İçeriğe geç

L00-P02-M03-D07

İddia–Kanıt Kartları

Fonksiyonel Tıp Akademisi — L00, Oryantasyon ve Öğrenmeyi Öğrenme · 1.832 kelime · 2 kanıt kartı · ≈ 8 dk okuma · 14 dk dinleme

Açılış sahnesi

Bir kent müzesinin personel odasında, pazartesi sabahı, vardiya değişiminden hemen önce. Güldane müzede güvenlik görevlisi ve günün sekiz saatini salonlarda ayakta geçiriyor. Ekipteki birkaç arkadaşı gibi onun da akşamları topukları sızlıyor, bu yüzden vardiya amiri İsmet Bey'e bir öneri götürüyor: bütün ekibe silikon topuk yastığı alınsın. Önerisini cebindeki küçük defterden okuyor. Defterin bir sayfasında kendi el yazısıyla tek bir satır duruyor: "Silikon topuk yastığı topuk ağrısını azaltıyor."

İsmet Bey itiraz etmiyor, yalnız satın alma formunu doldurması gerektiğini söylüyor ve dört soru soruyor. Bu kimde denenmiş, ayakta çalışanlarda mı, koşucularda mı? Neyle kıyaslanmış, hiç tabanlık kullanmayanlarla mı, sıradan bir tabanlıkla mı? Ağrı ne kadar azalmış? Ve ne zaman bakılmış, bir hafta sonra mı, bir yıl sonra mı? Güldane dördüne de cevap veremiyor. Satırı iki yıl kadar önce bir ayakkabı mağazasının rafındaki tanıtım kartından not ettiğini hatırlıyor, ama kartın üzerinde ne yazdığını, bir araştırmadan mı söz ettiğini, yoksa yalnız bir reklam cümlesi mi olduğunu hatırlamıyor. İki yıl boyunca bu satırı arkadaşlarına söylemiş, kendi ayakkabısına bir çift almış ve şimdi bütün ekip adına bir karara dayanak yapmak üzere.

Bu derste ne olacak

Güldane'nin defterindeki satırın bir adı var ve bu derslerin en çok uğraştığı şey tam olarak o: dayanağı düşmüş bir sonuç cümlesi. Önce böyle bir cümlenin nota nasıl girdiğine ve girerken yanında neyi kaybettiğine bakacağız. Sonra karta hangi soruların zorunlu olduğunu koyacağız; bu derslerdeki kanıt kartları aynı soruları soruyor ve sebebi burada görünecek. Üçüncü bölümde bir iddiayı kaydedip dayanağını bulamadığın durumu ele alacağız, çünkü en sık karşılaşılan durum bu. Kapanışta kartın en çok dikkat isteyen yanına geleceğiz: bir kart doldurulunca kapanmıyor, bir tarih taşıyor.

Sıfır noktası

Bu modülde iki kart türü kurduk. Tanım kartı bir kavramı kaydediyordu ve bu nedir, hangisidir sorusuna cevap veriyordu; mekanizma kartı bir işleyişi kaydediyordu ve bu nasıl oluyor sorusuna cevap veriyordu. Üçüncü tür bambaşka bir şeyi kaydediyor: bir sonuç iddiası, yani bir etkinin gözlendiğini, bir farkın ölçüldüğünü ya da bir uygulamanın sonuç verdiğini bildiren ifade. Olcay'ın sınavdan sonra dalış forumlarında okuduğu cümleler de bu türdendi; bir önlemin riski azalttığını, bir alışkanlığın dalgıcı koruduğunu söylüyor, ama bunun nasıl olduğunu değil, olduğunu bildiriyorlardı.

Çıplak iddianın tehlikesi yanlış olması değil, çünkü doğru da olabilir. Tehlikesi, doğruluğunu kontrol edecek hiçbir tutamak bırakmaması ve zaman geçtikçe senin kendi cümlen gibi görünmeye başlaması. Güldane'nin satırı onun el yazısıyla duruyor ve iki yıl sonra bir tanıtım kartının cümlesi olmaktan çıkıp Güldane'nin bildiği bir şeye dönüşmüş. Tanım kartındaki "tanım kime ait" satırı bu kaymayı bir kavram için önlüyordu; sonuç cümlesinde aynı kayma daha pahalı, çünkü bir sonuç cümlesi doğrudan bir karara bağlanıyor.

Bu derslerdeki kanıt kartları her sonuç ifadesini bir rozetle veriyor. Rozetlerin ne anlattığını nedensellik quizinde (L01-P03-M01-D10) görmüştün: A'dan D'ye inen harfler kanıt zincirinin ne kadar sağlam kurulduğunu, X ise insanda sınanıp tutmayan iddiayı gösteriyordu. Buradaki işimiz o merdiveni yeniden anlatmak değil, aynı disiplini kendi defterine taşımak.

