsiye ağzına geldiğinde onu tanımasına yetecek kadar kısa.
Vakadaki kişinin üçüncü satırı, Sabiha'nın "iltihap" satırıyla aynı yapıda. Sabiha bir gün bir süt ürününün etiketinde ya da bir kooperatif toplantısında tek kelimeyle anılan iki farklı durumla karşılaştığında, elinde bu yapının adı hazır olacak.
Klinik gerçeklik
Sağlık bilgisinde yanlış anlamaların çoğu tek seferlik hatalar değil, tekrar eden yapılar. Bir kelimenin gündelik anlamıyla teknik anlamının karışması, bir ilişkinin etki gibi okunması, bir grubun sonucunun herkese uyarlanması; bunlar bir kez düzeltildiğinde bitmiyor, başka konularda yeniden karşına geliyor. Sabiha'nın iki yanıltıcısı bu listenin ilk ikisine tam oturuyor ve ikisi de antibiyotikle sınırlı değil.
Günlüğün üçüncü satırı bu yüzden en değerli kısım. Bir süre sonra elinde bir hata listesi değil, kendine özgü bir tuzak listesi oluyor: seni en çok yanıltan yapılar. Birinin tuzağı zamanla gelen iyileşmeyi bir ilaca bağlamak olabilir, bir başkasınınki bir kelimenin iki anlamı. Liste kişiye göre değişiyor ve tam da bu yüzden kimse onu senin yerine tutamıyor.
Bir hekim görüşmesinde de işe yarıyor. Bir konuda daha önce yanlış anladığını bilmek, aynı soruyu farklı biçimde sormanı sağlıyor. Sabiha bir sonraki kış hekime "antibiyotik yazar mısınız" yerine "bunun virüs mü bakteri mi olduğunu nasıl anlıyorsunuz" diye sorabilir; soru değişince konuşma da değişiyor.
Kendini sına
- Sabiha bir yıl önce doğrusunu öğrendiği hâlde eski tavsiye neden ağzından yeni bir fikir gibi çıktı?
- Bir yanlış anlama düzeltildiğinde defterde neden iz bırakmıyor? Bu bir unutkanlık mı?
- Geri dönen bir yanlış anlayış neden tanınmıyor? Elinde olmayan bilgi ne?
- Hangi tür yanlışlar daha inatçı çıkıyor? Bu, kayıt tutma gerekçesini nasıl etkiliyor?
- Günlüğün üç satırını yaz. Hangisi ilk bakışta gereksiz görünüyor ve asıl işi hangisi yapıyor?
- Eski anlayışı karikatürleştirmek neden işe yaramıyor?
- Yalnız doğru cevabı kaydetmek ile hatanın kaynağını da kaydetmek arasındaki farkı ölçümle bağla.
- Bir süre sonra günlük neye dönüşüyor? Bu dönüşümü sağlayan satır hangisi?
Bir sonraki derse köprü
Bu modülde dokuz ders boyunca parçalar kurduk: iki ayrı not bölmesi, kaynakla yorumu ayıran alanlar, kavram, işleyiş, iddia ve olay kartları, sayaçlar ve şimdi de artık inanmadıklarının kaydı. Her biri kendi işini görüyor, ama yan yana dizildiklerinde hâlâ bir sistem değiller. Sabiha bu parçaların hepsini bir çekmeceye koysa, bir sonraki kış o çekmeceyi açtığında aradığını bulamayabilir.
Sıradaki ders parçaları tek bir düzende topluyor ve onu bir okuma dersi değil, senin kuracağın bir uygulama olarak veriyor. Düzenin kapısında, içeri girecek her bilgiye sorulan tek bir soru duruyor ve o soru neyin kaydedilmeyeceğine de karar veriyor. Haftalık bir akış ve düzenin gerçekten işleyip işlemediğini kayıt sayısına bakmadan yoklayan kısa bir denetim de orada. Kişisel bilgi kasasının kurulması.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.