Mekanizma

Kartın zorunlu soruları

Bir sonuç iddiasını kaydederken dört soru zorunlu ve dördü de tek satırla cevaplanıyor: kimde ölçüldü, neyle karşılaştırıldı, hangi sonuç ölçüldü ve ne kadar değişti, ne zaman bakıldı. İsmet Bey'in form başında sorduğu dört soru tam olarak bunlardı. Soruların hiçbiri uzmanlık istemiyor; bir çalışmanın özetini okuyabilen herkes cevaplarını bulabiliyor. Zor olan cevapları bulmak değil, cümleyi deftere yazarken onları sormayı hatırlamak.

Dört sorudan en çok atlananı ikincisi. Bir şeyin işe yaradığı yazılıyor ve neyle kıyaslandığında işe yaradığı yazılmıyor. Topuk yastığı hiç tabanlık kullanmamaya göre mi, düz bir köpük tabanlığa göre mi, yoksa yalnız zamanın geçmesine göre mi ağrıyı azalttı? Topuk ağrısı gibi kendiliğinden dalgalanan bir yakınmada bu ayrım bütün cümleyi değiştiriyor; karşılaştırma yoksa "işe yarıyor" cümlesi bir ölçüm değil, bir izlenim.

Boş bırakmak ile "belirtilmemiş" yazmak arasındaki fark küçük görünüyor, ama iki farklı şeyi kaydediyor. Boş satır soruyu hiç sormadığını, "belirtilmemiş" ise sorup cevap bulamadığını söylüyor. Güldane tanıtım kartını yeniden bulsa ve kartta bir karşılaştırma yazmasa bile, defterine "karşılaştırma belirtilmemiş" diye yazabilirdi. O iki kelime, İsmet Bey'in formunda "etkisi kanıtlanmış" yazmasını engellemeye yeterdi.

Dayanağı bulunamayan iddia

En sık karşılaşılan durum Güldane'ninki: bir cümleyi okuyorsun, ikna edici geliyor, kaynağına gitmek istiyorsun ve dayanak yok. Tanıtım kartı ya atılmış ya da hiçbir zaman bir araştırmaya dayanmamış. Bu noktada iki kolay yol var ve ikisi de kötü: satırı olduğu gibi kullanmaya devam etmek ya da silip unutmak. Kartın üçüncü bir yolu var.

Borç kelimesi bilerek seçildi. İddiayı silmek bir seçenek, ama iyi bir seçenek değil; bir daha karşına geldiğinde onu ilk kez görüyormuş gibi değerlendirmen gerekir ve ilk seferdeki kuşkun da onunla birlikte silinmiş olur. Borç olarak tutmak ise iki şeyi birden sağlıyor: iddia elinde kalıyor ve kullanılamayacağı yazılı duruyor. Güldane'nin satırının yanında bir borç işareti olsaydı, satın alma formuna geldiğinde defter ona kendisi hatırlatacaktı: bu cümle henüz bir karara dayanak olamaz.

Yaygın yanlış"Kaynağı sonra bulurum, şimdilik iddiayı yazayım."
Doğrusu

Bu cümle doğru bir niyet taşıyor ve pratikte çalışmıyor. Kaynağı bulma işi ertelendiğinde iddia defterde kalıyor, borç işareti konmadıysa zamanla normal bir kayda dönüşüyor ve bir noktada senin kendi bilgin gibi kullanılıyor. Erteleme meşru; işaretsiz erteleme değil.

Güldane'nin iki yılı bu yanlışın ta kendisi. Satırı yazdığı gün büyük ihtimalle "sonra bakarım" diye düşündü ve düşüncesi yanlış değildi. Eksik olan tek şey, o niyetin satırın yanında görünür bir işarete dönüşmemesiydi.

Kartın bir tarihi var

Bir tanım kartı yıllarca aynı kalabiliyor; laktoz intoleransının tanımı birkaç yılda bir değişmiyor. Bir sonuç iddiası ise böyle kalmıyor. Yeni çalışmalar geliyor, eski bir sonuç daha dar bir gruba sıkışıyor ya da bütünüyle geri çekiliyor. Kart bu değişimi kendisi göremez, ama en azından ne zaman bakıldığını söyleyebilir.

Kartta bu yüzden bir tarama tarihi bulunuyor ve o satır tek bir soruya cevap veriyor: bu iddiaya en son ne zaman baktım? Tarih olmadan kartın güncel olup olmadığı bilinmiyor ve daha kötüsü, bilinmediği de görünmüyor. Güldane'nin satırının yanında "iki yıl önce, mağaza rafı, karşılaştırma belirtilmemiş, borç" yazsaydı, satır aynı kalırdı ama ağırlığı bambaşka olurdu.

Kartın notu iki yöne de ölçülü konuşuyor. Yerleşik sonuçların hiç değişmediği iddiasını tutmuyor, ama her iddianın değişeceğini söylemiyor; hangisinin değişeceğini önceden bilemediğini söylüyor. Tarih satırı tam da bu belirsizliğe karşı var: sana bir iddianın değiştiğini söylemiyor, ne zamandan beri bakmadığını söylüyor.

Vakadaki birinci kayıt Güldane'nin defterindeki satırın aynısı. Yeni değerlendirme etkinin yalnız belirli bir grupta, diyelim koşucularda görüldüğünü söylese, Güldane'nin tek satırı ayakta çalışan sekiz görevli için bir şey söyleyip söylemediğini bilemezdi. Beş satırlı kayıtta ise "kimde ölçüldü" satırı hemen öne çıkardı ve soru kendiliğinden kurulurdu: bu bulgu bizim ekibe uyuyor mu?

Klinik gerçeklik

Bu kart türü sağlık okuryazarlığında en çok işe yarayan kayıt biçimi, çünkü karşına çıkan iddiaların neredeyse tamamı sonuç iddiası. Bir ürün, bir beslenme değişikliği, bir egzersiz ya da bir cihaz; hepsi "şunu yapar" diyor ve kartın dört sorusu bu cümlelere doğrudan uygulanıyor. Bir tanıtım metninin hangi soruyu cevapladığını ve hangisini sessizce atladığını görmek için metni baştan sona anlamana gerek yok. Dört satırı yan yana koymak, boş kalanı gösteriyor.

Bir hekim görüşmesinde de aynı düzen işliyor. "Şunu okudum" demek yerine "şunu okudum, şu grupta ölçülmüş, karşılaştırma belirtilmemiş, iki yıl önce baktım" demek konuşmayı bir iddia tartışmasından bir değerlendirmeye çeviriyor. Hekim senin cümleni savunmak ya da reddetmek zorunda kalmıyor; eksik satırı birlikte doldurabiliyorsunuz. Güldane'nin İsmet Bey'le yaptığı konuşma da aslında bu hâle dönebilirdi: formun karşısında dört boş satır, birlikte aranacak dört cevap.

Kendi kararların için en kritik satır ise tarih. Bir yıl önce okuduğun bir şeye göre davranıyorsan, o bilginin hâlâ geçerli olup olmadığını sorabilmen gerekiyor ve tarihsiz bir kayıt bu soruyu sormanı bile engelliyor. Güldane'nin sorunu satırının yanlış olması değildi, çünkü bunu kimse bilmiyor. Sorunu, satırın ne zamandan, nereden ve kime dair olduğunu artık kendisinin de bilmemesiydi.

Kendini sına

  1. Güldane'nin defterindeki satır doğru olabilir. Buna karşılık hangi yönden eksik ve eksikliği neden kendini göstermiyor?
  2. Sonuç iddiası, kavram ve işleyiş kayıtlarından hangi yönüyle ayrılıyor?
  3. Kartta zorunlu olan dört soruyu sırala. Bunlardan hangisi pratikte en sık düşüyor?
  4. Karşılaştırma bilgisi olmadığında okuyucuda ne oluyor? Bu bulgunun karta getirdiği kural ne?
  5. Bir satırı boş bırakmak ile "belirtilmemiş" yazmak neyi farklı kaydediyor?
  6. Dayanağı bulunamayan bir iddiayı silmek neden iyi bir seçenek değil? Alternatifi ne?
  7. Ertelemenin meşru olduğu, meşru olmadığı hâl hangisi?
  8. Bir sonuç kartında tarih neden zorunlu? Tarihsiz bir kayıt hangi soruyu sormanı engelliyor?

Bir sonraki derse köprü

İddia–kanıt kartı bir ölçümü taşıyor: bir grup, bir karşılaştırma, bir sonuç ve bir tarih. Oysa Güldane'nin topukları hakkında bildiği şeylerin bir kısmı hiçbir ölçümden gelmiyor. Geçen kış bir arkadaşının yeni ayakkabıyla iki gün sonra ağrısının geçtiğini gördü, kendisi de bir sabah uzun bir vardiyadan sonra topuğunda bambaşka bir sızı hissetti. Bunlar tek tek olaylar ve bir iddia kartının dört sorusuna uymuyorlar.

Sıradaki ders bu tek olayları kaydeden kartı kuruyor. Merkezinde bir olayın kaç kez görüldüğünü elle sayan bir alan var ve kartın bir satırı, olay tekrarlarsa neyin işareti olabileceğini sınanabilir bir beklenti olarak yazıyor. Kendi başından geçen bir olayın neden sayacın söylediğinden ağır geldiği de orada. Vaka kartları.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.